TBK 172. Madde
I. Borcun konusunu oluşturan şey, koşulun gerçekleşmesinden önce kendisine verilen alacaklı, koşul gerçekleşirse, koşulun gerçekleşmesine kadar elde ettiği yararların sahibi olur.
II. Koşul gerçekleşmezse alacaklı, elde ettiği yararları geri vermekle yükümlüdür.
TBK 172. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununun 151 inci maddesini karşılamaktadır.
Tasarının iki fıkradan oluşan 171 inci maddesinde, koşulun gerçekleşmesine kadar elde edilen yararların kime ait olacağı düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 151 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Fasıla esnasında tahakkuk eden menfaatler” şeklindeki ibare, Tasarıda “III. Koşul gerçekleşinceye kadar elde edilen yararlar” şeklinde değiştirilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 151 inci maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “elde ettiği menfaatleri ret ile mükelleftir.” şeklindeki ibare, Tasarıda “elde ettiği yararları geri vermekle yükümlüdür.” şeklinde ifade edilmiştir.
Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 172. maddesi, geciktirici koşullu sözleşmelerde borcun konusunun alacaklıya erken teslim edilmiş olması hâlinde, askı dönemi süresince elde edilen yararların hukuki akıbetini düzenleyen bir hükümdür. Bu madde, koşul sonucuna göre değişen yarar sahipliği kurallarını belirleyerek taraflar arasındaki ekonomik dengeyi sağlamaktadır. 818 sayılı Kanun’un 152. maddesini karşılamaktadır.
Maddenin birinci fıkrasına göre borcun konusunu oluşturan şey, koşulun gerçekleşmesinden önce kendisine verilen alacaklı, koşul gerçekleşirse, koşulun gerçekleşmesine kadar elde ettiği yararların sahibi olur. Bu hüküm, koşulun gerçekleşmesi ihtimalini olumlu varsayımla ele alan bir durumdur. Eğer koşul gerçekleşirse, sözleşme tam hüküm ifade eder ve alacaklının önceden teslim almış olduğu şey üzerindeki haklarının geri yürümeli olarak değerlendirilmesi gerekir. Bu durumda askı dönemindeki yararlar (kira gelirleri, tarımsal ürünler, doğal semereler, işletme kazancı) alacaklının mülkiyetinde olduğu kabul edilir.
Bu düzenleme, sözleşmenin amacına uygun ekonomik bir sonuç doğurur. Koşul gerçekleşmişse, alacak hakkı kesinleşmiştir ve sanki başından beri alacaklının malıymış gibi davranılır. Askı dönemindeki yararlardan alacaklıyı mahrum etmek, sözleşmenin ekonomik amacını zedelerdi. Bu hüküm, özellikle zirai işletmeler, gelir getiren gayrimenkuller, işletmeler gibi yarar üreten edimlerde büyük önem taşır.
İkinci fıkra, koşulun gerçekleşmeme durumunu düzenler: koşul gerçekleşmezse alacaklı, elde ettiği yararları geri vermekle yükümlüdür. Bu hüküm, koşulun olumsuz sonuçlanması hâlinde askı dönemindeki edimin tamamen iade edilmesini öngörür. Sadece asıl şeyin değil, onun ürettiği yararların da (kira, ürün, gelir) borçluya geri verilmesi gerekir. Çünkü koşul gerçekleşmediğine göre alacaklının bu yararlar üzerinde hukuki temeli kalmamıştır.
İade yükümlülüğü, sebepsiz zenginleşme hükümlerine benzer bir mantıkla işler. Alacaklı, koşulun gerçekleşmemesi nedeniyle hukuki sebebi sonradan ortadan kalkmış bir edime dayanarak yararlar elde etmiş sayılır ve bunları iade etmek zorundadır. Ancak yararların iadesi sırasında alacaklının yaptığı zorunlu ve yararlı giderler dikkate alınabilir.
Bu düzenlemenin pratik sonucu, askı dönemindeki ekonomik faaliyetin sözleşmenin nihai akıbetine göre farklı değerlendirilmesidir. Alacaklı, yararları elde ederken tam bir sahip gibi davranabilir; ancak koşul gerçekleşmezse bu ekonomik kazançları geri vermek durumundadır. Bu risk, alacaklıyı askı döneminde ölçülü ve makul biçimde hareket etmeye yönlendirir.
Doktrinde bu hüküm, "askı dönemi semere hukuku" olarak değerlendirilmektedir. Yargıtay kararları, yararların kapsamını doğal semereler ve hukuki semereler olarak geniş tutmakta; alacaklının iyi niyetle elde ettiği yararları da iade yükümlülüğü kapsamında değerlendirmektedir.
Uygulamada bu madde, özellikle tarım arazilerinin koşullu satışında (ödenen avans ve elde edilen ürünlerin durumu), gelir getiren gayrimenkullerde (kira gelirlerinin akıbeti), koşullu hayvan satışlarında (doğan yavruların kime ait olduğu), işletme devirlerinde (askı döneminde elde edilen kazançların durumu) önemli sonuçlar doğurur. Koşullu işletme devirlerinde, askı dönemi boyunca işletmeyi yöneten alacaklının elde ettiği kar ve zarar durumu bu madde çerçevesinde değerlendirilir. Bu düzenleme, koşullu sözleşmelerin uzun dönemli etkilerini ekonomik olarak makul biçimde ayarlayan önemli bir kuraldır.
