TMK 37. Madde
(1) Kişisel durum sicili, Devletçe atanan memurlar tarafından tutulur. Sicil kayıtlarını tutmak ve örnek vermek bu memurların görevidir.
(2) Yabancı memleketlerdeki Türkiye temsilcilerine, Cumhurbaşkanlığının onayı ile nüfus memurluğu yetkisi verilebilir.
TMK 37. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 36 ncı maddesini karşılamaktadır. Yürürlükteki maddenin birinci fıkrasındaki “Devletçe mansup memurları” ifadesi yerine “Devletçe atanan memurlar” ifadesi, maddenin İsviçre aslından aynen alınmıştır. İsviçre’de “Devlet memurlarını” kil ise memurlarından ayırt etmek amacıyla bu ifade kullanılmıştır. Çeviri yoluyla bize de aynen bu şekilde geçmiştir. Oysa Ülkemizde bizde kişisel durum sicilini tutan memurların tamamı Devlet memurudur.
Açıklama
TMK Madde 37, kişisel durum sicilinin kimler tarafından tutulacağını belirleyen örgütsel bir hükümdür. Maddeye göre kişisel durum sicili, Devletçe atanan memurlar tarafından tutulur; sicil kayıtlarını tutmak ve örnek vermek bu memurların görevidir. İkinci fıkra ise yabancı memleketlerdeki Türkiye temsilcilerine, Cumhurbaşkanlığının onayı ile nüfus memurluğu yetkisi verilebileceğini düzenler. Bu hüküm, sicilin tutulmasından doğan Devletin sorumluluğunu öngören TMK Madde 38 ile doğrudan bağlantılıdır; zira sicili tutan görevlilerin Devlet memuru olması, hatalı işlemlerden Devletin sorumlu tutulmasının da temelini oluşturur. Düzenleme ayrıca Nüfus Hizmetleri Kanunu hükümleriyle tamamlanır ve nüfus hizmetlerinin kamu görevi niteliğini pekiştirir.
Uygulamada kişisel durum sicili, nüfus müdürlüklerinde görev yapan ve Devletçe atanan nüfus memurları tarafından tutulur. Bu memurlar doğum, ölüm, evlenme, boşanma ve soybağına ilişkin kayıtları işler, kayıt örneklerini ve nüfus kayıt belgelerini düzenleyerek ilgililere verir. Yabancı ülkelerde yaşayan Türk vatandaşlarının kişisel durum olaylarının kaydı bakımından ise konsolosluklar devreye girer; ikinci fıkra uyarınca Cumhurbaşkanlığının onayıyla Türkiye’nin dış temsilcilerine nüfus memurluğu yetkisi tanınarak yurt dışındaki doğum, ölüm ve evlenme olaylarının sicile geçirilmesi sağlanır. Böylece nüfus hizmeti coğrafî bakımdan da bütünlük kazanır ve yurt dışındaki vatandaşlar bu işlemlerini bulundukları ülkedeki Türk temsilciliklerinde yürütebilir.
Sicili tutmaya yetkili olmayan kişilerce yapılan işlemler hukuken geçerli kayıt doğurmaz; sicilin yalnızca yetkili Devlet memurlarınca tutulması, kayıtların güvenilirliğini ve resmî sicil niteliğini güvence altına alır. Yargıtay içtihadı, nüfus kayıtlarının resmî belge niteliğinde olduğunu ve aksi sabit olununcaya kadar geçerli sayılacağını benimser; bu güç, kaydı tutan görevlinin Devlet memuru sıfatından kaynaklanır. Somut bir örnekte, Almanya’da doğan bir Türk vatandaşının çocuğunun doğumu, nüfus memurluğu yetkisi verilmiş konsolosluk tarafından kütüğe işlenir ve bu kayıt Türkiye’deki sicille bütünleşir. Pratikte, yurt dışında gerçekleşen bir evlilik veya ölüm de aynı şekilde yetkili temsilcilik aracılığıyla nüfusa geçirilerek vatandaşın medenî hâli güncel ve doğru biçimde tutulmuş olur.
