TMK 1015. Madde
(1) Tescil, terkin ve değişiklik gibi tasarruf işlemlerinin yapılabilmesi, istemde bulunanın, tasarruf yetkisini ve hukukî sebebi belgelemiş olmasına bağlıdır.
(2) İstemde bulunan kimse, kendisinin, sicilde hak sahibi görünen kişi veya bu kişinin temsilcisi olduğunu ispat etmek suretiyle tasarruf yetkisini belgelemiş olur.
(3) Hukukî sebebin belgelenmesi, bu sebebin geçerliliği için gerekli şekle uyulduğunun ispatı suretiyle olur.
(4) 45 2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 139 uncu maddesiyle, bu fıkralarda yer alan “tüzükle” ibaresi “Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle” şeklinde değiştirilmiştir.
TMK 1015. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 924 üncümaddesini karşılamaktadır. Hüküm değişikliği yoktur. Ancak kaynak Kanunun 965 inci maddesine uygun olarak madde üçfıkra hâlinde düzenlenmiştir. Yürürlükteki maddenin ikinci fıkrasındaki “temliki tasarruf hakkı” deyimi yerine maddede “tasarruf yetkisi” deyimi kullanılmıştır.
Açıklama
1015. madde tapu sicili rejimi içinde yetkinin ve sebebin belirlenmesi bakımından başvurulacak temel düzenlemedir. Hüküm, 17 Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı eski Türk Kanunu Medenîsi’nin 924. maddesinin karşılığıdır; mevcut hüküm dilsel olarak sadeleştirilmiş, esasa ilişkin bir değişiklik yapılmamıştır. Madde 4 fıkra halinde düzenlenmiş olup hem asli kuralı hem de istisna ve tamamlayıcı hükümleri barındırmaktadır.
Maddenin fıkraları birlikte okunduğunda yetkinin ve sebebin belirlenmesi bakımından asli çerçeve ortaya çıkar. I. fıkra şu hükmü içerir: “Tescil, terkin ve değişiklik gibi tasarruf işlemlerinin yapılabilmesi, istemde bulunanın, tasarruf yetkisini ve hukukî sebebi belgelemiş olmasına bağlıdır.” II. fıkra şu hükmü içerir: “İstemde bulunan kimse, kendisinin, sicilde hak sahibi görünen kişi veya bu kişinin temsilcisi olduğunu ispat etmek suretiyle tasarruf yetkisini belgelemiş olur.” III. fıkra şu hükmü içerir: “Hukukî sebebin belgelenmesi, bu sebebin geçerliliği için gerekli şekle uyulduğunun ispatı suretiyle olur.” IV. fıkra şu hükmü içerir: “45 2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 139 uncu maddesiyle, bu fıkralarda yer alan “tüzükle” ibaresi “Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle” şeklinde değiştirilmiştir.” Fıkralar arasındaki iç bağlantı, kayda güven ilkesi, aleniyet, tescilin kurucu etkisi, yolsuz tescil — iptal ve tescil davası mantığı üzerinden kurulmuş olup uygulayıcı her fıkrayı diğerinin ışığında okumakla yükümlüdür.
Hükmün uygulanmasında başvurulacak paralel düzenlemeler arasında Tapu Kanunu (2644 sayılı); Tapu Sicili Yönetmeliği (17/8/2013 tarihli, 28738 sayılı RG); 3402 sayılı Kadastro Kanunu yer alır. Tapu sicilinin aleniyet ve kayda güven işlevleri, idari işlem niteliğindeki tescilin özel hukuk boyutuyla birleşerek Devletin kusursuz sorumluluğunu doğuran karakteristik bir yapı yaratır. TMK m.1020 aleniyet ilkesini; m.1023 iyiniyetli üçüncü kişinin korunmasını; m.1007 ise Devletin sorumluluğunu düzenler. Tapu Sicili Yönetmeliği (17/8/2013 tarihli, 28738 sayılı RG) kütük, kayıt, şerh, beyan ve tescil işlemlerinin teknik usulünü ayrıntılı biçimde belirler. 6083 sayılı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Kanunu ise teşkilat yapısını düzenler.
Yerleşik Yargıtay uygulaması — özellikle 1., 8. ve 14. Hukuk Daireleri üzerinden —, yetkinin ve sebebin belirlenmesi uyuşmazlıklarında yolsuz tescilin iptali ile birlikte tescilin düzeltilmesinin aynı davada istenmesini uygun görmekte; iyiniyetli üçüncü kişinin TMK m.1023 koruması altına girdiği hallerde gerçek malikin tazminat yoluyla hakkını araması gerektiğini vurgulamaktadır. Tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlarda TMK m.1007 kapsamında Devlet’in kusursuz sorumluluğu esastır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2009/4-55 E. 2009/61 K. sayılı ve sonraki kararlarında Devletin sorumluluğunun mutlak karakterini teyit etmiş; kusur koşulu aramayan bir tazmin rejimi benimsemiştir. Tapu iptal-tescil davaları HMK’nın genel usulüne tâbidir ve taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m.12). TMK m.2 dürüstlük kuralı ve m.3 iyiniyet karineleri, uyuşmazlığın çözümünde tamamlayıcı dayanak oluşturur; hakkın kötüye kullanılması def’i ise karşı tarafın açıkça dürüstlük kuralına aykırı davranması halinde gündeme gelir.
Hukuk uygulamasında bu düzenleme, tapu sicili kaynaklı uyuşmazlıklarda dayanak norm olarak gösterilir. Tapu kayıtlarının getirtilmesi, kadastro tutanaklarının incelenmesi, tapu müdürlüğünden bilgi-belge celbi, keşif ve teknik bilirkişi raporu olmazsa olmaz delillerdir. Madde, tapu sicili rejiminin hukuki güvenlik içinde işlemesi bakımından yapı taşı işlevi görür. Avukat, tapu iptal-tescil davası ile birlikte gerektiğinde tedbir talebinde bulunmalı; iyiniyetli üçüncü kişiye karşı gerçek malikin TMK m.1007 tazminat davası ile hakkını aramasının önünü açmalıdır. 1015. madde, kayda güven ilkesi, aleniyet, tescilin kurucu etkisi, yolsuz tescil — iptal ve tescil davası mantığı ile birlikte değerlendirildiğinde, yetkinin ve sebebin belirlenmesi sorunlarına öngörülebilir ve sistematik çözümler sunar; Türk özel hukukunun eşya hukuku omurgası içindeki yerini kuvvetle korur.
