TMK 166. Madde
(1) Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
(2) Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.
(3) Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.
(4) (Değişik dördüncü fıkra:14/11/2024-7532/13 md.) Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.
TMK 166. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 134 üncü maddesini karşılamaktadır. Madde yürürlükteki Kanunun 134 üncü maddesinden 3444 sayılı Kanunla yapılmışolan değişikliklerle birlikte aynen alınmış, herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.
Açıklama
TMK Madde 166, Türk boşanma hukukunun uygulamada en sık başvurulan dayanağı olan evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebini düzenler. İlk fıkraya göre, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenemeyecek derecede birlik temelinden sarsılmışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Bu, genel ve nispi bir boşanma sebebidir; TMK m.161 ila m.165’teki özel sebeplerden farklı olarak belirli bir olguya değil, evlilik birliğinin çekilmez hâle gelmesine dayanır. Maddenin ikinci fıkrası kusur dengesini gözetir: davacının kusuru daha ağırsa davalının itiraz hakkı doğar, ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve birliğin devamında korunmaya değer yarar kalmamışsa yine boşanmaya hükmedilir. Üçüncü fıkra anlaşmalı boşanmayı, dördüncü fıkra ise 7532 sayılı Kanun’la değiştirilen biçimiyle fiilî ayrılığa dayalı boşanmayı düzenler. Madde, eski Kanun’un 134. maddesini karşılar.
Çekişmeli boşanmada davacı, evlilik birliğini çekilmez kılan vakıaları (hakaret, güven sarsıcı davranış, ekonomik şiddet, ilgisizlik gibi) ispatlamak ve kendisinin tam kusurlu olmadığını ortaya koymak zorundadır. Anlaşmalı boşanma için üçüncü fıkrada üç koşul birlikte aranır: evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin birlikte başvurması veya birinin diğerinin davasını kabul etmesi, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve malî sonuçlar ile çocukların durumuna ilişkin protokolü uygun bulmasıdır. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı kuralı uygulanmaz. Dördüncü fıkra uyarınca, herhangi bir boşanma sebebiyle açılan davanın reddedilip kararın kesinleşmesinden başlayarak bir yıl içinde ortak hayat yeniden kurulamamışsa, birlik temelinden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemiyle boşanmaya karar verilir.
Bu sebebe dayalı boşanma kararı, eşlerin kusur durumuna göre tazminat ve nafaka sonuçlarını da beraberinde getirir; kusursuz veya az kusurlu eş, TMK m.174 ve m.175 uyarınca tazminat ve yoksulluk nafakası talep edebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Hukuk Dairesi içtihatlarında, anlaşmalı boşanmada hâkimin tarafları mutlaka bizzat dinlemesi gerektiği, protokolün onaylanmadan verilen kararların bozulacağı; çekişmeli davada ise tarafların kusur oranlarının ayrıntılı gerekçeyle saptanması gerektiği istikrarlı biçimde benimsenmiştir. Somut bir örnekle: iki yıllık evli bir çift, müşterek çocuğun velayeti, nafaka ve mal paylaşımı konusunda anlaşıp protokol hazırlayarak birlikte dava açtığında, hâkim onları duruşmada dinleyip protokolü uygun bulursa tek celsede boşanmaya hükmedebilir. Buna karşılık eşlerden biri sürekli hakaret ve sadakatsizlik içindeyse, diğer eş bunu ispatlayarak çekişmeli boşanma ve tazminat elde edebilir.
