Tıbbi Deontoloji Madde 39
Tabip ve diş tabibi, meslektaşlarının hastalarını elde etmeğe matuf hareket ve teşebbüslerde bulunamaz.
Açıklama
TDN Madde 39, bir hekimin başka hekimlere ait hasta tabanını elde etmeye yönelik her türlü hareket ve girişimini mutlak biçimde yasaklamaktadır. Bu hüküm, hasta çalmayı hem ağır etik ihlali hem de somut deontoloji normu ihlali olarak sınıflandırmakta; meslektaşlar arası güven ilişkisini ve sağlık hizmetinin uzun vadeli sürdürülebilirliğini güvence altına almaktadır. 6023 sayılı TTB Kanunu’nun mesleki rekabeti sınırlayan hükümleri bu maddenin hukuki dayanağını oluştururken, 1219 sayılı Kanun’un hekimlik vakarını korumaya yönelik düzenlemeleri normatif arka planı pekiştirmektedir. Madde 39, Nizamname’nin 8. maddesindeki reklam yasakları ve 12. maddesindeki çıkar çatışması yasaklarıyla organik bir bütün oluşturmakta; piyasa mantığının mesleğe sızmasını önleyen kapsamlı etik savunma hattının kritik bir halkasını temsil etmektedir. Hekimlik mesleğinin piyasa dinamikleriyle giderek daha fazla kesiştiği günümüzde bu yasak, hem rekabet hukuku hem mesleki etik açısından tartışmaya konu olmakta ve iki alan arasındaki normatif gerilimi gündeme taşımaktadır.
Uygulama boyutunda hekimin kaçınması gereken somut davranışlar şöyle belirlenebilir: meslektaşının hastalarıyla doğrudan iletişime geçerek kendi kliniğine yönlendirmeye çalışmak; hasta listelerini herhangi bir biçimde kullanmak; hastalar üzerinde telkin veya baskı yoluyla hekim değiştirmelerini özendirmek; bir muayenehanenin yakınında stratejik reklam yoluyla o hekimin mevcut hastalarını hedef almak. Meşru tanıtım faaliyetleriyle yasadışı hasta çalma girişimi arasındaki sınırın belirlenmesinde kast ve eylemin sistematikliği belirleyici ölçütler olmaktadır. Birlikte çalışılan ekipte ya da ortaklık yapısında hasta devri de bu normun ışığında değerlendirilmelidir. Ortaklık sonrasında paylaşılan ortak hasta listesine kimin sahip olduğu sorusu, bu maddenin ihlali tartışmalarında sıkça karşılaşılan ve tabip odalarının da gündemine giren somut bir hukuki belirsizliği temsil etmektedir.
Yaptırım açısından Haysiyet Divanı, sistematik ve kanıtlanmış hasta çalma eylemlerinde kınama veya geçici meslekten alıkoyma kararı verebilir; kastın ve eylemin sürekliliğinin belgelenmesi yaptırım ağırlığını doğrudan etkiler. Hukuki sorumluluk boyutunda haksız rekabet iddiasıyla Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümleri, ayrıca kişisel veri ihlali kanıtı mevcutsa Kişisel Verilerin Korunması Kanunu devreye girebilir. Bu tür davalar genellikle ortaklık çözülmeleri veya klinik devirlerinin ardından gündeme gelmektedir. Hekimin hasta çalma kastının olmadığını, yani eylemin meşru bir gerekçeye dayandığını ortaya koyması, savunmada belirleyici bir etken olmakta ve disiplin kararını doğrudan etkilemektedir.
