TBK ▸ Madde 124
Madde 123
MADDE 124

Süre verilmesini gerektirmeyen durumlar

Madde Listesi
Madde 125

TBK 124. Madde

I. Aşağıdaki durumlarda süre verilmesine gerek yoktur:

II. 1. Borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa.

III. 2. Borçlunun temerrüdü sonucunda borcun ifası alacaklı için yararsız kalmışsa.

IV. 3. Borcun ifasının, belirli bir zamanda veya belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi üzerine, ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa.

TBK 124. Madde Gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 107 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkraya bağlı üç bentten oluşan 123 üncü maddesinde, süre verilmesini gerektirmeyen durumlar düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 107 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “b. Derhâl fesih” şeklindeki ibare, Tasarıda “b. Süre verilmesini gerektirmeyen durumlar” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 107 nci maddesinin (1) numaralı bendi, Tasarıda “Borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa” şekline dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 107 nci maddesinin (3) numaralı bendi, Tasarıda “Borcun ifasının, belirli bir zamanda veya belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi üzerine, ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa” şeklinde kaleme alınmıştır. Tasarıda kullanılan “…ifanın artık kabul edilmeyeceği” şeklindeki ibare, 818 sayılı Borçlar Kanununun 107 nci maddesinin (3) numaralı bendinde bulunmamakla birlikte, bu durumda kesin vadeli sözleşme söz konusu olduğu için, borçlunun ifa imkânsızlığıyla karşı karşıya kalacağı göz önünde tutulursa, alacaklının ifayı kabul etmesinden de söz edilemez.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 124. maddesi, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde süre verme zorunluluğuna istisna oluşturan üç önemli hâli düzenleyen bir hükümdür. TBK m. 123 uyarınca süre verme kural olsa da bazı durumlarda süre vermenin anlamsız veya gereksiz olması sebebiyle doğrudan sözleşmeden dönme hakkının kullanılabilmesi mümkün kılınmıştır. Madde, 818 sayılı Kanun’un 108. maddesini karşılamakta olup uygulamada pratik çözümler getirmektedir.

Maddenin birinci bendine göre borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa süre verilmesine gerek yoktur. Bu hâl, borçlunun açıkça ifada bulunmayacağını beyan etmesi, iflas etmesi, faaliyetini tamamen durdurması, şirketin tasfiyeye girmesi, borçlunun ifa imkânsızlığını açıkça kabul etmesi gibi durumları kapsar. Mantığı şudur: Süre vermenin amacı ifada bulunmaya son bir fırsat vermektir; ancak borçlunun bu fırsatı kullanamayacağı objektif olarak belli ise süre vermek işlevsiz bir formalite olur.

İkinci bent, borçlunun temerrüdü sonucunda borcun ifasının alacaklı için yararsız kalması hâlini düzenler. Zamanla değerini yitiren edimlerde, zaman bakımından kritik olan ifalarda bu durum sıkça karşılaşılır. Örneğin düğün pastasının düğün günü teslim edilmemesi, bilet basılmamış olsa bile geç teslim edilen kongre materyalleri, zamanında gelmeyen tatil broşürleri gibi durumlarda ifa artık alacaklı için değer taşımaz. Bu durumda süre vermek, alacaklıyı gereksiz yere bekletmek anlamına gelir.

Üçüncü bent, "kesin vadeli sözleşme" olarak bilinen özel bir sözleşme tipini içerir. Borcun ifasının belirli bir zamanda veya belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi üzerine ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa süre verilmesine gerek yoktur. Kesin vadeli sözleşmede taraflar, ifanın belirlenen zamanda yapılmasının özellikle önem taşıdığını açıkça veya zımni olarak kararlaştırmışlardır. Örneğin "en geç 15 Mayıs’ta teslim edilecektir, aksi halde alıcı sözleşmeden dönme hakkını saklı tutar" ifadesi kesin vade işareti taşır. Ticari teslim sözleşmelerinde, organizasyon hizmetlerinde, mevsimsel ürün teslimatlarında bu tür sözleşmeler sıkça görülür.

Doktrinde bu üç hâl, "formalite yerine işlev" felsefesinin ürünü olarak değerlendirilmektedir. Kanun koyucu, biçimsel kurallara mutlak bağlılığın bazı durumlarda adaletsiz sonuçlar doğurabileceğini kabul ederek esnek bir çözüm önermiştir. Yargıtay, özellikle üçüncü bent bakımından kesin vadenin varlığını araştırmakta; sözleşmenin lafzı, işin niteliği ve tarafların iradesini birlikte değerlendirmektedir. Uygulamada bu hükmün en sık kullanıldığı alanlar arasında organizasyon sözleşmeleri, sezon ürünleri, ihracat-ithalat zamanlamaları ve bayram günlerine bağlı hizmetler yer alır. Bu düzenleme, alacaklıyı süresiz bekletme zorunluluğundan kurtararak ticaret hayatının hızını ve pratiğini korumaktadır.

Madde 123
MADDE 124

Süre verilmesini gerektirmeyen durumlar

Madde Listesi
Madde 125
Kaynak: https://mehmettokar.av.tr/tbk-madde/madde-124/ — © Tokar Hukuk Danışmanlık