TMK ▸ Madde 147
Madde 146
MADDE 147

III. Dava hakkının sınırlanması veya kalkması

Madde 148

TMK 147. Madde

(1) Sona ermiş bir evliliğin mutlak butlanı Cumhuriyet savcısı tarafından re’sen dava edilemez; fakat her ilgili, mutlak butlanın karar altına alınmasını isteyebilir.

(2) Ayırt etme gücünün sonradan kazanılması veya akıl hastalığının iyileşmiş olması durumlarında mutlak butlan davasını yalnız ayırt etme gücünü sonradan kazanan veya akıl hastalığı iyileşen eş açabilir.

(3) Evliyken yeniden evlenen bir kimsenin önceki evliliği mutlak butlan kararı verilmeden önce sona ermişse ve ikinci evlenmede diğer eş iyiniyetli ise, bu evlenmenin butlanına karar verilemez.

TMK 147. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 114 üncü maddesini karşılamaktadır. 27 Madde kenar başlığıyla birlikte Türkçeleştirilerek yeniden kaleme alınmıştır. Yürürlükteki maddenin ikinci fıkrasında dava hakkı, ayırt etme gücüne sonradan sahip olan ve ya akıl hastalığıiyileşmişolan eşe de tanınmıştır. Bu düzenleme isabetli olmadığından, ikinci fıkra değiştirilmek suretiyle dava hakkısadece ayırt etme gücüne sahip değilken ya da akıl hastasıiken ayırt etme gücünüsonradan kazanan ya da akıl hastalığıiyileşen eş için tanınmıştır. Üçüncüfıkrada, evliyken yeniden evlenen bir kimsenin önceki evliliğinin mutlak butlan kararıverilmeden önce sona ermesi ve ikinci evlenmede de diğer eşin iyiniyetli olmasıhâ linde, artık mutlak butlan sebebi kalmadığından, evlenmenin butlanına karar verilemeyeceği öngörülmüştür. Maddede İsviçre Medenî Kanununun Fransızca metninde yer alan “butlan” sözcüğükullanılmıştır. Bu sözcük hem mutlak butlan hem de nisbi butlan hâ llerini ifade etmektedir.

Açıklama

TMK Madde 147, mutlak butlan davasında dava hakkının sınırlandığı veya tamamen ortadan kalktığı halleri düzenler. Birinci fıkraya göre, sona ermiş bir evliliğin mutlak butlanı Cumhuriyet savcısı tarafından resen dava edilemez; ancak her ilgili, mutlak butlanın karar altına alınmasını isteyebilir. İkinci fıkraya göre, ayırt etme gücünün sonradan kazanılması veya akıl hastalığının iyileşmesi hallerinde mutlak butlan davasını yalnızca ayırt etme gücünü kazanan ya da iyileşen eş açabilir. Üçüncü fıkraya göre ise, evliyken yeniden evlenen kişinin önceki evliliği mutlak butlan kararı verilmeden önce sona ermişse ve ikinci evlenmede diğer eş iyiniyetli ise, bu evlenmenin butlanına karar verilemez. Düzenleme eski Kanun’un 114. maddesini karşılar ve mutlak butlanın kamusal niteliğini (TMK m.145-146) önemli istisnalarla yumuşatır.

Maddenin işleyişinde her fıkra ayrı bir denge kurar. Birinci fıkra, evlilik zaten ölüm veya boşanma gibi bir sebeple sona ermişse savcının kamu adına dava açma görevini ortadan kaldırır; çünkü artık korunacak güncel bir kamu menfaati kalmamıştır, ancak miras gibi menfaati olan ilgililer butlanın tespitini isteyebilir. İkinci fıkra, gerekçede de açıklandığı üzere, ayırt etme gücünü sonradan kazanan veya akıl hastalığı iyileşen eşe dava hakkını münhasıran tanır; böylece bu eşin evliliği sürdürme yönündeki iradesine üstünlük verilir ve başkalarının araya girmesi engellenir. Üçüncü fıkra ise çifte evlilik (TMK m.145/1) sebebiyle butlanı, önceki evlilik sona ermiş ve sonraki eş iyiniyetliyse bertaraf ederek mevcut aile birliğini ve iyiniyetli eşi korur.

Bu hükümler uygulandığında, mutlak butlan sebebi teorik olarak mevcut olsa bile dava açılamaz veya evliliğin butlanına karar verilemez; evlilik geçerli olarak varlığını sürdürür. Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi içtihatlarında, önceki evliliği sona eren ve ikinci eşi iyiniyetli olan bigami hallerinde butlana karar verilemeyeceği kabul edilmektedir. Somut bir örnek: İlk eşi sağken ikinci kez evlenen bir kişinin, ilk eşinin sonradan vefat etmesiyle önceki evliliği sona ermişse ve ikinci eş bu çifte evlilikten habersiz, yani iyiniyetli ise; üçüncü fıkra gereği ikinci evliliğin butlanına karar verilemez ve evlilik geçerli kabul edilir. Böylece TMK Madde 147, mutlak butlanın katı kamusal niteliğini, hak ve menfaat dengeleri ile iyiniyetin korunması ilkesi doğrultusunda esnetir.

Madde 146
MADDE 147

III. Dava hakkının sınırlanması veya kalkması

Madde 148