TBK 176. Madde
Bir koşul, hukuka veya ahlaka aykırı bir yapma veya yapmama fiilini sağlamak amacıyla konulmuşsa, bu koşula bağlı hukuki işlem kesin olarak hükümsüzdür.
TBK 176. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununun 155 inci maddesini karşılamaktadır.
Tasarının tek fıkradan oluşan 175 inci maddesinde, yasak koşullar düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 155 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Memnu şartlar” şeklindeki ibare, Tasarıda “III. Yasak koşullar” şeklinde değiştirilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 155 inci maddesinde kullanılan “bir fiil veya ihmal” şeklindeki ibare, Tasarıda “bir yapma veya yapmama fiilini” şekline dönüştürülmüştür.
818 sayılı Borçlar Kanununun 155 inci maddesinde kullanılan “…bu şarta bağlı olan borç hükümsüz olur.” şeklindeki ibare, Tasarının 175 inci maddesinde “…bu koşula bağlı hukukî işlem kesin olarak hükümsüzdür.” şeklinde ifade edilmiştir. Gerçekten, hukuka veya ahlâka aykırı bir yapma ya da yapmama fiili, yapılan hukukî işlemin koşulu hâline getirilmişse, böyle bir koşulu içeren hukukî işlemin de kesin hükümsüzlük yaptırımına tâbi olacağında bir duraksama yoktur. Meselâ, bir kişi bir sözleşme ile, husumet duyduğu kişiyi öldürmesi koşuluyla bir miktar para vermeyi veya herhangi bir malını, bu fiili gerçekleştirecek olan kişiye devretmeyi üstlenmiş olsa, sözleşmeye konulan bu koşul hukuka aykırı olduğu için, sözleşmenin de kesin olarak hükümsüzlüğü sonucu doğacaktır.
Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
Bağlanma Parası, Cayma Parası ve Ceza Koşulu
818 sayılı Borçlar Kanununun 156 ncı maddesiyle başlayan “Üçüncü Fasıl / Pey akçesi, zamânı rücu, ücret tevkifi ve cezaî şart” şeklindeki alt başlık, Tasarıda “Üçüncü Ayırım / Bağlanma Parası, Cayma Parası ve Ceza Koşulu” şeklinde değiştirilmiştir.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 176. maddesi, hukuka veya ahlaka aykırı olaylar koşul olarak konulmuş olan sözleşmelerin akıbetini düzenleyen temel hükümdür. Bu madde, sözleşme özgürlüğünün sınırlarını çizerken hukuki düzenin ve ahlaki değerlerin korunmasını sağlayan önemli bir kuraldır. 818 sayılı Kanun’un 156. maddesini karşılamaktadır.
Madde, bir koşulun hukuka veya ahlaka aykırı bir yapma veya yapmama fiilini sağlamak amacıyla konulmuşsa, bu koşula bağlı hukuki işlemin kesin olarak hükümsüz olduğunu belirtmektedir. Bu hüküm, sözleşme özgürlüğünün emredici kurallar ve ahlaki değerler tarafından sınırlandığını net biçimde ortaya koyar. Yasak koşullar, sözleşmenin tamamını etkileyerek hükümsüzlüğe yol açar; sözleşmeyi iyi niyetle kurmuş olmak kurtarıcı değildir.
Yasak koşullar iki kategoride değerlendirilir. Birincisi hukuka aykırı koşullar: kanunun emredici hükümlerine, kamu düzenine aykırı davranışları sağlamak için konulan koşullar. Örneğin "eğer rakibini dövüp sakat bırakırsan 100 bin TL veririm" veya "eğer vergi kaçırmamı sağlarsan komisyon öderim" gibi ifadeler yasak koşullardır. Ahlaka aykırı koşullar ise: toplumun genel ahlak anlayışına aykırı olan davranışları teşvik eden koşullardır. Örneğin "eğer evliliğin bozulursa sana para veririm" veya "bir günah işleyecek olursan ödüllendirileceksin" gibi durumlar.
Hükmün sonucu sert ve kesindir: kesin hükümsüzlük. Bu yaptırım, sözleşmenin tamamını etkiler ve taraflar arasında hiçbir hukuki bağ doğurmaz. Sözleşmeye dayanarak yapılmış ödemeler geri istenebilir; edimler iade edilebilir. Kesin hükümsüzlük mahkeme tarafından resen dikkate alınır ve her ilgili kişi ileri sürebilir.
Kesin hükümsüzlüğün dayanağı TBK m. 27’dir; hukuka veya ahlaka aykırı sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür kuralının koşul bakımından özel uygulamasıdır. Kanun koyucu, bu tür sözleşmelerin hiçbir şekilde hukuki koruma bulmasını istememiştir; çünkü bunlar zaten hukuki düzen ve toplumsal ahlak açısından sakıncalıdır.
Yasak koşulun örnekleri çok geniştir. Suç işlemeye yönelik koşullar (öldürme, hırsızlık, sahtecilik gibi), vergi kaçırmaya yönelik koşullar, kamu görevlilerine rüşvet vermeye yönelik koşullar, aile düzenini bozmaya yönelik koşullar (boşanma, aldatma teşviki), insan onuruna aykırı koşullar, sağlığa zarar verecek koşullar, rekabet kurallarına aykırı anlaşmalar yasak koşul kapsamında değerlendirilebilir.
Doktrinde bu madde, "sözleşme özgürlüğünün hukuki sınırları" prensibinin ifadesidir. Taraflar birbirleriyle sözleşme yaparken istediği içerikte anlaşabilirler; ancak bu serbesti, hukukun temel değerlerine aykırı olmamalıdır. Yargıtay kararları, hukuka aykırılığın somut bir kanun hükmüne dayanmasını; ahlaka aykırılığın ise somut olayda toplumun genel ahlak anlayışının ihlal edilmesini aramaktadır.
Uygulamada yasak koşullar özellikle gizli sözleşmelerde, dolandırıcılık girişimlerinde, vergi kaçırma organizasyonlarında, kaçak yapılaşmayı teşvik eden anlaşmalarda, rekabet yasağı ile ilgili emredici kurallara aykırı düzenlemelerde karşılaşılır. Mahkemeler, bu tür sözleşmeleri ortaya çıktıklarında kesin olarak hükümsüz sayar ve bu hükümsüzlük kararının yan sonuçlarını (edimlerin iadesi, üçüncü kişilerin korunması gibi) belirler. Bu düzenleme, hukuk sisteminin iç tutarlılığını koruyan ve ahlaki değerlerin hukuki güvence altına alınmasını sağlayan temel bir sınırlayıcı kuraldır.
