Tıbbi Deontoloji Madde 27
Konsültan tabip veya diş tabibi, yapılan tedaviyi uygun görmediği takdirde, kanaatını konsültasyon zaptına yazmakla iktifa eder. Yapılan tedaviye müdahalede bulunamaz.
Açıklama
TDN Madde 27, konsültanın tedaviye itiraz hakkını ve bu hakkın kullanım biçimini belirleyen önemli bir yetki sınırlama kuralıdır. Nizamnamenin 27. maddesi, müdavi hekim ile konsültan arasındaki rol ayrışmasını net biçimde ortaya koyar: konsültan, uygulanan tedaviyi uygun görmediği takdirde kanaatını konsültasyon tutanağına yazmakla yetinir ve tedaviye fiilî müdahalede bulunamaz. Bu hüküm, tedavi otoritesinin müdavi hekimde kalmaya devam ettiğini açıkça güvence altına alırken konsültanın görüşünü yazılı olarak kayıt altında tutmasının meslek etiğine uygun çözüm yolu olduğunu da tescil eder. 6023 sayılı TTB Kanunu’nun kollegyal disiplin anlayışıyla örtüşen bu yaklaşım, olası uyuşmazlıklarda yazılı kanıtın belirleyici ve koruyucu rolünü pekiştirir.
Uygulama boyutunda konsültan, uygulanan tedaviyi yetersiz ya da zararlı bulduğunda bu değerlendirmesini klinik gerekçeleriyle birlikte tutanağa aktarmalı; tutanakta imzalamayan katılımcı bırakılmamalıdır. Konsültanın tutanağa geçirdiği çekince, hem kendi mesleki koruma belgesi hem de ilerideki denetim mekanizmalarına yönelik somut bir uyarı işlevi görür. Hastanın bu anlaşmazlıktan haberdar edilip edilmeyeceği 28. madde çerçevesinde ayrıca değerlendirilmeli; bilgilendirme yapılacaksa dil ve içerik bakımından 26. madde ilkelerine uyulmalıdır. Konsültanın çekincesini kayıt dışı bırakarak sürecin yönetilmesi, ileride ortaya çıkacak sorumluluğu hem konsültan hem de müdavi hekim açısından ağırlaştırır.
TDN Madde 27’yi ihlal ederek tedaviye doğrudan müdahale eden konsültan TTB Haysiyet Divanı tarafından kınama ya da geçici meslekten men yaptırımına çarptırılabilir; müdahale hastanın zararına açıkça yol açmışsa hukuki sorumluluk da kaçınılmaz hâle gelir. Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil hükümleri kapsamında tazminat talebi yöneltilebilir; yetki aşımı aynı zamanda mesleki sigortanın kapsamı dışına çıkmaya da neden olabilir. Tersine, tutanağa çekincesini geçirmeksizin suskun kalan ve ardından hasta zarar gören konsültan, pasif ihmal iddiasıyla karşılaşabilir; bu durum hem disiplin hem de tazminat sürecinde belirleyici bir etkendir. Örneğin anlaşmazlığı belgelemeksizin doğrudan müdahaleye girişen konsültan, hem disiplin hem de tazminat sürecinde dayanaktan yoksun ve savunması güçten düşmüş bir konumda kalır.
