TBK ▸ Madde 148
Madde 147
MADDE 148

Sürelerin kesinliği

Madde Listesi
Madde 149

TBK 148. Madde

Bu ayırımda belirlenen zamanaşımı süreleri, sözleşmeyle değiştirilemez.

TBK 148. Madde Gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 127 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 147 nci maddesinde, Tasarının İkinci Ayırımında belirlenen zamanaşımı sürelerinin, sözleşmeyle değiştirilemeyeceği öngörülmektedir. 818 sayılı Borçlar Kanununun 127 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “3. Müruru zaman müddetlerinin katiyeti” şeklindeki ibare, Tasarıda “III. Sürelerin kesinliği” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 148. maddesi, zamanaşımı sürelerinin emredici niteliğini ve sözleşmeyle değiştirilemeyeceğini düzenleyen kısa ama son derece önemli bir hükümdür. Zamanaşımı kurumu, hem borçlu menfaatlerini hem de kamu düzenini ilgilendirdiğinden, taraflar bu sürelere müdahale edememektedir. 818 sayılı Kanun’un 127. maddesini karşılamaktadır.

Madde, bu ayırımda belirlenen zamanaşımı sürelerinin sözleşmeyle değiştirilemeyeceğini belirtmektedir. "Bu ayırım" ifadesi, TBK’nın İkinci Ayırımı’nı, yani 145-167 maddeleri arasındaki zamanaşımı hükümlerini kapsar. On yıllık genel zamanaşımı (m. 146), beş yıllık zamanaşımı (m. 147) ve diğer özel süreler hepsi emredici nitelikte olup taraf iradesiyle kısaltılamaz veya uzatılamaz. Bu yasak hem kısaltma hem de uzatma bakımından geçerlidir.

Hükmün dayandığı temel mantık, zamanaşımının hem bireysel hem kamu menfaati gözettiğidir. Zamanaşımı, alacaklının uzun süre hareketsiz kalmasının yaratacağı hukuki güvensizliği önler; borçluyu sürekli dava tehdidi altında yaşamaktan kurtarır; eski olayların ispat güçlüğünü ortadan kaldırır. Bu amaçlar, taraflardan birinin daha güçlü konumda olması durumunda kötüye kullanıma açık olabilir. Örneğin güçlü bir alacaklı, borçluya 30 yıllık zamanaşımı dayatabilir; bu, borçluyu onlarca yıl boyunca hukuki belirsizlik içinde tutar. Aynı şekilde güçlü bir borçlu, zamanaşımını 1 yıla indirterek alacaklıyı ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakabilir. Emredicilik kuralı bu tür dengesizlikleri önler.

Feragat ile sözleşme değişikliği arasındaki farkı da vurgulamak gerekir. Zamanaşımı süresini kısaltmak veya uzatmak için yapılan sözleşmeler geçersiz olmakla birlikte, zamanaşımı hakkından sürenin dolmasından sonra feragat edilmesi mümkündür. Yani borçlu, zamanaşımı süresi dolmuş olsa dahi bu def’iyi ileri sürmeyerek ödeme yapabilir; bu geçerli bir feragattır. Ancak henüz zamanaşımı süresi dolmadan feragat etmek, süreyi uzatma anlamına geldiğinden genellikle geçersiz sayılır.

Doktrinde bu madde, "zamanaşımının kamu düzenine ilişkin karakteri" olarak değerlendirilmektedir. Ancak bu kamu düzeni karakteri mutlak değildir; mahkemenin kendiliğinden dikkate alması gerektirmez. Hakim, zamanaşımını ancak borçlu ileri sürerse değerlendirir. Bu, zamanaşımının "yarı-kamu düzeni" niteliğini gösterir: sözleşmeyle değiştirilemez ama savunma iradesine bağlıdır.

Yargıtay kararları, taraflar arasındaki zamanaşımı değiştirici hükümleri kesin olarak geçersiz saymakta; ancak sürenin dolumundan sonra yapılan feragat veya ikrar niteliğindeki beyanları geçerli kabul etmektedir. Uygulamada bu madde, özellikle standart sözleşmelerde dikkatle incelenir. Bankaların kredi sözleşmelerinde kendi alacakları için uzatıcı süreler koyması, sigorta şirketlerinin tazminat davalarında kısaltıcı süreler koyması geçersizdir.

Uygulamada bu hüküm, tüketici sözleşmelerinde, iş sözleşmelerinde, kira sözleşmelerinde sıkça referans alınır. Tüketici kredilerinde bankanın kendi menfaatine koyduğu zamanaşımı hükümleri tüketici aleyhine geçersiz sayılır. İş sözleşmelerinde işçinin aleyhine zamanaşımı kısaltmaları geçersizdir. Bu hüküm, hukuki dengeyi koruyan ve hukuki güvenliği sağlayan temel bir emredici kuraldır.

Madde 147
MADDE 148

Sürelerin kesinliği

Madde Listesi
Madde 149
Kaynak: https://mehmettokar.av.tr/tbk-madde/madde-148/ — © Tokar Hukuk Danışmanlık