Hasta Hakları Yönetmeliği 1. Madde

Bu Yönetmelik; temel insan haklarının sağlık hizmetleri sahasındaki yansıması olan ve başta Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda, diğer mevzuatta ve milletlerarası hukuki metinlerde kabul edilen “hasta hakları”nı somut olarak göstermek ve sağlık hizmeti verilen bütün kurum ve kuruluşlarda ve sağlık kurum ve kuruluşları dışında sağlık hizmeti verilen hallerde, insan haysiyetine yakışır şekilde herkesin “hasta hakları”ndan faydalanabilmesine, hak ihlallerinden korunabilmesine ve gerektiğinde hukuki korunma yollarını fiilen kullanabilmesine dair usül ve esasları düzenlemek amacı ile hazırlanmıştır.

Açıklama

Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 1. maddesi, yönetmeliğin amacını ortaya koyarak onun hukuk sistemindeki işlevini ve koruma alanını tanımlamaktadır. Madde, hasta haklarını bir lütuf olarak değil, temel insan haklarının sağlık alanındaki doğrudan yansıması olarak konumlandırmaktadır. Bu yaklaşım, hasta haklarının dayandığı hukuki zemini Anayasa ile uluslararası hukuk düzeyine yükseltir; yalnızca idari bir düzenleme değil, anayasal ve evrensel bir güvencenin somutlaştırılmış hâli olarak değerlendirilmesini sağlar.

Maddede yer alan “temel insan haklarının sağlık hizmetleri sahasındaki yansıması” ifadesi, hasta haklarının kaynağının Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kişi dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı ile 56. maddesindeki herkesin sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı olduğunu göstermektedir. Uluslararası alanda ise Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi, Biyotıp Sözleşmesi, Lizbon Bildirgesi ve Dünya Tabipler Birliği’nin Amsterdam Bildirgesi hasta haklarının evrensel çerçevesini çizmekte olup, yönetmelik bu metinlerle uyumlu bir iç hukuk düzenlemesi niteliği taşımaktadır.

Maddenin üç temel amacı vardır. Birinci amaç, hasta haklarını somut olarak göstermektir. Bu, soyut olarak kabul edilen hakların, sağlık hizmeti veren her kurum ve kuruluşta uygulanabilir, izlenebilir ve ihlali hâlinde yaptırıma bağlanabilir kurallar hâline getirilmesini ifade eder. İkinci amaç, bu haklardan herkesin yararlanabilmesini sağlamaktır. “Herkes” kavramı, vatandaşlık, sigortalılık, ekonomik durum veya sosyal konum ayrımı gözetmeksizin sağlık hizmetine muhtaç tüm bireyleri kapsar; bu yönüyle Anayasa’nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesiyle örtüşür. Üçüncü amaç ise hastanın hak ihlallerinden korunabilmesi ve gerektiğinde hukuki korunma yollarını fiilen kullanabilmesidir. Bu ifadeyle yönetmelik, salt bir ilke beyanıyla yetinmeyip etkili başvuru hakkını da güvence altına alır.

Kapsam bakımından “sağlık kurum ve kuruluşları dışında sağlık hizmeti verilen haller”in de zikredilmiş olması önemlidir. Bu ifade, evde bakım hizmetleri, ambulans hizmetleri, seyyar sağlık müdahaleleri, işyeri hekimliği ve benzeri her türlü sağlık hizmetini kapsama dahil eder. Dolayısıyla hasta haklarının korunması, hastanın fiziki olarak bir hastanede veya klinikte bulunmasına bağlı değildir; sağlık hizmeti nerede veriliyorsa, hasta hakları da orada geçerlidir.

“İnsan haysiyetine yakışır şekilde” ifadesi, yönetmeliğin hümanist felsefi temelini yansıtır. Bu ifade, sağlık hizmetinin niteliğinin yalnızca tıbbi başarı ile değil; mahremiyete saygı, aydınlatılmış onam, eşit muamele, nezaket ve insani iletişim gibi unsurlarla da değerlendirileceğini gösterir. Modern tıp etiğinde hastanın değil, hastalığın tedavi edildiği anlayışı terk edilmiş; hastayı bir birey olarak gören bütüncül yaklaşım benimsenmiştir. Bu madde, bu paradigma değişimini hukuki düzeye taşıyan temel metinlerden biridir.

Uygulamada 1. madde, hasta hakları ihlallerine dair açılan davalarda ve Hasta Hakları Kurullarında yorum aracı olarak kullanılmaktadır. İhlal iddiası değerlendirilirken hâkim veya kurul, yönetmeliğin amacını dikkate alarak hasta lehine geniş yorum benimsemekte; şüpheli durumlarda hasta hakkının korunması ilkesi ağır basmaktadır. Avukatlar açısından da bu madde, açılacak davalarda hukuki menfaatin gösterilmesinde ve hakların kapsamının belirlenmesinde temel referans olarak işlev görmektedir.