TTK 1335. Madde
(1) 1976 tarihli Sözleşmenin 10 uncu maddesi uyarınca, fon kurulmadan da sorumluluğu sınırlama hakkı ileri sürülebilir.
TTK 1335. Madde Gerekçesi
Bu madde, fon tesisini ihtiyari sayan 1976 tarihli Sözleşmenin 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinin tekrarı niteliğindedir. Aynı fıkranın ikinci cümlesi, ulusal hukukta düzenleme yapılarak, “sorumluluğun sınırlandırılması için, fon tesisini mecburi hâle getirme” olanağı tanımaktadır. Ancak böyle bir zorunluluk kabul edilmesi, özellikle büyük tonajda gemilerde, çok büyük meblağların bankalarda bloke edilmesine yol açar; bu da, davaların erken aşamalarında, uyuşmazlıkların sulh yoluyla hallini güçleştirir, çünkü, sulh için ayrılabilecek para bloke edilmiş olur. Dolayısıyla, fon tesis edilmeden de sorumluluğun sınırlandırılmasına olanak tanınması, tatbikatın ihtiyaçlarına daha uygundur. Bu gerekçelerle, genel eğilime uygun olarak (CMI Raporu, s. 465, 470), Türk hukukunda da fon tesisini ihtiyari bırakmak isabetli görülmüştür.
TTK 1335. Madde Açıklaması
TTK Madde 1335, TTK’nın dördüncü kitabında düzenlenen deniz ticaret hukukunun sorumluluk sınırlandırmasına ilişkin hükümleri kapsamında fon kurmadan sorumluluğun sınırlanması konusunu düzenlemektedir. Bu düzenleme, 1976 tarihli LLMC Sözleşmesi’ni esas alarak hazırlanmış; Türkiye’nin tarafı olduğu söz konusu uluslararası belge, iç hukuk düzenlemelerinin temelini oluşturmuştur. 1976 tarihli LLMC Sözleşmesi ile 1992 tarihli CLC ve Fon Sözleşmeleri’ni esas alan bu düzenleme, deniz alacaklarından doğan sorumluluğun uluslararası standartlara uygun biçimde sınırlandırılmasını ve fon kurma mekanizmasının etkin işletilmesini sağlamaktadır. 6102 sayılı TTK bu sözleşmeleri doğrudan iç hukuka aktarmış; yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda da uygulanacak kuralları belirlemiştir.
Uygulamada TTK Madde 1335, deniz alacaklarından doğan uyuşmazlıklarda sorumluluk sınırlandırması fondunun kurulması, fona katılım prosedürü ve alacakların bu fon üzerinden karşılanması süreçlerinde belirleyici önem taşımaktadır. donatan şirketleri, gemi işletmecileri, kılavuzlar ve P&I kulüpleri bu madde kapsamındaki sınırlandırma mekanizmasından yararlanmaktadır. Gemi kazaları gibi büyük çaplı deniz olaylarında çok sayıda alacaklının aynı anda hak talep etmesi durumunda, TTK Madde 1335’nin öngördüğü fon kurma prosedürü devreye girmekte; toplam taleplerin yasal sorumluluk sınırını aşması hâlinde alacaklar fon üzerinden orantılı biçimde karşılanmaktadır. Türkiye’nin LLMC 1976 ve CLC 1992 Sözleşmeleri’ne taraf olması nedeniyle bu mekanizmanın işletilmesi uluslararası standartlara uygun biçimde gerçekleştirilmektedir.
TTK Madde 1335’ye aykırılığın en ağır hukuki sonucu, sorumluluk sınırlandırması güvencesinin tamamen ortadan kalkmasıdır. Zarara, bu sonucu doğurmak kastıyla ya da pervasızca hareket etmek suretiyle sebebiyet verilmesi hâlinde sorumluluk sınırlandırma hakkı kullanılamaz; bu durum hem LLMC 1976 hem de TTK’nın ilgili hükümlerinde açık bir müeyyide olarak düzenlenmiştir. Kanun koyucunun gerekçesinde de belirtildiği üzere, “Bu madde, fon tesisini ihtiyari sayan 1976 tarihli Sözleşmenin 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinin tekrarı ni…” Fon kurma prosedürü, alacakların süresi içinde bildirilmesi ve dağıtım mekanizmasının işletilmesi hak kayıplarının önlenmesi açısından zorunludur. Yargıtay’ın bu alandaki içtihadında yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda uygulanacak hukukun tespiti ve Türk mahkemelerinin yetki sınırlarının çizilmesi, TTK Madde 1335’nin öngördüğü çerçeve esas alınarak gerçekleştirilmektedir.
