TBK ▸ Madde 154

TBK 154. Madde

I. Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir:

II. 1. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse.

III. 2. Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa.

TBK 154. Madde Gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 133 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkraya bağlı iki bentten oluşan 153 üncü maddesinde, zamanaşımının kesilmesi ve kesilme sebepleri düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 133 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “IV. Müruru zamanın kat’ı / 1. Katı sebepleri” şeklindeki ibare, Tasarıda, “D. Zamanaşımının kesilmesi / I. Sebepleri” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 133 üncü maddesinin (1) numaralı bendinde kullanılan “…mahsuben bir miktar para” şeklindeki ibare, Tasarının 153 üncü maddesinin (1) numaralı bendinde “…kısmen ifada bulunmuşsa” şeklinde ifade edilmiştir. Ancak, burada Tasarının 83 üncü maddesinin ikinci fıkrası anlamında bir kısmen ifanın söz konusu olduğu göz önünde tutulmalıdır.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 154. maddesi, zamanaşımını kesen sebepleri düzenleyen ve zamanaşımı hukukunun en önemli hükümlerinden biridir. Zamanaşımının kesilmesi, mevcut sürenin silinmesi ve yeni bir sürenin başlaması anlamına geldiğinden alacaklılar için önemli bir koruma aracı niteliği taşır. 818 sayılı Kanun’un 134. maddesini karşılamaktadır.

Maddenin birinci bendi, borçlu kaynaklı kesme sebeplerini düzenler. Borçlunun borcu ikrar etmesi durumunda zamanaşımı kesilir. İkrar, açık veya örtülü olabilir. Örneğin borçlu faiz ödemişse, kısmen ifada bulunmuşsa, rehin vermişse veya kefil göstermişse ikrar etmiş sayılır. Bu davranışların hepsi, borcun varlığını tanımanın farklı biçimlerini oluşturur. Borçlu "ben bu borcu tanıyorum" demese bile, faiz ödeyerek alacağın varlığını kabul etmiş olur. Bu kural, borçluya güven veren, bireysel iradenin sonuçlarını yansıtan bir düzenlemedir.

Kısmen ifa, borcun bir bölümünün ödenmesi anlamına gelir. Örneğin 100 bin TL’lik borcun 30 bin TL’lik kısmının ödenmesi, geri kalan 70 bin TL için zamanaşımının kesilmesine yol açar. Rehin verme de borcun varlığını tanımanın güçlü bir işareti olduğundan kesme sebebi teşkil eder. Kefil göstermek de aynı şekilde değerlendirilir; çünkü borçlu mevcut borcu için güvence sağlamaktadır.

İkinci bent, alacaklı kaynaklı kesme sebeplerini düzenler. Alacaklının dava veya def’i yoluyla mahkemeye başvurması zamanaşımını keser. Dava açmak, alacağı tahsil için en güçlü hukuki adımdır. Savunmada bulunurken (def’i) de alacağın ileri sürülmesi aynı etkiyi yaratır. Hakeme başvurulması da aynı sonucu doğurur; tahkim yolu ile uyuşmazlık çözümü benimsenmiş olsa bile zamanaşımı kesilir.

İcra takibi başlatılması da önemli bir kesme sebebidir. İcra dairesinde takip açılması, ödeme emri gönderilmesi, haciz talep edilmesi zamanaşımını keser. İflâs masasına başvurmak ise borçlunun iflâsı halinde alacaklının alacağını tescil ettirmesidir; bu da yeni bir zamanaşımı süresi başlatır.

Kesme sebeplerinin tümü, alacaklının alacağı tahsil için aktif çaba gösterdiğini veya borçlunun borcu tanıdığını kanıtlayan davranışlardır. Kanun koyucu, bu tür durumlarda zamanaşımının işlemesinin adil olmayacağını kabul ederek yeni bir sürenin başlamasını öngörmüştür.

Doktrinde zamanaşımının kesilmesi, "aktif korumayla sürenin yenilenmesi" olarak değerlendirilmektedir. Yargıtay kararları, her bir kesme sebebinin varlığını titizlikle inceler. Özellikle ikrar bakımından, borçlunun ifadelerinin açıkça borcu tanır nitelikte olması aranır; tereddütlü ifadeler ikrar sayılmaz. Kısmen ifa ise gerçekten alacaktan mahsup edilecek nitelikte bir ödeme olmalıdır; başka bir sebebe dayalı ödemeler kesme sebebi teşkil etmez.

Uygulamada bu madde, alacak tahsili stratejisinin merkezinde yer alır. Alacaklılar, zamanaşımı sürelerini takip ederek düzenli ihtar çekme, dava açma, takip yapma gibi işlemlerle zamanaşımını kesmektedir. Özellikle uzun vadeli ticari ilişkilerde yazılı ikrar alma, küçük faiz ödemesi yapma, rehin veya kefalet tesis etme gibi kesme stratejileri kullanılır. Bankaların kredi borçlularından dönemsel onay alması, bu kapsamda değerlendirilir. Bu madde, borç ilişkilerinin dinamik yapısını koruyan ve alacaklıları adil şekilde koruyan temel bir kuraldır.

Kaynak: https://mehmettokar.av.tr/tbk-madde/madde-154/ — © Tokar Hukuk Danışmanlık