TMK ▸ Madde 757

TMK 757. Madde

(1) Önemli ölçüde yararlanılan veya yararlanmak amacıyla suyu biriktirilen kaynakları veya kuyuları kazı, yapı veya benzeri faaliyetler yüzünden kısmen olsun keserek ya da kirleterek malikine veya onda hak sahibi olana zarar veren kimse, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

(2) Zarar kasten veya ihmal yoluyla verilmemişse ya da zarar görenin de kusuru varsa hâkim, tazminatın gerekip gerekmediğini, gerekiyorsa miktar ve türünü takdir eder.

TMK 757. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 680 inci maddesini karşılamaktadır. Maddenin aslıolan İsviçre Medenî Kanununun 706 ncı maddesinin Almanca metni esas alınarak, kuyularıda kapsayacak şekilde kaleme alınmıştır. Maddenin, kaynak Kanunun Almanca konu başlığı “kaynakların kesilmesi” şeklinde ise de, maddenin içeriğine uygun olarak konu başlığı “Kaynaklara zarar verilmesi” şeklinde düzenlenmiştir.

Açıklama

TMK Madde 757, başkasının kaynak veya kuyusuna zarar veren kişinin tazminat sorumluluğunu düzenleyen, komşuluk hukuku ile haksız fiil sorumluluğunun kesiştiği özel bir kusur sorumluluğu hükmüdür. Norma göre, önemli ölçüde yararlanılan veya yararlanma amacıyla suyu biriktirilen kaynakları ya da kuyuları kazı, yapı veya benzeri faaliyetler yüzünden kısmen dahi keserek veya kirleterek, malikine ya da kaynak üzerinde hak sahibi olana zarar veren kimse bu zararı gidermekle yükümlüdür. Hüküm, kaynakların arazinin bütünleyici parçası sayıldığı TMK m.756 ile eski hâle getirmeyi düzenleyen TMK m.758’i tamamlar; ayrıca TBK m.49 vd. genel haksız fiil rejimiyle birlikte değerlendirilir. Korunan hukukî değer, kaynak veya kuyudan fiilen sağlanan su menfaatidir; bu nedenle yalnızca “önemli ölçüde” yararlanılan su kaynaklarının zarar görmesi sorumluluğu doğurur.

Hükmün uygulanması iki ayrı sorumluluk rejimini birleştirir. Birinci fıkra, zarar verenin kazı, yapı veya benzeri bir faaliyetiyle kaynağı kesmesi ya da kirletmesi hâlinde, kusur aranmaksızın objektif bir giderim yükümlülüğü öngörür gibi görünse de, ikinci fıkra bu katılığı yumuşatır. İkinci fıkraya göre zarar kasten ya da ihmal yoluyla verilmemişse veya zarar görenin de kusuru bulunuyorsa, hâkim tazminatın gerekip gerekmediğini, gerekiyorsa miktar ve türünü serbestçe takdir eder. Bu yapı, hâkime TBK m.51 ve m.52’deki indirim ölçütlerine benzer bir denge kurma yetkisi tanır. Tazminatın türü para olabileceği gibi, kaynağın onarımı biçiminde aynen giderim de olabilir. Davacının, kaynaktan önemli ölçüde yararlandığını ve zararın faaliyetten doğduğunu; davalının ise kusursuzluğunu veya zarar görenin müterafik kusurunu ispat etmesi beklenir.

Bu hükmün ihlali, zarar verenin para tazminatı ödemesi veya kaynağı eski hâline getirmesi sonucunu doğurur; zarar görenin kusuru ya da olayın kusursuz gerçekleşmesi ise tazminatı azaltabilir veya tamamen kaldırabilir. Yargıtay, kaynak ve kuyu zararı davalarında öncelikle suyun “önemli ölçüde yararlanılan” nitelikte olup olmadığını, ardından zarar ile davalı faaliyeti arasındaki uygun illiyet bağını bilirkişi incelemesiyle araştırmakta, davacının kendi sondajıyla yer altı su tablasını düşürmesi gibi durumlarda müterafik kusur indirimi uygulamaktadır. Somut bir örnek: bir tarımsal işletmenin sulama kuyusu, bitişik parselde yürütülen derin kazılı inşaat nedeniyle debi kaybına uğrar ve çamurlanırsa, işletme sahibi TMK m.757’ye dayanarak hem su temini için katlandığı masrafları hem de mahsuldeki kaybı talep edebilir; davalının zorunlu önlemleri aldığı kanıtlanırsa hâkim tazminat miktarını hakkaniyetle indirebilir.