TBK ▸ Madde 191

TBK 191. Madde

I. Alacak, bir edim karşılığında devredilmişse devreden, devir sırasında alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu garanti etmiş olur.

II. Alacak bir edim karşılığı olmaksızın devredilmiş ya da kanun gereğince başkasına geçmişse, devreden veya önceki alacaklı, alacağın varlığından ve borçlunun ödeme gücünden sorumlu değildir.

TBK 191. Madde Gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 169 uncu maddesi ile 171 inci maddesinin ikinci fıkrasını karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 190 ıncı maddesinde, alacağın devrinde, devredenin devralana kanuna göre vermiş sayıldığı garanti düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 169 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “3. Zamân / a. Umumiyet itibariyle” şeklindeki ibare, Tasarıda “IV. Garanti / 1. Genel olarak” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 169 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, birbirleriyle ilişkili olduğu göz önünde tutularak, Tasarının 190 ıncı maddesinin birinci fıkrasında birleştirilerek, tek fıkraya dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 169 uncu maddesinin ikinci fıkrasından farklı olarak, Tasarının 190 ıncı maddesinin birinci fıkrasında, borçlunun ödeme gücüne sahip olduğu konusunda devredenin özel bir taahhütte bulunmasına gerek görülmemiştir. Buna göre, alacağın bir edim karşılığında devredilmiş olması durumunda, devredenin, alacağını devrettiği sırada bu alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu garanti ettiği kabul edilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 171 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen durumun, devredenin garanti sorumluluğu ile ilgili olduğu göz önünde tutularak, bu fıkra, Tasarının 190 ıncı maddesinin ikinci fıkrası olarak düzenlenmiştir.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 191. maddesi, alacağın devrinde devredenin garanti sorumluluğunu düzenleyen temel hükümdür. Bu madde, devredenin devralana karşı alacağın varlığı ve borçlunun ödeme gücü konusundaki sorumluluğunu ve bu sorumluluğun kapsamını belirler. Devredenin garanti sorumluluğu, alacak ticaretinin güvenliğini sağlayan temel bir hukuki araçtır. 818 sayılı Kanun’un 170. maddesini karşılamaktadır.

Maddenin birinci fıkrasına göre alacak, bir edim karşılığında devredilmişse devreden, devir sırasında alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu garanti etmiş olur. Bu hüküm, ivazlı (karşılıklı) alacak devirlerinde devredenin otomatik olarak üstlendiği iki garantiyi ortaya koyar: alacağın varlığı garantisi ve borçlunun ödeme gücü garantisi.

Alacağın varlığı garantisi, devrin konusu alacağın gerçekten mevcut ve geçerli olduğuna ilişkin bir taahhüttür. Eğer devredilen alacak aslında mevcut değilse, geçersizse, daha önce ödenmişse veya başka bir sebeple sona ermişse, devreden bu durumdan sorumludur. Devralan, alacağı tahsil edemediğinde devredene başvurabilir.

Borçlunun ödeme gücüne sahip olduğu garantisi ise, devir anında borçlunun ekonomik olarak borcu ödeyebilecek durumda olduğuna ilişkin bir taahhüttür. Ancak bu garanti sınırlıdır; sadece devir anındaki ödeme gücünü kapsar. Devir sonrası borçlunun ekonomik durumunun kötüleşmesi (iflâs, ölüm, mali kriz) devredenin sorumluluğuna yol açmaz.

İkinci fıkra, ivazsız devirlerde farklı bir kural getirir: alacak bir edim karşılığı olmaksızın devredilmiş ya da kanun gereğince başkasına geçmişse, devreden veya önceki alacaklı, alacağın varlığından ve borçlunun ödeme gücünden sorumlu değildir. Bu hüküm, ivazsız devirlerde (bağışlama gibi) veya kanuni devirlerde (miras, halefiyet gibi) garanti sorumluluğunun doğmayacağını belirtir.

Bu ayrımın temeli makuldür. İvazsız devirde devreden bir karşılık almadığından, kapsamlı bir sorumluluk yüklemesi adil olmaz. Bağışlayan kişi, bağışladığı alacak üzerinde zorunlu bir garanti sorumluluğuna tâbi olmamalıdır. Kanuni devirlerde ise devir, devredenin iradesi dışında gerçekleştiği için yine garanti sorumluluğu doğmaz. Örneğin miras yoluyla alacak geçişinde mirasbırakan, alacağın gerçek olduğuna ilişkin garanti vermiş sayılmaz.

Ancak ivazsız devirlerde tamamen sorumsuzluk da değildir. Devreden, alacağın var olduğunu açık kötü niyetle yanlış beyan etmişse veya borçlunun ödeme gücsüzlüğünü bilerek gizlemişse, genel haksız fiil sorumluluğu veya sözleşme sorumluluğu devreye girebilir. Ayrıca taraflar sözleşme ile özel garanti hükümleri kararlaştırabilirler.

Doktrinde bu hüküm, "alacak piyasasının garanti sistemi" olarak değerlendirilmektedir. İvazlı devirde devreden sorumlulukla yükümlüdür; bu, devralanı korur ve alacak piyasasının güvenilirliğini sağlar. Yargıtay kararları, garanti kapsamının tespit edilmesinde devir anının esas alınmasını; ödeme gücü garantisinin sınırlarını titizlikle belirlemektedir.

Uygulamada bu madde özellikle factoring işlemlerinde, alacak ticaretinde, banka alacak devirlerinde, ticari satışlarda alacakların ödeme olarak kullanılmasında önemlidir. Factoring şirketi, devralan olarak alacağın gerçekliğine ve borçlunun ödeme gücüne güvenmektedir; bu garantiler sayesinde risk azalır. Ancak piyasa pratiğinde factoring sözleşmelerinde bu garantilerin kapsamı genişletilebilir veya sınırlanabilir; kapalı (non-recourse) factoring garantisiz devir demektir. Bu düzenleme, alacak ticaretinin temel risk dağılımını belirleyen kritik bir hukuki çerçevedir.