TBK ▸ Madde 178

TBK 178. Madde

Cayma parası kararlaştırılmışsa, taraflardan her biri sözleşmeden caymaya yetkili sayılır; bu durumda parayı vermiş olan cayarsa verdiğini bırakır; almış olan cayarsa aldığının iki katını geri verir.

TBK 178. Madde Gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 156 ncı maddesinin üçüncü fıkrasını karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 177 nci maddesinde, cayma parası düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 156 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “Zamânı Rücu” şeklindeki ibare, Tasarının 177 nci maddesinde, “B. Cayma parası” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 156 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında kullanılan “akitten rücu salâhiyetini haiz addolunur.” şeklindeki ibare, Tasarıda “sözleşmeden caymaya yetkili sayılır.” şekline; 818 sayılı Borçlar Kanununun aynı fıkrasında kullanılan “rücu ederse” şeklindeki ibare ise, Tasarıda “cayarsa” şekline dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun “B. Ücret Tevkifi” kenar başlıklı 157 nci maddesi, işçinin korunması ilkesi gözetilerek, Tasarı metnine alınmamıştır.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 178. maddesi, bağlanma parasından farklı olarak tarafların sözleşmeden cayma hakkını saklı tutan cayma parası (zamân-ı rücu) kurumunu düzenleyen özel bir hükümdür. Bu madde, cayma parasının sözleşme dinamiklerindeki yerini ve her iki tarafın cayma hakkını kullanmasının sonuçlarını belirlemektedir. 818 sayılı Kanun’un 156. maddesinin üçüncü fıkrasını karşılamaktadır.

Madde, cayma parası kararlaştırılmışsa taraflardan her biri sözleşmeden caymaya yetkili sayılır; bu durumda parayı vermiş olan cayarsa verdiğini bırakır; almış olan cayarsa aldığının iki katını geri verir kuralını getirmektedir. Bu hüküm, cayma parası ile bağlanma parası arasındaki temel farkı açıkça ortaya koyar. Cayma parası, tarafların sözleşmeden çekilmesine imkân tanıyan, bu hakkın ekonomik bedeli niteliğinde bir paradır.

Cayma parası, tarafların sözleşmeyi kesinlik ile bağlamak istemediği, ancak belirli bir ciddiyet ve mali yükümlülük yaratmak istediği durumlarda kullanılır. Cayma hakkı, her iki tarafa eşit olarak tanınır. Tek taraflı cayma hakkı değil, karşılıklı bir çekilme mekanizması oluşturulur. Bu yaklaşım, sözleşme ilişkisinde dengeyi korur.

Cayma hakkının kullanılmasının mali sonuçları asimetriktir. Parayı verenin cayması hâlinde verdiğini kaybeder; yani cayma parası ona ödenen bedelde kalır. Parayı alanın cayması hâlinde ise aldığının iki katını geri vermek zorundadır. Bu asimetri, alanın daha ağır yaptırımla karşı karşıya olduğunu ve caymayı daha az tercih etmesine yol açtığını gösterir.

Örneğin gayrimenkul alımında 10 bin TL cayma parası ödenmişse ve alıcı cayarsa, 10 bin TL’si satıcıda kalır. Satıcı cayarsa ise alıcıya 20 bin TL ödemek zorundadır. Bu 20 bin TL’nin 10 bin TL’si alıcının daha önce verdiği cayma parasının iadesi, 10 bin TL’si ise satıcının caymasının cezası niteliğindedir.

Bu düzenleme, cayma parasının tazminat karakterini ortaya koyar. Tarafların cayması durumunda ortaya çıkan zararın götürü olarak belirlenmesi, ayrıca zarar hesaplamasına gerek kalmadığı anlamına gelir. Bu, hukuki güvenlik sağlar ve olası uzun uzun tazminat davalarını engeller.

Cayma parası, geri dönülemez biçimde son bir çare olarak değil; sözleşmeden kaçınma olanağı olarak düzenlenmiştir. Bir taraf, koşullar değiştiyse veya başka düşüncelerle sözleşmeden çekilmek istiyorsa, cayma parası mekanizmasını kullanarak yasal yoldan bunu gerçekleştirebilir. Bu, özellikle iş dünyasında esneklik sağlar.

Doktrinde cayma parası, "götürü tazminatlı cayma hakkı" olarak değerlendirilmektedir. Asıl olan, taraflar arasındaki cayma iradesidir; cayma parası bu iradenin ekonomik bedelidir. Yargıtay kararları, cayma parasının varlığının açıkça sözleşmede belirtilmesi gerektiğini; bağlanma parasıyla karıştırılmaması gerektiğini vurgular.

Uygulamada cayma parası, özellikle nadide tablo satışları, sanat eseri ticareti, özel koleksiyonlar, lüks araç satışları, sanatçı anlaşmalarında kullanılır. Ayrıca uzun vadeli ticari sözleşmelerde tarafların çekilme hakkını korumak için tercih edilir. Ancak özellikle tüketici sözleşmelerinde ve eşitlik ilkesine aykırı durumlarda tüketici koruma hükümleri devreye girebilir ve cayma parasının uygulanışı sınırlanabilir. Bu düzenleme, sözleşme özgürlüğünün bir yansıması olarak tarafların ekonomik kararlarını esnek biçimde verebilmelerini sağlayan önemli bir kurumdur.

Kaynak: https://mehmettokar.av.tr/tbk-madde/madde-178/ — © Tokar Hukuk Danışmanlık