TTK ▸ Madde 1334
Madde 1333
MADDE 1334

VII- Öncelik

Madde Listesi
Madde 1335

TTK 1334. Madde

(1) Ölüm ve yaralanmadan doğan alacakların, 1976 tarihli Sözleşmenin 6 ncı maddesinin ikinci paragrafı uyarınca sahip oldukları hakların ihlal edilmemesi kaydıyla, aynı maddenin üçüncü paragrafında sayılan alacaklar, birinci paragrafının (b) bendinde yazılı diğer alacaklara oranla önceliklidir.

(2) Bu öncelik, paylaştırmada aşağıdaki sıra izlenerek gerçekleştirilir:

a) 1976 tarihli Sözleşmenin 6 ncı maddesinin birinci paragrafının (b) bendinde sayılan alacaklarla, ikinci paragrafında yazılı alacakların arasındaki paylaştırma oranı belirlenir.

b) Bu oranlara göre, ikinci paragrafta yazılı alacaklara düşen paylar belirlenir.

c) Fondan, bu paylar ve üçüncü paragrafta sayılan öncelikli alacaklar ödenir.

d) Bakiyeden, birinci paragrafın (b) bendinde yazılı diğer alacaklar ödenir.

e) Fon, ikinci paragrafta yazılı alacaklara düşen payları ve üçüncü paragrafta yazılı öncelikli alacakları karşılamaya yetmezse, fonun tamamı bu alacaklılar arasında garameten paylaştırılır.

TTK 1334. Madde Gerekçesi

1976 tarihli Sözleşmenin 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca âkid devletlere, “liman tesislerine, havuzlarına, seyrüsefere elverişli su yollarına ve seyir yardımcı tesislerine” ika edilen zarardan doğan alacaklara, “malvarlığı zararı”ndan doğan taleplere göre öncelik bahşetme hakkı tanınmıştır. Ancak, bu önceliğin tanındığı hallerde bile, “kişivarlığı zararı”ndan doğan taleplerin 1976 tarihli Sözleşmenin 6 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca haiz olduğu önceliğe halel gelmeyecektir. Bu haktan yararlanan ülke sayısı azdır (bakınız. CMI Raporu, s. 463, 551). Ancak, hükmün sevk edilmesindeki amaca bakıldığında, Türk hukuku bakımından ihtiyaçlara cevap veren bir düzenleme teşkil ettiği görülmektedir. Bu tesislerin malikleri ve işletenleri genellikle kamu kurum ve kuruluşlarıdır; üstelik o tesisler sırf gemilerin değil aynı zamanda yükle ilgililerin ve yolcuların da çıkarlarına hizmet etmektedir. Dolayısıyla, tesislere verilen zararın öncelikle karşılanması, hem ortak çıkarlara uygundur hem de kamu bütçesinin yükünü azaltmaktadır. Dolayısıyla 1976 tarihli Sözleşmenin 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası ile tanınan haktan yararlanmak ve bu maddede sayılan alacaklara öncelik tanımak gerekmiştir. Maddenin birinci fıkrası bu amaçla kaleme alınmıştır. Bu maddede öngörülen önceliğin nasıl uygulanacağı tereddütlere yol açmıştır. 1976 tarihli Sözleşmenin 6 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ölüm ve cismani zarar alacakları bakiyesi, aynı maddenin 1 inci fıkrasının (b) bendi uyarınca maddi zarar için ayrılan fona garameten katılır. Bu kez, Sözleşmenin 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca liman tesisleri zararı da fona karşı ileri sürüldüğünde, iki ihtimal gündeme gelmektedir: ya cismani zarar bakiyesine “halel gelmemesi için” liman zararı alacaklarıyla birlikte bu bakiyeye de öncelik tanınacaktır, ya da cismani zarar bakiyesinin, liman zararı olmasaydı fondan garameten alacağı paya “halel gelmemesi için” bu payın her ihtimalde hesaplanıp ödenmesi kabul edilecektir. Hükümlerin yasama amaçları dikkate alındığında, birinci hesap yönteminin 1976 tarihli Sözleşmenin sistemiyle ve düzenlemeleriyle çeliştiği görülmektedir. Cismani zarar bakiyesinin 6 ncı maddenin ikinci fıkrası uyarınca sahip olacağı hak, birinci fıkranın (b) bendine göre tesis edilen fona garameten katılmaktır; yoksa, bir liman zararının doğup doğmaması ihtimaline göre, cismani zarar bakiyesinin kısmen veya tamamen öncelikle ödenmesi sözkonusu değildir. Nitekim cismani zarar alacaklılarına, her bir olayda tümüyle tesadüfi ortaya çıkabilecek liman zararı talebinin varlığına bağlı olarak farklı dereceler tanınması, doğrudan 6 ncı maddenin üçüncü fıkrasına aykırıdır. Bu sebeple, hesaplamanın şöyle yapılması gerekmektedir: önce, liman zararı dikkate alınmadan, cismani zarar bakiyesi ile maddi zarar toplamının fondaki garame payları hesaplanır. Bu oranlara göre, bir liman zararı olmasaydı, cismani zarar bakiyesinin fondan alacağı pay hesaplanır. Cismani zarar bakiyesinin bu garame payı, liman zararı ile aynı sırada ele alınarak ödenir. Bu ödemelerden sonra artan fon, maddi zarar alacaklılarına garameten paylaştırılır. Eğer 6 ncı maddenin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca tesis edilen fon, cismani zarar bakiyesinin garame payı ile liman alacaklarını tümüyle karşılamaya yetmezse, fon bu iki alacak grubu arasında garameten pay edilir; bu nedenle, maddi zarar alacaklılarına bir pay kalmaz. Maddenin ikinci fıkrası, bu hesap yöntemini açıklamak amacıyla sevk edilmiştir.

TTK 1334. Madde Açıklaması

TTK Madde 1334, TTK’nın dördüncü kitabında düzenlenen deniz ticaret hukukunun sorumluluk sınırlandırmasına ilişkin hükümleri kapsamında öncelik konusunu düzenlemektedir. Bu düzenleme, 1976 tarihli LLMC Sözleşmesi’ni esas alarak hazırlanmış; Türkiye’nin tarafı olduğu söz konusu uluslararası belge, iç hukuk düzenlemelerinin temelini oluşturmuştur. 1976 tarihli LLMC Sözleşmesi ile 1992 tarihli CLC ve Fon Sözleşmeleri’ni esas alan bu düzenleme, deniz alacaklarından doğan sorumluluğun uluslararası standartlara uygun biçimde sınırlandırılmasını ve fon kurma mekanizmasının etkin işletilmesini sağlamaktadır. 6102 sayılı TTK bu sözleşmeleri doğrudan iç hukuka aktarmış; yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda da uygulanacak kuralları belirlemiştir.

Uygulamada TTK Madde 1334, deniz alacaklarından doğan uyuşmazlıklarda sorumluluk sınırlandırması fondunun kurulması, fona katılım prosedürü ve alacakların bu fon üzerinden karşılanması süreçlerinde belirleyici önem taşımaktadır. donatan şirketleri, gemi işletmecileri, kılavuzlar ve P&I kulüpleri bu madde kapsamındaki sınırlandırma mekanizmasından yararlanmaktadır. Gemi kazaları gibi büyük çaplı deniz olaylarında çok sayıda alacaklının aynı anda hak talep etmesi durumunda, TTK Madde 1334’nin öngördüğü fon kurma prosedürü devreye girmekte; toplam taleplerin yasal sorumluluk sınırını aşması hâlinde alacaklar fon üzerinden orantılı biçimde karşılanmaktadır. Türkiye’nin LLMC 1976 ve CLC 1992 Sözleşmeleri’ne taraf olması nedeniyle bu mekanizmanın işletilmesi uluslararası standartlara uygun biçimde gerçekleştirilmektedir.

TTK Madde 1334’ye aykırılığın en ağır hukuki sonucu, sorumluluk sınırlandırması güvencesinin tamamen ortadan kalkmasıdır. Zarara, bu sonucu doğurmak kastıyla ya da pervasızca hareket etmek suretiyle sebebiyet verilmesi hâlinde sorumluluk sınırlandırma hakkı kullanılamaz; bu durum hem LLMC 1976 hem de TTK’nın ilgili hükümlerinde açık bir müeyyide olarak düzenlenmiştir. Kanun koyucunun gerekçesinde de belirtildiği üzere, “Ancak, bu önceliğin tanındığı hallerde bile, “kişivarlığı zararı”ndan doğan taleplerin 1976 tarihli Sözleşmenin 6 ncı maddesinin i…” Fon kurma prosedürü, alacakların süresi içinde bildirilmesi ve dağıtım mekanizmasının işletilmesi hak kayıplarının önlenmesi açısından zorunludur. Yargıtay’ın bu alandaki içtihadında yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda uygulanacak hukukun tespiti ve Türk mahkemelerinin yetki sınırlarının çizilmesi, TTK Madde 1334’nin öngördüğü çerçeve esas alınarak gerçekleştirilmektedir.

Madde 1333
MADDE 1334

VII- Öncelik

Madde Listesi
Madde 1335
Kaynak: https://mehmettokar.av.tr/ttk-madde/madde-1334/ — © Tokar Hukuk Danışmanlık