TMK ▸ Madde 930

TMK 930. Madde

(1) Nama veya hamile yazılı tahviller, aşağıdaki hâllerde taşınmaz rehniyle güvence altına alınabilir:

1. Ödüncün tamamı için ipotek veya ipotekli borç senedi yoluyla rehin kurulması ve alacaklılar ile borçlu için ortak bir temsilcinin atanması,

2. Tahvil çıkarmayı üzerine alan kurum yararına ödüncün tamamı için taşınmaz rehni kurulması ve bu rehinli alacağın da tahvil alacaklıları yararına rehnedilmesi.

TMK 930. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 844 üncümaddesini karşılamaktadır. Maddeyle n ama ve ya ham ile yazılıtahvilleri taşınmaz rehniyle güvence altına alma olanağıyaratılmaktadır.

Açıklama

TMK Madde 930, nama veya hamile yazılı tahvillerin taşınmaz rehniyle güvence altına alınabileceği hâlleri düzenleyen, rehinli tahviller bölümünün giriş hükmüdür. Hükme göre tahviller iki yöntemle taşınmaz rehnine bağlanabilir. Birinci yöntemde, ödüncün tamamı için ipotek veya ipotekli borç senedi yoluyla rehin kurulur ve alacaklılar ile borçlu için ortak bir temsilci atanır. İkinci yöntemde ise tahvil çıkarmayı üzerine alan kurum yararına ödüncün tamamı için taşınmaz rehni kurulur ve bu rehinli alacak da tahvil alacaklıları yararına rehnedilir (yani rehin üzerinde rehin tesis edilir). Bu düzenleme, çok sayıda yatırımcıdan büyük tutarlı kaynak toplamayı amaçlayan tahvil ihraçlarının, sağlam bir taşınmaz teminatına dayandırılmasını mümkün kılar ve TMK 932 ve devamındaki seri senet düzenlemelerinin çerçevesini kurar.

Uygulamada bu iki yöntem, tahvil alacaklılarının dağınık ve çok sayıda olmasından kaynaklanan teknik güçlüğü çözmeye yöneliktir. Bir tahvil ihracında yüzlerce, binlerce yatırımcı bulunabileceğinden, her birinin ayrı ayrı ipotek alacaklısı olarak tapuya tescili pratik değildir. Birinci yöntemde bu sorun, alacaklılar ve borçlu için ortak bir temsilci atanarak aşılır; temsilci, tüm tahvil sahipleri adına rehin hakkını izler ve kullanır. İkinci yöntemde ise daha dolaylı bir yapı kurulur: taşınmaz rehni doğrudan ihracı üstlenen kurum lehine tesis edilir, sonra bu rehinli alacak topluca tahvil sahipleri yararına rehnedilir; böylece tahvil sahipleri, kurumun sahip olduğu rehin üzerinde ikincil bir güvenceye kavuşur. Her iki yapı da, bireysel tescil zorunluluğunu ortadan kaldırarak kollektif bir teminat mekanizması yaratır ve aleniyeti tapu siciliyle sağlar.

Hukukî sonuç olarak, usulüne uygun kurulan rehinli tahvil yapısında tahvil sahipleri, borç ödenmediğinde taşınmaz teminatına başvurma imkânına kavuşur; temsilci veya rehin üzerindeki rehin yapısı sayesinde alacaklarını taşınmazın paraya çevrilmesiyle tahsil edebilirler. Bu, tahvili teminatsız bir borç aracı olmaktan çıkarıp ayni güvenceyle desteklenen güçlü bir yatırım aracına dönüştürür. Somut bir örnekle: bir şirket, yatırımcılardan kaynak toplamak için hamile yazılı tahvil çıkarmak isterse, sahibi olduğu değerli bir taşınmaz üzerinde ödüncün tamamı için ipotek kurar ve tüm tahvil sahipleri ile borçlu için ortak bir temsilci atar; şirket borcunu ödemezse temsilci, tahvil sahipleri adına taşınmazın paraya çevrilmesini sağlayarak alacakları tahsil eder. Mülga olmayan bu hüküm, TMK Madde 930 ile tahvil finansmanını taşınmaz teminatıyla birleştiren kurumsal bir güvence çerçevesi sunar.