Sağlık hizmeti denildiğinde akla ilk olarak hekimler gelse de, modern sağlık sistemi çok geniş bir alanı kapsamaktadır ve bu kalabalık sağlık çalışanlarından biri eczacılardır. Eczacılar, sadece ilacı raftan alıp hastaya veren kişiler değil, sağlık hizmetinin sunumunda aktif rol alan, hastayı bilgilendiren ve tedavi sürecini takip eden “sağlık profesyonelleridir”. Eczacıları sadece ilaç alım-satımı yapılan yerler olarak görmek eczacıları ve hastaları yanlış fikirlere sevk edebilecek ve malpraktis vakalarına yol açabilecektir.
1. Eczacının Sağlık Sistemindeki Yeri ve Tanımı
Hukuki sorumluluğu anlamak için öncelikle eczacının kim olduğunu ve görev tanımını yasal zemine oturtmak gerekir. Eczacılık, hastalıkların teşhis ve tedavisi ile hastalıklardan korunmada kullanılan ilaçları hazırlayan ve hastaya sunan bir sağlık hizmetidir.
Ancak eczacının görevi sadece ilacı satmak değildir. Yasal mevzuata göre eczacı:
-
İlacın analizlerinin yapılmasında görev alır.
-
Farmakolojik etkisinin devamlılığı, emniyeti, etkinliği ve maliyeti bakımından gözetim ile yükümlüdür.
-
İlaç kullanımıyla ilgili sorunlar hakkında hastaları bilgilendirir.
- Doktor tarafından reçete edilen ilacın açık bir yanlışlıkla verilip verilmediğini denetlemekle yükümlüdür. Eczacının reçete edilen ilacı kontrol yükümlülüğü bulunmamakla birlikte mesleği gereği bilmesi gereken hususları incelemelidir. Örneğin gebe bir kişiye verilmemesi gereken bir ilacın doktor tarafından reçete edilmesi sebebiyle eczacının da bir inceleme ve aydınlatma yapmaksızın ilacı hastaya vermesi halinde eczacının sorumluluğu doğabilecektir.
2. Hasta ile Eczacı Arasındaki Hukuki İlişkinin Adı Nedir?
Bir hasta eczaneye girdiğinde ve bir ilaç talep ettiğinde, hukuk dünyasında görünmez bir sözleşme kurulur. Ancak bu sözleşmenin türü, eczacının sorumluluğunun sınırlarını belirlemek açısından hayati önem taşır.
A. İlaç Satış Sözleşmesi (Reçeteli İlaçlar ve Doğrudan Satış)
Hasta, hekim tarafından yazılmış bir reçeteyle veya reçetesiz satılabilen bir ilacı doğrudan ismiyle talep ederek eczaneye gelirse, aradaki ilişki genellikle “Satış Sözleşmesi” olarak nitelendirilir. Burada eczacının temel borcu, istenilen ilacı ayıpsız (bozuk olmayan, miadı dolmamış) bir şekilde teslim etmektir.
B. Vekâlet veya Karma Sözleşme (Danışmanlık ve Tavsiye)
Hastanın doktora başvurmadan doğrudan eczacıya başvurduğu bir durumda eczacının ilaç tavsiye etmesi veya eczacı reçeteli bir ilacı hazırlarken (majistral ilaç) özel bir karışım yapıyorsa iş değişir.
Hastanın kendisine ilaç önerilmesini istemesi halinde, eczacı ile hasta arasında satış sözleşmesi unsurlarının yanı sıra vekalet sözleşmesi unsurlarını da içeren isimsiz (karma) bir sözleşme kurulur. Bu noktada eczacı, sadece bir satıcı değil, bir “vekil” gibi özen göstermek zorundadır. Türk Borçlar Kanunu’na göre vekil, üstlendiği işi sadakat ve özenle yürütmek zorundadır.
C. Eser Sözleşmesi (Majistral İlaç Yapımı)
Eğer eczacı, hekimin formülüne göre laboratuvarda özel bir ilaç (majistral ilaç) hazırlıyorsa, burada bir “eser” meydana getirme unsuru olduğundan, ilişki eser sözleşmesine yaklaşabilir. Ancak birtakım görüşlere göre bu tür ilişkilerde dahi vekalet hükümlerinin kıyasen uygulanması daha isabetli bulunmaktadır.
3. Eczacının Temel Yükümlülükleri ve Sorumluluk Kaynakları
A. Aydınlatma (Bilgilendirme) Yükümlülüğü
Bu, eczacının en kritik sorumluluğudur. Eczacı, ilacın kullanım şeklini, dozajını, saklama koşullarını ve olası yan etkilerini hastaya anlatmak zorundadır.
-
Reçeteli İlaçlarda: Hekimin talimatlarına uygun olarak hastayı bilgilendirir. Eczacının reçeteli, reçetesiz, hazır, majistral sattığı bütün ilaçlarda hastayı aydınlatma yükümlülüğü mevcuttur. 12.04.2014 tarihli Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesi bu hususu düzenlemektedir. Yönetmeliğe göre eczacılar ilaç kullanımında, ilaç kullanımındaki yardımcı araçların güvenli bir şekilde kullanılmasına ve bunlar hakkında bilgi sahibi olunmasını sağlamalıdır. Aydınlatma yükümlülüğü, hastanın tedavi hakkında bilgi sahibi olmasını sağlar ve tedaviyi ret, kabul veya devam etme seçeneklerini değerlendirerek sağlığı hakkında kendi seçimini yapma imkanı sağlanmış olur. İlaç kullanımı açısından bu süreçte doktor kadar eczacı da aktif rol almaktadır. Eczacının ilaç hakkında gerçekleştireceği açıklamalar sonrasında hasta tedaviye devam edip etmeme hakkında kararını verebilecektir. Eczacının ilaç açısından doktorla birlikte aydınlatma yükümlülüğünün bulunması, doktor tarafından gerekli aydınlatmanın yapılamadığı, ilaca dair yeterli izahatın gerçekleştirilemediği durumlarda hastanın vücut bütünlüğünün daha aktif korunmasına hizmet etmektedir. Hekimin ilaç kapsamında aydınlatmada bulunması, eczacının yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacaktır.
-
Reçetesiz İlaçlar ve Gıda Takviyelerinde: Eczacının en temel yükümlülüklerinden biri olan aydınlatma ve bilgilendirme sorumluluğu, özellikle reçetesiz satılan ilaçlar (OTC), gıda takviyeleri ve dermokozmetik ürünler söz konusu olduğunda, reçeteli ilaçlara kıyasla çok daha geniş ve katıdır. Zira reçeteli ilaçlarda hasta, hekim tarafından zaten bir ön bilgilendirmeye tabi tutulmuş kabul edilirken, reçetesiz ürünlerde hastanın doğrudan eczacının uzmanlığına güvenerek hareket etmesi beklenir. Bu durumda eczacı, bir satış sözleşmesinin ötesine geçerek bir vekalet ilişkisinin unsurlarını da barındıran bir hizmet sunar. Eczacı bu ürünleri sunarken, potansiyel yan etkileri, endikasyonları, diğer ilaçlarla olası etkileşimleri ve doğru kullanım şekillerini hastanın anlayabileceği açık ve tereddüde yer bırakmayacak bir dille aktarmakla yükümlüdür. Bu aydınlatma borcunun ihmal edilmesi halinde, eczacı, hastanın uğrayacağı her türlü maddi ve manevi zarardan hukuken sorumlu olacaktır
B. Özen Gösterme Borcu
Eczacı, bir “basiretli tacir” ve bir “sağlık profesyoneli” olarak yüksek özen göstermek zorundadır. Eczacılık insan sağlığıyla doğrudan ilgili bir meslek olduğundan “yüksek özen ilkesi” geçerlidir.
Özen borcunun ihlali sınırlı olmamak kaydıyla şunları kapsar:
-
Reçetede yazılandan farklı bir ilaç vermek.
-
Miadı dolmuş veya bozuk ürün satmak.
-
Reçeteyle verilmesi gereken ilacı reçetesiz satmak.
-
Eşdeğer ilaç verirken yasal şartları sağlamamak.
C. Sır Saklama Yükümlülüğü
Eczacı, hastanın kullandığı ilaçlar üzerinden kişinin hastalığını, cinsel hayatını veya özel durumunu öğrenebilir. Bu bilgiler “Kişisel Sağlık Verisi”dir ve özel nitelikli (hassas) verilerdir. Eczacının bu bilgileri üçüncü kişilerle paylaşması hem Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na (KVKK) göre suçtur hem de sözleşmeye aykırılıktır. Sır saklama yükümlülüğü açısından tartışılması gereken bir başka husus, sır saklama yükümlülüğü kapsamında olan bilginin hasta yakınlarına paylaşılıp paylaşılamayacağı hususudur. İstisnai şartlar saklı kalmak kaydıyla, eczacının hasta yakınlarına bu bilgileri vermesi sır saklama yükümlülüğünün ihlali anlamına gelecektir.
D. Kayıt Tutma Zorunluluğu
Eczacılar, özellikle uyuşturucu ve psikotrop ilaçlar başta olmak üzere, sattıkları ilaçların kayıtlarını düzenli tutmak zorundadır. Bu kayıtlar, olası bir malpraktis davasında en önemli delil niteliğindedir.
4. Eczacılıkta Malpraktis (Hatalı Tıbbi Uygulama)
Malpraktis kavramı genellikle cerrahlar için kullanılsa da, eczacılar için de geçerlidir. Malpraktis, bir meslek mensubunun, mesleğin ortalama basiretli ve saygın bir mensubunun uygulaması gereken bilgi ve beceriyi uygulamaması sonucu hastaya zarar vermesidir.
Eczacılıkta Malpraktis Örnekleri:
-
Yanlış İlaç Verme: Doktorun reçetesini yanlış okuyup veya dikkatsizlikle raftan yanlış kutuyu alıp hastaya vermek.
-
Dozaj Hatası: Majistral ilaç hazırlarken etken madde oranını yanlış hesaplamak.
-
Etkileşim Uyarısı Yapmama: Hastanın kullandığı diğer ilaçları bilmesine rağmen (sistemden görerek), yeni verilen ilacın bunlarla ciddi etkileşime gireceği konusunda hastayı uyarmamak.
-
Yanlış Tavsiye: Reçetesiz bir ilaç önerirken, hastanın kronik hastalıklarını (örneğin yüksek tansiyon) sorgulamadan, tansiyonu yükseltebilecek bir grip ilacı önermek.
5. Eczacının Çalışanlarından (Kalfasından) Sorumluluğu
Eczanelerde en sık karşılaşılan hukuki sorunlardan biri, eczacı kalfasının veya teknisyeninin yaptığı hatalardır. Genel kaide olarak eczacı, yardımcılarının ve kalfalarının sorumluluğunda olduğunu iddia ederek eczanede gerçekleştirilen bir malpraktisten kurtulamaz.
Eczacı, Türk Borçlar Kanunu (TBK) madde 66 (Adam Çalıştıranın Sorumluluğu) ve madde 116 (Yardımcı Kişilerin Fiilinden Sorumluluk) gereği çalışanlarının hatalarından doğrudan sorumludur.
-
Kusursuz Sorumluluk: Eczacının kendisi o an eczanede olmasa bile, kalfanın hastaya yanlış ilaç verip zarar vermesi durumunda eczacı sorumlu tutulur. Eczacı tacir sayıldığı için, çalışanının seçiminde, talimat verilmesinde ve denetlenmesinde kusursuz olduğunu ispat etse dahi sorumluluktan kurtulması zordur.
-
Rücu Hakkı: Eczacı, hastaya tazminat ödemek zorunda kalırsa, bu zararı daha sonra kusurlu olan kalfasına rücu edebilir (yansıtabilir). Ancak hastaya karşı ilk muhatap her zaman eczacıdır.
6. Eczacının Malpraktis Sonrasında Karşı Karşıya Kalabileceği Tazminat Kalemleri
Eğer bir eczacı, aydınlatma yükümlülüğünü ihlal ederse, yanlış ilaç verirse veya bozuk ürün satarsa ve bunun sonucunda hasta zarar görürse, iki tür tazminat gündeme gelir.
A. Maddi Tazminat
Hastanın malvarlığında meydana gelen eksilmelerdir.
-
Tedavi Giderleri: Yanlış ilaç yüzünden hasta zehirlenirse, hastane masrafları.
-
Kazanç Kaybı: Hasta bu hata yüzünden işe gidemezse, çalışamadığı günlerin ücreti.
-
Güç Kaybı Tazminatı: Eğer hata sonucu kalıcı bir hasar (organ yetmezliği vb.) oluşursa, çalışma gücünün azalmasından doğan zararlar.
-
Destekten Yoksun Kalma: Eğer hata sonucu hasta vefat ederse, ailesine ödenecek tazminat.
Malpraktis Maddi Tazminat konusuna yönelik detaylı inceleme için tıklayabilirsiniz.
B. Manevi Tazminat
Kişilik haklarının zedelenmesi, duyulan acı, elem ve ıstırap için ödenen paradır. Yanlış ilaç kullanımı sonucu hastanın yaşadığı korku, endişe veya fiziksel acı, manevi tazminatın konusunu oluşturur.
7. Eczacı Hatalarında Görevli Mahkeme
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun gereği, hasta ile eczacı arasındaki ilişki (vekalet sözleşmesi olsa dahi) bir “tüketici işlemi” olarak kabul edilmektedir.
-
Tüketici Hakem Heyeti: Belli bir parasal sınırın altındaki zararlar için (her yıl yenilenir) İlçe veya İl Tüketici Hakem Heyetlerine başvurulmalıdır.
-
Tüketici Mahkemesi: Bu sınırın üzerindeki davalar ve manevi tazminat davaları Tüketici Mahkemelerinde açılır.
-
Arabuluculuk: Tüketici Mahkemesinde dava açmadan önce, “dava şartı arabuluculuk” yoluna başvurmak zorunludur. Yani taraflar önce bir arabulucu huzurunda anlaşmayı denemelidir.
