Bu yazı, para alacağını geçici güvenceye bağlayan ihtiyati haciz şartları konusunu ele alır. Mahkemenin verdiği ihtiyati haciz kararı ise alacaklıya doğrudan ödeme sağlamaz. Bu karar, önce borçlunun mallarını elden çıkarmasını engeller. Ayrıca teminatsız ihtiyati haciz yalnız kanunun izin verdiği hâllerde gündeme gelir. Buna karşılık ihtiyati hacze itiraz yolunu hem borçlu hem üçüncü kişiler kullanır.
Son güncelleme: 7 Eylül 2026 · Mevzuat kontrolü: İcra ve İflas Kanunu’nun 7 Eylül 2026 tarihinde yürürlükteki konsolide metni (mevzuat.gov.tr).
İhtiyati haciz nedir?
İhtiyati haciz, para alacakları için kanunun tanıdığı geçici bir korumadır. Amacı ise gelecekteki takibin sonuçsuz kalmasını önlemektir. Mahkeme kararı, önce borçlunun belirli mal ve haklarını bağlar. Ancak uygulama sonunda mülkiyet alacaklıya geçmez. Ayrıca icra dairesi malları hemen satmaz ve alacağı ödemez.
Kesin haciz ise yürüyen takibin tahsil aşamasına hizmet eder. Buna karşılık geçici haciz, takipten veya davadan önce de doğar. Ayrıca alacaklı bu korumayı dava sürerken de ister. Bu nedenle iki kurum amaç ve etki bakımından farklıdır.
Mahkeme, ihtiyati haciz şartları arasında önce alacağın niteliğine bakar. Çünkü talep kural olarak bir para borcuna dayanır. Buna karşılık para dışındaki edimler başka geçici korumalar gerektirir. Böylece ihtiyati tedbir ile ihtiyati haciz bu noktada birbirinden uzaklaşır.
Vadesi gelmiş alacaklarda ihtiyati haciz şartları
Önce İcra ve İflas Kanunu m. 257 temel koşulları sıralar. Buna göre alacak, rehinle güvence altında olmamalıdır. Ayrıca borcun vadesi de gelmiş olmalıdır. Böylece alacaklı, borçlunun kaçma hazırlığını ayrıca kanıtlamak zorunda kalmaz.
Alacaklı ise borçlunun taşınır ve taşınmaz mallarını hedef alır. Ayrıca üçüncü kişilerdeki alacaklar ve diğer haklar da kapsama girer. Ancak koruma, talebe konu para alacağıyla bağlantı kurmalıdır. Böylece mahkeme her başvurunun belgelerini ve kapsamını ayrıca inceler.
Rehin alacağı tamamen karşılıyorsa alacaklı bu yolu kural olarak kullanamaz. Ancak rehnin açık bıraktığı bölüm ayrı bir değerlendirme gerektirir. Bu nedenle talep sahibi, alacağın miktarını ve dayanağını açıkça gösterir. Aksi hâlde belirsiz veya para dışı istemler bu korumaya ulaşamaz.
Vadesi gelmemiş borçlarda ihtiyati haciz şartları
Vadesi gelmemiş borçlarda ihtiyati haciz şartları ise daha dardır. Çünkü kanun yalnız iki özel risk grubunu kabul eder. İlk olarak borçlunun belirli bir yerleşim yeri bulunmayabilir. İkinci durum ise mal kaçırma veya kaçma tehlikesidir.
Örneğin borçlu mallarını gizlemeye veya kaçırmaya hazırlanabilir. Ayrıca kendisi kaçabilir ya da kaçmaya hazırlanabilir. Bunun yanında alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemler de önem taşır. Ancak alacaklı, borçlunun bu davranışlarındaki amacı da ortaya koymalıdır.
Ancak mahkeme, soyut bir endişe üzerine karar vermez. Bu nedenle somut davranışlar, belgeler ve olayların zamanlaması öne çıkar. Ayrıca bu yolla haciz konulursa borç yalnız borçlu bakımından muaccel olur. Buna karşılık aynı sonuç diğer borçlulara kendiliğinden yayılmaz.
Görevli ve yetkili mahkemeyi kim belirler?
Alacaklı, ihtiyati haciz kararı için önce İİK m. 50 uyarınca yetkili mahkemeye başvurur. Görevi ise alacağın dayandığı hukuki ilişki belirler. Örneğin ticari, tüketici ve iş ilişkileri farklı görev kuralları doğurur. Bu nedenle yalnız borç miktarına bakmak yetmez.
İlk olarak alacaklı, başvurusunda alacağın ve haciz sebebinin dayanaklarını gösterir. Ardından mahkeme karşı tarafı dinleyebilir. Fakat karşı tarafı dinlemeden de karar verebilir. Çünkü bu koruma sürat ve sürpriz niteliği taşır.
Yaklaşık ispat: ihtiyati haciz şartları hangi delillere dayanır?
Geçici koruma incelemesi ise esas davadaki tam ispatla aynı ağırlığı taşımaz. Buna rağmen alacaklı iddiasını belgesiz bırakmaz. Örneğin sözleşmeler, faturalar ve teslim belgeleri güçlü destek verir. Ayrıca banka kayıtları ile yazışmalar da tabloyu tamamlar.
Vadesi gelmemiş alacaklarda ise alacaklı, risk sebebini ayrıca desteklemelidir. Örneğin mal devri kayıtları veya kaçma hazırlığı bu sebebi güçlendirir. Ancak üçüncü kişilere geçen olağandışı devirler tek başına kesin sonuç yaratmaz. Çünkü mahkeme olayların bütününe bakar.
Yaklaşık ispat ise ihtiyati haciz şartları bakımından iddianın otomatik kabulü anlamına gelmez. Çünkü hakim, alacağın varlığı konusunda yeterli kanaat arar. Ayrıca risk sebebi gerekiyorsa hakim aynı incelemeyi o sebep için tekrarlar. Dolayısıyla kararın geçici niteliği, delil yükünü tamamen kaldırmaz.
Teminat, ihtiyati haciz şartları sağlansa bile gerekir mi?
İlk olarak alacaklı, haksız haczin doğuracağı zararlar için teminat gösterir. Ardından mahkeme teminatın türünü ve miktarını belirler. Böylece teminat, borçlu ile zarar gören üçüncü kişileri korur. Ancak mahkemenin talebi kabul etmesi bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Kanundaki istisnaya göre teminatsız ihtiyati haciz, ancak ilama dayanan alacakta mümkündür. Nitekim kanun bu hâlde teminat aramaz. Buna karşılık alacak ilam niteliğindeki belgeye dayanıyorsa hakim takdir yetkisini kullanır. Dolayısıyla her güçlü belge kendiliğinden muafiyet sağlamaz.
Ayrıca teminatsız ihtiyati haciz isteyen alacaklı, dayandığı belgenin niteliğini açıklar. Ardından mahkeme, belgenin ilam niteliğini taşıyıp taşımadığını inceler. Muafiyet çıkmazsa alacaklı gerekli teminatı yatırır. Ancak miktar, dosyanın özelliklerine göre değişir.
Kararda hangi bilgiler bulunur?
Önce İİK m. 260, kararın zorunlu içeriğini sıralar. Buna göre karar, tarafların kimliğini ve yerleşim yerlerini gösterir. Ayrıca alacağın miktarını ve dayanak belgeleri anar. Bunun yanında haciz sebebini ve haczin konusu şeyleri de içerir.
Karar ayrıca alacaklının zarar sorumluluğunu açıklar. Bunun yanında teminatın unsurlarını da sayar. Böylece icra dairesi kararı sorunsuz uygular. Buna karşılık belirsiz bir karar, uygulama sırasında yeni uyuşmazlıklar doğurur.
İhtiyati haciz kararı icra dairesinde nasıl işler?
Mahkeme ihtiyati haciz kararı verdikten sonra süreç kendiliğinden tamamlanmaz. Çünkü alacaklı, karar tarihinden itibaren on gün içinde infaz istemelidir. Ayrıca bu istemi, kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesine yöneltir. Aksi hâlde karar kendiliğinden kalkar.
Ardından icra dairesi, haczi kanundaki genel haciz hükümlerine göre yürütür. İnfazla ilgili şikayetleri ise ilgili icra mahkemesi karara bağlar.
Ancak alacaklı, ihtiyati haciz şartları tam oluşsa bile on günlük süreyi kaçırmamalıdır. Çünkü bu süre, tamamlayıcı merasim süresinden farklıdır. İlk olarak on günlük süre kararın infazını hedefler. Buna karşılık ikincisi dava veya takip başlatma yükümlülüğünü düzenler.
Haciz tutanağı ve üç günlük tebliğ
Haczi yapan memur önce bir tutanak düzenler. Ayrıca tutanakta haczin konusu şeyleri ve kıymetlerini gösterir. Ardından tutanağı derhal icra dairesine verir. Böylece haczin kapsamı yazılı bir belgeye kavuşur.
İcra dairesi ise İİK m. 262 uyarınca tutanağın birer suretini üç gün içinde tebliğ eder. Nitekim bu tebliğ, hacizde hazır bulunmayan alacaklıya ve borçluya gider. Ayrıca gereken hâllerde üçüncü şahıs da aynı sureti alır. Bu nedenle tebliğ tarihi, dosyanın en kritik verilerinden biri hâline gelir.
Bu tebliğ ayrıca iki ayrı yedi günlük süreyi başlatır. Borçlunun gıyabındaki hacizde alacaklı, tebliğden sonra yedi gün içinde harekete geçer. Bu sürede ya takip talebinde bulunur ya da dava açar. Borçlu ise itiraz süresini yine tutanağın kendisine tebliğinden itibaren kullanır. Dolayısıyla üç günlük tebliğ, sonraki bütün süre hesabının çıkış noktasıdır.
Yedi günlük tamamlayıcı süreler
İlk olarak alacaklı bazen haczi, takipten veya davadan önce uygulatır. Bu durumda haczin tatbikinden sonra yedi gün içinde harekete geçer. Ancak borçlunun gıyabındaki hacizde süre, tutanağın alacaklıya tebliğiyle başlar. Ardından bu sürede ya takip talebi verir ya da dava açar.
Ayrıca borçlu ödeme emrine itiraz ederse yeni bir süre gündeme gelir. Çünkü icra dairesi bu itirazı hemen alacaklıya tebliğ eder. Ardından alacaklı, yedi gün içinde icra mahkemesinden itirazın kalkmasını ister. Bunun yerine genel mahkemede dava da açabilir.
Öte yandan mahkeme hacze dava sırasında karar verirse bir aylık takip süresi doğar. Bu süre ise esas hükmün mahkemece tebliğinden sonra işlemeye başlar. Ancak alacaklı süreleri kaçırırsa haciz hükümsüz kalır. Ayrıca alacaklı davasından veya takip talebinden vazgeçerse aynı sonuç doğar.
İhtiyati haciz ne zaman kesin hacze dönüşür?
Süreç ise çoğu dosyada icrai hacizle sonuçlanır. Örneğin borçlu ödeme emrine süresinde itiraz etmezse haciz kendiliğinden icrai hacze dönüşür. Aynı şekilde icra mahkemesi itirazı kesin olarak kaldırırsa sonuç değişmez. Ayrıca mahkeme itirazı iptal ederse haciz yine kesinleşir.
Bu dönüşüm ise alacaklı için pratik bir kazanç doğurur. Çünkü satış ve paraya çevirme aşamasını ancak kesin haciz açar. Buna karşılık alacaklı süreleri kaçırırsa tablo tersine döner. Nitekim kanun bu hâlde ihtiyati haczi hükümsüz sayar. Ayrıca alacaklı davasında haksız çıkarsa aynı sonuç doğar.
İhtiyati hacze itiraz nasıl yapılır?
Borçlu yönünden ise ihtiyati hacze itiraz, mahkeme onu dinlemeden karar verirse özel önem taşır. Çünkü borçlu haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata itiraz edebilir. Süre ise borçlunun huzurundaki hacizlerde tatbik tarihinde başlar. Aksi hâlde süre, haciz tutanağının tebliğiyle işlemeye başlar.
Kanun ise ihtiyati hacze itiraz süresini yedi gün olarak belirler. Ayrıca itiraz eden, dayandığı bütün belgeleri dilekçesine ekler. Ancak mahkeme yalnız dilekçedeki sebeplere hasren inceleme yapar. Sonrasında taraflar gelmezse hakim evrak üzerinden karar verir.
Öte yandan menfaati zedelenen üçüncü kişiler de ihtiyati hacze itiraz yolunu kullanabilir. Ancak onların süresi, haczi öğrendikleri tarihte başlar. Ayrıca üçüncü kişi yalnız haciz sebeplerine veya teminata dayanabilir. Sonrasında taraflar, mahkemenin itiraz üzerine verdiği karara karşı istinafa gidebilir.
Bölge adliye mahkemesi ise ihtiyati hacze itiraz kararına karşı istinaf başvurusunu öncelikle inceler. Ayrıca bu merciin kararı kesindir. Ancak istinaf başvurusu, haczin icrasını kendiliğinden durdurmaz. Bu nedenle taraf, başvurusunun kapsamını dosyanın koşullarına göre kurar.
Üçüncü kişinin istihkak iddiası
İcra dairesi üçüncü kişinin malına el atarsa o kişi iki yol arasında seçim yapar. İlk yol ise ihtiyati hacze itiraz yoludur ve haczin sebeplerine veya teminata yönelir. İkinci yol ise istihkaktır ve mülkiyet ya da rehin hakkına dayanır. Dolayısıyla iki yol farklı iddiaları taşır. Nitekim istihkak, ihtiyati haciz şartları tartışmasının tamamen dışında kalır.
Önce İİK m. 96 istihkakın hazırlık safhasını düzenler. Örneğin borçlu malı başkasının mülkü olarak gösterirse icra dairesi bunu tutanağa geçirir. Ardından durumu iki tarafa bildirir. Ayrıca alacaklı ile borçluya üç günlük itiraz mühleti verir. Böylece sessiz kalan taraf, iddiayı kabul etmiş duruma düşer.
Üçüncü kişi ise hacze ıttıla tarihinden itibaren yedi gün içinde iddiasını ileri sürer. Aksi hâlde aynı takipte bu hakkını kaybeder. Ancak itiraz gelirse icra mahkemesi takibin devamına veya talikine karar verir. Sonrasında üçüncü kişi yedi gün içinde istihkak davası açar. Bu süre ise kararın tefhim veya tebliğiyle başlar.
Borçlu teminat göstererek malı elinde tutabilir mi?
Borçlu, haciz altındaki malı bazen elinde tutmak ister. Bu imkânı ise kanun, İİK m. 263 kapsamında tanır. Örneğin borçlu malların kıymetini depo ederse mal kendisinde kalır. Ayrıca icra memurunun kabul edeceği esham ve tahvilat da yeterli olur. Bunun yanında taşınmaz rehni ile menkul rehni de kabul görür. Muteber bir banka kefaleti ise aynı sonucu doğurur.
Mal üçüncü şahıs elinde ise icra dairesi ondan bir taahhüt senedi alır. Böylece mal o şahsın elinde kalmayı sürdürür. Ayrıca kanun teminata açık bir tavan koyar. İstenilecek teminat, her hâlde borç ve masraf tutarını geçemez.
Bu yol ile haczin kaldırılması arasındaki fark ise önemlidir. Çünkü İİK m. 263 haczi kaldırmaz; yalnızca malı borçluya veya üçüncü şahsa bırakır. Buna karşılık teminatla kaldırma yolu, güvence karşılığında haczin kendisini sona erdirir. Dolayısıyla borçlu, hangi sonucu istediğine göre yolunu seçer.
Teminatla haczin kaldırılması
Borçlu ise ihtiyati haciz kararı sonrasında güvence göstererek haczin kalkmasını isteyebilir. Örneğin para, mahkemenin kabul edeceği rehin veya banka kefaleti bu işi görür. Ayrıca kanun esham ve tahvilatı da sayar. Takip başlamadan önce borçlu bu talebi mahkemeye yöneltir.
Takip başladıktan sonra bu yetki icra mahkemesine geçer. Ancak bu yol, ihtiyati haciz kararı sebeplerine yönelen itirazdan ayrıdır. Ayrıca borçlu alacağa ilişkin savunmalarını sürdürebilir. Böylece güvence, yalnız haczin mal üzerindeki etkisini kaldırır.
Haksız ihtiyati haciz nedeniyle tazminat
İlk olarak alacaklı, ihtiyati haciz şartları bulunmadığı hâlde haciz koydurursa zarardan sorumlu olur. Nitekim İİK m. 259 bu sorumluluğu borçlu ve üçüncü kişiler yönünden düzenler. Ayrıca baştaki teminat, muhtemel zararın güvencesini oluşturur. Ancak mahkeme her zarar iddiasını kendiliğinden kabul etmez.
Ayrıca hakim zararın varlığını, miktarını ve hacizle bağlantısını inceler. Nitekim tazminat davasını haczi koyan mahkeme de görebilir. Ancak mahkemenin teminatsız ihtiyati haciz kararı vermesi sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Çünkü teminat muafiyeti ile tazminat sorumluluğu ayrı konulardır.
İhtiyati haciz süreç tablosu
| Aşama | Dayanak | Temel koşul | Süre | Sonuç |
|---|---|---|---|---|
| Talep | İİK m. 257 | Rehinsiz para alacağı ve gerekli vade koşulu | Somut olaya göre | Geçici koruma incelemesi |
| İnfaz | İİK m. 261 | Kararla icra dairesine başvuru | Karardan itibaren 10 gün | Süre geçerse karar kalkar |
| Tutanak ve tebliğ | İİK m. 262 | Hazır bulunmayan ilgililer | 3 gün | Yedi günlük süreler işlemeye başlar |
| Tamamlayıcı işlem | İİK m. 264 | Takip veya dava başlatılması | Kural olarak 7 gün | Haczin devamı korunur |
| Kesin hacze dönüşme | İİK m. 264 | İtirazın yokluğu, kaldırılması veya iptali | Özel süre yok | Haciz icrai hacze dönüşür |
| İtiraz | İİK m. 265 | Kanunda sayılan itiraz sebepleri | 7 gün | Karar değişebilir veya kalkabilir |
| Malın borçluda kalması | İİK m. 263 | Kıymetin deposu veya banka kefaleti | Özel süre yok | Haciz sürer, mal borçluda kalır |
| Teminatla kaldırma | İİK m. 266 | Kabul edilebilir güvence | Özel süre yok | Mal üzerindeki haciz kalkabilir |
Uygulamada ihtiyati haciz şartları hangi noktalarda karışır?
İlk olarak ihtiyati haciz kararı, alacağı kesin biçimde hüküm altına almaz. Mahkeme esas uyuşmazlığı ise dava veya takipte incelemeyi sürdürür. Ayrıca haciz, alacaklıya hemen tahsil imkânı da vermez. Böylece koruma, yalnızca malvarlığı değerlerini geçici olarak bağlar.
Teminat konusundaki karışıklık ise şudur: teminatsız ihtiyati haciz her belge için mümkün değildir. Nitekim ilama dayanan alacakta kanun teminat aramaz. Buna karşılık ilam niteliğindeki belgede hakim takdir yetkisini kullanır. Dolayısıyla sıradan bir yazılı belge, alacaklıyı teminattan kurtarmaz.
Ayrıca teminatın kime ait olduğu da sık karışır. Nitekim İİK m. 259’daki teminatı alacaklı yatırır ve karşı tarafın zararını güvenceye alır. Buna karşılık borçlunun gösterdiği güvence, haczin mal üzerindeki etkisini hedefler. Dolayısıyla iki teminat farklı taraflara ve farklı amaçlara hizmet eder.
Üçüncü karışıklık ise usul yolunda ortaya çıkar: ihtiyati hacze itiraz ile esas borca itiraz aynı yol değildir. Çünkü haciz itirazı yalnızca İİK m. 265’teki sebeplere dayanır. Buna karşılık borcun yokluğu savunması esas dava veya takibe aittir. Bu nedenle taraflar iki yolu birbirinin yerine kullanamaz.
Son olarak koruma türü de sık karışır. Alacaklı para alacağı için ihtiyati haciz şartları üzerinden hareket eder. Buna karşılık bir şeyin teslimi veya yapılması çoğu kez ihtiyati tedbiri gerektirir. Ayrıca alacak tümüyle rehinle güvence altındaysa bu yol kural olarak kapanır. Genel tahsil endişesi ise tek başına yeterli olmaz.
Başvuru ve savunma hazırlığında ihtiyati haciz şartları
Alacaklı, dilekçesinde ihtiyati haciz şartları listesini sırayla karşılar. Önce alacağın para alacağı olduğunu ve rehnin yokluğunu gösterir. Ayrıca faiz ile fer’i alacakların dayanağını ayrı yazar. Bunun yanında haczini istediği değerleri ölçülü biçimde sıralar. Çünkü mahkeme, belirsiz ve sınırsız bir koruma talebine sıcak bakmaz.
Ayrıca alacaklı, ihtiyati haciz kararı uyarınca haczini istediği malları tek tek bildirir. Nitekim icra dairesi haczi, kanundaki genel haciz hükümlerine göre uygular. Bu nedenle talebin kapsamı, kararın kapsamıyla birebir örtüşür. Aksi hâlde daire, karar dışındaki mallara el atamaz.
Bunun yanında alacaklı, ihtiyati haciz kararı sonrasında iki ayrı takvim tutar. Önce on günlük infaz süresini izler. Ardından yedi günlük tamamlayıcı işlem süresini takip eder. Bu nedenle her tebliğ belgesini özenle saklar.
Borçlu ise ihtiyati haciz şartları bakımından savunmasını somut belgelere dayandırır. Örneğin alacağın rehinli olduğunu veya vadenin gelmediğini gösterir. Ayrıca özel risk sebeplerinin yokluğunu ileri sürer. Bunun yanında mahkemenin yetkisini ve teminatı aynı dilekçede tartışır. Öte yandan ihtiyati hacze itiraz dilekçesinde öğrenme veya tebliğ tarihini açıkça yazar.
Üçüncü kişi bakımından ise öğrenme tarihi belirleyici rol oynar. Bu yüzden haczi hangi gün öğrendiğini belgeyle ortaya koyar. Ardından yedi günlük süre içinde mahkemeye başvurur. Aksi hâlde süre tartışması onun aleyhine döner.
Sonuç: ihtiyati haciz şartları ve süre yönetimi
Kısacası ihtiyati haciz şartları, her şeyden önce alacağın türüne ve vadesine bağlıdır. Vadesi gelmiş alacakta rehin bulunmamalıdır. Buna karşılık vadesi gelmemiş borçlarda alacaklı, kanundaki özel risklerden birini göstermelidir. Ayrıca mahkeme, alacak ve risk sebepleri hakkında kanaat veren deliller arar.
Alacaklı, ihtiyati haciz kararı sonrasında süreleri dikkatle izlemelidir. Çünkü on günlük infaz süresi ile yedi günlük tamamlayıcı süre farklıdır. Alacaklı ayrıca dava veya takip işlemlerini zamanında yürütmelidir. Aksi hâlde geçici koruma kendiliğinden kalkabilir veya hükümsüz kalabilir.
Teminat konusunda ise teminatsız ihtiyati haciz, kanundaki belge koşullarına bağlıdır. Ayrıca borçlu ve üçüncü kişiler ihtiyati hacze itiraz yolunu kullanabilir. Bunun yanında borçlu, güvence göstererek haczin kalkmasını isteyebilir. Sonuç olarak her dosya görev, yetki, delil ve süre bakımından ayrı bir değerlendirme ister.
Süreç ise haciz tutanağıyla somutlaşır. Nitekim icra dairesi tutanak örneğini üç gün içinde hazır bulunmayan ilgililere tebliğ eder ve süreler bu tebliğle işlemeye başlar. Borçlu itiraz etmez veya itirazını icra mahkemesi kesin olarak kaldırırsa haciz kendiliğinden kesin hacze dönüşür. Üçüncü kişi ise mülkiyet iddiasını istihkak yoluyla ileri sürer.
Sık Sorulan Sorular
İhtiyati haciz için borcun vadesi gelmiş olmalı mıdır?
Kural olarak evet. Çünkü kanun, vadesi gelmemiş borçlarda özel riskler arar. Örneğin borçlunun belirli bir yerleşim yeri bulunmayabilir. Ayrıca mal kaçırma veya kaçma tehlikesi de bu gruba girer.
İhtiyati haciz kararı kaç gün içinde uygulanmalıdır?
Alacaklı, karar tarihinden itibaren on gün içinde infaz istemelidir. Ayrıca bu başvuruyu ilgili icra dairesine yöneltir. Aksi hâlde ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar.
İhtiyati haciz tutanağı ilgililere ne zaman tebliğ edilir?
İcra dairesi, tutanağın birer suretini üç gün içinde tebliğ eder. Ayrıca tebliğ, hacizde hazır bulunmayan alacaklıya ve borçluya gider. Gereken hâllerde ise üçüncü şahıs da aynı sureti alır.
Teminatsız ihtiyati haciz hangi durumda mümkündür?
Alacak bir ilama dayanıyorsa kanun teminat aramaz. Buna karşılık ilam niteliğindeki belgede hakim takdir yetkisini kullanır. Diğer başvurularda ise alacaklı kural olarak teminat gösterir.
İhtiyati hacze itiraz süresi kaç gündür?
Kanundaki süre yedi gündür. Ancak başlangıç tarihi, hacizde hazır bulunma durumuna göre değişir. Üçüncü kişilerde ise süre, haczi öğrenme tarihinde başlar.
İhtiyati haciz kesin haciz anlamına gelir mi?
Hayır. Geçici haciz alacağı doğrudan tahsil etmez. Kanundaki tamamlayıcı işlemler yürütülmelidir. Bazı koşullarda haciz daha sonra kesin hacze dönüşür.
