TMK 847. Madde
(1) Taşınmaz yükü zamanaşımına tâbi değildir.
(2) Muaccel olan edimler, borçlunun kişisel borcu hâline geldiği tarihten başlayarak zamanaşımına tâbi olur.
TMK 847. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 762 nci maddesini karşılamaktadır. Hüküm değişikliği yoktur. İsviçre Medenî Kanunun 790 ıncımaddesine uygun olarak iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir. Yürürlükteki metinden farklıolarak, “yapılacak ve verilecek şeyler” yerine her ikisini de kapsayacak “edimler” denilmiştir.
Açıklama
TMK Madde 847, taşınmaz yükünün zamanaşımı karşısındaki durumunu düzenleyerek bu aynî yükün süreklilik niteliğini ortaya koyar. Birinci fıkraya göre taşınmaz yükünün kendisi zamanaşımına tâbi değildir; yani yükün varlığı, zamanın geçmesiyle sona ermez veya zayıflamaz. Bu kural, taşınmaz yükünün taşınmaza bağlı sürekli bir aynî yükümlülük olmasının doğal sonucudur: Yük taşınmaza yapışık olduğundan, tıpkı diğer aynî haklar gibi, salt zamanın geçmesiyle ortadan kalkmaz. Böylece alacaklı, yıllar geçse dahi taşınmaz yükünün varlığını ileri sürebilir ve yükün tapudaki tescili, zamanaşımı definin etkisinden bağımsız olarak hüküm doğurmaya devam eder. Hüküm bu yönüyle yükün kalıcılığını ve taşınmaza bağlı karakterini güvence altına alır.
Maddenin ikinci fıkrası, zamanaşımının yükün kendisine değil, ondan doğan tek tek edimlere uygulanacağını belirleyerek dengeyi kurar. Buna göre muaccel olan edimler, ancak borçlunun kişisel borcu hâline geldiği tarihten başlayarak zamanaşımına tâbi olur. Bu düzenleme, TMK m.848’deki kişisel borca dönüşme mekanizmasıyla doğrudan bağlantılıdır: Bir edim muaccel olup belirli sürenin geçmesiyle yükümlünün kişisel borcuna dönüştüğünde, artık o edim sıradan bir alacak gibi zamanaşımına uğramaya başlar. Yani yükün bütünü sürekli ve zamanaşımına kapalı kalırken, ondan kopup kişiselleşen münferit edimler genel zamanaşımı kurallarına girer. Bu ikili yapı, hem yükün kalıcılığını korur hem de kişiselleşmiş alacakların belirsiz süre boyunca talep edilebilir kalmasını önler.
Alacaklı, taşınmaz yükünün kendisine karşı zamanaşımı defi ileri sürülemeyeceğinden, yükü her zaman ileri sürebilir; ancak kişisel borca dönüşmüş münferit edimler için zamanaşımı süresi işlediğinden, bu edimleri süresi içinde talep etmezse defiyle karşılaşır. Yargıtay, taşınmaza bağlı aynî yüklerin zamanaşımına uğramadığını, buna karşılık kişiselleşmiş edimler bakımından genel zamanaşımının işlediğini benimsemektedir. Somut bir örnek olarak: Onlarca yıldır bir taşınmaz üzerinde tescilli bulunan taşınmaz yükü, uzun süre hiç talep edilmemiş olsa bile sırf zaman geçtiği için sona ermez ve alacaklı yükün varlığını her zaman ileri sürebilir; buna karşılık kişisel borca dönüşmüş eski bir yıllık edimi, dönüşüm tarihinden itibaren işleyen zamanaşımı süresi dolduktan sonra talep ederse, yükümlü TMK Madde 847 uyarınca zamanaşımı definde bulunabilir.
