Alkollü araç kullanmak, TCK’da düzenlenen Trafik Güvenliğini Kasten Tehlikeye Sokma Suçu’yla kanunlarımızda vücut bulmuş bir suçtur. Modern sanayi toplumlarının en belirgin özelliklerinden biri, ulaşım ağlarının genişlemesi ve buna paralel olarak “risk toplumu” kavramının hukuk sistemlerine entegre edilmesidir. Karayolu, denizyolu, havayolu ve demiryolu ulaşımı, toplumsal yaşamın sürdürülebilirliği için vazgeçilmez bir altyapı sunarken, aynı zamanda bireylerin yaşam hakkı ve vücut bütünlüğü üzerinde sürekli ve potansiyel bir tehdit oluşturmaktadır. Türk Ceza Hukuku sistematiği içerisinde, bu tehdidin minimize edilmesi ve kamu güvenliğinin sağlanması amacıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) “Topluma Karşı Suçlar” kısmında, “Genel Tehlike Yaratan Suçlar” bölümü ihdas edilmiştir. Bu bölümün en sık uygulanan ve toplumsal etkisi en yüksek olan maddelerinden biri, TCK m.179 hükmünde düzenlenen “Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu”dur.
Suçun Mukayeseli Hukuk Çerçevesi
Mukayeseli Hukuktaki Yeri
Türk Ceza Kanunu’nun 179. maddesi ve alkollü araç kullanmak fiili, büyük ölçüde Kıta Avrupası hukuk sistemlerinden, özellikle Alman Ceza Kanunu’ndan (StGB) esinlenmiştir.
-
Alman Hukuku (StGB § 316): Alman Ceza Kanunu’nun 316. paragrafı (Trunkenheit im Verkehr), alkol veya uyuşturucu madde etkisi altında araç kullanmayı suç sayar. Alman hukukunda promil sınırları ve “mutlak sürüş yeteneği kaybı” (absolute Fahruntüchtigkeit) kavramları, yargı içtihatlarıyla kesin sınırlarla belirlenmiştir. Örneğin, Alman Federal Mahkemesi, kandaki alkol oranının 1.1 promil olması halinde sürücünün “kesinlikle” sürüş yeteneğini kaybettiğini kabul ederken, bisiklet sürücüleri için bu sınırı 1.6 promil olarak belirlemiştir.
-
Türk Hukuku ile Farklılaşma: Türk hukuku, Alman hukukundaki bu “mutlak sınır” yaklaşımını kanun metnine doğrudan yazmamış, bunun yerine “emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olma” (TCK 179/3) şeklinde normatif ve değerlendirmeye açık bir ölçüt getirmiştir. Bu durum, promil sınırlarının belirlenmesi görevini yasama organından alıp yargı içtihatlarına bırakmıştır. Yargıtay bu boşluğu “1.00 promil” kriteri ile doldurmuştur.
Suçla Korunan Hukuki Değer ve Hukuki Niteliği
Korunan Hukuki Yarar: Kamu Esenliği ve Toplumsal Güvenlik
Alkollü araç kullanmak ve TCK m.179’da düzenlenen suçun “Topluma Karşı Suçlar” başlığı altında yer alması tesadüfi değildir. Bu suçla korunan hukuki değer, belirli bir bireyin (Ahmet’in veya Ayşe’nin) hayatı veya malvarlığı değil; toplumun tamamının, belirsiz sayıdaki bireyin ulaşım güvenliği içinde yaşama hakkıdır. Trafik akışının güvenliği, modern yaşamın idamesi için bir ön koşuldur. Alkol veya uyuşturucu etkisiyle bu güvenliği tehlikeye atan fail, aslında o anda yolda bulunan veya bulunması muhtemel olan herkesin yaşam hakkına yönelik bir tehdit oluşturmaktadır. Dolayısıyla suçun mağduru, somut bir kişi değil, toplumun bizzat kendisidir. Bu nedenle, failin eylemi sonucunda kimsenin burnunun kanamamış olması, suçun oluşumunu engellemez; çünkü korunan değer “zarar görmeme hakkı” değil, “güvenlik içinde olma hakkı”dır.
Ceza hukuku teorisinde suçlar, korunan hukuki değerin zarar görmesi (zarar suçları) veya sadece tehlikeye maruz kalması (tehlike suçları) bakımından ikiye ayrılır. TCK m.179/3, tartışmasız bir tehlike suçudur. Ancak bu tehlikenin niteliği, doktrinde ve uygulamada en çok tartışılan konulardan biridir.
Soyut Tehlike Suçu Görüşü
Baskın görüşe göre, TCK m.179/3 bir soyut tehlike suçudur. Soyut tehlike suçlarında, fiilin işlenmesiyle birlikte tehlikenin doğduğu kanun koyucu tarafından varsayılır (karine). Hakimin, olayda somut bir tehlikenin (örneğin bir yayaya çarpma riskinin doğup doğmadığının) varlığını ayrıca araştırmasına gerek yoktur. Kanun koyucu, “alkollü ve sürüş yeteneğini kaybetmiş bir kişinin trafiğe çıkmasını” kategorik olarak tehlikeli kabul etmiştir. Bu görüşe göre, failin trafiğin hiç olmadığı boş bir yolda, gece yarısı alkollü araç kullanması dahi suçun oluşumu için yeterlidir; zira genel güvenlik ihlal edilmiştir.
Somut Tehlike Suçu Görüşü ve Yargıtay’ın Karma Yaklaşımı
Yargıtay’ın yerleşik uygulaması incelendiğinde, “soyut tehlike” kavramının belirli sınırlar dahilinde “somutlaştırma” eğilimiyle uygulandığı görülmektedir. Yargıtay, alkol oranının 1.00 promilin altında olduğu durumlarda, suçun oluşumu için “kişinin güvenli sürüş yeteneğini kaybettiğine dair dışa yansıyan somut bulgular” (zikzak çizme, şerit ihlali, kaza yapma vb.) aramaktadır. Bu yaklaşım, suçun 1.00 promil altında bir “somut tehlike suçu”na, 1.00 promil üzerinde ise bir “soyut tehlike suçu”na dönüştüğü hibrid bir sistem yaratmaktadır.
Suçun Maddi Unsurları
Suçun maddi unsurları; fiil, fail, mağdur, konu ve netice (tehlike) başlıkları altında incelenmelidir.
Fiil: Araç Sevk ve İdare Etmek (Araç Kullanmak)
TCK m.179/3’teki tipik hareket “araç kullanmak”tır. Kanun metninde “araç” terimi yalın olarak kullanılmış olsa da, m.179/1 ve 2’deki ifadelerle birlikte değerlendirildiğinde bu terim; kara, deniz, hava ve demiryolu ulaşım araçlarının tamamını kapsar.
-
Motorlu ve Motorsuz Araç Ayrımı: Kanun koyucu “motorlu araç” ayrımı yapmamıştır. Bu nedenle, teorik olarak bisiklet veya at arabası gibi motorsuz araçların da alkollü kullanımı bu madde kapsamına girebilir. Ancak Yargıtay uygulaması ve Karayolları Trafik Kanunu (KTK) bağlamında odak noktası genellikle motorlu taşıtlardır. Elektrikli scooterlar (e-scooter) gibi yeni nesil mikromobilite araçlarının alkollü kullanımı da, karayolunda seyrettikleri sürece bu suçun konusunu oluşturabilir.
-
Kullanma Eyleminin Başlangıcı: Suçun tamamlanması için aracın harekete geçirilmesi şarttır. Sürücü koltuğuna oturmak, emniyet kemerini takmak veya motoru rölantide çalıştırmak, eğer araç hareket ettirilmemişse (tekerlekler dönmemişse) suçun oluşumu için yeterli değildir. Bu aşamada kalan eylemler, tehlike suçlarına teşebbüsün mümkün olup olmadığı tartışmasını gündeme getirse de, Yargıtay ve doktrin genel olarak tehlike suçlarında teşebbüsün mümkün olmadığını, hareketin yapılmasıyla suçun tamamlandığını kabul eder. Araç hareket etmemişse, henüz icra hareketi başlamamış sayılır.
Emniyetli Şekilde Araç Sevk ve İdare Edemeyecek Halde Olmak
Suçun en kritik unsuru, failin sadece alkol veya uyuşturucu almış olması değil, bu maddelerin etkisiyle “güvenli sürüş yeteneğini kaybetmiş” olmasıdır. Bu unsur, suçun oluşumunu sınırlandıran ve onu idari kabahatten (KTK m.48) ayıran temel kriterdir.
Alkollü Araç Kullanmak
Alkol, merkezi sinir sistemi üzerinde depresan (baskılayıcı) etki yapan, algı, muhakeme, tepki süresi ve motor koordinasyon becerilerini bozan psikoaktif bir maddedir. Ancak her bireyin alkol toleransı; yaş, cinsiyet, vücut ağırlığı, metabolizma hızı ve alkol kullanım alışkanlığına göre değişir. Kanun koyucu bu bireysel farklılıkları gözeterek, belirli bir promil sınırı koymak yerine “güvenli sürme yeteneğinin kaybı” ölçütünü getirmiştir. Ancak hukuk güvenliği ve uygulama birliği (içtihat istikrarı) adına, Yargıtay Ceza Genel Kurulu (YCGK), bilimsel verilerden hareketle bir “karine” oluşturmuştur. Bu karineye göre;
-
Güvenli Sürüş Yeteneğinin Kesin Kaybı (1.00 Promil Kriteri): Yargıtay bir kararında, kanındaki alkol oranı 1.00 promil ve üzerinde olan sürücülerin, bireysel toleranslarına bakılmaksızın, “güvenli sürüş yeteneğini kaybettikleri” kabul edilir. Bu, aksi ispat edilemeyen bir karinedir. Yani 1.50 promil alkollü bir sürücü, “Ben çok dayanıklıyım, hiç hata yapmadan araç kullanıyordum” savunması yapsa dahi, bu savunma dinlenmez ve alkollü araç kullanmaktan, TCK m.179/3’ten ceza verilir.
-
İspat Sorunu (1.00 Promil Altı): Alkol oranı 1.00 promilin altında (örneğin 0.60 promil) olan sürücüler için otomatik bir suç karinesi yoktur. Bu durumlarda, failin salt alkollü olması TCK m.179/3’ten mahkumiyet için yeterli değildir. Mahkemenin, failin davranışlarını (zikzak çizme, ters şeride girme, kırmızı ışıkta geçme, duran araca çarpma gibi) ve tıbbi bulguları (denge kaybı, konuşma bozukluğu, gözlerde kızarıklık) değerlendirerek, alkolün etkisiyle sürüş yeteneğinin kaybedildiğini somut olarak tespit etmesi gerekir. Eğer bu tespit yapılamazsa, faile sadece KTK m.48 uyarınca idari para cezası verilir, alkollü araç kullanmaktan açılabilecek ceza davasından beraat eder.
Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Etkisi
Uyuşturucu maddeler (esrar, eroin, kokain, sentetik kannabinoidler vb.) bakımından rejim, alkolden daha serttir. TCK m.179/3 metninde “alkol veya uyuşturucu madde” ayrımı yapılmaksızın aynı sonuç öngörülmüştür. Ancak KTK m.48/8, uyuşturucu madde alanların araç kullanmasını miktar ve etkiye bakılmaksızın yasaklamıştır. Yargıtay uygulamalarında, uyuşturucu madde tespit edilen sürücüler hakkında genellikle TCK m.179/3’ün oluştuğu kabul edilmektedir, zira uyuşturucu maddelerin (özellikle esrarın) zaman ve mekan algısını bozduğu, ani refleks kayıplarına yol açtığı ve bu etkinin alkoldeki gibi belirli bir promil/miktar eğrisiyle ölçülemediği bilimsel olarak kabul edilmektedir. Uyuşturucu tespiti, teknik cihazlarla (tükürük, idrar, kan testi) yapılır ve Adli Tıp Kurumu raporları ile belgelenir.
Başka Bir Neden
Kanun metnindeki “başka bir neden” ibaresi, alkol ve uyuşturucu dışındaki psiko-fiziksel yetersizlikleri kapsar. Bunlar;
-
Aşırı yorgunluk ve uykusuzluk,
-
İlaç kullanımı (prospektüsünde “araç kullanmayınız” uyarısı olan ilaçlar),
-
Akut hastalık nöbetleri (epilepsi vb.),
- İleri yaşlılık nedeniyle reflekslerin tamamen kaybı.Bu hallerde de TCK m.179/3 oluşabilir. Ancak ispatı, alkol ve uyuşturucuya göre çok daha zordur ve genellikle bir kaza sonrası yapılan tıbbi incelemelerle ortaya çıkar.
Fail ve Mağdur
-
Fail: Suçun faili herkes olabilir (“Özgü Suç” değildir). Ancak fiilin niteliği gereği, failin bir ulaşım aracını sevk ve idare eden “sürücü/kaptan/pilot/makinist” olması gerekir. Sürücü belgesinin olup olmaması, suçun oluşumunu etkilemez (Ehliyetsiz araç kullanma ayrıca idari para cezasını gerektirir).
-
Mağdur: Yukarıda belirtildiği gibi, suçun mağduru toplumdur.
Manevi Unsur (Mens Rea)
TCK m.179/3’te düzenlenen alkollü araç kullanmak ve diğer fiiller, kasten işlenebilen bir suçtur. Taksirle işlenmesi mümkün değildir (Trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma suçu TCK m.180’de ayrıca düzenlenmiştir, ancak o madde daha çok deniz/hava/demiryolu kazalarına yöneliktir ve karayolunda alkollü araç kullanımıyla karıştırılmamalıdır).
Kast
Failin, alkol veya uyuşturucu madde aldığını bilmesi ve bu haldeyken araç kullanma iradesini göstermesi kastın varlığı için yeterlidir. Failin alkollü araç kullanmak fiilini gerçekleştirdikten sonra “Ben kaza yapmam, kendime güveniyorum” şeklindeki düşüncesi, kastı kaldırmaz. Fail, alkollü olduğunu ve bu halde araç kullanmanın yasak/tehlikeli olduğunu bilerek direksiyon başına geçmektedir.
Olası Kast
Bazı durumlarda fail, sonucun (tehlikenin) meydana gelmesini doğrudan istememekle birlikte, bunu öngörmesine rağmen “olursa olsun” diyerek hareket edebilir. Özellikle çok yüksek promil alkolle trafiğe çıkan sürücüler açısından olası kast tartışılabilir. Ancak TCK m.179/3 bir tehlike suçu olduğu için, tehlikenin kendisi kastın kapsamındadır. Eğer bu tehlike somut bir zarara (ölüm/yaralama) dönüşürse, o zaman zarar suçu açısından olası kast (TCK m.21/2) gündeme gelir.
İdari Yaptırımlar ve Ceza Hukuku İlişkisi: Non Bis In Idem Sorunsalı
Bu alan, TCK m.179/3’ün uygulamasında en çok kafa karışıklığı yaratan ve hukukçuları en çok meşgul eden alandır. Bir fiilin hem kabahat (idari para cezası) hem de suç (hapis cezası) oluşturması durumunda ne yapılacaktır?
Karayolları Trafik Kanunu m.48 Kapsamındaki İdari Yaptırımlar
2026 yılı itibarıyla güncellenen, alkollü araç kullanmakta olan kişilere idari para cezaları ve ehliyet geri alma süreleri şöyledir:
-
Hususi (Binek) Araç Sürücüleri İçin Sınır: 0.50 Promil.
-
Ticari/Diğer Araç Sürücüleri İçin Sınır: 0.20 Promil.
Bu sınırları aşan ancak 1.00 promilin altında kalan ve herhangi bir somut tehlikeye/kazaya karışmayan sürücülere sadece idari yaptırım uygulanır:
-
İlk Yakalanma: 11.629 TL İdari Para Cezası + 6 ay ehliyet geri alma.
-
İkinci Yakalanma (5 yıl içinde): 14584 TL İdari Para Cezası + 2 yıl ehliyet geri alma.
-
Üçüncü ve Sonraki Yakalanma (5 yıl içinde): 23.437 TL İdari Para Cezası + 5 yıl ehliyet geri alma (ve psikoteknik değerlendirme zorunluluğu).
Kabahatler Kanunu m.15/3 ve “İçtima” Kuralı
Kabahatler Kanunu’nun 15. maddesinin 3. fıkrası genel bir kural koyar: “Bir fiil hem kabahat hem de suç olarak tanımlanmış ise sadece suçtan dolayı yaptırım uygulanır. Ancak suçtan dolayı yaptırım uygulanamayan hallerde kabahat dolayısıyla yaptırım uygulanır.”
Bu kuralın amacı, Non Bis In Idem (Aynı fiilden dolayı iki kez yargılama ve ceza olmaz) ilkesini korumaktır. Eğer bir eylem hem TCK m.179/3 kapsamına giriyor (örneğin 1.50 promil alkol) hem de KTK m.48 kapsamına giriyorsa (alkollü araç kullanma kabahati), teorik olarak sadece TCK’dan ceza verilmesi, idari para cezasının verilmemesi gerekir.
Uygulama ve Anayasa Mahkemesi Kararları
KTK m.48/6 hükmü, “1.00 promil üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun 179. maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır” diyerek, kanun koyucunun iradesinin “her iki yaptırımın da uygulanması” yönünde olduğunu göstermektedir. Anayasa Mahkemesi, bu konudaki iptal başvurularını değerlendirmiş ve trafik güvenliğinin önemi, idari para cezasının “disiplin” ve “düzenleyici” yönü ile adli cezanın “ödetici” ve “caydırıcı” yönünün farklı hukuki yararları koruduğu gerekçesiyle, çifte cezalandırmanın Anayasa’ya aykırı olmadığına hükmetmiştir.
Yargıtay, bu adalet sorununu “mahsup” yoluyla çözme eğilimindedir. Eğer kişiye KTK m.48’den idari para cezası verilmiş ve ödenmişse; daha sonra TCK m.179/3’ten yargılanıp adli para cezasına mahkum edilirse, ödenen idari para cezasının adli para cezasından mahsup edilmesi (düşülmesi) gerektiğine hükmetmiştir. Ancak mahkumiyet hapis cezası olarak kalırsa (paraya çevrilmezse), idari para cezasının hapisten mahsubu mümkün olmadığından her iki ceza da infaz edilir.
7550 Sayılı Kanun (2025) ile Getirilen Yeni Cezai Düzenlemeler
4 Haziran 2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı “Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”, alkollü araç kullanmak fiilinin cezai yaptırımların alt sınırını yukarı çekerek “cezasızlık algısını” ortadan kaldırmayı hedeflemiştir.
Eski ve Yeni Ceza Karşılaştırması
Aşağıdaki tablo, 7550 sayılı Kanun öncesi ve sonrasındaki durumu özetlemektedir:
| Suç Tipi (TCK) | 7550 Sayılı Kanun Öncesi (Eski) | 7550 Sayılı Kanun Sonrası (04.06.2025’ten İtibaren) | Değişikliğin Anlamı |
| m.179/2 (Trafik güvenliğini tehlikeye sokma – genel) | 3 aydan 2 yıla kadar hapis | 4 aydan 2 yıla kadar hapis | Alt sınır 1 ay artırılmıştır. |
| m.179/3 (Alkollü araç kullanmak ve
uyuşturucu etkisinde araç kullanmak) |
3 aydan 2 yıla kadar hapis (atıf yoluyla) | 6 aydan 2 yıla kadar hapis |
Kritik Değişiklik: Alt sınır 2 katına (6 aya) çıkarılmıştır. |
Yargılama Usulü: Seri Muhakeme (CMK m.250)
TCK m.179/3 suçu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 250. maddesinde düzenlenen Seri Muhakeme Usulü kapsamındadır. Bu usul, yargılamanın hızlandırılmasını ve mahkemelerin iş yükünün azaltılmasını amaçlar.
Seri Muhakeme Süreci Nasıl İşler?
-
Teklif: Soruşturma aşamasında, dosyadaki deliller (alkol raporu vb.) suçun işlendiğini gösteriyorsa, Cumhuriyet Savcısı şüpheliyi davet eder.
-
Müdafi Zorunluluğu: Bu süreçte şüphelinin bir avukat (müdafi) ile temsil edilmesi zorunludur. Avukatsız seri muhakeme yapılamaz.
-
Ceza Belirleme ve İndirim: Savcı, TCK m.179/3’teki ceza aralığından (6 ay – 2 yıl) bir temel ceza belirler (genellikle alt sınır olan 6 ay). Ardından bu cezadan yarı oranında (1/2) indirim yapar (6 ay -> 3 ay).
-
Kabul veya Ret: Şüpheli bu teklifi kabul ederse, dosya onay için Asliye Ceza Mahkemesi hakimine gönderilir. Hakim, dosyayı inceler ve hukuka uygun bulursa kararı onaylar. Şüpheli teklifi reddederse, genel hükümlere göre iddianame düzenlenir ve dava açılır.
-
Risk: Teklifi reddeden şüpheli, mahkemede yargılanıp suçlu bulunursa 1/2 indirim hakkını kaybeder ve tam ceza alır.
Seçenek Yaptırımlar
Seri muhakeme usulünde belirlenen hapis cezası, TCK m.50’deki seçenek yaptırımlara (adli para cezası vb.) çevrilebilir veya TCK m.51 (erteleme) ya da CMK m.231 (HAGB) hükümleri uygulanabilir. Savcı, teklif aşamasında bu hususları da belirler.15
Sürücü Belgesinin Geri Alınması Sorunu
TCK m.179/3 yargılamalarında en sık yapılan hata ve en önemli hukuki tartışma, mahkemelerin TCK m.53/6 uyarınca sanığın ehliyetini geri alıp alamayacağıdır. TCK m.53/6 hükmü şöyledir: “Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen suçtan mahkûmiyet halinde… bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir.” Bu fıkradaki “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık” ifadesi, ceza hukuku terminolojisinde “taksir” kavramına işaret eder. Oysa TCK m.179/3, yukarıda açıklandığı üzere kasten işlenen bir suçtur. Fail, alkollü olduğunu bilerek ve isteyerek araç kullanmaktadır.
Yargıtay kararlarında bu konuyu netleştirmiştir: Trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokma suçundan (TCK 179/3) mahkumiyet halinde, TCK m.53/6 uyarınca sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilemez. Mahkemeler bu suçtan sadece hapis veya adli para cezası verebilir. Ehliyetin geri alınması işlemi, tamamen KTK m.48 uyarınca idari makamlarca (Emniyet/Jandarma Trafik) uygulanır. Eğer bir ceza mahkemesi, TCK 179/3’ten verdiği hükümde ehliyetin de geri alınmasına karar verirse, bu karar Yargıtay tarafından bozulur (veya istinafta düzeltilir). Ehliyetin mahkemece geri alınabilmesi için, failin alkollü araç kullanırken kaza yapıp birini taksirle yaralaması veya öldürmesi (yani taksirli bir suç işlemesi) gerekir.
İçtima ve Diğer Suçlarla İlişki
Taksirle Yaralama/Öldürme ile İlişki (Fikri İçtima)
Alkollü sürücü kaza yapar ve birinin ölümüne veya yaralanmasına neden olursa ne olur? Bu durumda failin tek bir eylemi (alkollü araç kullanma ve kaza) ile birden fazla suç (TCK 179/3 ve TCK 85/89) oluşmuş gibi görünür. TCK m.44 (Fikri İçtima) gereği, faile en ağır cezayı gerektiren suçtan ceza verilir. Taksirle öldürme veya yaralama suçunun cezası, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan daha ağır olduğu için, fail sadece TCK 85 veya 89’dan cezalandırılır; ayrıca TCK 179/3’ten ceza verilmez. Ancak alkollü olması, “bilinçli taksir” (TCK m.22/3) sayılarak cezanın artırılmasına neden olur.
Zincirleme Suç
Fail aynı gece içinde, aralıksız bir sürüş sırasında birden fazla trafik kontrol noktasında durdurulursa tek suç oluşur. Ancak farklı zamanlarda (örneğin bir hafta arayla) iki kez alkollü yakalanırsa, iki ayrı suç oluşur ve her biri için ayrı ceza verilir. Zincirleme suç (TCK m.43) hükümleri, suç işleme kararının yenilenmesi nedeniyle genellikle uygulanmaz.
