Hasta Hakları Yönetmeliği 40. Madde
I. Muayene ve tedavi sırasında hastaya yardımcı olmak üzere; mevzuatın ve kurum imkanlarının elverdiği ve hastanın sağlık durumunun gerektirdiği ölçüde, tedaviden sorumlu olan tabibin uygun görmesine bağlı olarak, refakatçi bulundurulması istenebilir.
II. Bu hakkın nasıl ve ne zaman kullanılacağı ve bu konuda alınacak tedbirler, sağlık kurum ve kuruluşunun çalışma usül ve esaslarını gösteren mevzuata ayrıca düzenlenir.
Açıklama
Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 40. maddesi, refakatçi bulundurma hakkını düzenleyerek hasta bakımının sosyal boyutunu kurumsal çerçeveye yerleştirir. Refakatçi, hastaya psikolojik ve pratik destek sağlayan, iyileşme sürecini kolaylaştıran önemli bir figürdür; ancak kurumsal düzenin ve diğer hastaların hakkının da korunması gerektiğinden bu hak sınırlı bir çerçevede tanımlanmıştır.
Birinci fıkra, refakatçi bulundurma hakkının üç unsurlu koşulunu ortaya koyar: “mevzuatın ve kurum imkanlarının elverdiği ve hastanın sağlık durumunun gerektirdiği ölçüde, tedaviden sorumlu olan tabibin uygun görmesine bağlı olarak, refakatçi bulundurulması istenebilir.” Bu üç koşulun birlikte değerlendirilmesi gerekir.
“Mevzuatın elverdiği ölçüde” ifadesi, refakatçi hakkının mutlak olmadığını; genel sağlık düzenlemelerine ve kurum iç yönetmeliklerine tabi olduğunu belirtir. SGK mevzuatı, refakatçi hakkını belirli yaş grupları ve bazı tıbbi durumlar için tanır; 2007 tarihli Sağlık Uygulama Tebliği, 7 yaşından küçük çocuklar, 65 yaşından büyük yaşlılar, engelli hastalar ve bazı ameliyat sonrası durumlarda refakatçi için SGK ödemesi yapılmasını öngörmüştür.
“Kurum imkanları” ifadesi, fiziksel kapasiteyle sınırlı bir hakkı vurgular. Tek kişilik odalarda refakatçi için koltuk bulunurken, dört kişilik koğuşlarda aynı olanak sağlanamayabilir. Yoğun bakım ünitelerinde ise refakatçi kabul edilmeyebilir. Ancak “kurum imkanları” gerekçesiyle refakatçi hakkının tamamen yok sayılması kabul edilemez; makul alternatif düzenlemeler (örn. kısa ziyaret süresi) getirilmelidir.
“Hastanın sağlık durumunun gerektirdiği ölçüde” kriteri, tıbbi bir değerlendirmedir. Bazı hastalar refakatçiye mutlaka ihtiyaç duyar: yatağa bağlı hastalar, zihinsel engelli hastalar, yaşlı bunama hastaları, ameliyat sonrası dönemdeki çocuklar, psikiyatrik bozukluğu olan hastalar. Bu gibi durumlarda refakatçi bulundurmak sadece hak değil bir tıbbi zorunluluktur.
“Tedaviden sorumlu olan tabibin uygun görmesine bağlı” ifadesi, son karar merciinin hekim olduğunu belirtir. Hekim, tıbbi değerlendirme sonucunda refakatçi bulundurulmasını uygun bulmayabilir; örneğin bulaşıcı hastalığı olan hasta veya izolasyon gerektiren durumlarda refakatçi kısıtlaması söz konusu olabilir. Ancak bu karar keyfi olmamalı, tıbbi gerekçeye dayanmalı ve hastaya/yakınlarına açıklanmalıdır.
İkinci fıkra, uygulama detaylarını kurum iç yönetmeliğine bırakır: “Bu hakkın nasıl ve ne zaman kullanılacağı ve bu konuda alınacak tedbirler, sağlık kurum ve kuruluşunun çalışma usül ve esaslarını gösteren mevzuata ayrıca düzenlenir.” Her sağlık kurumu kendi koşullarına uygun bir refakatçi yönetmeliği hazırlamak zorundadır.
Refakatçilik uygulamasında belirli standartlar gelişmiştir. Refakatçi genellikle birinci derece yakın olmalı; refakatçi kimlik kartı düzenlenir; aynı anda bir refakatçi bulundurulur; refakatçinin kendi sağlık durumu da değerlendirilir (bulaşıcı hastalığı olan biri refakatçi olamaz); refakatçiye temel davranış kuralları anlatılır.
Refakatçinin hakları ve yükümlülükleri vardır. Hakları arasında hastanın yanında bulunma, tıbbi ekibe hastanın durumuna ilişkin bilgi verme, hastanın kişisel bakımına yardım etme yer alır. Yükümlülükleri arasında ise sessiz davranma, tıbbi işlemlere müdahale etmeme, hijyen kurallarına uyma, hastanenin güvenlik kurallarına saygı gösterme gibi unsurlar bulunur.
Refakatçinin kötü kullanımı önemli sorunlar doğurabilir. Refakatçinin tıbbi ekibi taciz etmesi, hastaya yönlendirici telkinlerde bulunması, diğer hastaların rahatını bozması, hırsızlık veya şiddet olaylarına karışması gibi durumlarda kurum, refakatçilik iznini geri alabilir. Bu tür durumlar, yönetmelik hükümlerine aykırı davranışlar olup kurumun güvenlik yükümlülüğünün (37. madde) bir parçasıdır.
Pandemi dönemi, refakatçi hakkının önemli ölçüde kısıtlanmasına yol açmıştır. COVID-19 yayılım riski nedeniyle birçok hastanede refakatçi kabul edilmemiş, hasta ile yakınları arasındaki iletişim video arama gibi alternatif yollarla sağlanmıştır. Bu uygulama, 40. madde ile güvenlik ve kamu sağlığı arasındaki dengeyi yeniden gündeme getirmiştir.
Özel hastanelerde refakatçi hakkı farklı uygulanabilir. Bazı özel hastaneler, refakatçi hizmetini ücretli bir şekilde sunar (özel refakatçi koltuğu, yemek hizmeti, otel hizmeti). Bu durumda refakatçi bulundurmak bir hak olmanın ötesinde bir ticari ilişki haline gelir; kurum bu ilişkinin şeffaf sözleşmesel çerçevesini oluşturmak zorundadır.
Uygulamada 40. madde, sık ihmal edilen bir haktır. Birçok hasta refakatçi bulundurma hakkından habersizdir veya kurum uygulamalarında bu hak güçleştirilebilmektedir. Yargıtay kararları, refakatçi hakkının keyfi reddedilmesini hak ihlali saymaktadır.
Avukat perspektifinden 40. madde, refakatçi engellenmesinden doğan manevi tazminat davalarında ve hasta bakımının yetersizliğinden kaynaklanan zararlarda dayanak oluşturur. Özellikle yaşlı veya engelli hastalar için refakatçi zorunluluğunun yerine getirilmemesi, hem 40. madde hem de 11. madde (tıbbi gereklere uygun bakım) kapsamında ihlal olarak değerlendirilebilir.
