TMK ▸ Madde 756
Madde 755
MADDE 756

I. Mülkiyet ve irtifak hakkı

Madde Listesi
Madde 757

TMK 756. Madde

(1) Kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup, bunların mülkiyeti ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabilir.

(2) Başkasının arazisinde bulunan kaynaklar üzerindeki hak, bir irtifak hakkı olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur.

(3) Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak, onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz.

(4) Arazi maliklerinin yeraltı sularından yararlanma biçimi ve ölçüsüne ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır.

TMK 756. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 679 uncu maddesini karşılamaktadır. Yürürlükteki maddenin birinci fıkrasındaki ikinci cümle yeni bir fıkra hâ line getirilmek suretiyle madde dört fıkra olarak düzenlenmiştir. “Kaynaklar” şeklindeki konu başlığı, “Kaynak ve yeraltısuları” olarak değiştirilmiş, madde arılaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Yürürlükteki maddenin ikinci fıkrası 138 sayılı Kanun ile değiştirilip, yeraltısularının kamu yararına ait olduklarıkabul edilmişidi. Ancak bu değişiklikten sonra 167 sayılı Yeraltı Suları Hakkındaki Kanun yürürlüğe konulmuştur. Bu Kanunun 1 inci maddesi, 679 uncu maddenin ikinci fıkrasında yer alan hükmütekrar etmiştir. İkinci fıkrada yer alan “genel olarak” deyimi, gereksiz bir deyim olup, maddeye alınmamıştır. Zira yeraltısularıdaima menfaati umuma ait sulardır. Bunun özel olan bir hâ li yoktur. Maddenin son fıkrasında sözüedilen “arazi sahipleri” deyimi, hem suyun çıktığıarazi malikini, hem de kom şu malikleri içerecek genişliktedir.

Açıklama

Türk Medeni Kanunu’nun 756. maddesi, orman, su, ağaç ve sınır ilişkileri; taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırıcı kuralları bakımından kaynak ve yeraltı suları başlığı altında kaynak, özel su, ortak su, sınır belirleme, kamuya ait ve yararlı sular çerçevesinde ayrıntılı bir düzen kurmaktadır. Maddenin açılış cümlesi — “Kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup, bunların mülkiyeti ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabilir.” — düzenlemenin esas iskeletini ortaya koymakta; ardından gelen 3 fıkra konunun usul, sonuç ve istisna boyutlarını tamamlamaktadır. Hüküm, 743 sayılı önceki Medenî Kanun’un 679. maddesinden alınarak günümüz diline uyarlanmış; böylece doğal kaynaklar üzerinde özel mülkiyetle kamu yararı arasındaki denge bakımından Türk hukukunda yerleşik bir çerçeve sunulmuştur.

Madde 4 fıkradan oluşmakta ve her fıkra hükmün farklı bir yönünü düzenlemektedir. Birinci fıkra “Kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup, bunların mülkiyeti ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabilir.” kuralını içermekte; İkinci fıkra “Başkasının arazisinde bulunan kaynaklar üzerindeki hak, bir irtifak hakkı olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur.” kuralını içermekte; Üçüncü fıkra “Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak, onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz.” kuralını içermektetir. Kalan 1 fıkra konunun usul, istisna ve sonuçlarını tamamlar. Fıkraların birlikte okunması, kaynak, özel su, ortak su, sınır belirleme, kamuya ait ve yararlı sular bakımından kuralın bütününü kavramayı sağlar; tek fıkra üzerinden değerlendirme yapmak yanlış sonuca götürür.

Madde, TMK 750-761, Orman Kanunu, Su Kanunu (4736), Mera Kanunu, Kadastro Kanunu ile bir bütün halinde uygulanır. kaynak ve yeraltı sularına ilişkin bir uyuşmazlıkta hâkim yalnız 756. maddeyi değil, TMK 715 (sahipsiz şeyler), 743 (geçit), Orman K. m.2 (orman sayılan yerler) gibi komşu hükümleri de dikkate almak zorundadır. Bu bütünsel yorum, TMK m.1’deki kanunun sözü ve özüyle uygulanma ilkesinin 756. madde bakımından somutlaşmış halidir ve sistematik tutarlılığı güvenceye alır.

Yargıtay 14., 16. ve 20. Hukuk Daireleri kararları, kaynak ve yeraltı suları konusundaki uyuşmazlıkları maddenin lafzı ile koruduğu menfaat arasındaki dengeyi gözeterek çözmüştür. Yerleşik içtihatta ispat yükü açıkça davacıya yüklenmiş; iddianın somut belgelerle veya tanıkla desteklenmesi aranmıştır. Hâkimin re’sen dikkate alacağı hususlar ile tarafların ileri sürmesi gereken hususlar net biçimde ayrılmakta; usul ekonomisi ilkesi (HMK m.30) de bu ayrımda rol oynamaktadır.

Uygulama açısından 756. madde, orman, su, ağaç ve sınır ilişkileri; taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırıcı kuralları alanındaki uyuşmazlıklarda sıkça dayanılan temel hükümlerdendir. Avukat, kaynak ve yeraltı suları kapsamındaki bir talebi ileri sürerken maddenin unsurlarının her birini somut olayda ayrı ayrı ispatlamalı; ilgili yardımcı mevzuat (TMK 750-761, Orman Kanunu) referanslarıyla iddiayı güçlendirmeli; varsa hak düşürücü süreleri ve zamanaşımını dikkatle izlemelidir. Dava dilekçesinde unsurların tek tek karşılanması, savunmada ise karşı delillerin zamanında sunulması, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağının sınırları içinde değerlendirilmelidir.

Son olarak belirtmek gerekir ki 756. madde, orman, su, ağaç ve sınır ilişkileri; taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırıcı kuralları içinde doğal kaynaklar üzerinde özel mülkiyetle kamu yararı arasındaki denge amacına hizmet eden bir koruma hükmüdür. Maddenin koruduğu menfaat; kanunun bütünü içinde benzer amaçla konulmuş diğer hükümlerle (TMK m.2 dürüstlük, TMK m.4 hakkaniyet, TBK m.49 haksız fiil) birlikte değerlendirilmelidir. Uyuşmazlıkta tarafların karşılıklı iddialarını dayandırdıkları olguların ispat yükü, TMK m.6 uyarınca iddia eden tarafa düşer; ancak kanunun aksine bir karine getirdiği durumlarda bu yük tersine döner. Hak arayan tarafın, delilleri dava açılırken eksiksiz sunması; karşı tarafın ise süresi içinde savunmasını somutlaştırması, davanın sağlıklı sonuçlanmasının olmazsa olmaz koşuludur.

Madde 755
MADDE 756

I. Mülkiyet ve irtifak hakkı

Madde Listesi
Madde 757
Kaynak: https://mehmettokar.av.tr/tmk-madde/madde-756/ — © Tokar Hukuk Danışmanlık