Hasta Hakları Yönetmeliği 2. Madde
Bu Yönetmelik; sağlık hizmeti verilen resmi ve özel bütün kurum ve kuruluşları, bu kurum ve kuruluşlarda veya bunların dışında hizmete katılan her kademedeki ve unvandaki ilgilileri ve hizmetten faydalanma hakkını haiz olan bütün fertleri
kapsar.
Açıklama
Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 2. maddesi, yönetmeliğin kişi ve kurum bakımından uygulama alanını belirler. Madde, üç büyük grubu açıkça kapsama alarak yönetmeliğin istisnasız ve ayrımsız uygulanması gerektiğini ortaya koymaktadır: sağlık kurum ve kuruluşları, bu hizmette çalışan personel ve hizmetten yararlanan bireyler. Bu geniş kapsam, hasta haklarının sektör ayrımına tabi tutulmaksızın bütün bir sağlık ekosistemini kuşattığını gösterir.
Maddede ilk olarak “sağlık hizmeti verilen resmi ve özel bütün kurum ve kuruluşlar” kapsama alınmıştır. Bu ifade üç alt gruba işaret eder. Birincisi, Sağlık Bakanlığı’na bağlı devlet hastaneleri, şehir hastaneleri, eğitim ve araştırma hastaneleri, aile sağlığı merkezleri, toplum sağlığı merkezleri, il sağlık müdürlükleri ve 112 acil sağlık hizmetleri gibi kamu kurumlarıdır. İkincisi, üniversite hastaneleri, askeri hastaneler ve Adli Tıp Kurumu gibi özerk veya bakanlık dışı kamu kuruluşlarıdır. Üçüncüsü ise özel hastaneler, özel poliklinikler, muayenehaneler, diyaliz merkezleri, tıp merkezleri, ağız ve diş sağlığı kuruluşları, tüp bebek merkezleri ve evde bakım hizmeti veren özel kuruluşlar gibi özel sektör aktörleridir. Yönetmelik, kamu ile özel arasında hak ve yükümlülük farkı gözetmez; hasta kimin hizmetinden faydalanırsa faydalansın aynı korumaya sahiptir.
“Bu kurum ve kuruluşlarda veya bunların dışında hizmete katılan her kademedeki ve unvandaki ilgililer” ifadesi, personel kapsamını son derece geniş tutmaktadır. Burada hekimler, diş hekimleri, eczacılar, hemşireler, ebeler, fizyoterapistler, psikologlar, diyetisyenler, sağlık teknisyenleri, laborantlar, tıbbi sekreterler, ambulans şoförleri ve hasta bakıcıları gibi tıbbi personelin yanı sıra; yönetici, danışman, temizlik ve güvenlik personeli gibi idari ve destek hizmetlerinde çalışanlar da kapsama dahildir. “Hizmete katılan” ifadesi, doğrudan tıbbi müdahaleyi yapmayan ama sürece katkı sağlayan herkesin sorumluluğunun bulunduğunu göstermektedir. Nitekim hastanın mahremiyetinin korunması, kayıtların güvenliği, verilerin gizliliği gibi yükümlülükler idari personeli de bağlar.
Üçüncü ve belki de en önemli grup, “hizmetten faydalanma hakkını haiz olan bütün fertler”dir. Buradaki “fert” kavramı, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıyla sınırlı değildir. Yabancılar, göçmenler, mülteciler, geçici koruma altındaki kişiler, turistler ve herhangi bir nedenle Türkiye’de sağlık hizmetine ihtiyaç duyan herkes bu kapsamdadır. 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olmak veya olmamak da bu hakları etkilemez. Acil sağlık hizmetleri bakımından ise herhangi bir ödeme güçlüğü, kimlik eksikliği veya statü sorunu, hasta haklarının uygulanmasına engel oluşturmaz.
Yönetmelik; alternatif tıp merkezleri, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları yapan kuruluşlar ile kozmetik uygulamalar yapan güzellik merkezleri bakımından da — bu merkezlerde sağlık hizmeti niteliği taşıyan bir uygulama yapılıyorsa — uygulanır. Yargıtay ve Danıştay içtihatları, “sağlık hizmeti” kavramını dar değil geniş yorumlamakta; kişinin bedenine yönelik her türlü tıbbi mahiyetli müdahaleyi bu kapsamda değerlendirmektedir.
Uygulamada 2. madde, hasta hakları ihlali iddiasıyla yapılan başvurularda görev ve yetki sorunlarını çözen temel referans olarak kullanılır. Örneğin bir hasta, özel bir muayenehanede yaşadığı hak ihlali için Hasta Hakları Kurulu’na başvurabilir mi sorusu, bu maddeye dayanarak olumlu cevaplanır. Aynı şekilde sağlık personeli dışındaki çalışanların davranışlarından doğan ihlaller de bu madde uyarınca yönetmelik kapsamında değerlendirilir.
