Bahçedeki kuyu kurumuş, evin borusundan su gelmiyor ya da yıllardır kullanılan kaynak komşunun inşaatından sonra kesilmiş olabilir. Böyle bir durumda akla gelen soru çoğu zaman şudur: komşu suyumu kesti, şimdi hangi hakları kullanabilirim? Türk Medeni Kanunu kaynak ve yeraltı sularını, komşuluk hukukunu ve mecraları ayrı hükümlerle düzenler. Örneğin kuyu suyu komşu arazisindeki bir kazı nedeniyle azaldıysa uygulanacak kural, boru hattı kesildiğinde uygulanacak kuraldan farklıdır. Su hakkı kimi zaman tapuya tescilli bir irtifaktan, kimi zaman kanunun kendisinden doğar. Mecra hakkı ise su borularının başkasının arazisinden geçirilmesini düzenler. Bu yazı tazminat, eski duruma getirme, zorunlu su, zilyetliğin korunması, arabuluculuk ve görevli mahkeme konularını kanun metni üzerinden anlatıyor.
Son güncelleme: 19.10.2026 · Mevzuat kontrolü: 19.10.2026 tarihli mevzuat.gov.tr metinlerine göre yapıldı. TMK metni 17.10.2026 tarihinde indirilen metindir. Kontrol; TMK, HMK, TBK, TCK, Harçlar Kanunu ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu metinlerini kapsadı. Yeraltı suları (167), sular (831) ve taşınmaz zilyetliğine tecavüzlerin önlenmesi (3091) hakkındaki kanunlar da aynı tarihli metinlerden okundu.
Komşu Suyumu Kesti: Önce Suyun Kaynağı Belirlenir
Aynı şikâyet, suyun nereden geldiğine göre farklı hukuki sonuç doğurur. Su, kişinin kendi arazisinde kaynayan bir kaynaktan gelebilir. Komşunun arazisindeki bir kaynaktan, tapuya tescilli bir irtifak hakkına dayanılarak alınıyor da olabilir. Kuyudan çekilen su ise çoğu zaman yeraltı suyudur ve kanun onu ayrı bir statüye bağlar. Belediye şebekesinden gelen su ile üst taraftaki araziden doğal olarak akan su da başka hükümlere tabidir. Bu yüzden komşu suyumu kesti diyen kişinin ilk işi, suyun kaynağını ve kendi hakkının dayanağını belirlemektir.
İkinci ayrım, komşunun ne yaptığıyla ilgilidir. Komşu, kazı veya yapı sırasında kaynağı ya da kuyuyu etkilemiş olabilir. Arazisinden geçen boruyu kesmiş, vanayı kapatmış veya suyun akışını değiştirmiş de olabilir. Bu fiillerin her biri farklı bir talebe yol açar: tazminat, eski duruma getirme, el atmanın önlenmesi, zilyetliğin korunması ya da bir irtifak kurulması. Kanun bu talepleri farklı şartlara bağlar. Bir talebin şartı yoksa diğerinin de bulunmadığı sonucu çıkmaz; her biri ayrıca incelenir.
Kuyu, kardeşler veya mirasçılar arasında paylı ya da elbirliği hâlindeki bir arazide de bulunabilir. Bu durumda uyuşmazlık komşuluk hukukundan değil, ortaklar arasındaki kullanım ilişkisinden doğar. Ortak taşınmazın paylaşılmasına ilişkin yollar ortaklığın giderilmesi davası yazısında ele alınmıştır.
Kaynak Suyu Arazinin Parçasıdır
TMK m. 756/1’e göre kaynaklar arazinin bütünleyici parçasıdır. Bunların mülkiyeti ancak kaynadıkları arazinin mülkiyetiyle birlikte kazanılabilir. Arazi mülkiyetinin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kaynakların da girdiğini TMK m. 718 ayrıca belirtir. Dolayısıyla kendi arazisinde kaynayan suyun maliki, arazinin malikidir. Kaynağın mülkiyeti araziden ayrı olarak kazanılamaz; başkasına aynî hak olarak tanınabilecek olan, kaynak üzerinde bir irtifak hakkıdır.
TMK m. 756 güncel kanun metni →
Başkasının arazisindeki kaynak üzerinde hak sahibi olmak isteyen kişi için kanun belirli bir yol gösterir. TMK m. 756/2’ye göre bu hak, bir irtifak hakkı olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur. İrtifak kurulmasına ilişkin sözleşmenin geçerliliği resmî şekle bağlıdır (TMK m. 781). Kaynak hakkı ayrıca TMK m. 837’de düzenlenmiştir. Bu irtifak, kaynağın bulunduğu arazinin malikini suyun alınmasına ve akıtılmasına katlanmakla yükümlü kılar. Kaynak hakkı, aksi kararlaştırılmadıkça başkasına devredilebilir ve mirasçıya geçer.
Bu ayrım somut olayda önem taşır. Komşunun arazisindeki kaynaktan uzun süredir su alınması, kural olarak tescilli bir su hakkı yerine geçmez. İrtifakın zamanaşımıyla kazanılması, ancak mülkiyeti bu yolla kazanılabilecek taşınmazlarda mümkündür (TMK m. 780). Tescilli bir irtifak varsa yüklü taşınmazın maliki, irtifakın kullanılmasını engelleyecek ya da zorlaştıracak davranışlarda bulunamaz (TMK m. 786). Hükmün tam metni TMK m. 786 irtifak hakkının kapsamı sayfasında okunabilir. Tescil yoksa kişi, aşağıda anlatılan zorunlu su hükmüne ya da yerel âdete dayanmayı değerlendirebilir.
Kuyu Suyu Komşu Arazisindeki Kazıdan Etkilendiyse: Yeraltı Suyu
Kuyular çoğu zaman bir kaynaktan değil yeraltı suyundan beslenir. TMK m. 756/3 yeraltı sularını kamu yararına ait sulardan sayar. Arza malik olmak, onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz. Arazi maliklerinin yeraltı sularından yararlanma biçimi ve ölçüsü ise özel kanun hükümlerine bırakılmıştır. Bu alandaki özel kanun, 167 sayılı Yeraltı Suları Hakkında Kanundur.
167 sayılı Kanun m. 1’e göre yeraltı suları umumi sulardan olup Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. İlan edilmiş yeraltı suyu işletme sahaları dışında her arazi sahibi, arazisinde yeraltı suyu arayabilir. Suyu bulduktan sonra kendi faydalı ihtiyaçlarına yetecek miktarı kullanma hakkına sahiptir (m. 5). Kanunun 8. maddesinde sayılan kuyu, sondaj ve galeriler için Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünden belge alınması zorunludur. Bu kapsamdaki derinlik haddi idarece ilan edilir; el ile açılan kuyular bu bentten ayrık tutulmuştur.
Belgesiz açılan kuyunun idari sonuçları da kanunda yer alır. Kanunun 18. maddesine göre belge almadan bu işleri yapanlara mülki amir tarafından idari para cezası verilir. DSİ kuyunun işletilmesinde bir sakınca görürse kuyu kapatılır ve masrafı açtırandan alınır. Eğer kuyu suyu komşu tarafından açılan belgesiz bir sondaj yüzünden çekildiyse, idari denetimin işletilmesi için ilgili idareye başvuru değerlendirilebilir. Böyle bir ihbarın usulü kanunda ayrıca düzenlenmemiştir.
Komşu kavramı bu Kanunda geniş tanımlanır. Kanunun 2. maddesine göre komşu, bitişik arazi sahibi ya da aynı bölgede bulunup aynı yeraltı suyu imkânlarından yararlanması gereken kimsedir. Arazisinde yeterli su bulunmayan kişinin komşu arazideki yeraltı suyundan yararlanma şartları ise m. 6 uyarınca yönetmelikte belirlenir. Bu şartları ilgili idari düzenleme belirlediğinden ayrıntısı bu yazıda verilmemiştir. Yararlanma talebinde bulunmadan önce yürürlükteki yönetmelik hükmünün ayrıca incelenmesi güvenli olur.
Komşu Suyumu Kesti: Kaynağa veya Kuyuya Zarar Verilmesinde Tazminat
Kaynağı veya kuyuyu etkileyen bir kazı ya da inşaat varsa ilk bakılacak hüküm TMK m. 757’dir. Hüküm, önemli ölçüde yararlanılan veya yararlanmak amacıyla suyu biriktirilen kaynakları ve kuyuları korur. Bunları kazı, yapı veya benzeri faaliyetler yüzünden kısmen olsun keserek ya da kirleterek zarar veren kimse, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Korunan kişi yalnız malik değildir; kaynakta ya da kuyuda hak sahibi olan kişi de hükmün kapsamındadır.
TMK m. 757 güncel kanun metni →
Hükmün şartları birlikte aranır. Kaynak veya kuyudan önemli ölçüde yararlanılıyor ya da su bu amaçla biriktiriliyor olmalıdır. Zarar, kazı, yapı veya benzeri bir faaliyetten doğmalıdır. Faaliyet suyu kısmen de olsa kesmiş ya da kirletmiş olmalıdır. Örneğin komşunun temel kazısından sonra bahçe kuyusunun seviyesi belirgin biçimde düşmüşse bu hüküm gündeme gelebilir. Aynı değerlendirme, kuyu suyu komşu inşaatının atık suyu yüzünden kirlendiğinde de yapılır.
Kusurun rolü hükümde ayrıca düzenlenmiştir. TMK m. 757’nin ikinci cümlesine göre zarar kasten veya ihmal yoluyla verilmemişse hâkim, tazminatın gerekip gerekmediğini takdir eder. Zarar görenin de kusuru varsa aynı takdir yetkisi doğar. Tazminat gerekiyorsa miktarını ve türünü de hâkim belirler. Bu nedenle kusursuz bir faaliyette tazminat ihtimali ortadan kalkmaz, ancak hâkimin takdirine bağlanır. Kazıyı yapanın gerekli özeni gösterip göstermediği dava sırasında önem taşır.
Eski Duruma Getirme
Para ödenmesi, evin suyunu geri getirmez. Bu yüzden TMK m. 758 eski duruma getirme talebini ayrıca düzenler. Kesilen kaynak bir taşınmazda oturmak veya onu işletmek için gerekli olabilir. Bir yerin içme ya da kullanma suyunu sağlıyor da olabilir. Kanunun ifadesiyle bu kaynaklar “kesilir ve kirletilirse” kaynağın olabildiği ölçüde eski duruma getirilmesi istenebilir. Diğer kaynaklarda eski duruma getirme ancak özel hâller haklı gösterdiği takdirde istenebilir.
TMK m. 758 güncel kanun metni →
Eski duruma getirme, tazminattan ayrı bir taleptir. Davacı aynı davalıya karşı birbirinden bağımsız taleplerini aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir (HMK m. 110). Bunun için taleplerin aynı yargı çeşidinde yer alması ve ortak yetkili bir mahkemenin bulunması gerekir. “Olabildiği ölçüde” ifadesi, teknik imkânsızlık hâlinde talebin sınırlanabileceğini gösterir. Teknik imkânın bulunup bulunmadığını bilirkişi inceler; talebin kabulüne mahkeme karar verir.
Aynı Yataktan Beslenen Kaynaklar
Komşu kaynaklar ortak bir ana kaynaktan beslenebilir. Bu durumda TMK m. 759’a göre maliklerden her biri, kaynakların birlikte tutulmasını isteyebilir. Su, hak sahiplerine o zamana kadarki yararlanmaları oranında dağıtılır. Ortak tesis masraflarını da hak sahipleri yararlanmaları oranında üstlenir. Biri karşı çıkarsa diğeri, öteki kaynaklardaki su azalsa bile kendi kaynağındaki suyun tutulup akıtılması için gerekli işleri yapabilir. Bu işler sonunda kendi kaynağına gelen su çoğalırsa, yalnız bu çoğalma oranında bedel öder.
Su Hakkı: Komşunun Kaynağından Yararlanma ve Zorunlu Su
Komşunun kaynağından su alınması bir hakka dayanabileceği gibi komşunun hoşgörüsüne de dayanabilir. Bu ayrım, komşu verdiği izni geri aldığında belirleyici olur. TMK m. 760’a göre özel mülkiyete tâbi arazideki kaynak, kuyu veya derelerden komşuların yararlanması özel kanun hükümlerine tâbidir. Bu yararlanma su içme, su alma veya hayvan sulama gibi yollarla olabilir. Özel kanun hükmü yoksa yerel âdet uygulanır. Köylerde öteden beri süregelen bir su kullanımı bu nedenle yerel âdet olarak değerlendirmeye konu olabilir.
Su hakkı bakımından en önemli hüküm zorunlu sudur. TMK m. 761’e göre evi, arazisi veya işletmesi için gerekli sudan yoksun olan malik bu yola başvurabilir. Malikin bu suyu aşırı zahmet ve gidere katlanmaksızın başka yoldan sağlayamaması da gerekir. Bu şartlarla malik, komşusundan bir irtifak kurulmasını isteyebilir. İrtifak, komşunun ihtiyacından fazla olan suyun tam bir bedel karşılığında alınmasını sağlar.
TMK m. 761 güncel kanun metni →
Zorunlu su hükmü, komşunun kendi ihtiyacı olan suyun alınmasına imkân vermez. İrtifakın kurulmasında öncelikle kaynak sahibinin menfaati gözetilir. Bedelin tam olması gerekir; karşılıksız bir yararlanma söz konusu değildir. Durum değişirse kurulmuş irtifakın değiştirilmesi veya kaldırılması da istenebilir. Tescilli bir hakkı bulunmadığı hâlde komşu suyumu kesti diyen kişi için bu hüküm, geleceğe dönük bir su hakkı kurmanın yolunu gösterir. Bu irtifak, komşuyla resmî şekilde yapılan sözleşme ve tapuya tescil ile ya da dava yoluyla kurulabilir (TMK m. 780, 781).
Mecra Hakkı: Su Borusu Komşunun Arazisinden Geçiyorsa
Kaynak ya da kuyu sorunu olmadan da su kesilebilir. Su komşunun arazisinden geçen bir boruyla geliyorsa, komşunun boruyu kesmesi ayrı bir sorundur. TMK m. 727’ye göre su, gaz, elektrik ve benzerlerinin mecraları, aksine bir düzenleme olmadıkça işletmenin eklentisi ve işletme malikinin malı sayılır. Bu mecralar işletmenin bulunduğu taşınmazın dışında olsalar bile aynı kural uygulanır. Bir taşınmazın böyle bir mecra ile aynî hak olarak yüklenmesi ise irtifak kurulmasını gerektirir. Kanun, komşuluk hukukunun gerektirdiği hâlleri bu kuraldan ayrık tutar.
Mecra irtifakının doğumu, mecranın görünür olup olmamasına bağlıdır. Aynı maddeye göre mecra dışarıdan görülmüyorsa irtifak tapu kütüğüne tescille doğar. Dışarıdan görülen mecrada ise irtifak, noterce düzenlenecek sözleşmeye dayanılarak mecranın yapılmasıyla doğar. Bu nedenle toprak altındaki bir boru için tescil kaydı, açıktan geçen bir boru için noter sözleşmesi önem taşır. Mecra hakkı kanıtlanabilen kişi, borunun kesilmesine karşı irtifak hakkını koruyan yollara başvurabilir.
Mecra Kurulmamışsa: Katlanma Yükümlülüğü
Mecra hakkı hiç kurulmamışsa kanun bir katlanma yükümlülüğü öngörür. TMK m. 744’e göre taşınmaz maliki, belirli şartlarla su yolunun kendi arazisinin altından veya üstünden geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür. Bunun için mecranın başka yerden geçirilmesinin olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı olması gerekir. Malikin uğrayacağı zararın tamamının önceden ödenmesi de şarttır. Mecrayı geçirme hakkı, hak sahibinin istemi üzerine ve giderleri ödemesi koşuluyla tapu kütüğüne tescil edilir.
TMK m. 744 güncel kanun metni →
Yükümlü malikin menfaati de korunur. TMK m. 745’e göre bu malik, kendi menfaatinin hakkaniyete uygun biçimde gözetilmesini isteyebilir. Durum değişirse mecranın kendi yararına başka bir yere nakledilmesini de isteyebilir (TMK m. 746). Yer değiştirme giderleri kural olarak mecra hakkı sahibine aittir. Özel durumlar haklı gösterirse taşınmaz maliki de giderlerin uygun bir kısmına katılmakla yükümlü tutulabilir. Mecra geçirilmesi kamulaştırma kurallarına bağlıysa bu komşuluk hükümleri uygulanmaz.
Komşu boruyu kestiğinde boruyu zorla yeniden bağlamak ya da komşunun arazisine girerek onarım yapmak yeni bir uyuşmazlık doğurabilir. TMK m. 981 zilyede saldırıyı defetme hakkı tanır. Ancak zilyet, durumun haklı göstermediği derecede kuvvet kullanmaktan kaçınmak zorundadır. Başkasının arazisine izinsiz girmek ise karşı tarafa yeni talepler için dayanak verebilir. Bu nedenle kişinin kendi başına müdahalesi yerine aşağıda anlatılan idari ve yargısal yolların değerlendirilmesi daha güvenlidir.
Doğal Akan Su ve Komşuluk Hukuku
Su bazen bir kaynaktan değil, üst taraftaki araziden doğal olarak akar. TMK m. 742’ye göre taşınmaz maliki, üstteki araziden kendi arazisine doğal olarak akan suların akışına katlanmak zorundadır. Yağmur, kar ve tutulmamış kaynak suları bu kapsamdadır. Komşulardan hiçbiri bu suların akışını diğerinin zararına değiştiremez. Üstteki arazi maliki, alt taraftaki taşınmaza gerekli olan suyu ancak kendi taşınmazı için zorunlu olduğu ölçüde tutabilir. Hükmün metni TMK m. 742 doğal olarak akan su sayfasında yer alır.
Komşunun bir set ya da hendekle bu akışı kesmesi önce bu hüküm çerçevesinde değerlendirilir. Komşuluk hukukunun genel kuralı ise TMK m. 737’dedir. Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkileri kullanırken komşularını olumsuz etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Hükmün saydığı duman, toz, gürültü ve sarsıntı örnekleri “özellikle” ifadesiyle verilmiştir. Suyun akışını komşu zararına değiştiren bir kullanım da somut olayın koşullarına göre bu kapsamda değerlendirilebilir. Kazı ve yapılar için TMK m. 738 ayrı bir kural koyar. Malik, kazı ve yapı yaparken komşu taşınmazların topraklarını sarsarak, tehlikeye düşürerek ya da üzerlerindeki tesisleri etkileyerek zarar vermekten kaçınmak zorundadır. Komşunun temel kazısı kuyuyu veya su tesisatını etkilediyse bu hüküm de m. 757 ile birlikte değerlendirilebilir.
TMK m. 737 güncel kanun metni →
Bu ihlallerin yaptırımı TMK m. 730’da yer alır. Mülkiyet hakkının yasal kısıtlamalarına aykırı kullanılması sonucunda zarar gören veya zarar tehlikesiyle karşılaşan kimse dava açabilir. Dava, durumun eski hâline getirilmesine, tehlikenin ve uğranılan zararın giderilmesine yönelir. Dava hakkını düzenleyen hüküm TMK m. 730 taşınmaz malikinin sorumluluğu sayfasında okunabilir. Malik ayrıca mülkiyetine yönelik her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir (TMK m. 683). Mülkiyetin içeriğine ilişkin kural için TMK m. 683 mülkiyet hakkının içeriği sayfasına bakılabilir.
Belediye Suyu Kesildiyse: Komşu mu, İdare mi?
Şebeke suyunun kesilmesi çoğu zaman bir komşu uyuşmazlığı değildir. Bazı durumlarda komşu suyumu kesti diye düşünülen kesintinin kaynağı aslında şebekedir. 831 sayılı Sular Hakkında Kanun m. 1’e göre şehir, kasaba ve köylerde kamu ihtiyacına ayrılan suların sağlanması ve idaresi belediyelere aittir. Belediye teşkilatı olmayan yerlerde bu görev köy ihtiyar meclislerine aittir. Abonelik, borç veya arıza nedeniyle yaşanan kesintiler bu nedenle başka kurallara tabidir. Bu kesintilerde başvuru yolu ilgili idari düzenlemeye ve kurum uygulamasına göre değişebilir. Görevli merci veya yargı yeri konusunda tereddüt varsa dava açmadan önce bu nokta ayrıca değerlendirilmelidir.
Apartmanlarda su, çoğu zaman ortak tesisattan dağıtılır. Bir kat maliki ya da yönetim ortak tesisattaki vanayı kapatmışsa uyuşmazlık kat mülkiyeti ilişkisinden doğabilir. 6325 sayılı Kanun m. 18/B/1-c, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda arabulucuya başvurmayı dava şartı sayar. Kat Mülkiyeti Kanunu bu yazıda incelenen kaynaklar arasında değildir. Kat malikleri ile yönetim arasındaki gider uyuşmazlıkları aidat ödemeyen ev sahibine karşı yönetimin yolları yazısında ele alınmıştır.
Komşu Suyumu Kesti: Talep Kalemleri ve Dayanakları
Suyun kesilmesi birden çok talebe dayanak olabilir. Her talebin dayanağı, şartı, süresi ve sonucu farklıdır. Aşağıdaki tablo bu talepleri birlikte gösterir; aynı olayda birden fazla talep birlikte gündeme gelebilir.
| Talep | Kim ister / kime karşı | Dayanak | Şart | Süre | Sonuç |
|---|---|---|---|---|---|
| Tazminat | Kaynağın veya kuyunun maliki ya da onda hak sahibi; zarar verene karşı | TMK m. 757 | Önemli ölçüde yararlanılan ya da suyu biriktirilen kaynak veya kuyu; kazı, yapı veya benzeri faaliyet; kısmen de olsa kesme ya da kirletme; zarar | TMK’da özel süre yok; TBK m. 72’deki iki ve on yıllık sürelerin uygulanması somut olaya göre değerlendirilir, iki yılı esas almak güvenlidir | Zararın giderilmesi; kast ve ihmal yoksa ya da zarar gören de kusurluysa tazminat ve miktarı hâkimin takdirindedir |
| Eski duruma getirme | Kaynağın maliki ya da onda hak sahibi; kaynağı kesen veya kirletene karşı | TMK m. 758 | Oturma, işletme ya da içme veya kullanma suyu için gerekli kaynak; diğer kaynaklarda özel hâllerin haklı göstermesi | Kanunda özel süre öngörülmemiştir | Kaynağın olabildiği ölçüde eski duruma getirilmesi |
| El atmanın önlenmesi ve eski hâle getirme | Malik ya da zarar gören; haksız elatmada bulunana veya mülkiyetini kısıtlamalara aykırı kullanan malike karşı | TMK m. 683, 730, 742 | Haksız elatma ya da mülkiyetin yasal kısıtlamalarına aykırı kullanılması; doğal akışın komşu zararına değiştirilmesi | Elatmanın önlenmesi için kanunda özel süre yok; zararın parayla giderilmesi isteminde TBK m. 72 süreleri gündeme gelebilir, iki yılı esas almak güvenlidir | Müdahalenin önlenmesi, eski hâle getirme, tehlikenin ve zararın giderilmesi |
Zilyetlik, İrtifak ve İdari Yol
Suyun kesilmesi bazen bir mülkiyet sorunundan çok fiilî kullanımın engellenmesi ya da hiç kurulmamış bir hakkın eksikliği olarak ortaya çıkar. Aşağıdaki tablo bu hâllerdeki talepleri gösterir.
| Talep | Kim ister / kime karşı | Dayanak | Şart | Süre | Sonuç |
|---|---|---|---|---|---|
| Zilyetliğin korunması | Zilyet; gasp veya saldırıda bulunana karşı | TMK m. 982, 983 | Zilyetliğin gaspı ya da zilyetliğe saldırı | Fiil ve failin öğrenilmesinden başlayarak iki ay; fiilin üzerinden bir yıl geçmesiyle de düşer (TMK m. 984, hak düşürücü) | Saldırının sona erdirilmesi, sebebinin önlenmesi ve zararın giderilmesi |
| Zorunlu su irtifakı | Gerekli sudan yoksun taşınmaz maliki; ihtiyaç fazlası suyu olan komşuya karşı | TMK m. 761 | Ev, arazi veya işletme için gerekli sudan yoksunluk; suyun aşırı zahmet ve gider olmadan başka yoldan sağlanamaması; komşunun ihtiyacından fazla su | Kanunda süre öngörülmemiştir | Tam bedel karşılığında irtifak; kaynak sahibinin menfaati öncelikle gözetilir |
| Mecra geçirilmesi | Mecraya ihtiyacı olan; yükümlü taşınmaz malikine karşı | TMK m. 744, 745, 746 | Başka yerden geçirmenin olanaksız veya aşırı masraflı olması; zararın tamamının önceden ödenmesi; kamulaştırma kurallarına bağlı olmaması | Kanunda süre öngörülmemiştir | Katlanma yükümlülüğü; istem ve giderlerin ödenmesiyle tapuya tescil |
| İdari başvuru | Taşınmazın zilyedi; müdahalede bulunana karşı vali veya kaymakama | 3091 sayılı Kanun m. 2, 3, 4 | Taşınmaz zilyetliğine tecavüz veya müdahale; konu daha önce dava edilmemiş ve mahkemece ihtiyati tedbir verilmemiş olmalı (m. 14) | Öğrenmeden itibaren altmış gün; müdahalenin oluşundan itibaren bir yıl geçtikten sonra başvurulamaz | Müdahalenin önlenmesi ve taşınmazın zilyede teslimi; hak uyuşmazlığı yargı yolunda çözülür |
Komşu Suyumu Kesti: Zilyetliğin Korunması
Suyun kesilmesi, taşınmaz üzerindeki fiilî hâkimiyeti etkileyen bir müdahale biçiminde de ortaya çıkabilir. TMK m. 983’e göre zilyetliği saldırıya uğrayan kişi, saldırıda bulunana karşı dava açabilir. Saldırıda bulunanın şey üzerinde bir hak iddia etmesi bu davayı engellemez. Dava, saldırının sona erdirilmesine, sebebinin önlenmesine ve zararın giderilmesine yöneliktir. Gasp hâlinde ise TMK m. 982 uygulanır. Gasba ilişkin kural TMK m. 982 zilyetliğin gasbında dava hakkı sayfasında yer alır.
Bu davalarda süre kısadır. TMK m. 984’e göre dava hakkı, zilyedin fiili ve failini öğrenmesinden başlayarak iki ay geçmekle düşer. Fiilin üzerinden bir yıl geçmesi de dava hakkını düşürür. Bu süreler hak düşürücü niteliktedir. HMK m. 104’teki bir haftalık uzama ise HMK’nın belirlediği süreler için öngörülmüştür; TMK m. 984’teki süreler bu kapsamda değildir. Sadece zilyetliğin korunmasına yönelik davalar sulh hukuk mahkemesinde görülür (HMK m. 4/1-c).
3091 Sayılı Kanuna Göre İdari Başvuru
Taşınmaz zilyetliğine yapılan müdahalelere karşı idari bir yol da vardır. 3091 sayılı Kanun m. 2’ye göre taşınmaz merkez ilçe sınırları içindeyse vali veya görevlendireceği vali yardımcısı karar verir. Diğer ilçelerde karar kaymakama aittir. Başvuru yetkisi taşınmazın zilyedine aittir (m. 3). Başvuru, müdahalenin öğrenildiği tarihten itibaren altmış gün içinde yapılmalıdır. Müdahalenin oluşundan itibaren bir yıl geçtikten sonra başvuru yapılamaz (m. 4).
Soruşturma yerinde yapılır ve en geç on beş gün içinde karara bağlanır (m. 5, m. 6). Verilen karar, idari yargı yolu açık olmak üzere kesindir (m. 7). Kararda, üstün hak iddia edenlerin yargı yoluna başvurması gerektiği de belirtilir. Anlaşmazlık dava konusu yapılmışsa ya da mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilmişse bu Kanun uygulanmaz (m. 14). Bu Kanuna göre verilen kararlar vergi, harç ve resme tabi değildir (m. 18). Soruşturma ve infaz memurlarının yevmiye ve taşıt giderleri ise başvuranlar tarafından yatırılır (m. 17).
Kanun, su kesilmesinin bu anlamda bir müdahale sayılıp sayılmayacağı konusunda ayrı bir hüküm içermez; bu nokta somut olaya göre değerlendirilir. Komşunun arazisine girip boruyu sökmesi ile kendi arazisinde vanayı kapatması aynı nitelikte görülmeyebilir. Komşu suyumu kesti diyen kişi bu yola gidecekse altmış günlük süreyi öğrenme tarihinden, bir yıllık sınırı ise müdahalenin oluşundan itibaren hesaplamalıdır. İdari karar, taraflar arasındaki hak uyuşmazlığını çözmez; hak iddiası yargı yolunda incelenir (m. 7).
Valilik veya kaymakamlığa başvurmak, TMK m. 984’teki iki aylık ve bir yıllık dava sürelerini durdurmaz. 3091 sayılı Kanunda bu süreleri durduran bir hüküm yer almaz. Bu nedenle idari başvuru sürerken dava süresinin kaçırılmaması için iki aylık sürenin ayrıca izlenmesi güvenli olur. Anlaşmazlık dava konusu yapıldığında ise bu Kanun hükümleri uygulanmaz (m. 14/1).
Komşu Suyumu Kesti: Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görev, açılacak davanın niteliğine göre belirlenir. HMK m. 2’ye göre malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Tazminat, eski duruma getirme, el atmanın önlenmesi, zorunlu su ve mecra irtifakı talepleri bu genel kurala göre değerlendirilir. Buna karşılık taşınır ve taşınmaz mallarda sadece zilyetliğin korunmasına yönelik davalar sulh hukuk mahkemesinde görülür (HMK m. 4/1-c). Davanın zilyetliğin korunmasıyla sınırlı olup olmadığı dilekçedeki talebe göre belirlenir.
Yetki bakımından taşınmaz davalarına özgü bir kural vardır. HMK m. 12/1’e göre taşınmaz üzerindeki aynî hakka ilişkin davalar ile taşınmazın zilyetliğine ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. İrtifak haklarına ilişkin davalar, üzerinde irtifak hakkı kurulan taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır (m. 12/2). Yalnız tazminat isteniyorsa genel yetki kuralı da gündeme gelir; genel yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesidir (HMK m. 6). Kesin yetkiyi düzenleyen hüküm HMK m. 12 taşınmazın aynından doğan davalarda yetki sayfasında okunabilir.
Komşu Suyumu Kesti: Arabuluculuk Dava Şartı mı?
6325 sayılı Kanun m. 18/B/1-ç, komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurmayı dava şartı sayar. TMK’da “Komşu hakkı” başlığı m. 737 ile m. 750 arasındaki hükümleri kapsar. Taşkınlık yasağı (m. 737), kazı ve yapılar (m. 738), doğal olarak akan su (m. 742) ve mecra geçirilmesi (m. 744 vd.) bu başlığın altındadır. Bu hükümlere dayanan uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurulması gerekir.
Kaynak ve yeraltı sularına ilişkin m. 756 ile m. 761 ise ayrı bir başlık altında düzenlenmiştir. Bu hükümlere dayanan uyuşmazlığın “komşu hakkından kaynaklanan” sayılıp sayılmayacağı kanunda açıkça belirtilmemiştir; bu nokta somut olaya göre değerlendirilir. Arabulucuya başvurulmadan açılan dava, şart aranıyorsa dava şartı yokluğundan usulden reddedilir (m. 18/A/2). Bu nedenle komşu suyumu kesti diyerek dava açmayı düşünen kişi için tereddüt hâlinde önce arabuluculuk bürosuna başvurmak güvenli yoldur.
Arabulucu, başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır; süre zorunlu hâllerde en fazla bir hafta uzatılabilir (m. 18/A/9). Başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez (m. 18/A/15). Dava açılmadan ihtiyati tedbir alınmışsa, HMK m. 397/1’deki dava açma süresi de bu süreçte işlemez (m. 18/A/16). Bu madde kapsamındaki arabuluculukta anlaşma sağlanırsa anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi alınması zorunludur. Taşınmazla ilgili belgelerde bu şerh, taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinden alınır (m. 18/B/3). Valilik veya kaymakamlığa 3091 sayılı Kanun uyarınca yapılan başvuru ise bir dava değildir.
Komşu Suyumu Kesti: Dava Kime Karşı Açılır?
Davalı, talebin dayanağına göre belirlenir. TMK m. 757 tazminat yükümlülüğünü zarar veren kimseye yükler. Bu kişi kazıyı veya yapıyı yapan ya da yaptıran kişi olabilir. Komşu arazinin maliki ile kazıyı fiilen yapan kişi farklıysa her birinin sorumluluğu ayrıca incelenir. Mülkiyetin yasal kısıtlamalarına aykırı kullanılmasına dayanan TMK m. 730 davasında ise hükmün lafzı taşınmaz malikinden söz eder. Taşınmazı kullanan kiracı veya yüklenici gibi başka kişilerin bu hükme göre sorumluluğu somut olaya göre değerlendirilir. Davalı konusunda tereddüt varsa dava açmadan önce bu nokta ayrıca değerlendirilmelidir.
Zorunlu su ve mecra taleplerinde karşı taraf, yükümlü taşınmazın malikidir (TMK m. 744, 761). Zilyetlik davası gasp veya saldırıda bulunana karşı açılır (TMK m. 982, 983). Davacı tarafta da ayrım vardır. Tazminatı kaynağın maliki ya da onda hak sahibi olan kişi isteyebilir. Zilyetlik davasını ve 3091 sayılı Kanun başvurusunu ise zilyet yapabilir. Kiracı gibi taşınmazı fiilen kullanan kişi de zilyet sıfatıyla bu yolları değerlendirebilir.
Aynı olayda birden çok kişinin payı bulunabilir. Örneğin inşaatı bir yüklenici yapıyorsa, tazminat talebinin hem komşuya hem yükleniciye yöneltilmesi gündeme gelebilir. Davalıların her biri için sorumluluğun dayanağı ayrı kurulur. Hakkın varlığı ile talebin kime yöneltileceği ayrı meselelerdir; biri diğerinin cevabını vermez.
Komşu Suyumu Kesti: Geçici Koruma, İhtiyati Tedbir ve Delil Tespiti
TMK’nın kaynaklara ve komşuluk hukukuna ilişkin m. 730 ile m. 761 arasındaki hükümlerinde ayrı bir geçici önlem hükmü yer almamaktadır. Bu nedenle geçici koruma için HMK’nın genel hükümlerine başvurulur. HMK m. 389’a göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme, hakkın elde edilmesini önemli ölçüde zorlaştırabilir. Gecikme sebebiyle bir sakınca veya ciddi bir zarar doğacağından da endişe edilebilir. Bu hâllerde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Tedbirin şartları HMK m. 389 ihtiyati tedbirin şartları sayfasında yer alır.
Mahkeme, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir (HMK m. 391/1). Hüküm, bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi tedbirleri de sayar. Tedbir talep eden, davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır (HMK m. 390/3). Talep eden kural olarak teminat da gösterir (HMK m. 392). Tedbir kararının uygulanması, tefhim veya tebliğden itibaren bir hafta içinde talep edilmelidir (HMK m. 393/1). Dava açılmadan tedbir alınmışsa, uygulama talebinden itibaren iki hafta içinde esas dava açılmalıdır; aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar (HMK m. 397/1).
Delil Tespiti
Suyun kesilme biçimi ve zararın boyutu zamanla değişebilir. Kuyunun seviyesi, kazının derinliği ya da borunun kesildiği yer sonradan kaybolabilir. HMK m. 400, ileride açılacak davada ileri sürülecek bir vakıanın keşif veya bilirkişi incelemesiyle tespitini isteme imkânı tanır. Delilin hemen tespit edilmezse kaybolacağı ya da ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimali varsa hukuki yarar var sayılır. Dava açılmadan önce tespit, esas davaya bakacak mahkemeden veya keşif yapılacak şeyin bulunduğu yer sulh mahkemesinden istenir (HMK m. 401/1).
Zorunluluk bulunan hâllerde tespit, karşı tarafa tebligat yapılmadan da yapılabilir (HMK m. 403). Adli tatil her yıl yirmi temmuzda başlar ve otuz bir ağustosta sona erer (HMK m. 102). İhtiyati tedbir ve delillerin tespiti gibi geçici hukuki koruma talepleri bu dönemde de karara bağlanır (HMK m. 103/1-a). Esas davanın adli tatilde görülüp görülmeyeceği ise m. 103’teki diğer bentlere ve mahkemenin ivedilik kararına bağlıdır.
Süreler: Hak Düşürücü Süre ve Zamanaşımı
Su uyuşmazlıklarında süreler talebe göre değişir ve birbirine karıştırılmamalıdır. Zilyetlik davasında TMK m. 984’teki iki aylık ve bir yıllık süreler hak düşürücüdür. 3091 sayılı Kanundaki altmış günlük ve bir yıllık süreler ise idari başvuru süreleridir (m. 4). Bu idari başvurunun yapılmış olması, zilyetlik davasına ilişkin TMK m. 984 sürelerinin işlemesine engel olmaz. Bu süreler kaçırılsa bile mülkiyete veya irtifaka dayanan davalar ayrıca değerlendirilebilir.
TMK m. 757’deki tazminat istemi için kanunda özel bir süre öngörülmemiştir. Haksız fiilden doğan tazminat istemleri için genel kural TBK m. 72’de yer alır. Bu hükme göre istem, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. Fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yıl geçmesi de zamanaşımını doldurur. Tazminat, ceza kanunlarının daha uzun zamanaşımı öngördüğü bir fiilden doğmuşsa o süre uygulanır. TMK m. 757 bu istem için TBK m. 72’ye ayrıca atıf yapmaz. Genel hükmün bu isteme uygulanıp uygulanmayacağı somut olaya göre değerlendirilir. Hak kaybı yaşamamak için iki yıllık sürenin esas alınması güvenli yoldur. Zamanaşımı kuralı TBK m. 72 haksız fiilde zamanaşımı sayfasında yer alır.
El atmanın önlenmesi ve eski duruma getirme talepleri için TMK’da ayrıca bir süre öngörülmemiştir. Kanun, müdahale sürerken bu taleplerin zamanaşımına uğrayıp uğramayacağı konusunda ayrı bir hüküm içermez; bu nokta somut olaya göre değerlendirilir. TMK m. 730 uyarınca zararın parayla giderilmesi isteniyorsa bu istem ayrıca ele alınmalıdır. Bu istemde TBK m. 72 süreleri gündeme gelebileceğinden iki yıllık sürenin esas alınması güvenli olur. Zararın uzun süre devam etmesi ise ispatı zorlaştırabilir. Bu yüzden delilin erken tespiti, süre sorunundan bağımsız olarak önem taşır.
Komşu Suyumu Kesti: Hangi Deliller Kullanılır?
Su uyuşmazlığında ilk delil, hakkın dayanağını gösteren kayıtlardır. Tapu kaydı, irtifak tescili, mecra için noter sözleşmesi ve kuyu için alınmış kullanma belgesi bu gruptadır. 167 sayılı Kanun m. 15’e göre bu Kanun uyarınca verilen bütün belgeler DSİ tarafından bir sicile kaydedilir. Bu sicil, kuyunun hangi belgeyle açıldığını gösterebilir. Arama, kullanma ve ıslah belgeleri 167 sayılı Kanun m. 12 uyarınca ücret ve harçtan muaftır.
İkinci grup, suyun kesildiği anı ve sonrasını gösteren delillerdir. HMK m. 199, yazılı veya basılı metinlerin yanında fotoğraf, film, görüntü ve elektronik ortamdaki verileri de belge sayar. Kuyunun önceki ve sonraki seviyesini gösteren tarihli kayıtlar bu nedenle değer taşır. Su faturaları, tarımsal sulamadaki ürün kaybı ve onarım masrafları zararın miktarını gösterebilir. Komşular ve köy halkı, öteden beri süren su kullanımına ve yerel âdete tanık olarak dinlenebilir. Karşı taraf ise kuyu suyu komşu kazısından önce de azalıyorsa bu durumu illiyet tartışmasında ileri sürebilir.
Kazı ile suyun kesilmesi arasındaki illiyet bağı çoğu zaman teknik bir sorudur. Hâkim, uyuşmazlık konusu yerde keşif yapılmasına karar verebilir (HMK m. 288). Jeoloji, hidroloji veya inşaat alanında bilirkişi incelemesi de gerekebilir. Bilirkişi teknik görüş verir; kaynağın önemli ölçüde yararlanılan bir kaynak sayılıp sayılmayacağı hukuki değerlendirmedir. Bu değerlendirme ve sorumluluğun belirlenmesi mahkemeye aittir. İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıadan lehine hak çıkaran taraftadır (HMK m. 190).
Ceza Boyutu: Mala Zarar Verme
Her su uyuşmazlığı suç oluşturmaz. Bununla birlikte komşu, başkasına ait boruyu, depoyu veya tesisatı kasten bozmuş ya da kullanılamaz hâle getirmiş olabilir. TCK m. 151/1’e göre başkasının taşınır veya taşınmaz malını yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hâle getiren veya kirleten kişi cezalandırılır. Basit hâlde suçun soruşturulması mağdurun şikâyetine bağlıdır. Zarar sulamaya veya içme sularının sağlanmasına yarayan bir tesise verilmişse TCK m. 152/1-d’deki nitelikli hâl gündeme gelebilir. TCK m. 152’de şikâyet şartı yer almaz ve bu hâlde bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörülür. Komşunun özel borusunun veya deposunun bu anlamda tesis sayılıp sayılmayacağı somut olaya göre değerlendirilir. Suçun tanımı TCK m. 151 mala zarar verme sayfasında okunabilir.
Şikâyete bağlı basit hâlde şikâyet süresi TCK m. 73/1’e göre altı aydır. Fiilin nitelikli hâl sayılıp sayılmayacağı tartışmalıysa altı aylık sürenin kaçırılmaması güvenli olur. Süre, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden başlar (m. 73/2). Suçun oluşması kasta ve zarar verilen malın başkasına ait olmasına bağlıdır. Kendi arazisindeki vanayı kapatan komşunun fiili bu tanıma girmeyebilir. Ceza yolu bu nedenle hukuki taleplerin yerine geçen bir araç olarak görülmemelidir.
Harç ve Dava Değeri
Harçlar Kanunu m. 15’e göre yargı harçları değer ölçüsüne göre nispi, işlemin niteliğine göre maktu esas üzerinden alınır. Aynı Kanunun 16. maddesi, müdahalenin men’i gibi gayrimenkulün aynına ilişkin davalarda gayrimenkulün değerinin esas alınacağını belirtir. Bu davalarda ecrimisil ve tazminat da istenirse harç, gayrimenkulün değeri ile istenen tutar üzerinden alınır. Tazminat davası bir para alacağı davası olduğundan kural olarak değer üzerinden nispi harca tabidir. Harç tutarı bu yazıda verilmemiştir; dava açılırken güncel tarifeye bakılmalıdır.
Komşunun borusu ya da deposu kişinin arazisini haksız olarak kullanıyor olabilir. Bu kullanım için bedel talebinin şartları ecrimisil davası ve ihtar şartı yazısında anlatılmıştır. 3091 sayılı Kanuna göre verilen kararlar harca tabi değildir (m. 18). Değer tayini mümkün olan hâllerde dava dilekçesinde değer gösterilmesi zorunludur (Harçlar Kanunu m. 16). Zorunlu su ve mecra irtifakı davalarında dava değerinin nasıl belirleneceği talebin niteliğine göre ayrıca değerlendirilir. Bu yazıda anılan TMK hükümleri 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu resmî metni içinde okunabilir.
Sonuç
Komşu suyumu kesti diyen kişi için ilk adım, suyun hukuki niteliğini belirlemektir. Kaynak arazinin bütünleyici parçasıdır; başkasının arazisindeki kaynak üzerinde hak ise tescilli bir irtifakla kurulur. Kuyudaki yeraltı suyu kamu yararına ait sulardandır ve kullanımı 167 sayılı Kanuna tabidir. Kazı veya yapı nedeniyle kesilen ya da kirletilen kaynak ve kuyular için TMK m. 757 tazminat imkânı tanır. Şartları varsa kaynağın eski duruma getirilmesi de m. 758’e göre istenebilir. Kast veya ihmal yoksa ya da zarar gören de kusurluysa tazminat hâkimin takdirine bağlanır.
Tescilli bir hakkı olmayan malik, şartları varsa tam bedel karşılığında zorunlu su irtifakı isteyebilir. Boru komşunun arazisinden geçiyorsa mecra hakkı kural olarak tescile ya da noter sözleşmesine dayanır. Hak kurulmamışsa TMK m. 744’teki katlanma yükümlülüğü, zararın tamamının önceden ödenmesi şartıyla gündeme gelir.
Zilyetliğin korunmasına ilişkin iki aylık ve bir yıllık hak düşürücü süreler kısadır. 3091 sayılı Kanun ise altmış gün ve bir yıl içinde idari başvuru imkânı verir; bu başvuru dava sürelerini durdurmaz. Komşu hakkına dayanan uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartıdır; kaynak hükümlerinde de önce başvuru yapılması güvenli yoldur. Aynî hak ve zilyetlik davalarında taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. Suyun kesildiği durumun delil tespitiyle kayda geçirilmesi, sonraki davanın ispatını kolaylaştırır.
Sık Sorulan Sorular
Komşu suyumu kesti, hangi yollara başvurulabilir?
İlk adım suyun dayanağını belirlemektir: kendi arazisindeki kaynak, tescilli irtifak, kuyu, mecra ya da doğal akan su. Kazı veya yapı nedeniyle kaynak ya da kuyu kesildiyse TMK m. 757’ye göre tazminat istenebilir. Kaynak bakımından şartları varsa m. 758’e göre eski duruma getirme de istenebilir. Zilyetliğe saldırı varsa dava, öğrenmeden itibaren iki ay ve fiilden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. 3091 sayılı Kanuna göre altmış gün içinde valilik veya kaymakamlığa başvuru da değerlendirilebilir. Bu idari başvuru dava sürelerini durdurmaz.
Komşunun kazısı yüzünden kuyum kuruduysa tazminat istenebilir mi?
Kuyu suyu komşu tarafından yapılan kazı, yapı veya benzeri bir faaliyet yüzünden kısmen de olsa kesildiyse TMK m. 757 uygulanabilir. Kuyudan önemli ölçüde yararlanılıyor ya da su bu amaçla biriktiriliyor olmalıdır. Zarar kasten veya ihmalle verilmemişse ya da zarar gören de kusurluysa tazminata ve miktarına hâkim takdiren karar verir. Kuyunun belgesiz açılmış olması ise 167 sayılı Kanun bakımından ayrıca değerlendirilir.
Komşu suyunu paylaşmak zorunda mı?
Kural olarak hayır; ancak TMK m. 761 zorunlu su irtifakı öngörür. Evi, arazisi veya işletmesi için gerekli sudan yoksun olan ve bu suyu aşırı zahmet ve gider olmadan başka yoldan sağlayamayan malik bu irtifakı isteyebilir. İrtifak, komşunun ihtiyacından fazla olan su için ve tam bedel karşılığında kurulur. Kaynak sahibinin menfaati öncelikle gözetilir. Komşuların kaynak ve kuyulardan yararlanmasına ilişkin özel kanun hükümleri ve yerel âdet ise saklıdır (TMK m. 760).
Komşunun arazisinden su borusu geçirilebilir mi?
TMK m. 744’e göre su yolunun başka yerden geçirilmesi olanaksız veya aşırı ölçüde masraflıysa komşu buna katlanmakla yükümlüdür. Bunun için komşunun uğrayacağı zararın tamamının önceden ödenmesi şarttır. Mecra hakkı, istem üzerine ve giderler ödenerek tapuya tescil edilir. Yükümlü malik menfaatinin gözetilmesini ve durum değişirse mecranın yerinin değiştirilmesini isteyebilir.
Su hakkı tapuya tescil edilir mi?
Başkasının arazisindeki kaynak üzerindeki su hakkı, irtifak olarak tapu kütüğüne tescille kurulur (TMK m. 756/2). İrtifak sözleşmesi resmî şekle bağlıdır. Kaynak hakkı bağımsız nitelikte ve en az otuz yıl için kurulmuşsa tapu kütüğüne taşınmaz olarak da kaydedilebilir (TMK m. 837). Dışarıdan görülen mecralarda irtifak, noterce düzenlenen sözleşmeye dayanılarak mecranın yapılmasıyla doğar.
Komşu ile su davasında arabuluculuk zorunlu mu?
Komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartıdır (6325 sayılı Kanun m. 18/B/1-ç). TMK’da bu başlık m. 737 ile m. 750 arasını kapsar; doğal akan su ve mecra geçirilmesi buradadır. Kaynak hükümlerine dayanan uyuşmazlıkların bu kapsama girip girmediği kanunda açıkça belirtilmemiştir. Tereddüt hâlinde dava açmadan önce arabuluculuk bürosuna başvurmak güvenli yoldur.
