TMK ▸ Madde 806
Madde 805
MADDE 806

d. Hakkın kullanılmasının devri

Madde 807

TMK 806. Madde

(1) Sözleşmede aksine hüküm yoksa veya durum ve koşullardan hak sahibince şahsen kullanılması gerektiği anlaşılmıyorsa, intifa hakkının kullanılması başkasına devredilebilir.

(2) Bu takdirde malik, haklarını, devralana karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir.

TMK 806. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 730 uncu maddesini karşılamaktadır. Hüküm değişikliği yoktur. Ancak, hükmün daha iyi anlaşılabilmesini sağlamak üzere, yürürlükteki metinde yer alan ve anlam karışıklıklarına yol açan “zata mahsus olmıyan” ibaresi maddeye alınmamıştır. Yürürlükteki metnin bu ibaresi, intifa hakkının kişisel hak olma niteliğiyle bağdaşmamakta ve sanki kişiye bağlıolmayan intifa haklarının var olabileceği gibi yanlışbir düşünceye yol açabilmektedir. Zaten burada düzenlenen husus, intifa hakkının kişisel hak olma özelliği değil, intifa hakkıçerçevesinde malın kullanılmasıdır. Böylece maddede, intifa hakkıkonusu malın kullanılmasının bir başkasına devrinin mümkün olup olmadığıolumlu yönde çözümlenmişolmaktadır. Maddede, “zata mahsus” deyimi yerine, “sözleşmede aksine hüküm yoksa ve ya durum ve koşullardan hak sahibince şahsen kullanılmasıgerektiği anlaşılmıyorsa” açıklamasıyapılmıştır.

Açıklama

TMK Madde 806, intifa hakkının kullanılmasının bir başkasına devredilebileceğini düzenleyerek bu hakkın ekonomik değerinden yararlanmayı kolaylaştırır. İntifa hakkı kişiye bağlı bir sınırlı aynî hak olup hakkın kendisi devredilemez ve mirasla geçmez; ancak hakkın sağladığı kullanma ve yararlanma yetkisinin fiilen başkasına bırakılması mümkündür. Kanun, sözleşmede aksine hüküm bulunmaması ve durum ile koşullardan hakkın bizzat hak sahibince kullanılması gerektiğinin anlaşılmaması kaydıyla bu devre izin verir. Gerekçede açıklandığı gibi hüküm mülga 743 sayılı Kanun’un 730. maddesini karşılamakta; eski metindeki anlam karışıklığına yol açan ‘zata mahsus olmıyan’ ibaresi, intifa hakkının kişisel niteliğiyle bağdaşmadığı için metne alınmamış ve yerine açık bir koşul formülü getirilmiştir.

Hükmün uygulanmasında belirleyici olan, devrin sözleşme veya işin niteliğiyle yasaklanmış olup olmadığıdır. Taraflar intifa sözleşmesinde kullanımın devrini açıkça yasaklamışlarsa ya da hakkın tanınmasındaki amaç hakkın bizzat sahibince kullanılmasını gerektiriyorsa devir yapılamaz; aksi hâlde hak sahibi yararlanma yetkisini kiraya verme, ariyet ya da benzeri yollarla üçüncü bir kişiye bırakabilir. Bu durumda intifa hakkının kendisi devredilmiş olmaz; yalnızca onun kullanılması üçüncü kişiye geçer ve asıl hak sahibi malik karşısındaki hukukî konumunu korur. İkinci fıkra burada önemli bir koruma getirir: malik, kendi haklarını doğrudan doğruya devralana karşı ileri sürebilir. Böylece malik, araya giren ek bir sözleşmesel halka takılmadan kullanımı fiilen üstlenen kişiye yönelebilir.

Bu düzenlemenin pratik sonucu, malikin yükümlülük ihlalleri ve gözetim taleplerini doğrudan devralana yöneltebilmesidir; devralan, asıl intifa hakkı sahibinin tâbi olduğu sınırlara da bağlı kalır. Örneğin, bir tarlada intifa hakkı bulunan kişi bu tarlanın işletilmesini bir çiftçiye kiraladığında, malik tarlanın niteliğine aykırı kullanıldığını ileri sürerek doğrudan kiracı çiftçiye itiraz edebilir ve men talebinde bulunabilir. Yargıtay uygulamasında, kullanımın devrinin intifa hakkını sona erdirmediği, asıl hak sahibinin malike karşı sorumluluğunun sürdüğü kabul edilmektedir. Bu yönüyle TMK Madde 806, intifa hakkının ekonomik işlevini güçlendirirken malikin korumasını da devralana doğrudan başvuru imkânıyla pekiştiren dengeli bir hükümdür.

Madde 805
MADDE 806

d. Hakkın kullanılmasının devri

Madde 807