Anonim şirket fesih davası, şirketin mahkeme kararıyla sona erdirilmesine yönelik dava yollarının ortak adıdır. Bu yollar tek bir hükümde toplanmaz; dayandıkları sebebe göre davacıları, süreleri ve sonuçları birbirinden ayrılır: kuruluştaki kanuna aykırılık TTK m. 353’te, zorunlu organların eksikliği TTK m. 530’da, pay sahipliği ilişkisini çekilmez kılan haklı sebeple fesih ise TTK m. 531‘de düzenlenmiştir. Bakanlığa tanınan ayrı bir dava yolu da TTK m. 210/3’te yer alır. Hangi hükme dayanıldığı davanın kaderini belirlediği için, anonim şirkette fesih davası açmadan önce doğru hukuki sebebin seçilmesi gerekir. Aşağıda dört dayanağın şartlarını, yargılama sırasında istenebilecek geçici korumaları, ispat araçlarını ve kararın doğurduğu sonuçları kanun metinleri üzerinden ele alıyoruz.
Son güncelleme: 3 Ağustos 2026 · Mevzuat kontrolü: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun bu tarihte yürürlükteki metni esas alınmıştır.
Anonim Şirket Fesih Davası Nedir?
Anonim şirketler yalnızca mahkeme kararıyla sona ermez. TTK m. 529, esas sözleşmede öngörülen sürenin dolmasını, işletme konusunun gerçekleşmesini veya gerçekleşmesinin imkânsızlaşmasını, esas sözleşmede öngörülen bir sona erme sebebinin gerçekleşmesini, genel kurul kararını, iflasın açılmasını ve kanunda öngörülen diğer hâlleri sona erme sebebi olarak sayar. Bu listenin dışında kalan ve yargı kararı gerektiren yolu ise anonim şirket fesih davası oluşturur.
Bu ayrımın pratik önemi büyüktür. Genel kurul yeterli çoğunlukla sona erme kararı alabiliyorsa dava açmaya gerek yoktur. Mahkemeye, yani anonim şirket fesih davasına başvurma ihtiyacı, pay sahipleri arasında mutabakat sağlanamadığında, şirket kendi organlarıyla işleyemez hâle geldiğinde ya da kuruluşta kanuna aykırılık bulunduğunda doğar. Mahkemenin elindeki yetki de yalnızca “fesih” ile sınırlı değildir; kanun birçok yerde mahkemeye önce düzeltme süresi verme, hatta feshe hiç hükmetmeme imkânı tanır.

Anonim Şirket Fesih Davasının Hukuki Sebepleri
Aşağıdaki tablo, anonim şirket fesih davası bakımından uygulamada en çok karıştırılan üç dayanağı ve Bakanlığa tanınan özel davayı karşılaştırır. Dört yolun ortak noktası görevli ve yetkili mahkemedir: dava, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde açılır; bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemesi ticaret mahkemesi sıfatıyla bakar.
| Dayanak | Sebep | Kim açabilir | Süre | Mahkemenin seçenekleri |
|---|---|---|---|---|
| TTK m. 353 | Kuruluşta kanuna aykırılık; alacaklı, pay sahibi veya kamu menfaatinin önemli ölçüde tehlikeye düşmesi | Yönetim kurulu, Bakanlık, ilgili alacaklı, pay sahibi (pay oranı aranmaz) | Tescil ve ilandan itibaren 3 ay — hak düşürücü | Düzeltme için süre verme; süre sonunda fesih |
| TTK m. 530 | Uzun süredir kanunen gerekli organlardan birinin bulunmaması veya genel kurulun toplanamaması | Pay sahipleri, şirket alacaklıları, Bakanlık | Kanunda süre yok | Önce durumu düzeltmesi için süre; düzelmezse fesih |
| TTK m. 531 | Haklı sebep | Sermayenin %10‘unu, halka açık şirketlerde %5‘ini temsil eden pay sahipleri | Kanunda süre yok | Fesih; davacının payının gerçek değeri ödenerek çıkarılması; duruma uygun düşen başka bir çözüm |
| TTK m. 210/3 | Kamu düzenine veya işletme konusuna aykırı ya da muvazaalı iş ve faaliyetler | Yalnızca Bakanlık | Öğrenmeden itibaren 1 yıl | Fesih |
TTK m. 353: Kuruluştaki Kanuna Aykırılık
Kuruluş aykırılığına dayanan anonim şirket fesih davası TTK m. 353’te düzenlenmiştir. Madde, şirketin kuruluşunda kanuna aykırı hareket edilmesi nedeniyle alacaklıların, pay sahiplerinin veya kamunun menfaatleri önemli ölçüde tehlikeye düşmüşse feshe hükmedilmesini öngörür. Genel bir fesih hükmü değildir; yalnızca kuruluş aşamasındaki aykırılıkları konu alır. Maddenin ilk cümlesi bir yasak koyar: anonim şirketin butlanına veya yokluğuna karar verilemez. Kanun koyucu, tescil edilmiş bir şirketin geçmişe etkili biçimde yok sayılmasının üçüncü kişiler bakımından doğuracağı sonuçları göze almamış, tek yaptırım olarak ileriye etkili feshi öngörmüştür.
TTK m. 353’ün güncel metnini inceleyin →
Davayı yönetim kurulu, Ticaret Bakanlığı, ilgili alacaklı veya pay sahibi açabilir. Pay sahibi için herhangi bir oran aranmaz; tek bir payın sahibi de davacı olabilir. Buna karşılık dava, şirketin tescil ve ilanından itibaren üç aylık hak düşürücü süreye tabidir (TTK m. 353/4). Hak düşürücü süre zamanaşımından farklıdır: hâkim tarafından resen gözetilir, kesilmez, durmaz ve tarafların iradesiyle uzatılamaz. Süre geçtikten sonra kuruluştaki aykırılık ne kadar ağır olursa olsun bu yola başvurulamaz.
Yargılama usulü de özeldir. Dava dilekçesine deliller ve gerekli bütün bilgiler eklenir; kural olarak yargılama aşamasında delil sunulamaz, başka bir davanın beklenmesi veya bilgi getirtilmesi istenemez. Somut olay haklı gösteriyorsa mahkeme kesin süre vererek bu isteği kabul edebilir. Dava acele işlere ilişkin usule tabidir (TTK m. 353/3). Mahkeme feshe hükmetmeden önce eksikliklerin giderilmesi için süre verebilir (TTK m. 353/2); aykırılık bu süre içinde giderilirse feshe hükmedilmez.
TTK m. 530: Organların Eksikliği
Şirketin kanunen gerekli organlarından biri uzun süredir mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, pay sahipleri, şirket alacaklıları ya da Bakanlık mahkemeye başvurabilir. Bu, uygulamada “şirketin kilitlenmesi” denen durumun tipik görünümüdür: yönetim kurulu istifa etmiş ve yenisi seçilememiştir, ya da pay sahipleri arasındaki bölünme nedeniyle genel kurulda toplantı nisabı hiç sağlanamamaktadır.
TTK m. 530 organ eksikliği hükmünün tamamı →
Maddenin kurgusu iki aşamalıdır. Mahkeme, kural olarak öncelikle yönetim kurulunu dinler ve şirkete durumunu kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre vermek zorundadır. Yalnızca bu süre içinde durum düzeltilmezse fesih kararı verilir. Dolayısıyla TTK m. 530 davası, çoğu zaman şirketi sona erdirmekten çok organ eksikliğini gidermeye zorlayan bir baskı aracı işlevi görür.
Sık rastlanan bir yanılgıya da değinmek gerekir: pay sahibi sayısının azalması fesih sebebi değildir. TTK m. 338/1 uyarınca anonim şirketin kurulabilmesi için pay sahibi olan bir veya daha fazla kurucunun varlığı yeterlidir; tek pay sahipli anonim şirket mümkündür.
TTK m. 531: Haklı Sebeple Fesih
TTK m. 531 uyarınca haklı sebeple fesih davasını, sermayenin en az onda birini, halka açık anonim şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri açabilir. Bu oran tek bir pay sahibinde bulunmak zorunda değildir; birden fazla kişi bir araya gelerek de nisabı sağlayabilir.
TTK m. 531 haklı sebeple fesih hükmü →
Haklı sebep sayılabilecek durumlar
Kanun “haklı sebep” kavramını tanımlamaz; takdiri hâkime bırakır. Haklı sebep yalnızca pay sahipleri arasındaki kişisel anlaşmazlıklardan doğmaz. Uygulamada tartışmanın merkezinde şu olgular yer alır:
- Azınlık haklarının sistematik biçimde ihlal edilmesi
- Bilgi alma ve inceleme hakkının sürekli engellenmesi
- Şirket kaynaklarının hâkim pay sahiplerine veya ilişkili şirketlere aktarılması
- Yıllarca ve haklı bir gerekçe olmaksızın kâr payı dağıtılmaması
- Şirketin işletme konusu dışında veya amacına aykırı yönetilmesi
- Çoğunluk gücünün kötüye kullanılması
Belirleyici olan, pay sahipliği ilişkisinin veya şirket yönetiminin azınlık bakımından dürüstlük kuralı uyarınca sürdürülemez hâle gelip gelmediğidir.
Mahkemenin verebileceği kararlar: fesih son çaredir
Maddenin ikinci cümlesi davanın en kritik yönüdür. Mahkeme haklı sebebin varlığını tespit etse dahi feshe mahkûm değildir; davacı pay sahiplerine paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenerek şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir başka bir çözüme karar verebilir. Değerleme tarihi kanunda açıkça “karar tarihine en yakın tarih” olarak belirlenmiştir; dava tarihi değil.
Bu düzenleme, feshi son çare hâline getirir. Haklı sebep tespit edilse bile mahkemenin, şirketin devamlılığını koruyabilecek ve davacı azınlığın menfaatlerini gözetebilecek daha ölçülü bir çözüm bulunup bulunmadığını değerlendirmesi beklenir. Kanunun mahkemeye tanıdığı bu geniş takdir yetkisi, ekonomik değer taşıyan bir işletmenin ortaklar arasındaki uyuşmazlık nedeniyle tasfiyeye sürüklenmesini önlemeye yöneliktir.
Uygulamada davacılar, şirketin feshini istemekle birlikte, fesih yerine paylarının gerçek değerinin ödenerek şirketten çıkarılmalarına karar verilmesini terditli olarak da talep edebilmektedir. Bununla birlikte TTK m. 531’in öngördüğü temel dava haklı sebeple fesih davasıdır; çıkarılma ve diğer uygun çözümler, haklı sebebin varlığı tespit edildikten sonra mahkemenin değerlendireceği alternatif sonuçlardır. Maddeden pay sahibine bağımsız bir “şirketten çıkma davası” hakkı doğmaz.
Anonim Şirket Fesih Davası Kime Karşı Açılır?
Davalı, anonim şirket fesih davasında şirketin kendisidir. Talep tüzel kişiliğin sona erdirilmesine yöneldiğinden husumet anonim şirkete yöneltilir ve şirket, yönetim kurulu tarafından temsil edilir. Diğer pay sahiplerinin veya yönetim kurulu üyelerinin, yalnızca pay sahibi ya da yönetici olmaları nedeniyle davalı olarak gösterilmeleri gerekmez.
Bu ayrım pratikte önemlidir: anonim şirkette fesih davasında haklı sebep olarak ileri sürülen olgular çoğu zaman belirli kişilerin davranışlarından kaynaklanır, ancak dava o kişilere değil şirkete karşı açılır. Yöneticilerin kişisel sorumluluğunun tartışılacağı yer, aşağıda ele alınan TTK m. 553 kapsamındaki ayrı sorumluluk davasıdır.
Fesih Davasında Arabuluculuk Dava Şartı mıdır?
Hayır. TTK m. 5/A, dava şartı olarak arabuluculuğu konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarıyla sınırlamıştır. Şirketin feshine yönelik talep bu sayımın dışında kaldığından, salt fesih istemiyle açılan anonim şirket fesih davasında arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı değildir.
Buna karşılık aynı dava dosyasında bağımsız bir para alacağı da ileri sürülüyorsa, o talep bakımından ayrı bir değerlendirme gerekebilir. Talebin niteliği belirleyicidir; dava adı değil.
Haklı Sebeple Fesih Davasında Hangi Deliller Kullanılır?
Haklı sebebe dayanan anonim şirket fesih davasının ağırlık merkezi ispat aşamasıdır. Soyut iddialar ve geçici anlaşmazlıklar yeterli görülmez; ileri sürülen olguların sürekliliği ve ağırlığı somut biçimde ortaya konmalıdır. Başlıca başvurulan araçlar şunlardır:
- Ticari defter ve kayıtların mahkemece getirtilmesi ve incelenmesi
- Şirket banka hesap hareketlerinin incelenmesi
- İlişkili şirketlere kaynak aktarımının tespiti
- Genel kurul ve yönetim kurulu karar defterleri, toplantı tutanakları
- Özel denetçi raporları
- Payın gerçek değerinin belirlenmesine yönelik değerleme incelemesi
- Konusunda uzman bilirkişi heyeti raporu
Aşağıda aktarılan 2025 tarihli Yargıtay kararı da tam olarak bu noktaya, defter ve belgelerin bilirkişi marifetiyle incelenmesi ile özel denetçi raporunun değerlendirilmesi gereğine dayanmaktadır.
Yargıtay Kararı: Sorumluluk Davası Mümkün Diye Fesih Talebi Reddedilemez
Haklı sebeple fesih taleplerinde ilk derece mahkemelerinin sık kullandığı bir ret gerekçesi vardır: “İleri sürülen usulsüzlükler doğruysa yöneticiler aleyhine sorumluluk davası açılabilir; bu nedenle bunlar fesih için haklı sebep sayılmaz.” Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bu yaklaşımı bozmuştur.
Yargıtay 11. HD, 06.11.2025, E. 2025/971, K. 2025/6677: Davacı, şirkette 280 payın sahibi olduğunu, beş yıldır şirketten dışlandığını, kendisine kâr payı ödenmezken yetkili pay sahiplerinin eşlerinin ve çocuklarının çalışmadıkları hâlde sigortalı gösterildiğini, aynı ortaklık yapısına sahip başka bir şirkete kaynak aktarıldığını, şirket kaynaklarıyla yat alındığını ve taşınmazların usulsüz biçimde pay sahiplerine satıldığını ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi, bu iddialar ispatlansa dahi yöneticiler aleyhine sorumluluk davası açılabileceği gerekçesiyle davayı reddetmiş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Yargıtay kararı bozmuştur. Daireye göre bu iddialar, ispat edildiğinde şirketin haklı sebeple feshine gerekçe olabilecek ciddi iddialardır; ilk derece mahkemesinin uzman bilirkişi heyetine şirket defter ve belgelerini inceletmesi, tefrik edilen özel denetçi dosyasındaki raporu getirtip değerlendirmesi ve sonucuna göre karar vermesi gerekirdi.
Karar metnine Yargıtay Karar Arama sistemi üzerinden esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir.
Yargılama Sürerken Geçici Koruma: Önlem, Tedbir ve Kayyım
Anonim şirkette fesih davası yıllar sürebilir. Bu süre boyunca şirketin yönetimsiz kalması ya da kaynaklarının eritilmesi ihtimali gerçektir. Kanun bu riski görmüş ve iki hükümde açık yetki tanımıştır.
TTK m. 353/1’in son cümlesi: “Mahkeme davanın açıldığı tarihte gerekli önlemleri alır.” Bu, takdire bağlı bir imkân değil, kuruluştaki aykırılığa dayanan davada mahkemeye yüklenmiş bir görevdir.
TTK m. 530/2: “Dava açıldığında mahkeme, taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir.” Organ eksikliğine dayanan davada önlem, taraflardan birinin talebine bağlıdır.
Bu özel hükümlerin yanında genel ihtiyati tedbir rejimi de işler. HMK m. 389 uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı endişesi varsa ihtiyati tedbire karar verilebilir. Şirket malvarlığının devrinin veya rehnedilmesinin önlenmesi, belirli işlemlerin mahkeme iznine bağlanması bu çerçevede istenebilir.
Şirket gerçekten organsız kalmışsa ayrı bir imkân daha vardır. TMK m. 427/4 uyarınca bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa vesayet makamı bir yönetim kayyımı atar. Bu, TTK m. 530 davasıyla birlikte yürütülebilecek tamamlayıcı bir yoldur.
Genel kurul kararlarının yürütülmesinin durdurulması ise farklı bir davanın konusudur. TTK m. 449, genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığında mahkemenin, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebileceğini düzenler. Bu mekanizma fesih davasına değil, iptal davasına bağlıdır. Konunun ayrıntısı için anonim şirkette genel kurul kararlarının iptali ve butlanı yazımıza bakılabilir.
Borca Batıklık Fesih Değil, İflas Sebebidir
Şirketin mali durumunun bozulması hâlinde izlenecek yol fesih davası değildir. Bu ayrım, uygulamada en çok hata yapılan noktalardan biridir.
TTK m. 376 güncel kanun metni →
Madde üç kademeli bir sistem kurar. Birinci kademe (m. 376/1): sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısı zarar sebebiyle karşılıksız kalmışsa yönetim kurulu genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar.
İkinci kademe (m. 376/2): son yıllık bilançoya göre üçte iki karşılıksız kalmışsa, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermezse şirket kendiliğinden sona erer; ayrıca fesih davası açılmasına gerek yoktur. Bu kararların hangi yöntemlerle — sermaye azaltımı, tamamlama veya artırım yoluyla — uygulanacağı, Ticaret Bakanlığının TTK m. 376’nın uygulanmasına ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğinde (RG 15/9/2018, S. 30536) ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
Üçüncü kademe (m. 376/3): borca batıklık şüphesi uyandıran işaretler varsa yönetim kurulu, aktifleri hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden gösteren bir ara bilanço çıkarır. Aktifler alacaklıların alacaklarını karşılamaya yetmiyorsa yönetim kurulu durumu asliye ticaret mahkemesine bildirir ve şirketin iflasını ister. Talep fesih değil iflastır; iflasın açılması TTK m. 529 uyarınca zaten ayrı bir sona erme sebebidir.
Kanun bu sonuca tek bir istisna tanır. İflas kararından önce, şirketin açığını karşılayacak ve borca batıklığı ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraya konulmasını yazılı olarak kabul etmiş ve bu beyanın veya sözleşmenin yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmış olmalıdır. Bu üç şart birlikte gerçekleşmezse — yani sıradan sonraya geçme beyanı açığı kapatmaya yetmez veya bilirkişi incelemesinde doğrulanmazsa — kanun gereği mahkemeye bilirkişi incelemesi için yapılmış başvurunun kendisi iflas bildirimi olarak kabul edilir ve yönetim kurulunun bildirim yükümlülüğü devam eder.
Bakanlığın Açtığı Fesih Davası (TTK m. 210/3)
Kamu düzenine veya işletme konusuna aykırı işlemlerde, bu yönde hazırlıklarda ya da muvazaalı iş ve faaliyetlerde bulunduğu belirlenen ticaret şirketleri hakkında, özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla Bakanlıkça anonim şirket fesih davası açılabilir. Süre, bu tür işlem, hazırlık veya faaliyetlerin öğrenilmesinden itibaren bir yıldır. Bu dava münhasıran Bakanlığa tanınmıştır; pay sahiplerinin veya alacaklıların başvurabileceği genel bir sebep değildir. Kanun metninde bakanlık “Gümrük ve Ticaret Bakanlığı” olarak geçmekte olup bu görev bugün Ticaret Bakanlığı tarafından yürütülmektedir.
Anonim Şirketin Feshine Karar Verilirse Ne Olur?
Mahkemenin anonim şirket fesih davasını kabul ederek fesih kararı vermesi hâlinde şirket sona erer ve tasfiye sürecine girer. Ancak özellikle TTK m. 531 kapsamındaki davalarda talebin haklı bulunması her zaman şirketin feshine yol açmaz: mahkeme, şirketin devamlılığını korumak amacıyla davacı pay sahiplerinin paylarının gerçek değerinin ödenerek şirketten çıkarılmasına veya somut olaya uygun düşen başka bir çözüme karar verebilir. Aşağıdaki sonuçlar, yalnızca gerçekten feshe hükmedilen hâller için geçerlidir.
Sona erme, tüzel kişiliğin o anda ortadan kalkması anlamına gelmez. Şirket, tasfiye amacıyla sınırlı olmak üzere tüzel kişiliğini korur; ticaret unvanına “tasfiye hâlinde” ibaresi eklenir, alacaklılar davete çağrılır, malvarlığı paraya çevrilir, borçlar ödenir ve kalan varlık pay sahiplerine dağıtılır. Tüzel kişilik ancak ticaret sicilinden silinme (terkin) ile son bulur.
Tasfiyeyi kim yürütür? Kural, TTK m. 536/1’de yer alır: esas sözleşme veya genel kurul kararıyla ayrıca tasfiye memuru atanmamışsa tasfiye yönetim kurulu tarafından yapılır. Ancak mahkeme kararıyla fesihte durum farklıdır: TTK m. 536/3 uyarınca şirketin feshine mahkemenin karar verdiği hâllerde tasfiye memuru mahkemece atanır. Temsile yetkili tasfiye memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olması ve yerleşim yerinin Türkiye’de bulunması şarttır.
Tescil ve ilan. TTK m. 532 uyarınca sona ermenin yönetim kurulunca ticaret siciline tescil ve ilan ettirilmesi, sona ermenin iflastan ve mahkeme kararından başka bir sebepten ileri gelmesi hâlinde söz konusudur; mahkeme kararıyla sona ermede tescil bu yükümlülüğün dışındadır. TTK m. 353 davasında ise özel bir düzenleme vardır: davanın açıldığı ve kesinleşmiş olan mahkeme kararı, mahkemenin bildirimi üzerine derhâl ve resen ticaret siciline tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan olunur; yönetim kurulu bu hususu şirketin internet sitesine koyar (TTK m. 353/5).
Haksız veya Kötüniyetli Dava Açılırsa Ne Olur?
Bir tazminat davası olmadığı için anonim şirket fesih davasının kabulü hâlinde davacıya tazminat ödenmesine hükmedilmez. Şirketin veya pay sahiplerinin uğradığı zararlar ayrı hukuki yollara tabidir.
Kötüniyetle veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açılması: HMK m. 329 uyarınca kötüniyetli davalı veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan taraf, yargılama giderlerinden başka, diğer tarafın vekiliyle aralarında kararlaştırılan vekâlet ücretinin tamamını veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebilir. Vekâlet ücreti miktarı hakkında uyuşmazlık çıkarsa veya mahkemece fahiş bulunursa miktar doğrudan mahkemece takdir olunur. Ayrıca beşyüz Türk lirasından beşbin Türk lirasına kadar disiplin para cezası verilebilir; bu hâllere vekil sebebiyet vermişse ceza vekil hakkında uygulanır. Bunlar teknik anlamda tazminat değil, usul hukukuna özgü yaptırımlardır.
Davanın reddedilmiş olması tek başına davacı aleyhine tazminata hükmedilmesini gerektirmez. Ayrı bir tazminat talebinin kabulü için dava hakkının kötüye kullanılması ya da genel haksız fiil sorumluluğunun şartlarının — hukuka aykırılık, kusur, zarar ve illiyet bağı — somut olayda ayrıca gerçekleşmiş ve ispatlanmış olması gerekir.
Yöneticilerin verdiği zarar: Şirket kaynaklarının kötüye kullanılması, kanuna veya esas sözleşmeye aykırı işlemler nedeniyle doğan zararlar TTK m. 553 ve devamındaki sorumluluk hükümlerine tabidir. Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettiklerinde şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı sorumludur. Bu, fesih davasından bağımsız ve ayrıca açılması gereken bir davadır.
Fesih ile Tasfiye Aynı Şey Değildir
Fesih, şirketi sona erme ve tasfiye aşamasına geçiren hukuki sebep veya karardır; tasfiye ise bu sona ermenin ardından şirket malvarlığının paraya çevrilerek borçların ödenmesine ve kalanın dağıtılmasına yönelik süreçtir.
Tasfiye her zaman anonim şirkette fesih davasına bağlı değildir. Genel kurul kararıyla ya da esas sözleşmede öngörülen sürenin dolmasıyla sona eren şirket de tasfiyeye girer. Mahkeme kararıyla sona ermenin farkı, sürecin yargı denetiminde başlaması ve tasfiye memurunun mahkemece atanmasıdır. Tasfiye tamamlanıp şirket sicilden silinene kadar tüzel kişilik devam ettiğinden, bu dönemde şirkete karşı takip ve dava yolları kapanmaz.
Sonuç
Anonim şirket fesih davası tek bir dava türü değil, dört ayrı hukuki sebebe dayanan dört ayrı yoldur; bu yazıda dördü de ayrı ayrı ele alındı. Kuruluştaki kanuna aykırılık (TTK m. 353) üç aylık hak düşürücü süreye tabidir ve pay oranı aramaz; organ eksikliği (TTK m. 530) mahkemenin önce düzeltme süresi vermesini gerektirir; haklı sebeple fesih (TTK m. 531) yalnızca kanuni azınlık oranını sağlayan pay sahiplerine tanınmıştır; TTK m. 210/3 davası ise münhasıran Bakanlığa aittir. Doğru hukuki sebebin seçilmesi, davanın esasına girilip girilmeyeceğini belirler.
İkinci temel nokta, mahkemenin fesihle bağlı olmamasıdır. TTK m. 531’de haklı sebep tespit edilse dahi mahkeme, payların gerçek değerinin ödenerek davacının şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen başka bir çözüme hükmedebilir; fesih son çaredir. Üçüncü olarak, şirketin mali durumundan kaynaklanan sorunlar bu rejimin dışındadır: sermaye kaybı ve borca batıklık TTK m. 376’nın kendi kademeli sistemine tabidir ve borca batıklıkta talep fesih değil iflastır. Son olarak, dava yıllar sürebileceğinden TTK m. 353/1, TTK m. 530/2, HMK m. 389 ve TMK m. 427/4’ün sunduğu geçici koruma imkânlarının en baştan değerlendirilmesi gerekir.
Sık Sorulan Sorular
Anonim şirket fesih davası ne kadar sürer?
Kanunda öngörülmüş bir karara bağlama süresi yoktur; süre davanın niteliğine, bilirkişi incelemesine ve kanun yollarına göre değişir. Kuruluştaki kanuna aykırılığa dayanan dava TTK m. 353/3 uyarınca acele işlere ilişkin usule tabi olduğundan diğerlerine göre daha hızlı ilerler. Karara karşı bölge adliye mahkemesinde istinaf, koşulları varsa Yargıtayda temyiz yolu açıktır.
Anonim şirket fesih davası kime karşı açılır?
Davalı şirketin kendisidir; husumet anonim şirket tüzel kişiliğine yöneltilir ve şirket yönetim kurulu tarafından temsil edilir. Diğer pay sahiplerinin veya yönetim kurulu üyelerinin yalnızca bu sıfatları nedeniyle davalı gösterilmeleri gerekmez. Yöneticilerin kişisel sorumluluğu TTK m. 553 kapsamında ayrı bir davanın konusudur.
Fesih davası açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunlu mudur?
Hayır. TTK m. 5/A, dava şartı olarak arabuluculuğu konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarıyla sınırlar. Şirketin feshi talebi bu kapsamda olmadığından salt fesih istemiyle açılan davada arabuluculuk dava şartı değildir. Aynı dosyada bağımsız bir para alacağı da ileri sürülüyorsa o talep bakımından ayrı değerlendirme gerekir.
Tek bir pay sahibi haklı sebeple fesih davası açabilir mi?
Kural olarak hayır. TTK m. 531 davası için sermayenin en az onda birini, halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahibi olmak gerekir. Bu oran birden fazla pay sahibinin bir araya gelmesiyle sağlanabilir. Buna karşılık TTK m. 353 davasında oran aranmaz; tek payın sahibi de dava açabilir.
Anonim şirket fesih davasında mahkeme mutlaka fesih kararı verir mi?
Hayır. TTK m. 353/2 ve m. 530/1’de mahkeme önce düzeltme için süre verir, aykırılık giderilirse feshe hükmedilmez. TTK m. 531’de ise mahkeme, fesih yerine davacı pay sahiplerinin paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenerek şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir başka bir çözüme karar verebilir. Fesih son çare niteliğindedir.
Anonim şirkette fesih davası açılınca mahkemeden tedbir istenebilir mi?
Evet. TTK m. 353/1 uyarınca mahkeme davanın açıldığı tarihte gerekli önlemleri alır; TTK m. 530/2 uyarınca taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir. Bunların yanında HMK m. 389 ve devamındaki genel ihtiyati tedbir hükümleri uygulanır. Şirket gerçekten organsız kalmışsa TMK m. 427/4 uyarınca yönetim kayyımı atanması gündeme gelebilir.
Borca batık şirket için fesih davası açılır mı?
Hayır. TTK m. 376/3 uyarınca borca batıklık hâlinde yönetim kurulu durumu asliye ticaret mahkemesine bildirir ve şirketin iflasını ister; talep fesih değil iflastır. Sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisi karşılıksız kalmış ve genel kurul gerekli kararı almamışsa şirket kendiliğinden sona erer; bu hâlde de ayrıca dava açılmasına gerek yoktur.
Fesih kararından sonra tasfiyeyi kim yürütür?
Mahkeme kararıyla fesihte tasfiye memuru mahkemece atanır (TTK m. 536/3). Esas sözleşme veya genel kurul kararıyla sona ermede ise kural farklıdır: ayrıca tasfiye memuru atanmamışsa tasfiye yönetim kurulu tarafından yapılır (TTK m. 536/1).
Şirket ortağı sayısının bire düşmesi fesih sebebi midir?
Hayır. TTK m. 338/1 uyarınca anonim şirketin kurulabilmesi için pay sahibi olan bir veya daha fazla kurucunun varlığı yeterlidir. Tek pay sahipli anonim şirket kanunen mümkündür ve bu durum tek başına bir sona erme sebebi oluşturmaz.
TTK m. 353 davasında üç aylık süre kaçırılırsa ne olur?
Süre hak düşürücüdür; kaçırılması hâlinde dava hakkı tamamen ortadan kalkar. Hâkim tarafından resen gözetilir, kesilmez ve durmaz. Bu durumda kuruluştaki aykırılık TTK m. 353’e dayanılarak ileri sürülemez; koşulları varsa TTK m. 530 veya m. 531 kapsamındaki ayrı sebeplere dayanılabilir.
İlgili Yazılar
- Anonim Şirkette Genel Kurul Kararlarının İptali ve Butlanı
- Anonim Şirkette Yönetim Kurulunun Temsil Yetkisi ve Sınırları
- Limited Şirkette Kâr Payı Dağıtımı ve Yedek Akçe
- Yönetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğu: Anonim Şirkette Sorumluluk Davası ve Zamanaşımı
- Yönetim Kurulu Üyesi İstifa Ederse veya Ölürse: Boşalan Üyelik, Temsil ve Tescil