TMK 758. Madde
(1) Bir taşınmazda oturmak, onu işletmek veya bir yerin içme ya da kullanma suyunu sağlamak için gerekli olan kaynaklar kesilir ve kirletilirse, kaynağın olabildiği ölçüde eski duruma getirilmesi istenebilir.
(2) Bunlar dışında eski duruma getirme, ancak özel hâller haklı gösterdiği takdirde istenebilir.
TMK 758. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 681 inci maddesini karşılamaktadır. Maddenin, “Kaynakların evvelki halinin iadesi” şeklindeki kenar başlığı “Eski duruma getirme” olarak değiştirilmiştir. Madde, kaynak Kanunun 707 nci maddesinde olduğu gibi iki fıkra hâ linde düzenlenmiştir. Birinci fıkra ya “kullanma suyu”da eklenmiştir. Maddede hüküm değişikliği yapılmamıştır. 147
Açıklama
TMK m.758, eski duruma getirme başlığı altında orman, su, ağaç ve sınır ilişkileri; taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırıcı kurallarının işleyişinde önemli bir düğüm noktasını düzenlemektedir. Maddenin açılış cümlesi — “Bir taşınmazda oturmak, onu işletmek veya bir yerin içme ya da kullanma suyunu sağlamak için gerekli olan kaynaklar kesilir ve kirletilirse, kaynağın olabildiği ölçüde es…” — düzenlemenin esas iskeletini ortaya koymakta; ardından gelen 1 fıkra konunun usul, sonuç ve istisna boyutlarını tamamlamaktadır. Hüküm, 743 sayılı önceki Medenî Kanun’un 681. maddesinden alınarak günümüz diline uyarlanmış; böylece doğal kaynaklar üzerinde özel mülkiyetle kamu yararı arasındaki denge bakımından Türk hukukunda yerleşik bir çerçeve sunulmuştur.
Madde 2 fıkradan oluşmakta ve her fıkra hükmün farklı bir yönünü düzenlemektedir. Birinci fıkra “Bir taşınmazda oturmak, onu işletmek veya bir yerin içme ya da kullanma suyunu sağlamak için gerekli olan kaynaklar kesilir ve kirletilirse, kaynağın …” kuralını içermekte; İkinci fıkra “Bunlar dışında eski duruma getirme, ancak özel hâller haklı gösterdiği takdirde istenebilir.” kuralını içermektetir. Fıkraların birlikte okunması, kaynak, özel su, ortak su, sınır belirleme, kamuya ait ve yararlı sular bakımından kuralın bütününü kavramayı sağlar; tek fıkra üzerinden değerlendirme yapmak yanlış sonuca götürür.
Madde, TMK 750-761, Orman Kanunu, Su Kanunu (4736), Mera Kanunu, Kadastro Kanunu ile bir bütün halinde uygulanır. eski duruma getirmena ilişkin bir uyuşmazlıkta hâkim yalnız 758. maddeyi değil, TMK 715 (sahipsiz şeyler), 743 (geçit), Orman K. m.2 (orman sayılan yerler) gibi komşu hükümleri de dikkate almak zorundadır. Bu bütünsel yorum, TMK m.1’deki kanunun sözü ve özüyle uygulanma ilkesinin 758. madde bakımından somutlaşmış halidir ve sistematik tutarlılığı güvenceye alır.
Yargısal uygulamada Yargıtay 14., 16. ve 20. Hukuk Daireleri, eski duruma getirme kapsamındaki uyuşmazlıklarda özellikle şu noktalara dikkat çekmektedir: tarafların gerçek iradesinin araştırılması, delillerin serbest takdir (HMK m.198) ilkesine göre değerlendirilmesi, maddenin emredici nitelikte hükümlerine aykırılığın re’sen gözetilmesi ve hakkın kötüye kullanılmasının (TMK m.2/f.2) denetlenmesi. Bu yaklaşım, maddenin kağıt üzerindeki normu uygulamada işlevsel kılar.
Günlük uygulamada bu madde, orman, su, ağaç ve sınır ilişkileri; taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırıcı kuralları alanındaki sorunların çözümünde iskelet kuralı oluşturur. Hâkimin yapacağı değerlendirme; olayın koşullarını (tarafların sıfatı, zaman, yer, ekonomik değer), maddenin unsurlarını ve komşu hükümlerin getirdiği özel rejimi bir arada tartmayı gerektirir. Tarafların dayandığı olgular HMK m.25 kapsamında vakıa olarak sunulur; hukuki nitelendirme ise mahkemece re’sen yapılır. Bu ayrım, dilekçelerin teknik hazırlanmasında kritik öneme sahiptir.
Sonuç olarak Madde 758, orman, su, ağaç ve sınır ilişkileri; taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırıcı kuralları alanındaki hukuki güvenliği destekleyen bir yapı taşıdır. Maddenin etkin biçimde işletilmesi için öğreti (Oğuzman, Serozan, Ayiter, Dural, Öz gibi yazarların eserleri), Yargıtay içtihadı ve Anayasa Mahkemesi’nin mülkiyet ile adil yargılanma kararları birlikte okunmalıdır. Bu kaynakların bir araya getirilmesi, uygulayıcıya kuralın yalnız soyut tarifini değil; gerçek uyuşmazlıklarda nasıl çalıştığını da gösterir. Böylelikle hükmün kağıt üzerindeki varlığı ile pratik yaşamdaki etkisi arasındaki mesafe kapanır.
