Gemi Adamı Maaş Alamıyor: Gemiye Haciz, Gemi Alacaklısı Hakkı ve Süreler

Aylardır ücreti yatmayan bir tayfa, aşçı ya da zabit için soru aynıdır: gemi adamı maaş alamıyor, hangi yola başvurulur? Deniz ticaretinde bu sorunun cevabı karadaki işçiden farklıdır. Gemi adamı alacakları, işverene karşı kişisel bir alacak olmanın yanında gemi üzerinde kanuni rehin de doğurabilir. Türk Ticaret Kanunu bu alacaklara gemi alacaklısı hakkı tanır ve onları gemi ipoteğinin önüne koyar. Kanun ayrıca gemi adamını ihtiyati hacizde teminat yatırma yükümlülüğünden muaf tutar; bu yazıda bu imkân kısaca gemiye teminatsız haciz diye anılıyor. Ancak bu güçlü hak bir yıllık bir süreye bağlıdır ve süre kaçırılırsa rehin düşebilir. Aşağıda deniz iş mevzuatı, Türk Ticaret Kanunu ve iş yargısına ilişkin hükümler üzerinden ücret alacağının yolları anlatılıyor.

Son güncelleme: 20.10.2026 · Mevzuat kontrolü: 20.10.2026 tarihli mevzuat.gov.tr metinlerine göre yapıldı. Kontrol; 854 ve 7036 sayılı kanunlar ile TTK, TBK, HMK, İİK, 6325 sayılı Kanun ve Harçlar Kanunu metinlerini kapsadı.

Gemi Adamı Maaş Alamıyor: Önce Hangi Kanunun Uygulanacağı Belirlenir

Gemi adamı kavramı TTK m. 934’te tanımlanır: kaptan, gemi zabitleri, tayfalar ve gemide çalıştırılan diğer kişiler gemi adamıdır. İş ilişkisinin kuralları ise 854 sayılı Deniz İş Kanununda yer alır. Bu Kanun, m. 1 uyarınca denizlerde, göllerde ve akarsularda Türk Bayrağını taşıyan gemilerde uygulanır. Bunun için geminin yüz ve daha yukarı grostonilatoluk olması ve gemi adamının bir hizmet aktiyle çalışması gerekir. Aynı işverene ait gemilerin grostonilatoları toplamı yüz veya daha fazlaysa ya da işveren beş veya daha fazla gemi adamı çalıştırıyorsa da bu kural uygulanır. Kanunun uygulanmasında sandal, mavna, şat ve salapurya gibi araçlar da gemi sayılır.

Kanun maaş yerine ücret kavramını kullanır. Kanunun m. 29 hükmüne göre ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkak, gemi adamına işi karşılığında ödenen meblağdır. Dolayısıyla prim ve ikramiye gibi ödemeler de ücret alacağının parçası olarak talep edilebilir. Kanunun tamamı 854 sayılı Deniz İş Kanunu resmî metni sayfasından okunabilir.

Kapsam Dışında Kalan Gemi Adamı ve Yabancı Bayraklı Gemi

Küçük bir teknede ya da Kanunun kapsamı dışındaki bir gemide çalışan kişi için 854 sayılı Kanun uygulanmayabilir. 4857 sayılı İş Kanunu da m. 4/1-a uyarınca deniz ve hava taşıma işlerinde uygulanmaz. Bu durumda deniz taşıma işinde çalışan kişi kural olarak TBK’daki hizmet sözleşmesi hükümlerine tabi olur. Bunun bir istisnası vardır. Denizlerde çalışan su ürünleri üreticileriyle ilgili işler, Deniz İş Kanunu kapsamına girmiyor ve tarım işlerinden sayılmıyorsa İş Kanununa tabidir (m. 4/2-f). Yapılan iş deniz taşıma işi değilse sonuç değişebilir; bu ayrım somut olaya göre değerlendirilir. Öte yandan TBK’daki hizmet sözleşmelerine tabi işçiler de 7036 sayılı Kanunun m. 5/1-a hükmüyle iş mahkemesinin görevine girer. Yabancı bayraklı gemide ise 854 sayılı Kanun kural olarak uygulanmaz, çünkü m. 1 Türk Bayrağını taşıyan gemileri esas alır.

Kanunun m. 4 hükmü, Türk gemi adamlarına aynı haklar tanıyan devletlerin uyruğundaki gemi adamlarına karşılıklılık esasına göre uygulanır. Bu hüküm, Kanun kapsamındaki gemilerde çalışan yabancılar içindir. Yabancı bayraklı gemideki hizmet sözleşmesine hangi hukukun uygulanacağı, sözleşmedeki hukuk seçimine göre değişebilir. Davanın hangi ülkede görüleceği ise yetki şartının etkileyebileceği ayrı bir meseledir. Buna karşılık alacak Türkiye’de yargı yoluyla ileri sürülürse, gemi alacaklısı hakkı verip vermediği Türk hukukuna göre belirlenir (TTK m. 1320/3).

Ücret Ne Zaman Ödenir, Gemi Adamı Maaş Alamıyor Ne Zaman Denir?

Ücretin hizmet aktinde gösterilen yer ve devrelerde tam olarak ödenmesi, Deniz İş Kanunu m. 29 uyarınca mecburidir. Ücret ödeme devresi bir aydan fazla olamaz. Bakanlıkların zorunlu tuttuğu işverenler, ücreti özel olarak açılan banka hesabına yatırmak zorundadır. Hizmet akti sona erer veya bozulursa işveren ücreti derhal ve tam olarak öder. Aylık devre geçtiği hâlde ücret yatmamışsa gemi adamı maaş alamıyor demektir ve kanunun tanıdığı haklar gündeme gelir.

Kanun ücretten yapılacak kesintiyi de sınırlar. Toplu iş sözleşmesi ve hizmet akitlerinde gösterilen sebepler dışında işveren, m. 38 uyarınca ücret kesintisi cezası uygulayamaz. Ceza kesintisi sebepleriyle hemen bildirilir ve bir ayda üç gündelikten fazla olamaz. Zarar karşılığı geçici alıkoyma ise m. 39’da on günlük ücret tutarıyla sınırlanmıştır. Bu sınırları aşan kesinti, ödenmemiş ücret niteliği taşıyabilir.

Ücretin ödenmemesi idari yaptırım da doğurur. Ücreti zamanında ve tam olarak ödemeyen işverene Kanunun m. 51 hükmü idari para cezası öngörür. Bu cezayı Ek m. 1 uyarınca geminin bağlama limanının bulunduğu yerdeki Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bölge müdürü verir. İdari para cezası gemi adamının alacağını ödemez; alacak için ayrıca yargı yoluna gidilir.

Gemi Adamı Maaş Alamıyor ise Hizmet Aktini Feshedebilir mi?

854 sayılı Kanun m. 14/II-a, ücretin kanun hükümleri veya hizmet akti gereğince ödenmemesini gemi adamına fesih hakkı veren sebepler arasında sayar. Bu fesih için bildirim önelini beklemek gerekmez. Ancak hak süreye bağlıdır. Kanunun m. 15 hükmüne göre fesih yetkisi, karşı tarafın davranışının öğrenildiği günden başlayarak altı işgünü geçtikten sonra kullanılamaz. Fiilin meydana gelmesinden itibaren bir yıl geçtikten sonra da bu yetki kullanılamaz.

Kanun, ücretin her ay yeniden ödenmemesi hâlinde altı işgünlük sürenin nasıl hesaplanacağına ilişkin ayrı bir hüküm içermez. Hak kaybı yaşanmaması için sürenin, ödeme gününün geçtiğinin öğrenildiği ilk günden hesaplanması güvenli olur. Fesih bildiriminin süresinde ve yazılı yapılması, gemi adamı maaş alamıyor diye işi bıraktığında sonradan doğacak tartışmayı azaltır. Süresinde fesheden taraf, m. 15/2 uyarınca ayrıca mahkemeye başvurarak karşı taraftan tazminat isteyebilir.

Fesih gemi seyirdeyken yapılırsa m. 17 devreye girer. Fesih, kararlaştırılmış limanda, liman değiştirilmişse ilk uğranacak limanda geminin emniyet altına alınmasına kadar uzatılmış sayılır. Kanunun m. 47 hükmü bildirimlerin yazılı olarak ve imza karşılığında yapılmasını ister. Bildirim yapılan kişi imzalamazsa durum o yerde tutanakla tespit edilir.

Yurda İade ve İade Masrafları

Hizmet akti yurt dışında feshedilirse m. 21, işverene gemi adamını geminin bağlama limanına iade etme borcu yükler. Hizmet aktinde başka hüküm yoksa işveren yol, iaşe ve diğer zaruri masrafları karşılar. Akit bir Türk limanında feshedilirse m. 23 uyarınca aynı ölçülerle bağlama limanına iade zorunludur; m. 14/I’e göre fesihte bu hüküm uygulanmaz. Yurt dışındaki fesih için m. 21’in ikinci fıkrası ayrı bir kural koyar. Fesih m. 14/I’e ya da m. 14/II-a veya b’ye göre yapılmışsa işveren iade masraflarını gemi adamından yurtta isteyebilir. Kanun bu fıkraya, ücreti ödenmediği için fesheden gemi adamı bakımından ayrı bir istisna getirmez; uygulanışı somut olaya göre değerlendirilir.

İşveren m. 21 ve m. 23’teki iade zorunluluğuna uymazsa m. 24 devreye girer. Gemi adamı yurda dönmek için yaptığı yol, iaşe ve diğer masrafları ve ayrıca on beş günlük ücreti tutarında tazminat isteyebilir. Gemi adamı akdin sona ermesinden itibaren bir hafta içinde iadesini istemezse işveren, m. 25 uyarınca iade ile zorunlu tutulamaz. Gemi adamı için hastalık veya başka bir zorunlu sebep doğmuşsa bu bir haftalık süre engellerin kalktığı günden başlar (m. 25/3). Aynı kural, m. 14/I-b’deki durumlar gemi adamına yüklenemeyecek sebeplerle doğmuşsa da uygulanır. Yabancı bir memlekette başka bir işverenle hizmet akti yapılırsa da iade zorunluluğu kalkar. Yabancı gemi adamı ise akitte ayrı hüküm yoksa ikametgâhının bulunduğu yer limanına iade edilir (m. 22).

Kıdem Tazminatı Kısaca

Kıdem tazminatı Deniz İş Kanunu m. 20’de düzenlenir. Hizmet akti gemi adamı tarafından m. 14’ün II ve III numaralı bentlerine göre feshedilirse kıdem tazminatı doğar. Tazminat, işe başlangıçtan itibaren her tam yıl için otuz günlük ücret tutarındadır; artan süreler için de aynı oranda ödenir. Hesap son ücret üzerinden yapılır ve kanundaki yıllık tavan gözetilir. Kıdem tazminatının zamanaşımı ise İş Kanunu Ek m. 3’te düzenlenir. Bu hüküm, iş sözleşmesinden kaynaklanmak kaydıyla hangi kanuna tabi olursa olsun kıdem tazminatı için beş yıllık zamanaşımı öngörür. Aşağıda TTK m. 1327 için yapılan çekince bu alacak bakımından da gözetilmelidir.

Gemi Alacaklısı Hakkı: Ücret Alacağı Gemi Üzerinde Rehin Doğurur

TTK m. 1320/1-a, gemi adamlarına gemide çalıştırılmaları dolayısıyla ödenecek ücretleri ve diğer tutarları gemi alacaklısı hakkı veren alacaklar arasında sayar. Bu kapsama ülkelerine getirilme giderleri ile onlar adına ödenmesi gereken sosyal sigorta katılma payları da girer. Alacağın geminin malikine, kiracısına, yöneticisine veya işletenine karşı doğmuş olması gerekir. Bu sayede gemi adamı alacakları işverene karşı kişisel bir alacak olarak kalmaz, gemiye de bağlanır.

Geminin malikine, kiracısına, yöneticisine veya işletenine karşı doğmuş olan aşağıdaki alacaklar sahiplerine “gemi alacaklısı hakkı” verir…

TTK m. 1320 güncel kanun metni →

Gemi alacağı, m. 1321 uyarınca sahibine gemi ve eklentisi üzerinde kanuni rehin hakkı verir. Malikin mülkiyetinde bulunmayan eklentiler rehnin kapsamına girmez; donatana ödenecek sigorta tazminatı da kapsam dışındadır. Rehin, gemiye zilyet olan herkese karşı ileri sürülebilir (m. 1321/5). Bu yüzden gemi el değiştirse bile gemi alacaklısı hakkı kural olarak gemiyi izler. Kamu tüzel kişilerine ait olup denizde menfaat sağlama amacına tahsis edilmeyen veya fiilen böyle bir amaçla kullanılmayan gemilerde ise kanuni rehin doğmaz (m. 1321/4). Bu durumda o tüzel kişiler, yolculuk sonundaki gemi değeri kanuni sıraya göre paylaştırılsaydı alacaklıya düşecek miktar oranında öncelikle sorumlu olur.

Aynı risk alıcı açısından da önem taşır. Gemiyi satın alan kişinin karşılaşabileceği eski gemi alacakları tekne satışında sicilde görünmeyen riskler yazısında ele alınmıştır. Bu yazı ise konuyu alacaklı gemi adamının gözünden anlatıyor.

Rehnin Sırası: Gemi Adamı Alacakları Neden Önde Gelir?

TTK m. 1323/1, m. 1320/1’in (a) ilâ (e) bentlerindeki gemi alacaklılarının kanuni rehin hakkını öne alır. Bu rehin, gemi üzerinde tescil edilmiş veya edilmemiş bütün kanuni ve akdî rehin haklarından önce gelir. Gemi ipoteği alacaklısı da bu sıralamada gemi adamının gerisinde kalır. Kanun yine de mutlak bir ilk sıra öngörmez. Sıra m. 1320’deki sayılış sırasını izler; (a), (b), (d) ve (e) bentlerindeki alacaklar kendi aralarında eşit haklıdır (m. 1324/3).

Kurtarma ücreti ve kamu kurumlarınca yapılan enkaz kaldırma giderleri için kanun ayrı öncelik kuralları koyar (m. 1323/3, m. 1324/2). Rehin hakkı ana parayı, faizi, takip ve yargılama giderlerini de aynı surette güvence altına alır (m. 1322/1). Gemi adamı alacakları için bu sıra, geminin satış bedelinin paylaştırılmasında belirleyici olur.

Bir Yıllık Süre: Gemi Adamı Maaş Alamıyor Diye Beklemenin Sonucu

Gemi alacaklısı hakkının en kritik noktası süredir. TTK m. 1326/1 uyarınca (a) bendindeki alacaklarda rehin hakkı, alacağın doğduğu tarihten itibaren geçecek bir yılın sonunda düşer. Bu bir yıllık süre, (a) bendi alacakları bakımından alacaklının gemiden ayrılması tarihinde işlemeye başlar. Rehnin korunması için süre dolmadan geminin ihtiyaten haczedilmesi ve bunun sonucunda cebrî icra yoluyla satılması gerekir.

1320 nci maddenin birinci fıkrasının (a) ilâ (e) bentlerinde sayılan gemi alacaklılarının sahip oldukları rehin hakkı, gemi alacağının doğduğu…

TTK m. 1326 güncel kanun metni →

Aynı maddenin üçüncü fıkrası süreye ilişkin bir kural daha koyar. Geminin ihtiyati haczinin hukuken caiz olmadığı zaman aralığı hesaba katılmaz; diğer sebeplerden sürenin durması veya kesilmesi söz konusu değildir. Bu nedenle arabuluculuk başvurusunun bu bir yıllık süreyi durduracağına güvenmek risklidir. Kanun, arabuluculuktaki durma kuralı ile bu fıkranın ilişkisini ayrıca düzenlemez. Sürenin kaçırılmaması için arabuluculukta geçen sürenin hesaba katılmaması güvenli olur.

TTK m. 1327 ise aynı sürenin, kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, alacaklının borçluya yönelik kişisel istem haklarına da uygulanacağını belirtir. Kanun, ücret alacağına ilişkin genel zamanaşımı hükümlerinin bu anlamda özel hüküm sayılıp sayılmadığını ayrıca belirtmez; bu nokta somut olaya göre değerlendirilir. Hak kaybı yaşanmaması için gemiden ayrılış tarihinden itibaren bir yıl içinde harekete geçmek en güvenli yoldur.

Geçici Koruma: Gemiye Teminatsız Haciz

Gemi adamı maaş alamıyor ve gemi limandan ayrılmak üzereyse en etkili araç geminin ihtiyati haczidir. TTK m. 1352/1-o, gemi adamlarına gemide çalışmaları dolayısıyla ödenecek ücretlerle diğer tutarlara ilişkin istemleri deniz alacağı sayar. Ülkelerine getirilme giderleri ve sosyal sigorta katılma payları da bu bende dâhildir.

“Deniz alacağı”; aşağıda sayılan hususların birinden veya birkaçından doğan istem anlamına gelir: a) Geminin işletilmesinin sebep olduğu zıya veya…

TTK m. 1352 güncel kanun metni →

TTK m. 1353/1 uyarınca deniz alacaklarının teminat altına alınması için geminin sadece ihtiyati haczine karar verilebilir. Bu alacaklar için gemiye ihtiyati tedbir konulması veya geminin başka bir surette seferden menedilmesi istenemez. Alacağın m. 1352’de sayılan bir deniz alacağı olması, ihtiyati haciz sebebi sayılır (m. 1353/4). Vadesi gelmemiş deniz alacaklarında ise İİK m. 257/2’deki şartların gerçekleşmesi aranır (m. 1353/5).

Deniz alacaklarının teminat altına alınması için, geminin sadece ihtiyati haczine karar verilebilir…

TTK m. 1353 güncel kanun metni →

Teminat Muafiyeti ve Haksız Haciz Sorumluluğu

Alacaklı, alacağının deniz alacağı olduğu ve parasal değeri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delil göstermekle yetinir (m. 1362). TTK m. 1363/1, ihtiyati haciz isteyen alacaklıdan kural olarak 10.000 Özel Çekme Hakkı tutarında teminat ister. Aynı maddenin üçüncü fıkrası ise m. 1320/1-a’da sayılan gemi alacaklılarını teminat yatırma yükümlülüğünden muaf tutar. Gemi adamı bu sayede gemiye teminatsız haciz konulmasını isteyebilir. Teminatsız olması, talebin diğer şartlarını ortadan kaldırmaz. Muafiyet, alacağın m. 1320/1-a kapsamına girmesine bağlıdır; ücretle ilgisiz bir talep için ayrıca değerlendirilir.

Deniz alacağını teminat altına almak üzere ihtiyati haciz kararı verilmesini isteyen alacaklının, 10.000 Özel Çekme Hakkı tutarında teminat vermesi…

TTK m. 1363 güncel kanun metni →

Teminattan muafiyet, haksız çıkma riskini ortadan kaldırmaz. TTK m. 1361 uyarınca ihtiyati haciz kararı veren mahkeme, haksız çıkan alacaklı aleyhine açılacak tazminat davasını da görmeye yetkilidir. İcra ve İflas Kanunundaki genel usul ihtiyati haciz şartları, itiraz ve süreler yazısında ayrıca anlatılmıştır. Gemiye yakıt veya malzeme sağlayan tedarikçinin ihtiyati haczi ise ayrı bir yazının konusudur.

Hangi Mahkemeden ve Ne Kadar Sürede?

Türk bayraklı gemide ihtiyati haciz kararı, TTK m. 1354 uyarınca geminin demir attığı, şamandıraya veya tonoza bağlandığı, yanaştığı ya da kızağa alındığı yer mahkemesinden istenebilir. Gemi sicile kayıtlıysa sicil yeri mahkemesi, kayıtlı değilse malikin yerleşim yeri mahkemesi de karar verebilir. TTK m. 941/3 uyarınca tutulan özel sicile kayıtlı gemilerde kiracının yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir (m. 1354/1-c). Yabancı bayraklı gemide ise karar, sadece geminin bulunduğu yer mahkemesince verilir (m. 1355). Sözleşmede yabancı mahkeme veya tahkim şartı bulunsa bile bu mahkemeler teminat için ihtiyati haciz kararı verebilir (m. 1356).

Bu maddeler yer bakımından yetkiyi düzenler ve gemiye teminatsız haciz talebi de bu kurallara tabidir. TTK, gemi adamının ücretine dayanan ihtiyati haciz talebinde görevli mahkemeyi ayrıca belirtmez. Gemi adamının iş uyuşmazlıklarını İş Mahkemeleri Kanunu m. 5/1-a iş mahkemesine verir; gemi ihtiyati haczi ise TTK’da düzenlenir. Görev konusunda tereddüt varsa talepten önce bu nokta ayrıca değerlendirilmelidir. Dava açıldıktan sonra ihtiyati haciz, m. 1357/1 uyarınca sadece davayı gören mahkemeden istenebilir.

Karar alındıktan sonra süreler kısadır. TTK m. 1364 uyarınca alacaklı, kararın verildiği tarihten itibaren üç iş günü içinde infazını istemek zorundadır; aksi hâlde karar kalkar. İnfaz, kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki veya geminin bulunduğu yerdeki icra dairesinden istenir. İcra müdürü gemiyi seferden menederek muhafaza altına alır ve kararı liman başkanlığı ile gümrük idaresi gibi kurumlara bildirir (m. 1366). Gemi fiilen hareket etmiş veya seferdeyse m. 1367’deki özel usul uygulanır. Adli tatil bu işleri durdurmaz, çünkü HMK m. 103/1-a ihtiyati haciz taleplerini adli tatilde görülen işler arasında sayar.

İhtiyati Hacizden Sonra Dava veya Takip

İİK m. 264/1 uyarınca dava veya takipten önce ihtiyati haciz yaptıran alacaklı, süresi içinde takip talebinde bulunmalı veya dava açmalıdır. Bu süre haczin uygulanmasından, haciz gıyapta yapılmışsa haciz tutanağının alacaklıya tebliğinden işler. Takipte borçlu ödeme emrine itiraz ederse ikinci bir süre başlar. Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemeli veya dava açmalıdır (m. 264/2). İtirazın kaldırılması talebi reddedilirse, kararın tefhim veya tebliğinden itibaren dava açılmalıdır. Bu iki fıkradaki yedi günlük süreler, gemilerin ihtiyati haczinde bir ay olarak uygulanır (TTK m. 1376). Alacaklı bu süreleri geçirirse ihtiyati haciz hükümsüz kalır (İİK m. 264/4). Esas hakkında yetki veya tahkim sözleşmesi yoksa, kararı veren mahkeme tamamlayıcı davada, haczi uygulayan icra dairesi de takipte yetkilidir (TTK m. 1359). Tamamlayıcı sürelerin genel düzeni İİK m. 264 ihtiyati haczi tamamlayan işlemler sayfasında yer alır.

Tamamlayıcı Dava, Arabuluculuk ve Takip Yolu

Dava yolu seçilirse önce arabulucuya başvurmak gerekir. 6325 sayılı Kanun m. 18/A/16, dava açılmadan önce ihtiyati haciz kararı verilmişse İİK m. 264/1’deki dava açma süresinin arabuluculuk süresince işlemeyeceğini düzenler. Kendi maddesinde hüküm bulunmayan hâllerde ise 7036 sayılı Kanunun m. 3/21 hükmü, 6325 sayılı Kanunu niteliğine uygun düştüğü ölçüde uygulatır. Bu koruma yalnız İİK m. 264/1’deki dava açma süresini sayar; takipte itiraz üzerine işleyen ikinci süre bu hükümde anılmaz. İtirazın iptali davası da 7036 m. 3/1 uyarınca arabuluculuğa bağlıdır. 7036 m. 3/17’deki genel durma kuralının bu ikinci süreye etkisi kanunda ayrıca belirtilmemiştir; somut olaya göre değerlendirilir. Bu nedenle itirazın tebliğinden itibaren işleyen bir aylık sürenin, arabuluculukta geçen süre hesaba katılmadan izlenmesi güvenli olur.

Takip yolunun seçimi de sonuç doğurur. TTK m. 1380 uyarınca gemi alacaklıları, ihtiyati haczi tamamlamak için taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir. TTK m. 1379 ise kanuni rehin hakkı sahibi alacaklının haciz yoluyla takip yapması hâlinde kanuni rehin hakkından feragat etmiş olacağını öngörür. Yanlış takip yolu, gemi alacaklısı hakkının sağladığı önceliğin kaybına yol açabilir. İlamsız takipte borçlunun itiraz hakkı ve süresi ödeme emrine itiraz süresi yazısında anlatılmıştır.

Gemi üzerinde kanuni bir rehin hakkına sahip olan alacaklılar, haciz yolu ile veya kambiyo senetleri hakkındaki özel usullere göre takip…

TTK m. 1379 güncel kanun metni →

Talepler ve Dayanakları

Aşağıdaki tablo, gemi adamı alacakları için başvurulabilecek yolları dayanağı, şartı, süresi ve sonucuyla birlikte gösterir.

Yol Dayanak Sebep ve şart Kim, kime karşı Süre Sonuç
Ücret alacağı davası 854 s. K. m. 29; hizmet akti Ücretin akitteki devrede tam ödenmemesi; önce arabuluculuk Gemi adamı; işverene (854 s. K. m. 2) TBK m. 147/1 beş yıl; TTK m. 1327’deki bir yıllık süre ihtimali gözetilmeli İş mahkemesi ücretin ödenmesine hükmeder
Gemiye ihtiyati haciz TTK m. 1352/1-o, 1353, 1363/3 Deniz alacağı ve değeri hakkında kanaat getiren delil Gemi adamı; gemi hakkında, m. 1354 ve 1355’teki mahkemeden Üç iş günü içinde infaz; haczin uygulanmasından itibaren bir ay içinde dava veya takip; takipte itiraz olursa itirazın tebliğinden itibaren yeniden bir ay Gemi seferden menedilir; m. 1320/1-a alacaklısı teminattan muaf
Gemi alacaklısı rehni TTK m. 1320/1-a, 1321, 1323, 1380 Malik, kiracı, yönetici veya işletene karşı doğmuş ücret alacağı Gemi adamı; gemiye zilyet olan herkese karşı Gemiden ayrılıştan itibaren bir yıl; bu sürede ihtiyati haciz ve cebrî satış gerekir (m. 1326) Öncelikli tahsil; haciz yoluyla takipte rehinden feragat (m. 1379)
Fesih 854 s. K. m. 14/II-a, 15 Ücretin kanun veya akit gereğince ödenmemesi Gemi adamı; yazılı bildirim işverene Öğrenmeden itibaren altı işgünü; fiilden itibaren bir yıl Akit sona erer; kıdem (m. 20) ve yurda iade (yurt dışında m. 21, Türk limanında m. 23) gündeme gelir
İade tazminatı 854 s. K. m. 21, 23, 24, 25 İşverenin iade borcuna uymaması Gemi adamı; işverene İade istemi akdin sona ermesinden itibaren bir hafta içinde; zorunlu sebep varsa engelin kalktığı günden (m. 25/3) Yol ve iaşe masrafı ile on beş günlük ücret tutarında tazminat

Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler

Bu konuda üç ayrı süre birbirine karıştırılmamalıdır. Birincisi, gemi alacaklısı rehnine ilişkin TTK m. 1326’daki bir yıllık süredir; bu sürede gemi ihtiyaten haczedilip cebrî icra yoluyla satılmazsa rehin düşer. İkincisi, ücret alacağının zamanaşımıdır. Deniz İş Kanunu, ücret alacağı için ayrı bir zamanaşımı süresi öngörmez. TBK m. 147/1 ise ücret gibi dönemsel edimler için beş yıllık zamanaşımı öngörür. İş Kanunu m. 32’deki beş yıllık ücret zamanaşımı kural olarak uygulanmaz, çünkü o Kanun m. 4/1-a uyarınca deniz taşıma işlerini kapsamaz. İki hüküm de beş yıl öngördüğünden süre bakımından sonuç değişmez. Beş yıllık sürenin metni TBK m. 147 beş yıllık zamanaşımı sayfasındadır.

Ancak TTK m. 1327 nedeniyle kişisel istemlerde de bir yıllık sürenin ileri sürülebileceği ihtimali göz ardı edilmemelidir. Üçüncüsü, 854 sayılı Kanun m. 15’teki altı işgünlük süredir. Bu süre zamanaşımı değildir; fesih yetkisinin kullanılabileceği süreyi gösterir ve geçince fesih hakkı o olaya dayanılarak kullanılamaz.

Arabuluculuğun süreye etkisi İş Mahkemeleri Kanunu m. 3/17’de düzenlenir: başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Adli tatil bakımından HMK m. 103/1-ç, hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davaları adli tatilde görülen işler arasında sayar. Gemi adamının ücret davası da hizmet aktine dayandığı için bu bende girebilir. Bu durumda HMK m. 104’teki bir haftalık uzamaya güvenilmemelidir, çünkü uzama yalnız adli tatile tabi dava ve işlerde uygulanır. Adli tatilde görülen işlerin listesi HMK m. 103 adli tatilde görülecek işler sayfasında yer alır.

Gemi Adamı Maaş Alamıyor: Görevli ve Yetkili Mahkeme

İş Mahkemeleri Kanunu m. 5/1-a, 854 sayılı Kanuna tabi gemi adamları ile işveren veya işveren vekilleri arasındaki uyuşmazlıkları iş mahkemesinin görevine verir. Bu görev, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlığını kapsar. Deniz İş Kanununun m. 46 hükmü de bu davalarda mülga 5521 sayılı Kanuna atıf yapar; 7036 m. 10/2 uyarınca bu atıf yeni Kanuna yapılmış sayılır. İş mahkemesi kurulmamış yerlerde bu davalara asliye hukuk mahkemesi, İş Mahkemeleri Kanunundaki usul ve esaslara göre bakar (m. 2/3).

Gemi alacaklısı rehnine dayanan takip ve geminin ihtiyati haczi ise TTK hükümlerine tabidir. TTK m. 5/2, deniz ticaretine ilişkin hukuk davalarına bakmak üzere bazı asliye ticaret mahkemelerinin görevlendirilebileceğini öngörür. İhtisas mahkemesi bulunan yerlerde bu görevlendirme ayrıca gözetilir.

Yetki bakımından 854 sayılı Kanun m. 46/2, hizmet aktinde ayrıca hüküm yoksa davanın geminin bağlama limanında iş davalarına bakan mahkemede görüleceğini öngörür. Davalının yerleşim yeri mahkemesi ile işin yapıldığı yer mahkemesi ise 7036 sayılı Kanunun m. 6/1 hükmüyle yetkilidir. Aynı maddenin dördüncü fıkrası diğer kanunlardaki yetki hükümlerini saklı tutar; beşinci fıkrası bu maddeye aykırı yetki sözleşmelerini geçersiz sayar. Hizmet aktine konulan yetki şartının bu hükümler karşısındaki geçerliliği somut olaya göre değerlendirilir. Donatana karşı açılan davalarda TTK m. 1063, geminin bağlama limanının bulunduğu yer mahkemesini de yetkili kılar.

Arabuluculuk Dava Şartı mı?

Ücret alacağı davası bakımından evet. İş Mahkemeleri Kanunu m. 3/1 uyarınca kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi alacağı ve tazminatı davalarında arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Aynı fıkra bu alacaklarla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarını da kapsar. Maddenin yirminci fıkrası, 854 sayılı Kanunda düzenlenen gemi adamını bu madde bakımından işçi sayar. Arabulucuya başvurulmadan açılan davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir (m. 3/2). Başvuru, karşı tarafın yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna yapılır; büro kurulmayan yerlerde görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne başvurulur (m. 3/5).

Kural dava açılmasına ilişkindir; geminin ihtiyati haczi bir dava değil, geçici hukuki korumadır. 6325 sayılı Kanun m. 18/A/16 da dava açılmadan önce ihtiyati haciz kararı verilebileceğini esas alarak düzenleme yapar. Arabulucu başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır; süre zorunlu hâllerde en fazla bir hafta uzatılabilir (m. 3/10).

Gemi Adamı Maaş Alamıyor: Dava Kime Karşı Açılır?

Ücret alacağının borçlusu işverendir. İşveren, 854 sayılı Kanun m. 2/A uyarınca gemi sahibi veya kendisinin olmayan bir gemiyi kendi adına ve hesabına işleten kişidir. İşveren vekilinin bu sıfatla gemi adamlarına karşı muamele ve taahhütlerinden işveren sorumludur. TTK m. 1061/2 de kendisinin olmayan bir gemiyi menfaat sağlamak amacıyla kendi adına kullanan kişiyi, üçüncü kişilerle ilişkilerinde donatan sayar. Kaptan işveren adına hareket etse bile kural olarak ücretin borçlusu değildir. Hizmet aktinin tarafı ile gemi maliki farklıysa davalı, akdin ve işletme ilişkisinin yapısına göre belirlenir.

Gemi alacaklısı hakkı ise kişiye değil gemiye bağlıdır. Kanuni rehin, m. 1321/5 uyarınca gemiye zilyet olan herkese karşı ileri sürülebilir. TTK m. 1369/1-e de alacak m. 1320 uyarınca gemi alacaklısı hakkı veriyorsa geminin ihtiyaten haczini mümkün kılar. Gemi Türk Bayrağını taşıma hakkını korudukça, Deniz İş Kanunu m. 19 uyarınca mülkiyetin başkasına geçmesi hizmet aktinin feshini gerektirmez. Kıdem tazminatında ise m. 20, geminin devrinde belirli sınırlarla hem devreden hem devralan işvereni sorumlu tutar.

Gemi Adamı Maaş Alamıyor İddiası Hangi Delillerle İspatlanır?

Gemi adamı alacakları için ilk delil hizmet aktidir. Deniz İş Kanunu m. 5 uyarınca akit yazılı olarak iki nüsha yapılır ve taraflara birer nüsha verilir. Akitte ücretin esası, miktarı, ödeme zamanı ve yeri yazılır (m. 6). Ödemenin ispatında ise m. 31 belirleyicidir. Her gemide noterlikçe tasdikli bir ücret ödeme defteri tutulur ve her ödeme imza veya makbuzla belgelenir. Kanuna göre belgeye dayanmaksızın yapılan ödeme iddiaları muteber değildir.

Örneğin dört aydır ücreti yatmayan bir aşçı, gemi limana yanaştığında ücret defterindeki kayıtların tasdikli örneğini isteyebilir; m. 31/3 istek hâlinde bu örneğin verileceğini öngörür. Banka hesabına ödeme zorunluluğu bulunan işverenlerde hesap hareketleri de önemli bir delildir (m. 29). Fazla çalışma için işverenin tuttuğu noter tasdikli defter (m. 28) ve gemi jurnali de mahkemeden istenebilir. İşverenin, haklı sebep olmadan çalışmadığı ileri sürülen süre için ücret kesmesi de m. 29 uyarınca durumun gemi jurnaline kaydedilmesine, jurnal yoksa tutanakla belgelenmesine bağlıdır.

Diğer gemi adamları tanık olarak dinlenebilir; e-posta ve mesaj kayıtları HMK m. 199 anlamında belgedir. Alacak hesabında mahkeme bilirkişiden teknik görüş alabilir; ücretin ödenip ödenmediğine ilişkin hukuki değerlendirme mahkemeye aittir. Gemi limandan ayrılmadan önce kayıtların kaybolma ihtimali varsa HMK m. 400 uyarınca delil tespiti istenebilir.

Harç ve Dava Değeri

Harçlar Kanunu m. 15 uyarınca yargı harçları değer ölçüsüne göre nispi, işlemin niteliğine göre maktu esas üzerinden alınır. Ücret alacağı bir para alacağı olduğundan kural olarak nispi harca tabidir ve m. 16 uyarınca dava dilekçesinde değer gösterilir. Harçlar Kanunu m. 33, iş mahkemelerince işçiler lehine hükme bağlanan alacakların takibinde işçilerden harç alınmayacağını öngörür. Deniz İş Kanunu m. 9’daki resim ve harç muafiyeti ise hizmet akitlerine ilişkindir, davaya değil. Bu yazıda harç tutarı verilmemiştir; dava açılırken güncel tarifeye bakılmalıdır.

Sonuç

Gemi adamı maaş alamıyor ise ilk soru, iş ilişkisinin 854 sayılı Deniz İş Kanununa tabi olup olmadığıdır. Kanun ücretin en geç aylık devrelerle ve tam olarak ödenmesini ister. Ödenmeyen ücret m. 14/II-a uyarınca fesih hakkı verir; bu hak öğrenmeden itibaren altı işgünü ve fiilden itibaren bir yıl içinde kullanılır. Ücret alacağı ayrıca TTK m. 1320/1-a uyarınca gemi alacaklısı hakkı doğurur. Bu hak, gemi üzerinde tescilli rehinlerden önce gelen ve gemiye zilyet olan herkese karşı ileri sürülebilen bir kanuni rehindir.

Rehin, gemiden ayrılıştan itibaren bir yıl içinde gemi ihtiyaten haczedilip cebrî icra yoluyla satılmazsa düşer. Ücret istemi deniz alacağı olduğu için gemi ihtiyaten haczedilebilir. Gemi adamı gemi alacaklısı olduğu için de m. 1363/3 uyarınca gemiye teminatsız haciz isteyebilir. İhtiyati haciz kararı üç iş günü içinde infaz ettirilmeli ve haczin uygulanmasından itibaren bir ay içinde dava veya takiple tamamlanmalıdır. Takipte haciz yolunun seçilmesi kanuni rehinden feragat sonucunu doğurabilir. Ücret davası iş mahkemesinde görülür ve öncesinde arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Ödemenin yapılmadığı ücret defteri, banka kayıtları, hizmet akti ve tanıklarla ispatlanır. Süreler aynı anda işlediğinden, gemi adamı maaş alamıyor ise hepsinin birlikte izlenmesi hak kaybını önler.

Sık Sorulan Sorular

Gemi adamı maaş alamıyor, gemiye haciz konulabilir mi?

Evet, koşulları varsa. Gemi adamlarının ücret istemleri TTK m. 1352/1-o uyarınca deniz alacağıdır ve gemi hakkında ihtiyati haciz istenebilir. Geminin sadece ihtiyati haczine karar verilebilir; ihtiyati tedbirle seferden men istenemez (m. 1353). Karar üç iş günü içinde infaz ettirilmeli, haczin uygulanmasından itibaren bir ay içinde dava veya takiple tamamlanmalıdır. Takipte borçlu itiraz ederse itirazın tebliğinden itibaren yeni bir aylık süre işler.

Gemi adamı ihtiyati haciz için teminat yatırır mı?

TTK m. 1363/1 ihtiyati haciz isteyen alacaklıdan kural olarak teminat ister. Ancak m. 1363/3, m. 1320/1-a’da sayılan gemi alacaklılarını bu yükümlülükten muaf tutar. Bunlar, gemide çalıştırılmaları dolayısıyla geminin malikine, kiracısına, yöneticisine veya işletenine karşı doğmuş ücret ve diğer tutarları isteyen gemi adamlarıdır. Muafiyet, haksız ihtiyati haciz nedeniyle doğabilecek tazminat sorumluluğunu kaldırmaz.

Gemi alacaklısı hakkı ne kadar süre korunur?

TTK m. 1326/1 uyarınca gemi adamı alacağına bağlı rehin hakkı, gemiden ayrılma tarihinden itibaren bir yılın sonunda düşer. Bunun önlenmesi için süre içinde geminin ihtiyaten haczedilmesi ve bunun sonucunda cebrî icra yoluyla satılması gerekir. İhtiyati haczin hukuken caiz olmadığı süre dışında bu süre durmaz ve kesilmez.

Ücret ödenmezse gemi adamı işi bırakabilir mi?

854 sayılı Kanun m. 14/II-a, ücretin ödenmemesini gemi adamına önelsiz fesih hakkı veren sebepler arasında sayar. Fesih yetkisi öğrenmeden itibaren altı işgünü içinde ve fiilden itibaren bir yıl dolmadan kullanılmalıdır. Gemi seyirdeyse fesih, m. 17 uyarınca geminin limanda emniyet altına alınmasına kadar uzatılmış sayılır.

Gemi adamı ücret davasında arabulucuya gitmek zorunlu mu?

Evet. İşçi alacağı davalarında arabulucuya başvurmak İş Mahkemeleri Kanunu m. 3/1 uyarınca dava şartıdır; m. 3/20 gemi adamını bu madde bakımından işçi sayar. Gemiye ihtiyati haciz ise geçici hukuki koruma olduğundan dava açılmadan önce de istenebilir.

Gemi satılırsa ücret alacağı ne olur?

Gemi alacaklısı hakkının verdiği kanuni rehin, TTK m. 1321/5 uyarınca gemiye zilyet olan herkese karşı ileri sürülebilir; bu nedenle kural olarak gemiyi izler. Rehin yine de m. 1326’daki bir yıllık süreye tabidir. İşverene karşı kişisel alacak ise devam eder. Gemi Türk Bayrağını taşıma hakkını korudukça mülkiyetin el değiştirmesi hizmet aktinin feshini gerektirmez (854 sayılı Kanun m. 19). Gemi Türk Bayrağından ayrılırsa akit, m. 14/IV uyarınca feshe gerek kalmadan bozulur.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.
Mobil sürümden çık