TBK ▸ Madde 179
Madde 178
MADDE 179

Cezanın sözleşmenin ifası ile ilişkisi

Madde Listesi
Madde 180

TBK 179. Madde

I. Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir.

II. Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.

III. Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır.

TBK 179. Madde Gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 158 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 178 inci maddesinde, ceza koşulu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 158 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “C. Cezaî Şart / I. Alacaklının hakları / 1. İcra ile eda arasında münasebet” şeklindeki ibareler, Tasarıda “C. Ceza koşulu / I. Alacaklının hakları / 1. Cezanın sözleşmenin ifası ile ilişkisi” şeklinde kaleme alınmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 158 inci maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “Akdin icra edilmemesi veya nâtamam olarak icrası hâlinde” şeklindeki ibare, Tasarıda “Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için”; 818 sayılı Borçlar Kanununda kullanılan “ya akdin icrasını veya cezanın tediyesini isteyebilir.” şeklindeki ibare ise, Tasarıda “ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir.” şeklinde değiştirilmiştir. Burada düzenlenen ceza koşulu türüne öğretide “ifa yerine (seçimlik) ceza koşulu” denilmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 158 inci maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “Akdin muayyen zamanda veya meşrut mahalde icra edilmemesi hâlinde tediye olunmak üzere cezaî şart kabul edilmiş ise” şeklindeki ibare, Tasarıda “Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa” şeklinde; 818 sayılı Borçlar Kanununda kullanılan “alacaklı hem akdin icrasını hem meşrut cezanın tediyesini talep edebilir.” şeklindeki ibare ise, Tasarıda “alacaklı…asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.” şeklinde ifade edilmiştir. Burada düzenlenen ceza koşulu türüne öğretide “ifaya eklenen (kümülatif) ceza koşulu” denilmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 158 inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi ise, Tasarının 178 inci maddesinin ikinci fıkrasına “alacaklı hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça” şeklindeki ibareyle aktarılmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 158 inci maddesinin son fıkrasında kullanılan “akitten rücu etmek hakkını” şeklindeki ibare, Tasarıda “sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu” şeklinde değiştirilmiştir. Burada düzenlenen ceza koşulu türüne öğretide “dönme (veya fesih) cezası” denilmektedir.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 179. maddesi, ceza koşulunun (cezai şart) sözleşmenin ifası ile ilişkisini düzenleyen temel hükümdür. Ceza koşulu, borçlunun borcunu yerine getirmemesi veya gereği gibi getirmemesi hâlinde alacaklıya ödemeyi taahhüt ettiği bir miktar paradır ve sözleşmelerin etkin ifasını teşvik eden önemli bir hukuki araçtır. Bu madde, ceza koşulunun üç farklı türünü ve alacaklının hangi haklara sahip olduğunu belirlemektedir. 818 sayılı Kanun’un 158. maddesini karşılamaktadır.

Maddenin birinci fıkrası, "seçimlik (ifa yerine) ceza koşulu"nu düzenlemektedir: bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir. Bu hüküm, alacaklıya iki seçenek sunar: ya asıl borçun ifası ya da ceza koşulunun ifası. Alacaklı her ikisini birden isteyemez. Bu model, borçluya da ek esneklik tanır; ceza miktarı öngörülebilir ve yönetilebilir bir tazminat sınırı oluşturur.

Örneğin 100 bin TL’lik mal teslim sözleşmesinde "borcun yerine getirilmemesi durumunda 20 bin TL ceza ödenecektir" şeklinde bir hüküm varsa, borçlu malı teslim etmemişse alacaklı ya 100 bin TL karşılığı mal teslimi ya da 20 bin TL ceza talep edebilir. Her ikisini birden isteyemez.

İkinci fıkra, "kümülatif (ifaya eklenen) ceza koşulu"nu düzenlemektedir: ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir. Bu tip ceza koşulu, özellikle zaman ve yere ilişkin uyumsuzluklarda devreye girer. Gecikme cezaları, yer değişikliği cezaları bu kategoride yer alır.

Bu ceza türünde alacaklı, hem asıl borcu hem de cezayı birlikte talep edebilir. Örneğin inşaat sözleşmesinde "her gün gecikme için 1000 TL ceza ödenecektir" şeklinde bir hüküm varsa, alacaklı hem inşaatın tamamlanmasını hem de gecikilen gün kadar ceza ödemesini isteyebilir. Ancak alacaklının, gecikmeye rağmen teslim aldığı eseri çekincesiz kabul etmesi, ceza hakkından feragat anlamına gelebilir. Bu nedenle pratikte alacaklılar, geç ifayı kabul ederken "ceza hakkımı saklı tutuyorum" şeklinde beyan ederler.

Üçüncü fıkra, "dönme veya fesih cezası"nı düzenlemektedir: borçlunun kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır. Bu hüküm, ceza koşulunun cayma fonksiyonunu düzenler. Bazı durumlarda tarafların cezayı ödeyerek sözleşmeden çekilme hakkını saklı tutmuş olabilirler. Bu niyetin varlığı, borçlu tarafından ispatlanmalıdır.

Bu üç türün ayrımı, sözleşmede açıkça yapılmamışsa yorum yoluyla belirlenir. Yargıtay kararları, ceza koşulunun niteliğini belirlerken sözleşmenin amacını, tarafların iradesini, ticari alışkanlıkları ve ticari etikleri dikkate almaktadır.

Doktrinde ceza koşulu, "sözleşme disiplininin mali aracı" olarak değerlendirilmektedir. Caydırıcı işlevi (borçluyu borcunu yerine getirmeye yönlendirme), tazmin edici işlevi (alacaklının zararını karşılama), delil işlevi (zarar miktarını belirleme zorluğunu çözme) vardır. Uygulamada ceza koşulu inşaat sözleşmelerinde, eser sözleşmelerinde, ticari satım sözleşmelerinde, franchise sözleşmelerinde, rekabet yasağı sözleşmelerinde, iş sözleşmelerinde yoğun biçimde kullanılır. Özellikle inşaat gecikme cezaları, TBK m. 182’deki aşırı ceza indirimi kuralı ile birlikte değerlendirilir ve hakkaniyet ölçülerinde belirlenir.

Madde 178
MADDE 179

Cezanın sözleşmenin ifası ile ilişkisi

Madde Listesi
Madde 180
Kaynak: https://mehmettokar.av.tr/tbk-madde/madde-179/ — © Tokar Hukuk Danışmanlık