Kıymetli evraklar içerdiği haklar senetten ayrı öne sürülemeyen belgelerdir. Bu sebeple, bu senetlerdeki hakların bedelini talep etmek isteyen kişi, öncelikle belgenin fiziksel zilyetliğine sahip olmalıdır. Kıymetli evrakların fiziksel korunması ve güvenliği büyük bir önem taşır, çünkü bu tür evraklar genellikle hukuki ve finansal işlemlerde kullanılır. Bu yüzden, evrakın güvenli bir şekilde saklanması ve erişiminin sınırlı olması, hukuki çıkarların korunmasına yardımcı olabilir.
Başta çekin kaybolması olmak üzere kıymetli evrakın kaybolması halinde, hak sahibi hakkını senetten ayrı öne sürmesi mümkün olmayacaktır. Ancak, çeki kaybeden veya çeki zarar gören hak sahibi bu durumu çözmek için yetkili mahkemelere başvurarak iptal davası açabilir. Bu davada, senet kaybı veya zayi olduğu belirtilerek, senet üzerindeki hakların geçerliliğinin sonlandırılması ve belgenin iptal edilmesi talep edilebilir. İptal davası, kaybedilen senedin hukuki etkilerini ortadan kaldırabilir ve hak sahibinin haklarını yeniden tesis etmesine yardımcı olabilir.
İptal kararı, hak sahibinin hakkını senetten çözer ve senedi kaybeden kişiye yalnızca asıl borçluya karşı öne sürme imkanı sağlar. Bu hak, genellikle senedi kaybeden kişinin, senedin kaybolduğunu kanıtlamak ve asıl borçludan haklarını talep etmek amacıyla kullanılır. Ancak, bu hak senedin diğer borçlularına karşı öne sürülemez.
Kıymetli Evrakların İptal Davasını Açma Şartları
Senedin zayi olması
İptal davası açabilmenin ilk şartı, senedin zayi olmuş olmasıdır. Senedin zayiliği, kişinin senedi ibraz edememesi anlamına gelen her türlü fiildir. Ancak senedin hak sahibine ibraz edilememesi, objektif bir durumdur ve kişiden kaynaklı bir durumun olmaması gerekir. Örneklendirmek gerekirse, borçlu kişinin seyahate çıkması nedeniyle senedin kendisine ibraz edilememesi veya bir şekilde senedin bulunamaması, objektif anlamda bir imkânsızlık olarak kabul edilemez.
Senedin fotokopisi, fotoğrafı veya başka bir kopyası mevcut olsa bile, bu kopyaların ibraz edilmesiyle herhangi bir ödeme gerçekleşmeyeceği için iptal davası açma şartlarına etki etmemektedir. Senedin zayi olması durumunda, hasımsız olarak açılan iptal davasında senedin fiziksel varlığının olmadığının kesin ispatı aranmaz. Bunun yerine, senedin kaybolduğu ve iptal edilmesi gerektiği konusunda mahkemeye olumlu bir kanaat oluşturacak kadar bilgi sunmak yeterlidir. Yargıtay uygulaması da kıymetli evrakın zayi olduğu durumlarda davacının mahkemeye olumlu bir kanaat sunmasını yeterli kabul etmektedir.
Yargıtay 11. HD 2015/9453 E. 2015/12037 K. 16.11.2015 K.T
Esasen hasımsız olarak açılan ve kesin hüküm niteliği de taşımayacak olan bu türden davalarda, davacının mahkemeye olumlu bir kanaat verecek kadar delil sunmasını yeterli saymak gereklidir. Aksinin kabulü ile davacının daha fazlasını ispata zorlanması, zayi nedeniyle kıymetli evrak iptali hükümlerinin uygulanmasını imkânsız hale getirecektir.
Kıymetli bir evrakın iptal edilmesi davasında en önemli hususlardan biri, senedin zilyetliğinin istem dışı elden çıkmış olmasıdır. Hamil, kendi rızası dâhilinde senedi yırtarsa veya yakarsa, bu irade ile yapılan bir eylem olduğu için iptal davası açılması mümkün olmayacaktır. Yani, senedin kaybolması veya zayi olması durumunda, bu durumun kişinin kendi iradesiyle oluşmuş olması, iptal davasının temel şartlarından birini ihlal eder. Senedin zilyetliği, kişinin iradesi dışında elden çıkmış olmalıdır. Aksi takdirde, senet sahibinin kendi eylemi nedeniyle oluşan kayıplar, iptal davasına engel teşkil etmektedir.
Kıymetli Evrakın iptalini isteyen kişinin hakkın gerçek sahibi olması
TTK 651/2
Kıymetli evrakın zayi olduğu veya zıyaın ortaya çıktığı anda senet üzerinde hak sahibi olan kişi, senedin iptaline karar verilmesini isteyebilir.
Yukarıda zikredilen maddeden anlaşılacağı üzere, senedin iptalini talep edebilecek kişi senet üzerinde hak sahibi olan kişi olmalıdır. Bu kural, senedin zilyetliğinin istem dışı elden çıkması gerekliliği ile birlikte değerlendirildiğinde, senet sahibinin senedin kaybolması veya zayi olması durumunda haklarını korumak için iptal davası açma hakkına sahip olduğunu gösterir.
Hak sahibi olmayan kişiler haricinde zilyet olan kişilerin bu davayı açabileceğini kabul etmek, hırsızlık sonucu ele geçirilen çek için de aynı hakkı doğuracağından hukuk prensipleriyle bağdaşmayacaktır.
Bu kuralın amacı, senet üzerinde hak sahibi olan kişinin, senedi kullanan veya elinde bulunduran herhangi bir kişinin keyfi davranışlarına karşı korunmasını sağlamaktır. Ancak bu hak, sadece senet üzerinde hak sahibi olan kişilere tanınmıştır. Bu sayede, herhangi bir kişinin bu davayı açabilme imkanı yoktur ve böylece hukukun genel prensiplerine uygun bir düzenleme sağlanır.
İptal davasını talep edebilecek kişiler arasında senedin maliki, sınırlı ayni hak sahibi, senedi tahsil cirosu ile devralan banka, senedi düzenleyen veya keşide eden kişi, senedin zayi eden kişinin külli halefleri (mirasçıları) bulunabilir. Ancak bu kişilerin davaya taraf olabilmeleri için hukuki menfaatlerinin de bulunması gereklidir. Bu, senedin iptali ile ilgili olarak haklarının zarar gördüğünü veya risk altında olduğunu göstermelerini gerektirir. Bu nedenle, davaya katılacak kişilerin hukuki menfaatlerinin bulunması önemli bir kriterdir.
Senette yer alan hakkın varlığını sürdürmesi
Senede yer alan hak ödendiğinde veya senet zayi olmadan önce doğmamış ve doğma imkanı ortadan kalkmışsa, bu durumda iptal davası açmaya gerek olmadığı açıktır. Örnek vermek gerekirse, bir borçlu bir bono tanzim etmiş ancak lehtara vermeden önce senet kaybolmuşsa, bu durumda senet üzerindeki hakların kullanılmasına gerek yoktur ve dolayısıyla iptal davası açmak hukuki bir yarar ortada bulunmamaktadır.
İptal davası, senedin hala geçerli ve kullanılabilir bir hak içerdiği durumlarda gereklidir. Bu nedenle, senedin içeriği ve hangi hakları içerdiği durumunu dikkate alarak iptal davası açma kararı verilmelidir.
Yargıtay, boş çek yapraklarının kaybolmasından kaynaklı olarak iptal davası açılmasına izin vermemektedir.
Yargıtay 11. HD, 2005/9416 E. 2006/10018 K. 09.10.2006 K.T.
‘‘Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı banka şubesine ait çek hesabından alınan çek karnesinden 24 adet çek yaprağının boş ve imzasız kaybedildiğini ileri sürerek, anılan çekler için ödeme yasağı konulmasını ve çeklerin iptal edilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, keşide tarihi yazılmamış imzasız boş çek yaprağının kambiyo senedi niteliği taşımadığından çek iptali davası açma hakkının olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmesi yerindedir.”
Hamilin senedin zilyetliğini tekrar kazanmasının mümkün olmaması
Kıymetli evrakın kaybından bahsedebilmemiz için bu kaybın sürekli ve kalıcı olması gereklidir. Eğer senedin hamili, senedin zilyetliğini tekrar elinde tutma imkanına sahipse, bu durumda iptal davası açılması mümkün olmayacaktır. Bu tür bir durumda yapılması gereken, senedin iadesini talep etmek için istirdat davası açmaktır. Yargıtay, benzer durumlarda iptal yerine istirdat davasının açılması gerektiği konusunda doktrinle hemfikirdir.
Senedin zilyetliğinin geçici kaybı durumunda, iptal davası açılması senedin asıl maliki için hem zaman hem de para kaybına neden olabilir. Eğer mahkeme süresi içinde senet ibraz edilirse, iptal kararı verilmesi mümkün olmayacaktır. Ayrıca, senedin kimde olduğu biliniyorsa, bu dava esastan reddedilecektir. Kişinin kimlik bilgileri mevcutken konumu tespit edilemiyorsa iptal davası açılabilecektir.
Sonuç olarak, kıymetli evrakın kaybı durumunda, senedin tekrar elde edilmesi veya geri alınması amacıyla iptal yerine iade davası açılması daha uygun olabilir. Ancak her durum, belgeye ve davanın koşullarına bağlı olarak değerlendirilmelidir.
Senedin iptaline kanunen izin verilen senetlerden biri olması
Zayi olan bir senedin iptal davası yoluyla iptalinin talep edilebilmesi için bu senedin bir kıymetli evrak olması gerekliliği bulunmaktadır. Türk Ticaret Kanunu’na göre, sadece kıymetli evrak niteliğindeki senetlerin iptal edilebileceği açıkça belirtilmiştir ve bu düzenleme zorunlu bir niteliğe sahiptir. Bu sebeple, tarafların senetler üzerine eklediği kayıtların bu konuda bir etkisi olamaz.
Adi borç senetleri, limited şirketlerin pay senetleri, kooperatiflerin pay senetleri gibi senetler ise kıymetli evrak niteliği taşımadığından Türk Ticaret Kanunu kapsamında iptal davası ile bu senetlerin iptali mümkün değildir. Söz konusu adi senetlerin iptali için ise Türk Borçlar Kanunu’nun 105. maddesine başvurulmalıdır. Bu madde, kıymetli evrak niteliği taşımayan senetlerin iptalini düzenlemektedir.
Banka teminat mektupları ve kıymetli evrak statüsünde tasarlanmış olsa da kanunda belirtilen zorunlu unsurlara sahip olmayan senetler, kıymetli evrak statüsünde sayılmadıkları için TTK kapsamında iptal davası yoluyla sonlandırılamazlar. Bu tür senetlerin iptali için farklı hukuki yollar aranmalıdır.
Milli Piyango Biletlerinin Kaybolması Halinde İptal Davası
Milli piyango biletlerinin kıymetli evrak olup olmadığı konusu ise tartışmalıdır. Ancak Milli Piyango Teşkilatına Dair 3670 sayılı kanunun 10. maddesi, 04.04.1988 tarihli Kanun Hükmünde Kararname 320/58 ile ilga edilmiştir ve bu değişiklikle milli piyango biletlerinin iptali mümkün hale getirilmiştir. Bu nedenle, milli piyango biletini kaybeden kişinin mahkemeye başvurarak biletinin iptalini talep etme hakkı bulunmaktadır.
Bu değişiklikle birlikte, milli piyango biletlerinin iptali için önceki sınırlamalar kaldırılmış ve bilet sahiplerine daha fazla hak tanınmıştır. Dolayısıyla, biletini kaybeden kişiler artık mahkemeye başvurarak biletlerinin iptalini talep edebilirler.
Kıymetli Evrakın Ziyaı Halinde İptal Davası Açmaya Yetkili Mahkeme
Kıymetli evrakın zayi durumunda iptal davalarının hangi mahkemelerde açılacağı önemlidir ve bu konu kamu düzenine ilişkin olduğundan kanunla belirlenir. Taraflar görevsizlik iddiası öne sürmese bile, mahkemeler bu hususu araştırmakla yükümlüdürler.
Kıymetli evrakın iptalinde görevli olan mahkeme Türk Ticaret Kanunu’nda Asliye Ticaret Mahkemesi olarak belirtilmiştir, ancak bu mahkeme o bölgede bulunmuyorsa iptal davası Asliye Hukuk Mahkemesi’nde Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla açılacaktır.
TTK’nın 661 ve 757. maddelerine göre iptal kararı verme yetkisi:
– Nama ve hamile yazılı senetlerde borçlunun ikametgâh yerinin bulunduğu mahkemeye aittir.
– Kambiyo senetleri ve diğer ciro ile devri mümkün olan senetlerde ise ödeme yerinin bulunduğu mahkeme yetkilidir.
– Hisse senetleri için şirket merkezinin bulunduğu yer Asliye Ticaret Mahkemesi’nin yetki alanına girer.
Bu kurallara göre, hangi tür kıymetli evrakın iptal edilmek istendiğine bağlı olarak, davayı hangi mahkemeye açmanız gerektiği belirlenir.
