Aracını onarıma bırakan kişi, iş bitince beklemediği bir faturayla karşılaşabilir. Ücrete itiraz edildiğinde servis aracı teslim etmeyebilir ve akla ilk gelen cümle “tamirci arabamı vermiyor” olur. Kanun, belirli şartlar altında tamirciye aracı alacağı ödeninceye kadar tutma imkânı tanır. Ancak bu imkânın sınırları vardır ve araç sahibinin de karşı hakları bulunur. Bu yazı önce tamirci rehin alabilir mi sorusunu hapis hakkı ile rehin ayrımı üzerinden açıklıyor. Ardından tamirde aracım zarar gördü diyen kişinin talep yollarını ve sürelerini inceliyor. Son bölümler oto tamircisi nereye şikayet edilir sorusunu merciler, arabuluculuk, geçici koruma ve deliller üzerinden ele alıyor.
Son güncelleme: 18.10.2026 · Mevzuat kontrolü: 17.10.2026 tarihli mevzuat.gov.tr metinlerine göre yapıldı. Kontrol kapsamındaki metinler: TMK, TBK, HMK, İİK, TCK, CMK ve TTK. Tüketicinin korunmasına ilişkin 6502 sayılı Kanun (TKHK), 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu ve Harçlar Kanunu da aynı tarihli metinlerle karşılaştırıldı.
Tamirci Arabamı Vermiyor: Önce İlişkinin Niteliği Belirlenmeli
Tamirci arabamı vermiyor şikâyetinin hukuki çözümü, taraflar arasındaki ilişkinin doğru nitelendirilmesiyle başlar. Aracın onarımı kural olarak eser sözleşmesi niteliği taşır. TBK m. 470’e göre eser sözleşmesinde yüklenici bir eser meydana getirmeyi, iş sahibi de bunun karşılığında bedel ödemeyi üstlenir. Onarım işinde tamirci yüklenici, araç sahibi ise iş sahibi konumundadır. Bununla birlikte işin içeriği bu nitelendirmeyi değiştirebilir. Örneğin aracın yalnız bir süre korunması kararlaştırılmışsa farklı bir sözleşme türü gündeme gelebilir.
Tamircinin temel borçları TBK m. 471’de yer alır. Yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Özen borcunun ölçüsü, benzer işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin uyacağı meslekî ve teknik kurallardır. Araç sahibinin borcu ise bedeli ödemektir. TBK m. 479’a göre bu bedel, eserin teslimi anında muaccel olur. Eserin bölümler hâlinde teslimi ve bedelin bölümlere göre belirlenmesi kararlaştırılmışsa her bölümün bedeli kendi tesliminde muaccel olur.
Tüketici İşlemi mi, Bireyler Arası İş mi?
Nitelendirmenin ikinci adımı, işlemin tüketici işlemi olup olmadığıdır. TKHK m. 3’e göre tüketici, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişidir. Sağlayıcı ise ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan kişidir. Kanun, eser sözleşmelerini de tüketici işlemi tanımına açıkça dâhil eder. Bu nedenle özel aracını tamirciliği meslek edinmiş bir işletmeye onartan kişi, kural olarak tüketicidir. Böyle bir uyuşmazlıkta TKHK’nın ayıplı hizmet hükümleri ve tüketici yargı yolu gündeme gelir.
Aracı ticari faaliyetinde kullanan bir şirketin ya da taksi işletmecisinin durumu farklı olabilir. Araç ticari veya mesleki amaçla onartılmışsa TKHK uygulanmaz ve uyuşmazlık TBK hükümlerine göre çözülür. Her iki taraf da tacirse ve iş ticari işletmeleriyle ilgiliyse dava ticari dava sayılabilir (TTK m. 4). Tamirciliği meslek olarak yapmayan bir tanıdığın aracı onarması ise bireyler arası bir eser sözleşmesidir. Bu üç ihtimalde merci, arabuluculuk ve harç bakımından sonuçlar birbirinden ayrılır.
Tamirci Arabamı Vermiyor Sorununda Hapis Hakkının Şartları
Bu uyuşmazlıkta ilk öğrenilmesi gereken kavram hapis hakkıdır. TMK m. 950/1’e göre alacaklı, borçluya ait olup onun rızasıyla zilyedi bulunduğu taşınırı borç ödeninceye kadar hapsedebilir. Bunun için borcun muaccel olması ve eşyanın niteliği itibarıyla alacakla bağlantılı bulunması gerekir. Araç sahibi aracı onarım için teslim ettiğinde araç, onun rızasıyla tamircinin zilyetliğine geçer. Onarım bedeli de bu aracın üzerinde yapılan işten doğar. Bu nedenle bağlantı şartı, onarım ücreti bakımından genellikle sağlanır.
TMK m. 950 güncel kanun metni →
Şartların her biri ayrı ayrı aranır. Birincisi, alacak muaccel olmalıdır; onarım bitmeden ve araç teslime hazır olmadan bedel kural olarak muaccel olmaz. İkincisi, tamircinin zilyetliği araç sahibinin rızasına dayanmalıdır. Üçüncüsü, alacak aracın kendisiyle bağlantılı olmalıdır. Örneğin başka bir araca ait eski bir borç için bu aracın tutulması bağlantı şartını karşılamayabilir. Tacirler arasında ticari ilişkiden doğan zilyetlik ve alacakta ise bu bağlantı kanun gereği var sayılır (m. 950/2).
Aracın, onarımı isteyen kişiye ait olmaması da sonucu etkileyebilir. Araç bir yakına, işverene ya da finansal kiralama şirketine ait olabilir. Kanuna göre alacaklı, borçluya ait olmayan taşınırlar üzerinde de zilyetliğin iyiniyetle kazanılmasının korunduğu ölçüde hapis hakkına sahip olur (m. 950/3). Bu nedenle tamircinin iyiniyetli olup olmadığı somut olayda ayrıca değerlendirilir. TMK m. 3’e göre durumun gereklerine göre beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz.
Hapis Hakkının Sınırları
TMK m. 951, hapis hakkının kullanılamayacağı durumları sayar. Nitelikleri itibarıyla paraya çevrilmeye elverişli olmayan taşınırlar üzerinde bu hak kullanılamaz. Alacaklının üstlendiği yükümlülükle bağdaşmayan hâllerde de hak kullanılamaz. Borçlunun teslim sırasında ya da daha önce verdiği talimatla veya kamu düzeniyle bağdaşmayan hâller de bu istisnalar arasındadır.
TMK m. 951 güncel kanun metni →
Bu sınırlar tamir ilişkisinde somut sonuçlar doğurabilir. Örneğin taraflar ödemenin araç teslim edildikten sonra yapılacağını kararlaştırmışsa, aracın tutulması bu anlaşmayla bağdaşmayabilir. Araçta bırakılan kişisel eşyalar ise onarım alacağıyla bağlantılı olmayabilir. Ruhsat gibi belgelerin durumu da m. 951’deki paraya çevrilmeye elverişlilik ölçütü karşısında ayrıca değerlendirilir. Öte yandan TMK m. 952, borçlunun ödemeden acze düşmesi hâlinde alacak muaccel olmasa bile hapis hakkının kullanılabileceğini öngörür.
Hapis hakkı, alacağın tutarıyla açıkça orantısız bir baskı aracına dönüşebilir. TMK m. 2’ye göre herkes haklarını kullanırken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır ve bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Bu ölçütün uygulanıp uygulanmayacağı olayın koşullarına göre belirlenir. Küçük bir tutar için değerli bir aracın uzun süre tutulması bu açıdan tartışılabilir. Ancak kanunda orantısızlığı hapis hakkını sona erdiren ayrı bir sebep olarak sayan bir hüküm yoktur.
Ödemezlik Def’i ve Bedelin Muacceliyeti
Hapis hakkının yanında sözleşmeden doğan bir savunma da vardır. TBK m. 97’ye göre karşılıklı borç yükleyen sözleşmede ifa isteyen taraf, sonra ifa hakkı olmadıkça kendi borcunu ifa etmiş ya da önermiş olmalıdır. Eser sözleşmesinde bedel teslim anında muaccel olduğundan, tamirci aracı teslim ederken bedelin ödenmesini bekleyebilir. Araç sahibi de aracın teslimini isterken bedeli ödemeyi önermelidir. Örneğin ödemenin teslimden sonra yapılacağı kararlaştırılmışsa tamirci bu savunmaya dayanamaz.
TBK m. 97 güncel kanun metni →
Bu iki kurum birbirinden farklıdır. Hapis hakkı TMK’da düzenlenir ve alacaklıya paraya çevirme imkânı da verir. Ödemezlik def’i ise karşılıklı edimlerin sırasıyla ilgili bir savunmadır. Uygulamada ikisi çoğu zaman aynı sonuca götürür. Ücret ödenmeden ya da ödeme önerilmeden araç istendiğinde tamircinin teslimden kaçınması hukuka uygun olabilir. Tartışma ise genellikle istenen bedelin gerçekten borçlanılıp borçlanılmadığı noktasında başlar.
Tamirci Rehin Alabilir mi? Rehin ile Hapis Hakkı Farkı
Araç sahipleri arasında en çok karıştırılan nokta, tamircinin aracı rehin olarak tutup tutamayacağıdır. Tamirci rehin alabilir mi sorusunun cevabı, rehin kelimesinin teknik anlamına bağlıdır. TMK m. 939’a göre taşınırlar, kanundaki ayrık durumlar dışında zilyetliğin alacaklıya devri suretiyle rehnedilebilir. Bu yol, rehin veren ile alacaklı arasında bir rehin işlemi yapılmasını gerektirir. TMK m. 940/2 ise sicile tescili zorunlu taşınırlarda, zilyetlik devredilmeden sicile yazılarak rehin kurulmasına imkân tanır. Onarıma bırakılan araç bakımından böyle bir işlem yoksa sözleşmeden doğan bir rehin de yoktur.
Tamircinin aracı tutma yetkisi sözleşmeden değil, kanundan doğan hapis hakkından kaynaklanır. Bu yüzden tamirci rehin alabilir mi diye soran kişiye verilecek cevap bir ayrım içerir. Tamirci, ayrı bir rehin işlemi olmadan rehin hakkı kazanmaz; ancak şartları varsa hapis hakkını kullanabilir. Takip hukuku ise bu ayrımı farklı bir açıdan ele alır. İİK m. 23, kanunun uygulanmasında hapis hakkını da taşınır rehni kavramına dâhil eder. Bu nedenle hapis hakkının icra yoluyla sonuçlandırılmasında rehin takibine ilişkin hükümler uygulanır.
Bazı servis formlarında, borç ödenmezse aracın tamirciye kalacağını öngören ifadeler bulunabilir. TMK m. 949, rehin bakımından borcun ödenmemesi hâlinde rehinli taşınırın mülkiyetinin alacaklıya geçmesini öngören sözleşme hükmünü geçersiz sayar. Hapis hakkında da kanun alacaklıya mülkiyet değil, paraya çevirme imkânı tanır (m. 953). Dolayısıyla tamirci rehin alabilir mi sorusu, tamircinin aracı sahiplenebileceği anlamına gelmez.
Tamirci Aracı Satabilir mi?
Tamirci aracı tutmakla yetinmeyip paraya çevirmek isterse TMK m. 953’teki usule uymak zorundadır. Hükme göre borç yerine getirilmez ve yeterli güvence de gösterilmezse alacaklı borçluya önceden bildirimde bulunur. Bundan sonra hapsettiği şeyin teslime bağlı rehin hükümleri uyarınca paraya çevrilmesini isteyebilir. Paraya çevirme, icra dairesi aracılığıyla taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takiple yapılır (İİK m. 145 vd.). Tamircinin aracı bu usul dışında kendi başına bir üçüncü kişiye satması kanunun öngördüğü bir yol değildir.
Paraya çevirmenin şartları TMK m. 953 hapis hakkının hükümleri sayfasında yer alır. Hükümdeki güvence şartı araç sahibine de bir imkân sunar. Yeterli güvence gösterilmişse paraya çevirme talebinin şartı oluşmaz. Bu nedenle araç sahibi, tutarı tartışırken güvence önermeyi değerlendirebilir.
Takip başladığında araç sahibine ödeme emri gönderilir. İİK m. 146’ya göre bu takipte ödeme süresi on beş gün, itiraz süresi yedi gündür. İtiraz, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde, dilekçeyle ya da sözlü olarak icra dairesine yapılır (İİK m. 147, 62). İİK m. 147/1 burada önemli bir hak kaybı riski içerir. Rehin hakkına açıkça itiraz edilmemişse alacaklının rehin hakkı takip aşamasında artık tartışma konusu olamaz. Hapis hakkının şartlarının bulunmadığını düşünen araç sahibi, itirazında borca ek olarak hapis hakkına da açıkça itiraz etmelidir. HMK m. 104’teki adli tatil uzaması HMK’nın tayin ettiği süreler içindir; bu yedi günlük süre ise İİK’dan doğar. Güvenli yol, itiraz süresini adli tatile güvenmeden hesaplamaktır.
İtirazın kapsamına ilişkin hüküm İİK m. 147 rehin takibinde ödeme emrine itiraz sayfasında okunabilir.
Tamirci Arabamı Vermiyor ve Fatura Yüksek: Ücrete İtiraz
Uygulamada tamirci arabamı vermiyor uyuşmazlıklarının büyük kısmı, istenen ücretin tutarından doğar. Ücretin nasıl belirleneceği önce sözleşmeye bakılarak tespit edilir. Bedel götürü olarak belirlenmişse TBK m. 480’e göre tamirci eseri o bedelle meydana getirmekle yükümlüdür. İş öngörülenden fazla emek ve masraf gerektirse bile tamirci kural olarak bedelin artırılmasını isteyemez. Hükmün öngörülemeyen durumlara ilişkin uyarlama istisnası ise saklıdır. Bedel önceden belirlenmemiş ya da yaklaşık olarak belirlenmişse TBK m. 481 uygulanır. Bu durumda bedel, işin yapıldığı yer ve zamandaki değerine ve tamircinin giderine bakılarak belirlenir.
Sık görülen bir durum, önce yaklaşık bir rakam söylenip sonra çok daha yüksek bir fatura çıkarılmasıdır. TBK m. 482’ye göre yaklaşık olarak belirlenen bedelin, iş sahibinin kusuru olmaksızın aşırı ölçüde aşılacağı anlaşılırsa iş sahibi sözleşmeden dönebilir. Bu hak, eser henüz tamamlanmadan veya tamamlandıktan sonra kullanılabilir. Aşımın aşırı olup olmadığı somut olayın koşullarına göre değerlendirilir. Dönmenin sonuçları ise ayrıca hukuki değerlendirme gerektirir. Hükmün metni TBK m. 482 yaklaşık bedelin aşılması sayfasında yer alır.
Onay verilmeden yapılan ek işler de tartışma konusu olur. Kapsam dışı bir iş için bedel istenip istenemeyeceği, tarafların neyi kararlaştırdığına bağlıdır. Eser sözleşmesi hükümleri, onay alınmadan yapılan ek işin bedeline dair ayrı bir hüküm içermez; mesele somut olaya göre değerlendirilir. Bu yüzden iş emrinin, fiyat teklifinin ve yazışmaların içeriği ispat bakımından belirleyicidir. Tamircinin ücret alacağı için zamanaşımı da ayrıca değerlendirilir. TBK m. 147/6’ya göre eser sözleşmesinden doğan alacaklar beş yıllık zamanaşımına tabidir. Yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi bu kuralın dışındadır. Bu istisnada m. 146’daki on yıllık genel süre uygulanır.
Ücreti Ödeyip Aracı Almak ve Sonra Geri İstemek
Araç sahibi bazen aracına ivedi ihtiyaç duyar ve tartışmalı ücreti ödemek zorunda kalır. Bu durumda ödeme yapılırken tutara itiraz edildiğinin yazılı olarak belirtilmesi önem taşır. TBK m. 78’e göre borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak kendisini borçlu sanarak yaptığını ispat ederse geri isteyebilir. Yazılı itiraz kaydı, ödemenin aracı geri almak amacıyla yapıldığını ve borcun kabul edilmediğini göstermeye yarayabilir. Bu kaydın, ödemeyi kendi isteğiyle yapılmış bir ödeme olmaktan çıkarıp çıkarmayacağı somut olaya göre değerlendirilir. TBK m. 78, ödeme sırasında düşülen itiraz kaydının sonucuna ilişkin ayrı bir hüküm içermez.
Fazla ödenen tutarın geri istenmesinde iki yol düşünülebilir. Birincisi, sözleşmeye dayanarak ödenen bedelin kararlaştırılan bedelden ya da işin değerinden fazla olduğunu ileri sürmektir. İkincisi, TBK m. 77’deki sebepsiz zenginleşme hükümleridir. Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem, hak sahibinin geri isteme hakkını öğrendiği tarihten başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. Zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayan on yıllık üst süre de vardır (m. 82). Bu kurumun şartları yanlış hesaba gönderilen paranın sebepsiz zenginleşme yoluyla geri alınması yazısında da işlenmiştir.
Tamirde Aracım Zarar Gördü: Tamircinin Sorumluluğu
Tamirde aracım zarar gördü diyen kişinin talebi, zararın nasıl doğduğuna göre farklı hükümlere dayanır. TBK m. 471, tamirciye sadakat ve özen borcu yükler. Teslim alınan aracın korunması da bu özen borcu kapsamında değerlendirilebilir. Parçayı araç sahibi sağlamışsa TBK m. 472 ayrıca uygulanır. Bu hükme göre yüklenici, iş sahibinin sağladığı malzemeyi gereken özeni göstererek kullanmakla yükümlüdür. Aynı maddeye göre bu malzemenin ayıplı olduğu anlaşılırsa tamirci durumu hemen iş sahibine bildirmelidir; bildirmezse doğacak sonuçlardan sorumlu olur.
Bu borçlara aykırılık hâlinde sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk gündeme gelir. TBK m. 112’ye göre borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının zararını gidermekle yükümlüdür. Bu hüküm ispat yükü bakımından araç sahibine kolaylık sağlar. Araç sahibi sözleşmeyi, zararı ve zararın onarım sürecinde doğduğunu ispat eder. Tamirci ise kusursuz olduğunu ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir.
TBK m. 112 güncel kanun metni →
İşi tamircinin çırağı ya da çalışanı yapmışsa sözleşmenin tarafı yine sorumludur. TBK m. 116’ya göre borçlu, yanında çalışanlar gibi yardımcı kişilerin işi yürütürken diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar aynı zamanda haksız fiil niteliği taşıyorsa TBK m. 49 da uygulanabilir. Haksız fiilde ise zarar gören, zararı ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır (m. 50). Bu fark, hangi hukuki sebebe dayanılacağını seçerken önem taşır.
Tamircinin aracı onarım amacı dışında kullanması da ayrı bir zarar kaynağıdır. Kilometre artışı, kaza ya da aracın yıpranması gibi sonuçlar sözleşmeye aykırılık kapsamında tazminat talebine konu olabilir. Bu tür kullanımın ceza hukuku boyutu aşağıda ayrı bir bölümde ele alınmıştır. Tamirde aracım zarar gördü iddiasının ispatı için zararın, aracın servise girişindeki durumla karşılaştırılabilmesi gerekir.
Teslim Alırken Gözden Geçirme ve Bildirim Külfeti
Bu tür taleplerde en sık hak kaybı, aracın kontrol edilmeden teslim alınmasıyla yaşanır. TBK m. 474’e göre iş sahibi, eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek zorundadır. Ayıp varsa bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmelidir. Kanun bu süreyi gün olarak belirlemez; uygun sürenin ne olduğu somut olaya göre belirlenir. Taraflardan her biri, giderini karşılayarak eserin bilirkişi tarafından gözden geçirilmesini de isteyebilir.
TBK m. 474 güncel kanun metni →
Bildirimin ihmal edilmesinin sonucu ağırdır. TBK m. 477’ye göre iş sahibi gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse eseri kabul etmiş sayılır. Kabulden sonra yüklenici, kasten gizlediği ve usulüne göre gözden geçirmede fark edilemeyecek ayıplar dışında sorumluluktan kurtulur. Ayıp sonradan ortaya çıkarsa iş sahibi durumu gecikmeksizin bildirmek zorundadır; bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır. Bu nedenle araç teslim alınırken fotoğraf çekilmesi ve itirazların yazılı bildirilmesi sonraki talepleri korur. TKHK’nın ayıplı hizmet hükümleri benzer bir bildirim süresi içermez; yine de tüketicinin bildirimi geciktirmemesi ispat açısından yararlıdır.
Ayıplı Onarımda Seçimlik Haklar
Onarım ayıplıysa TBK m. 475 iş sahibine seçimlik haklar tanır. Eser, iş sahibinin kullanamayacağı ya da hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplıysa iş sahibi sözleşmeden dönebilir. Eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim de isteyebilir. Aşırı masraf gerektirmiyorsa, masrafları yükleniciye ait olmak üzere ücretsiz onarım isteme hakkı da vardır. Genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı ise saklıdır. Ayıp, tamircinin açık uyarısına rağmen araç sahibinin talimatından doğmuşsa ya da başka bir sebeple iş sahibine yüklenebiliyorsa bu haklar kullanılamaz (m. 476).
Tüketici işlemlerinde TKHK m. 15 uygulanır. Hizmet ayıplı ifa edilmişse tüketici, hizmetin yeniden görülmesi, ücretsiz onarım, ayıp oranında bedelden indirim veya sözleşmeden dönme haklarından birini seçebilir. Bu hakların kullanılmasından doğan masrafları sağlayıcı karşılar ve tüketici ayrıca TBK hükümlerine göre tazminat isteyebilir. Ücretsiz onarım ya da yeniden görülme seçilmişse talep, sağlayıcıya yöneltilmesinden itibaren en geç otuz iş günü içinde yerine getirilmelidir. Bu süre aşılırsa tüketici diğer seçimlik haklarını kullanabilir. Ücretsiz onarım veya yeniden görülme sağlayıcı için orantısız güçlük doğuruyorsa tüketici bu iki hakkı kullanamaz (m. 15/2).
Süreler: Hangi Talep Ne Zaman Zamanaşımına Uğrar?
Araç sahibinin talepleri farklı hukuki sebeplere dayanabildiği için tek bir süreden söz edilemez. TBK m. 478’e göre ayıplı eser nedeniyle açılacak davalar, taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde teslimden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. Yüklenicinin ağır kusuru varsa bu süre yirmi yıldır. Tüketici işleminde kanunda veya sözleşmede daha uzun süre öngörülmemişse, ayıplı hizmetten sorumluluk hizmetin ifasından itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir (TKHK m. 16/1). Ayıplı onarım sürelerinin metni TBK m. 478 eser sözleşmesinde zamanaşımı sayfasındadır.
Onarım sırasında aracın başka bir parçasına verilen zarar, eserin ayıbı niteliğinde olmayabilir. Bu zararın ayıp hükümlerine mi, genel sözleşme sorumluluğuna mı tabi olduğu uygulanacak süreyi değiştirebilir. Genel sözleşme sorumluluğunda TBK m. 147/6’daki beş yıllık süre, tamircinin ağır kusurunda m. 146’daki on yıllık süre uygulanır. Kanun bu ayrım için ayrı bir hüküm içermez; nitelendirme somut olaya göre yapılır. Hak kaybını önlemek için en kısa sürenin esas alınması güvenli olur. Haksız fiil hükümlerine dayanılırsa TBK m. 72’deki süreler uygulanır.
Taleplere Göre Dayanak ve Süre Tablosu
| Talep | Dayanak | Sebep | Kim açabilir | Süre | Sonuç |
|---|---|---|---|---|---|
| Ayıplı onarım (tüketici dışı) | TBK m. 474-478 | Onarımın ayıplı veya sözleşmeye aykırı olması | İş sahibi (sözleşmenin tarafı) | Teslimden 2 yıl; ağır kusurda 20 yıl; uygun sürede bildirim külfeti (m. 474, 477) | Dönme, bedel indirimi, ücretsiz onarım; tazminat saklı |
| Ayıplı hizmet (tüketici) | TKHK m. 13-16 | Hizmetin sözleşmeye aykırı veya ayıplı ifası | Tüketici | İfadan 2 yıl; ağır kusur veya hile ile gizlenen ayıpta bu zamanaşımı uygulanmaz | Yeniden görülme, ücretsiz onarım, indirim, dönme; TBK’ya göre tazminat |
| Araca verilen zarar (sözleşme) | TBK m. 112, 116 | Özen borcuna aykırılık; çalışanın verdiği zarar | Sözleşmenin tarafı | Ayıp hükümleri uygulanmıyorsa m. 147/6’ya göre 5 yıl; tamircinin ağır kusurunda m. 146’daki 10 yıl; nitelendirme tartışmalı olabilir | Tazminat; tamirci kusursuzluğunu ispat ederse sorumlu olmaz (m. 112); çalışanın verdiği zarardan ayrıca sorumludur (m. 116) |
| Araca verilen zarar (haksız fiil) | TBK m. 49, 50, 72 | Kusurlu ve hukuka aykırı fiil | Zarar gören (aracın maliki dâhil) | Öğrenmeden 2 yıl, fiilden 10 yıl; daha uzun ceza zamanaşımı saklı | Tazminat; kusuru zarar gören ispat eder |
| Fazla ödenen ücretin iadesi | TBK m. 77, 78, 82 veya sözleşme | Borçlanılmayan tutarın ödenmesi | Ödemeyi yapan | Öğrenmeden 2 yıl, zenginleşmeden 10 yıl (sebepsiz zenginleşmede) | Geri verme; isteyerek ödemede m. 78 şartı aranır |
Tamircinin Aracı Kullanması ve Ceza Hukuku Boyutu
Ücret uyuşmazlığı ve hapis hakkının kullanılması kural olarak hukuki bir meseledir. Tamircinin aracı alacağı ödeninceye kadar tutması, TMK m. 950’nin şartları varsa kanunun tanıdığı bir yetkidir. Durum, tamircinin aracı onarım amacı dışında kendi yararına kullanması, satması ya da teslim aldığını inkâr etmesi hâlinde değişebilir. TCK m. 155/1, başkasına ait olup muhafaza veya belirli şekilde kullanma için zilyetliği devredilen mal üzerinde amaç dışı tasarrufu cezalandırır. Devir olgusunu inkâr etmek de aynı suçu oluşturur.
TCK m. 155 güncel kanun metni →
Suç, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin gereği olarak tevdi edilen eşya hakkında işlenirse m. 155/2’deki ağır ceza uygulanır. Onarım için teslim edilen araç, somut olayda bu kapsamda değerlendirilebilir. 24.12.2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanunla eklenen m. 155/3’e göre suçun konusu motorlu kara taşıtıysa ceza bir kat artırılır. Suçun oluşup oluşmadığına ise ceza yargılamasında, failin kastı ve tasarrufun niteliği incelenerek karar verilir.
Şikâyet Şartı ve Süresi
Şikâyet süresi de önem taşır. Kanun, m. 155/1’deki temel hâli şikâyete bağlamıştır. TCK m. 73’e göre şikâyete bağlı suçta yetkili kişi altı ay içinde şikâyette bulunmalıdır. Bu süre, zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla, fiilin ve failin öğrenildiği günden başlar. Meslek ilişkisi nedeniyle tevdi edilen eşyaya ilişkin m. 155/2’nin metninde ise şikâyet şartı yer almaz. Bu ayrım, şikâyet süresinin kaçırılmasının sonucunu etkileyebilir. Hangi fıkranın uygulanacağı baştan bilinemeyeceğinden şikâyetin altı aylık süre içinde yapılması güvenli olur. Şikâyet, CMK m. 158’e göre Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir.
Mala zarar verme suçu (TCK m. 151) ise kastın varlığını gerektirir. Bu suç da mağdurun şikâyetine bağlıdır (TCK m. 151/1). Şikâyet, fiil ve failin öğrenildiği günden itibaren altı ay içinde yapılmalıdır (TCK m. 73). TCK m. 22/1’e göre taksirle işlenen fiiller ancak kanunun açıkça belirttiği hâllerde cezalandırılır ve m. 151 taksirli bir hâl öngörmez. Bu nedenle onarım sırasında dikkatsizlikle verilen zarar, kural olarak hukuk davasının konusudur. Ceza şikâyeti ücret ve tazminat uyuşmazlığını çözmez; bu talepler için hukuk yolu ayrıca işletilir.
Oto Tamircisi Nereye Şikayet Edilir? Görevli Merciler
Oto tamircisi nereye şikayet edilir sorusuna tek bir cevap verilemez; merci, uyuşmazlığın niteliğine göre değişir. Tüketici işleminde TKHK m. 68/1, her yıl belirlenen parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvuruyu zorunlu tutar. Sınırın üzerindeki uyuşmazlıklar için heyete başvuru yapılamaz. Tarafların İcra ve İflas Kanunundaki hakları da saklıdır. Başvuru, tüketicinin yerleşim yerindeki veya işlemin yapıldığı yerdeki heyete yapılabilir (m. 68/3). Heyetin süreleri ve itiraz yolu tüketici hakem heyeti zamanaşımı ve kararına itiraz süresi yazısında ayrıntılı olarak anlatılmıştır.
Sınırı aşan tüketici uyuşmazlıklarında tüketici mahkemesi görevlidir (TKHK m. 73/1). Tüketici işlemi niteliği taşımayan bireysel uyuşmazlıklarda ise HMK m. 2’ye göre kural olarak asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklar ticari dava sayılır ve aksine hüküm bulunmadıkça asliye ticaret mahkemesinde görülür (TTK m. 4, 5). Oto tamircisi nereye şikayet edilir diye soran kişi, ceza boyutu varsa Cumhuriyet Başsavcılığına da başvurabilir. Tüketici mahkemelerinin görev hükmü TKHK m. 73 tüketici mahkemeleri sayfasında yer alır.
| Uyuşmazlığın niteliği | Merci | Arabuluculuk | Harç |
|---|---|---|---|
| Tüketici işlemi, değeri yıllık parasal sınırın altında | Tüketici hakem heyeti (başvuru zorunlu; İİK hakları saklı) | Dava şartı değil (TKHK m. 73/A/1-a) | Kanun başvuru için harç öngörmez |
| Tüketici işlemi, sınırın üzerinde | Tüketici mahkemesi | Kural olarak dava şartı; m. 73/A/1’deki istisnalar saklı | Tüketicinin davası harçtan muaf (m. 73/2) |
| Bireyler arası tamir işi | Asliye hukuk mahkemesi (HMK m. 2) | Dava şartı değil; ihtiyari arabuluculuk mümkün | Harçlar Kanunu; değeri belli davada nispi harç |
| İki tacir arasında, işletmeyle ilgili | Asliye ticaret mahkemesi (TTK m. 4, 5) | Konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat davalarında dava şartı (TTK m. 5/A) | Harçlar Kanunu; değeri belli davada nispi harç |
| Aracın amaç dışı kullanılması veya inkârı | Cumhuriyet Başsavcılığı veya kolluk (CMK m. 158) | Uygulanmaz | Şikâyet için harç yok |
Yetkili Mahkeme
HMK m. 6’ya göre genel yetkili mahkeme, davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesidir. Sözleşmeden doğan davalar, HMK m. 10’a göre sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir. Onarımın yapıldığı servisin bulunduğu yer bu bakımdan değerlendirilebilir. Haksız fiile dayanan davalarda fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yer ile zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir (HMK m. 16). Tüketici davaları ise tüketicinin yerleşim yerindeki tüketici mahkemesinde de açılabilir (TKHK m. 73/5).
Tamirci Arabamı Vermiyor Uyuşmazlığında Arabuluculuk Zorunlu mu?
Arabuluculuğun dava şartı olup olmadığı, uyuşmazlığın hangi rejime girdiğine göre belirlenir. TKHK m. 73/A’ya göre tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Ancak tüketici hakem heyetinin görev alanındaki uyuşmazlıklar ve heyet kararlarına itirazlar bu kuralın dışındadır. Bu nedenle sınırı aşan bir tüketici uyuşmazlığında önce arabuluculuk yoluna gidilir. Arabulucuya başvurmadan açılan dava, 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesine göre dava şartı yokluğundan usulden reddedilir.
Ticari davalarda TTK m. 5/A, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında arabuluculuğu dava şartı sayar. Aracın teslimi gibi konusu para olmayan bir talep bu sayımda yer almaz. Bireyler arası tamir uyuşmazlığı ise 6325 sayılı Kanunun 18/B maddesindeki listede bulunmaz. Bu listede kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıkları sayılır. Dolayısıyla bireyler arası onarım uyuşmazlığında arabuluculuk dava şartı değildir; taraflar isterse ihtiyari arabuluculuğa başvurabilir.
Tamirci Arabamı Vermiyor Durumunda Geçici Koruma
Dava uzarken tamirci arabamı vermiyor durumu sürerse, aracın serviste beklemesi değer kaybı ve kullanım ihtiyacı nedeniyle ciddi sorun doğurabilir. HMK m. 389’a göre mevcut durumdaki bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacaksa ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Gecikme sebebiyle bir sakıncanın veya ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi de yeterlidir. Tedbir, dava açılmadan önce esas hakkında görevli ve yetkili mahkemeden, dava açıldıktan sonra ise asıl davanın görüldüğü mahkemeden istenir (HMK m. 390/1). Talep eden, haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
HMK m. 391’e göre mahkeme, malın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii gibi her türlü tedbire karar verebilir. Örneğin aracın amaç dışı kullanıldığına dair belirti varsa aracın yediemine bırakılması istenebilir. Aracın tedbir yoluyla araç sahibine teslimi ise asıl talebin peşinen karşılanması sonucunu doğurabileceğinden, mahkeme bu talebi somut olaya göre değerlendirir. Kanun, teminat karşılığında aracın tedbir yoluyla teslimine ilişkin ayrı bir hüküm içermez. Tedbir isteyen kural olarak teminat gösterir (HMK m. 392). Tedbir kararının uygulanması, kararın tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde istenmelidir; aksi hâlde karar kendiliğinden kalkar (HMK m. 393/1).
Aracın durumunun belgelenmesi için delil tespiti de istenebilir. HMK m. 400’e göre taraflar, ileride açacakları davada ileri sürecekleri bir vakıanın tespiti için keşif ve bilirkişi incelemesi isteyebilir. Delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı ihtimali varsa hukuki yarar var sayılır. Henüz dava açılmamışsa delil tespiti, aracın bulunduğu yer sulh mahkemesinden de istenebilir (HMK m. 401/1). Bu kurumun şartları HMK m. 400’de yer alır. HMK m. 103/1-a’ya göre ihtiyati tedbir ve delil tespiti talepleri adli tatilde de görülür.
Tamirci Arabamı Vermiyor Davası Kime Karşı Açılır?
Araç sahibinin tamirci arabamı vermiyor diyerek açacağı davada davalı sıfatı, talebin hukuki sebebine göre belirlenir. Sözleşmeden doğan talepler sözleşmenin karşı tarafına yöneltilir. Servis bir şirket tarafından işletiliyorsa davalı, aracı teslim alan çalışan değil, şirketin kendisidir. Tamircilik şahıs işletmesi olarak yürütülüyorsa davalı işletme sahibi gerçek kişidir. Çalışanın verdiği zarardan da TBK m. 116 uyarınca sözleşmenin tarafı sorumludur. Haksız fiile dayanan talepte ise zararı veren çalışan da ayrıca davalı gösterilebilir (TBK m. 49).
Aracın maliki ile onarımı isteyen kişi farklı olabilir. Bu durumda sözleşmeden doğan ücret, ayıp ve tazminat talepleri sözleşmenin tarafları arasında ileri sürülür. Malik ise TMK m. 683’e göre malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabilir. Hapis hakkının şartları varsa tamircinin zilyetliği haksız sayılmayabilir; bu nedenle istihkak talebinde de alacağın durumu önem kazanır. Tamircinin ücret davası ise kural olarak onarımı isteyen sözleşme tarafına karşı açılır.
Tamirci Arabamı Vermiyor Davasında Talepler ve Dayanakları
Araç sahibinin talepleri tek bir davada toplanabilir; ancak her biri kendi hukuki sebebine dayanır. Aracın teslimi talebi, eser sözleşmesindeki teslim borcuna ya da malik bakımından TMK m. 683’e dayanır. Bu talebe karşı tamirci, hapis hakkını ve ödemezlik def’ini ileri sürebilir. Bu nedenle teslim talebinde, borcun bulunmadığı, ödendiği ya da ödemenin önerildiği de gösterilmelidir. Borcun bulunmadığının tespiti için HMK m. 106’daki tespit davası, hukuki yarar şartıyla gündeme gelebilir.
Ayıplı onarım nedeniyle bedel indirimi, ücretsiz onarım veya sözleşmeden dönme talepleri TBK m. 475’e, tüketici işleminde TKHK m. 15’e dayanır. Araca verilen zarar için tazminat TBK m. 112’ye veya şartları varsa m. 49’a dayanır. Fazla ödenen ücretin iadesi sözleşmeye ya da TBK m. 77 ile devamındaki sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanır. Aracın teslimindeki gecikme nedeniyle doğan zarar ise temerrüt şartlarının ayrıca kurulmasını gerektirir. TBK m. 117’ye göre muaccel borcun borçlusu, kural olarak alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Hapis hakkı haklı olarak kullanılıyorsa tamircinin teslimden kaçınması temerrüt sayılmayabilir.
Tamirci Arabamı Vermiyor Uyuşmazlığında Deliller
Bir araç sahibinin tamirci arabamı vermiyor iddiasını ve ücrete itirazını ispatlaması çoğu zaman belgeye dayanır. HMK m. 199’a göre yazılı metin, fotoğraf, görüntü, ses kaydı ve elektronik ortamdaki veriler belgedir. İş emri, servis giriş formu, fiyat teklifi ve fatura temel belgelerdir. Banka dekontu ödemenin tarihini ve tutarını gösterir. Mesajlar ve e-postalar ise onay verilen işi, söylenen fiyatı ve itirazları ortaya koyabilir. Aracın servise girişte ve teslimde çekilmiş fotoğrafları, kilometre göstergesinin görüntüsü ile birlikte zararın ispatında önem taşır.
Teknik konularda bilirkişi incelemesi belirleyici olur. Bilirkişi, onarımın teknik kurallara uygun yapılıp yapılmadığı ve zararın nedeni hakkında görüş verir; hukuki nitelendirme mahkemeye aittir. TBK m. 474/2 her iki tarafa, giderini karşılayarak eserin bilirkişiye incelettirilmesini isteme imkânı tanır. Noterlerin vakıa tespitine ilişkin yetkisi de HMK m. 401/2 ile saklı tutulmuştur. Tanık beyanı, servis görüşmelerinde hazır bulunan kişiler bakımından kullanılabilir. Ancak HMK m. 200, belirli bir değeri aşan hukuki işlemlerin senetle ispatını arar. Bu sınır, HMK Ek Madde 1 uyarınca her takvim yılı başından geçerli olmak üzere yeniden değerleme oranında artırılır. HMK m. 203/1-b ise işin niteliğine göre senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş işlemlerde tanık dinlenebileceğini öngörür.
Harç ve Dava Değeri
Tüketici mahkemesinde tüketicinin açtığı davalar Harçlar Kanunundaki harçlardan muaftır (TKHK m. 73/2). Diğer davalarda harç, Harçlar Kanununa ekli (1) sayılı tarifeye göre belirlenir. Konusu belli bir değerle ilgili davalarda karar ve ilam harcı nispidir. Harçlar Kanunu m. 28’e göre nispi karar ve ilam harcının dörtte biri peşin, kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Belli bir değer taşımayan davalarda ise maktu harç alınır. Aracın teslimi talebinde dava değerinin nasıl belirleneceği ayrıca değerlendirilir. Harç tutarları her yıl yeniden belirlendiğinden bu yazıda tutar verilmemiştir.
Sonuç
Tamirci arabamı vermiyor uyuşmazlığında ilk adım, ilişkinin eser sözleşmesi olarak nitelendirilmesi ve işlemin tüketici işlemi olup olmadığının belirlenmesidir. Tamirci, TMK m. 950’deki şartlar varsa onarım ücreti ödeninceye kadar aracı hapsedebilir. Bu hak, rehin işlemine değil kanuna dayanır ve m. 951’deki sınırlarla bağlıdır. Tamirci aracı kendi başına sahiplenemez veya satamaz; paraya çevirme TMK m. 953 ve İİK hükümlerine göre yapılır. Hapis hakkının şartları tartışmalıysa bu takipte hapis hakkına da açıkça itiraz edilmelidir.
Ücret tartışmasında sözleşmedeki bedel, yaklaşık bedelin aşılması ve onaysız ek işler belirleyicidir. Tartışmalı tutar ödenirken yazılı itiraz kaydı düşülmesi, sonraki geri isteme talebini desteklemeye yarayabilir. Araca zarar verilmişse TBK m. 112 tamircinin kusursuzluğunu ispat etmesini arar. Teslimde aracın gözden geçirilmesi ve ayıbın uygun sürede bildirilmesi hak kaybını önler. Merci, tüketici hakem heyeti, tüketici mahkemesi, asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesi arasında uyuşmazlığın niteliğine göre değişir. Bu tür uyuşmazlıkta arabuluculuk, tüketici ve ticari davalarda kanunda sayılan hâllerde dava şartıdır. Ceza boyutu, aracın amaç dışı kullanılması, satılması veya teslimin inkâr edilmesi hâlinde gündeme gelebilir.
Sık Sorulan Sorular
Tamirci ücret ödenmeden aracı vermeyebilir mi?
TMK m. 950’deki şartlar varsa vermeyebilir. Alacağın muaccel olması, aracın sahibinin rızasıyla tamircide bulunması ve alacağın bu araçla bağlantılı olması gerekir. Taraflar ödemenin teslimden sonra yapılacağını kararlaştırmışsa veya m. 951’deki diğer sınırlar varsa hapis hakkı kullanılamaz.
Tamirci rehin alabilir mi?
Ayrı bir rehin işlemi yoksa tamirci rehin hakkı kazanmaz; aracı tutma yetkisi kanundan doğan hapis hakkına dayanır. Hapis hakkı sahibi aracı sahiplenemez. Borç ödenmez ve yeterli güvence gösterilmezse önceden bildirimde bulunarak aracın icra yoluyla paraya çevrilmesini isteyebilir (TMK m. 953).
Tamirde aracım zarar gördü, ne yapmalıyım?
Araç teslim alınırken zarar fotoğraflanmalı ve tamirciye uygun süre içinde bildirilmelidir; yazılı bildirim ispatı kolaylaştırır. TBK m. 112’ye göre tamirci, kusursuz olduğunu ispat etmedikçe zararı gidermekle yükümlüdür. Tüketici işleminde TKHK m. 15’teki seçimlik haklar ve TBK’ya göre tazminat birlikte istenebilir.
Oto tamircisi nereye şikayet edilir?
Araç sahibi tüketiciyse, yıllık parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklar tüketici hakem heyetine, üstündekiler kural olarak arabuluculuk sonrasında tüketici mahkemesine götürülür. Bireyler arası işlerde asliye hukuk, iki tacir arasındaki işletmeyle ilgili işlerde asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Aracın amaç dışı kullanılması veya inkârı söz konusuysa Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyet de mümkündür.
Ücreti itirazla ödeyip sonra geri isteyebilir miyim?
Ödeme yapılırken tutara itiraz edildiğinin yazılı olarak belirtilmesi önem taşır. TBK m. 78, borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle ödeyenin ancak kendisini borçlu sandığını ispat ederse geri isteyebileceğini öngörür. İtiraz kaydı, ödemenin isteyerek yapılmadığını göstermeye yarayabilir; bunun sonucu somut olaya göre değerlendirilir. Geri isteme sözleşmeye veya sebepsiz zenginleşmeye dayanabilir.
Tamircinin aracı kullanması suç mu?
Aracın onarım amacı dışında kendi yararına kullanılması, satılması veya teslimin inkâr edilmesi TCK m. 155’teki güveni kötüye kullanma suçunu oluşturabilir. Meslek ilişkisi nedeniyle teslim edilen eşyada m. 155/2, motorlu kara taşıtında m. 155/3 uygulanabilir. Temel hâl şikâyete bağlıdır ve şikâyet süresi öğrenmeden itibaren altı aydır.
