TBK ▸ Madde 111
Madde 110
MADDE 111

Diğer ifa engelleri

Madde Listesi
Madde 112

TBK 111. Madde

Borçlunun kusuru olmaksızın, alacağın kime ait olduğunda veya alacaklının kimliğinde duraksama sebebiyle ya da alacaklıdan kaynaklanan diğer kişisel bir sebeple borç, alacaklıya veya temsilcisine ifa edilemezse borçlu, alacaklının temerrüdünde olduğu gibi, tevdi ya da sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir.

TBK 111. Madde Gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 95 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 110 uncu maddesinde, borçlunun kusuru olmaksızın, alacağın kime ait olduğunda veya alacaklının kimliğinde duraksama sebebiyle ya da alacaklıdan kaynaklanan diğer kişisel bir sebeple ifa engelinin ortaya çıkması durumunda, borçlunun sahip olduğu haklar düzenlenmektedir. Bu hüküm, niteliği gereği, yapma ve verme edimlerini kapsamaktadır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 95 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “F. Borcun İfasına Mani Diğer Sebepler” şeklindeki ibare, Tasarıda “F. Diğer ifa engelleri” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 95 inci maddesinin sonunda kullanılan “veya akdi fesheylemek hakkını hâizdir.” şeklindeki ibare, Tasarıda “ya da sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir.” şekline dönüştürülmüştür.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İKİNCİ AYIRIM

Borçların İfa Edilmemesinin Sonuçları

818 sayılı Borçlar Kanununun 96 ncı maddesiyle başlayan “İkinci Fasıl / Borçların ödenmemesinin neticeleri” şeklindeki alt başlık, Tasarıda “İkinci Ayırım / Borçların İfa Edilmemesinin Sonuçları” şeklinde değiştirilmiştir.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 111. maddesi, alacaklının temerrüdü kavramının klasik çerçevesi dışında kalan ancak ifa yapılmasını engelleyen bazı özel durumlara ilişkin tamamlayıcı bir hükümdür. Alacaklının temerrüdünden farklı olarak burada alacaklıdan kaynaklanan ama kusuru gerektirmeyen objektif engeller söz konusudur. Madde, 818 sayılı eski Kanun’un 96. maddesini karşılamakta olup alacaklı kaynaklı ifa engellerinin borçluya tanıdığı hakları düzenlemektedir.

Maddede düzenlenen ilk durum, alacağın kime ait olduğunda duraksama yaşanmasıdır. Bu durum özellikle alacağın temliki işlemlerinin geçerliliğine ilişkin uyuşmazlıklarda, alacağın miras yoluyla geçmesi sonucu mirasçılar arasında ihtilaf çıkmasında ya da alacağın haczedilmiş olup bildirimlerde çelişki bulunmasında söz konusu olur. İkinci durum, alacaklının kimliğinde duraksamadır; alacaklının hukukî ehliyetinin sorgulandığı, tüzel kişiliğin tartışmalı olduğu veya temsilcilik yetkisinin doğruluğunun belirlenemediği hâllerde bu ortaya çıkar. Üçüncü durum ise "alacaklıdan kaynaklanan diğer kişisel sebepler" şeklindeki geniş bir kategoridir; alacaklının iletişim bilgilerinin bilinmemesi, uzun süre yurt dışında bulunması, hastalık sebebiyle ulaşılamaz olması gibi hâller bu kapsama girer.

Maddenin önemli bir özelliği, bu durumlarda borçlunun kusurunun bulunmamasını açıkça şart koşmasıdır. Eğer ifa engelinin ortaya çıkmasında borçlunun da bir payı varsa, örneğin borçlu alacaklıyla bağlantı kurmak için gerekli özeni göstermemişse, bu hüküm uygulanamaz ve borçlu temerrüde düşmüş sayılabilir. Hükmün uygulama sonucu, borçluya alacaklının temerrüdünde olduğu gibi tevdi veya sözleşmeden dönme haklarını tanımaktır; böylece alacaklıdan kaynaklı objektif engellere rağmen borçlu borcundan kurtulma imkânı bulur.

Doktrinde bu madde, alacaklının temerrüdünün "nesnel/öznel alan ayrımı" bağlamında tamamlayıcısı olarak değerlendirilmektedir. Klasik alacaklı temerrüdü alacaklının aktif bir şekilde işbirliğinden kaçınmasını gerektirirken, TBK m. 111 alacaklının pasif bir şekilde ulaşılabilir olmaması hâllerini kapsamaktadır. Yargıtay bu hükmü uygularken borçludan, ifa teklifi için makul çabayı göstermiş olmasını, örneğin noter vasıtasıyla bildirim girişiminde bulunmasını, adresine ifa yapmayı denemesini beklemektedir.

Uygulamada bu hüküm ölen alacaklının mirasçılarının belirlenememesi, yabancı alacaklıların adresinin tespit edilememesi, ticaret sicilinden silinmiş şirketlerin borçlarının sahibinin belirlenememesi gibi durumlarda devreye girer. Banka kredilerinde alacağın devri sonrasında hangi kuruluşa ödeme yapılacağı belirsizleşmişse, borçlu tevdi yoluna başvurabilir. Bu düzenleme, borçlunun kusuru bulunmayan engeller karşısında sınırsız süreyle ifayı beklemesini engelleyerek hukuk güvenliğini ve borç ilişkilerinin makul sürede sona ermesini sağlayan önemli bir hükümdür.

Madde 110
MADDE 111

Diğer ifa engelleri

Madde Listesi
Madde 112
Kaynak: https://mehmettokar.av.tr/tbk-madde/madde-111/ — © Tokar Hukuk Danışmanlık