TBK ▸ Madde 155
Madde 154
MADDE 155

Birlikte borçlulara etkisi

Madde Listesi
Madde 156

TBK 155. Madde

I. Zamanaşımı müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilmiş olur.

II. Zamanaşımı asıl borçluya karşı kesilince, kefile karşı da kesilmiş olur.

III. Zamanaşımı kefile karşı kesilince, asıl borçluya karşı kesilmiş olmaz.

TBK 155. Madde Gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 134 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 154 üncü maddesinde, zamanaşımının kesilmesinin birlikte borçlulara etkisi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 134 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Borçlulara karşı kat’ın neticeleri” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Birlikte borçlulara etkisi” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 155. maddesi, zamanaşımı kesilmesinin birden fazla borçlu ve kefil arasındaki ilişkilerde nasıl yayılacağını düzenleyen özel bir hükümdür. Bu madde, müteselsil borçluluk, bölünemeyen borç ve kefalet gibi karmaşık borç ilişkilerinde zamanaşımı kesmesinin etkisini netleştirmektedir. 818 sayılı Kanun’un 135. maddesini karşılamaktadır.

Maddenin birinci fıkrasına göre zamanaşımı müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilmiş olur. Bu hüküm, müteselsil borçluluğun "bütünlük" ilkesinin zamanaşımı bağlamındaki yansımasıdır. Müteselsil borçluluk, birden fazla borçlunun aynı borcu tam olarak ödeme yükümlülüğü altında bulunduğu bir ilişkidir. Alacaklı, borçlulardan herhangi birine başvurabilir ve tam ödeme isteyebilir. Bu ilişkide alacaklı açısından borçluların bireysel kimlikleri yerine, tek bir borç kütlesi söz konusudur.

Kesme etkisinin tüm müteselsil borçlulara yayılması, alacaklı lehine bir korumadır. Alacaklının tüm borçlulara ayrı ayrı dava açma veya takip yapma yükümlülüğü yoktur; birine karşı yapılan işlem tüm borçlulara karşı etkili olur. Bu yaklaşım, müteselsil borçluluğun ekonomik mantığına uygundur ve alacaklıyı pratik zorluklardan korur. Bölünemeyen borçlarda da aynı mantık uygulanır; çünkü borç niteliği gereği bir bütün olarak talep edilebilir.

İkinci fıkra, kefalet ilişkisinde zamanaşımı kesilmesinin tek yönlü etkisini düzenler: zamanaşımı asıl borçluya karşı kesilince kefile karşı da kesilmiş olur. Bu kural, kefaletin fer’îlik ilkesinin açık bir yansımasıdır. Kefil, asıl borcun ifasını güvence altına aldığından, asıl borcun kaderi kefili de etkiler. Alacaklının asıl borçluya karşı dava açması veya takip yapması, kefil aleyhine de zamanaşımını keser. Bu yaklaşım, alacaklıya kefil aleyhine ayrı ayrı işlem yapma yükümü getirmez.

Üçüncü fıkra ise bu etkinin ters yönde işlemediğini belirtir: zamanaşımı kefile karşı kesilince asıl borçluya karşı kesilmiş olmaz. Bu hüküm, fer’îliğin tek yönlü işlediğini gösterir. Kefile karşı yapılan işlemler kefili ilgilendirir; asıl borçluya karşı bağımsız bir etki doğurmaz. Bu nedenle alacaklı, hem asıl borçlu hem de kefil aleyhine zamanaşımını kesmek istiyorsa, asıl borçluya karşı ayrı işlem yapmalıdır.

Doktrinde bu hüküm, "müteselsil borçluluk birliği" ve "kefalet fer’îliği" prensiplerinin zamanaşımı bağlamındaki uygulaması olarak değerlendirilmektedir. Bu iki prensip, ilgili borç ilişkisinin niteliğine göre farklı etkiler doğurur. Müteselsilde iki yönlü etki varken, kefalette tek yönlü etki bulunur.

Yargıtay kararları, bu ayrımı titizlikle uygulamakta ve alacaklıların strateji belirlerken bu farklara dikkat etmesini aramaktadır. Uygulamada özellikle ticari senetlerde müteselsil sorumluluk, bankacılık kefaletlerinde fer’î sorumluluk, ortaklık ilişkilerinde birlikte borçluluk bu madde çerçevesinde değerlendirilir. Banka kredilerinde asıl borçlu firmaya karşı dava açılması, kefil kişilere karşı da zamanaşımını keser; ancak kefillere karşı yapılan işlemler firma aleyhine yansımaz. Bu nedenle firmanın kredisini düzenleyen banka, kefilleri takip ederken asıl borçluya karşı da ayrıca ihtar çekmek veya takip başlatmak zorundadır.

Uygulamada bu madde, alacak tahsili planlamasında kritik bir faktördür. Avukatların, zamanaşımı kesme stratejisini belirlerken borçlu türlerini (müteselsil mi, kefil mi, ortak borçlu mu) doğru tespit etmesi ve buna göre kesme işlemi yapması gereklidir. Bu hüküm, birden fazla tarafı içeren borç ilişkilerinde zamanaşımının adil ve pratik biçimde yönetilmesini sağlayan temel bir kuraldır.

Madde 154
MADDE 155

Birlikte borçlulara etkisi

Madde Listesi
Madde 156
Kaynak: https://mehmettokar.av.tr/tbk-madde/madde-155/ — © Tokar Hukuk Danışmanlık