TMK ▸ Madde 714

TMK 714. Madde

(1) Kazandırıcı zamanaşımı sürelerinin hesaplanmasında, kesilmesinde ve durmasında, Borçlar Kanununun zamanaşımına ilişkin hükümleri kıyas yoluyla uygulanır.

TMK 714. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 640 ıncı maddesini karşılamaktadır. Madde, sürelerin hesaplanmasıyla ilgili olduğundan, kenar başlık da buna uygun olarak değiştirilmiştir. Kaynak Kanunda bu maddenin kenar başlığıhem Almanca hem de Fransızca metinde, sadece “süreler” şeklindedir. Bu sözcük de tek başına maddenin kenar başlığınıorta ya koyma ya elverişli bulunmamış ve “Sürelerin hesabı” kenar başlığıtercih edilmiştir. Yürürlükteki maddede, sürelerle ilgili olarak “alacak mürüruzamanı”na yoll ama yapılmıştır. Oysa maddenin yoll ama yapmak istediği kurum “Borçlar Kanununun zamanaşımına ilişkin hükümleri” olup, maddede bu yönde değişiklik yapılmıştır.

Açıklama

TMK Madde 714, kazandırıcı zamanaşımıyla taşınmaz mülkiyetinin edinilmesinde sürelerin nasıl hesaplanacağını, hangi hâllerde kesileceğini ve duracağını düzenleyerek, m.712 ve m.713’teki olağan ve olağanüstü zamanaşımı hükümlerini tamamlayan teknik bir norm getirir. Hükme göre, kazandırıcı zamanaşımı sürelerinin hesaplanmasında, kesilmesinde ve durmasında, Borçlar Kanununun zamanaşımına ilişkin hükümleri kıyas yoluyla uygulanır. Böylece eşya hukukundaki kazandırıcı zamanaşımı, borçlar hukukundaki zamanaşımı kurumunun yerleşik kurallarından yararlanır ve ayrı bir süre rejimi kurma gereği ortadan kalkar. Bu düzenleme, m.712’deki on yıllık olağan zamanaşımı ve m.713’teki yirmi yıllık olağanüstü zamanaşımı süreleriyle ve Türk Borçlar Kanununun 154 ve devamındaki zamanaşımının kesilmesi ve durmasına ilişkin hükümleriyle birlikte okunmalıdır. Gerekçede belirtildiği üzere madde, eski 743 sayılı Kanunun 640. maddesini karşılamaktadır.

Maddenin getirdiği kıyas yollaması, kazandırıcı zamanaşımı sürelerine borçlar hukukunun ayrıntılı ve oturmuş kurallarını taşır. Sürenin hesaplanmasında başlangıç ve bitiş anlarının belirlenmesi, kesilme hâllerinde sürenin sıfırlanıp yeniden işlemeye başlaması ve durma hâllerinde sürenin geçici olarak işlememesi, Borçlar Kanununun ilgili hükümlerine göre saptanır. Örneğin, taşınmaz üzerinde hak iddia eden gerçek malikin dava açması veya zilyetliğe karşı yasal bir takip başlatması, m.712’deki ‘davasız’ sürdürme koşuluyla da bağlantılı olarak, zamanaşımının kesilmesi sonucunu doğurabilir; bu hâllerde işlemiş süre yanar ve süre baştan işlemeye başlar. Durma hâllerinde ise, belirli engellerin var olduğu dönem süreden sayılmaz, engel ortadan kalktığında kalan süre işlemeye devam eder. Gerekçenin önemle vurguladığı üzere, eski metindeki ‘alacak müruruzamanı’na yapılan yollama düzeltilmiş ve yollamanın gerçekte ‘Borçlar Kanununun zamanaşımına ilişkin hükümleri’ne yapıldığı açıkça ifade edilmiştir.

Hükmün pratik sonucu, kazandırıcı zamanaşımına dayanan tescil davalarında sürenin doluş anının, kesilme ve durma olaylarının borçlar hukuku ölçütleriyle denetlenebilmesidir; böylece zilyedin lehine işleyen süre ile gerçek malikin müdahale imkânları arasında denge kurulur. Yargıtay içtihadında, kazandırıcı zamanaşımı süresinin kesintisiz ve davasız geçmesi gerektiği, gerçek malikin açtığı istihkak veya elatmanın önlenmesi davasının süreyi keseceği ve sürenin hesabında Borçlar Kanununun zamanaşımı kurallarının kıyasen uygulanacağı istikrarlı biçimde benimsenir. Somut bir örnek: bir taşınmazı yirmi yıla yakın süredir malik sıfatıyla kullanan kişiye karşı gerçek malikin, sürenin dolmasına az kalmışken elatmanın önlenmesi davası açması hâlinde zamanaşımı kesilir; o ana kadar işlemiş süre dikkate alınmaz ve süre, kesilme sebebinin sona ermesiyle yeniden işlemeye başlar.