TBK ▸ Madde 137

TBK 137. Madde

I. Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle kısmen imkânsızlaşırsa borçlu, borcunun sadece imkânsızlaşan kısmından kurtulur. Ancak, bu kısmi ifa imkânsızlığı önceden öngörülseydi taraflarca böyle bir sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, borcun tamamı sona erer.

II. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, bir tarafın borcu kısmen imkânsızlaşır ve alacaklı kısmi ifaya razı olursa, karşı edim de o oranda ifa edilir. Alacaklının böyle bir ifaya razı olmaması veya karşı edimin bölünemeyen nitelikte olması durumunda, tam imkânsızlık hükümleri uygulanır.

TBK 137. Madde Gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “II. Kısmî ifa imkânsızlığı” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının iki fıkradan oluşan 136 ncı maddesinde, kısmî ifa imkânsızlığı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 117 nci maddesinde borcu sona erdiren sebepler arasında sadece tam imkânsızlığın düzenlenmesi nedeniyle, borcun ifasının kısmen imkânsızlaşmasının sonuçlarının ayrı bir maddede düzenlenmesi zorunlu görülmüştür.

Tasarının 136 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde, borcun ifasının borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle kısmen imkânsızlaşması durumunda borçlunun, borcunun sadece ifası imkânsızlaşan kısmından kurtulacağı kuralı öngörülmektedir. Aynı fıkranın ikinci cümlesinde, bu kuralın istisnasına yer verilmektedir. Buna göre, tarafların bu kısmî ifa imkânsızlığını önceden öngörebilselerdi, böyle bir sözleşme yapmayacakları açıkça anlaşılırsa, borcun tamamının sona ereceği kabul edilmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasının ilk cümlesinde ise, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, bir tarafın borcunun ifasının kısmen imkânsızlaşması durumunda, alacaklının kısmî ifaya razı olması koşuluyla, karşı edimin de o oranda ifa edileceği öngörülmektedir. Yine aynı fıkranın son cümlesine göre alacaklı, bu durumda kısmî ifaya razı olmazsa veya karşı edim bölünemez nitelikte olursa, tam imkânsızlık hükümleri uygulanır.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 137. maddesi, 818 sayılı eski Kanun’da yer almayan ve kısmi ifa imkânsızlığını özel olarak düzenleyen yeni bir hükümdür. Tam ifa imkânsızlığı TBK m. 136’da düzenlenirken, bu madde ifa imkânsızlığının borcun yalnızca bir kısmını kapsadığı durumları ele almakta ve uygulamada sıkça karşılaşılan pratik sorunlara çözüm getirmektedir.

Maddenin birinci fıkrasına göre borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle kısmen imkânsızlaşırsa borçlu, borcunun sadece imkânsızlaşan kısmından kurtulur. Bu temel kural, kısmi kurtuluş ilkesini benimser. Borcun bölünebilir nitelikte olması hâlinde, imkânsızlaşan kısım sona erer; ifa edilebilecek kısım için borç devam eder. Örneğin 1000 ton buğday teslim taahhüdünde 300 tonu kapsayan depo yanarsa, borçlu 300 ton bakımından kurtulur; 700 ton için ifa yükümlülüğü devam eder.

Birinci fıkranın ikinci cümlesi, bu kuraldan önemli bir istisna getirmektedir: Ancak bu kısmi ifa imkânsızlığı önceden öngörülseydi taraflarca böyle bir sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa borcun tamamı sona erer. Bu hüküm, sözleşmenin bütünlüğünü gözetir. Eğer kısmi ifa taraflar için işe yaramayacak bir sonuç doğuracaksa, kısmen sona erme yerine tümüyle sona erme uygulanır. Örneğin bir takım halinde satılan eşyada bir parçanın yok olması, diğer parçaları işlevsiz hâle getirirse sözleşmenin tamamı sona erer. Bu değerlendirme, tarafların varsayımsal iradesine ve sözleşmenin ekonomik amacına dayalı yapılır.

İkinci fıkra, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde kısmi imkânsızlığın sonuçlarını düzenlemektedir. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde bir tarafın borcu kısmen imkânsızlaşır ve alacaklı kısmi ifaya razı olursa karşı edim de o oranda ifa edilir. Bu hüküm, orantılılık ilkesini getirir. Alacaklı kısmi ifayı kabul ederse, kendi karşı edimini de o oranda azaltma hakkına sahip olur. Örneğin 100 bin TL karşılığı 1000 ton buğday teslimi taahhüdünde 300 tonu imkânsızlaşmışsa ve alıcı 700 tonu kabul ederse, ödeyeceği bedel de 70 bin TL’ye iner.

Aynı fıkranın devamında alacaklının alternatif hakkı düzenlenmiştir: alacaklının böyle bir ifaya razı olmaması veya karşı edimin bölünemeyen nitelikte olması durumunda, tam imkânsızlık hükümleri uygulanır. Alacaklı, kısmi ifayı istemiyorsa veya kendi karşı edimi (örneğin tek bir eşya, bir hizmet paketi) bölünemez nitelikteyse, TBK m. 136’nın tam imkânsızlık hükümleri devreye girer. Alacaklı sözleşmeden dönebilir, verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri isteyebilir.

Doktrinde bu hüküm, "kurtarma prensibi" ile "bütünlük prensibi" arasında denge kuran bir düzenleme olarak değerlendirilmektedir. Kanun koyucu, mümkün olduğunca sözleşmenin kısmen de olsa ayakta tutulmasını tercih etmekle birlikte, tarafların gerçek iradeleri ve sözleşmenin ekonomik anlamını gözetmiştir. Yargıtay kararları, kısmi ifa imkânsızlığı hâlinde mutlaka alacaklının iradesinin sorulması gerektiğini; alacaklı susarsa veya açık kabul etmezse tam imkânsızlık hükümlerinin uygulanacağını vurgulamaktadır. Uygulamada bu hüküm ithalat-ihracat sözleşmelerinde gümrük yasaklarında kısmi etki, inşaat sözleşmelerinde mücbir sebeplerle kısmen yıkılan yapılarda, hizmet sözleşmelerinde iş gücünün bir kısmının kaybında karşılaşılan sorunlara çözüm sunar.