Kavramsal çerçevede alacağın temliki, alacaklının mevcut hakkını borçlunun rızasını aramaksızın kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça üçüncü bir kişiye devretmesidir. Bu devir işlemi bir temlik sözleşmesi kurularak gerçekleştirilir ve borç ilişkisinin taraflarında önemli bir hukuki değişiklik yaratır. Mevzuatta genellikle alacağın devri olarak da anılan bu kurum, ticari hayatta teminat sağlama amacıyla inançlı temlik şeklinde karşımıza çıkar. Yazımızda bu temel hukuki müessesenin şekil şartları, borçlunun durumu ve devrin doğurduğu hukuki sonuçlar mevzuat ışığında detaylı biçimde ele alınacaktır.
Künye: Av. Mehmet Tokar. Son güncelleme: 11 Eylül 2026.
Alacağın Temliki Nedir?
Hukuki niteliği itibarıyla alacağın temliki, alacak hakkının devreden eski alacaklıdan devralan yeni alacaklıya geçmesini sağlayan bir devir işlemidir. İşlem sonucunda eski alacaklı aradan çıkarak yerini yeni alacaklıya bırakmış olur. TBK m. 183 uyarınca, kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir.
Bu devrin en temel özelliği borç ilişkisini sona erdirmemesi ve sadece alacaklı sıfatını değiştirmesidir. Alacak hakkı aynı yasal şartlarla yeni alacaklıya geçer. Devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı haklar da devralana intikal eder. Alacak devri, ticari hayatta kredi ihtiyacının karşılanması bakımından önemli bir işlev üstlenmektedir.
Alacağın Temliki İşleminde Temlik Sözleşmesi Şekil Şartları
Geçerli bir devir işleminin kurulabilmesi için kanuna uygun bir temlik sözleşmesi yapılması gerekmektedir. TBK m. 184 hükmü gereğince, bu devir işleminin geçerliliği yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlanmıştır. Eğer yazılı şekil şartı yerine getirilmezse, kurulan sözleşme hukuken geçersiz kabul edilir.
Uygulamada adi yazılı şekil genellikle temlik sözleşmesi için yeterli görülmektedir. İpotekle güvence altına alınmış alacağın devri de yazılı şekle tabidir. TMK m. 891 uyarınca bu devrin geçerliliği tapu kütüğüne tescile bağlı değildir. Devir vaadi işlemleri ise kanunda herhangi bir özel şekle tabi tutulmamıştır.
Alacağın Temliki Sürecinde Borçlunun Durumu ve İyiniyetle İfa
Kural çerçevesinde alacağın devri işlemi borçlunun iznine veya rızasına tabi tutulmamıştır. Lakin borçlunun devri bilmeden yapacağı ödemelerin kanunen korunması elzemdir. TBK m. 186 uyarınca borçlu, alacağın devredildiği kendisine bildirilmemişse, önceki alacaklıya iyiniyetle ifada bulunarak borcundan kurtulur.
Borçlu ilgili bildirimi aldıktan sonra eski alacaklıya ödeme yapmaya devam ederse, kural olarak borcundan kurtulmuş sayılmamaktadır. Yeni alacaklı, borçludan kendisine yönelik ikinci bir ifa talebinde bulunma hakkına sahiptir. Borçlu bu ihtimalde eski alacaklıya sebepsiz zenginleşme davası açarak ödediğini geri ister.
Borçluya Ait Savunma Hakları
TBK m. 188 uyarınca borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları, devralana karşı da ileri sürebilir. İlaveten, devri öğrendiği anda muaccel olmayan alacağını, devredilen alacaktan önce veya onunla aynı anda muaccel olması koşuluyla takas edebilir. İlgili hakkın korunması bağlamında bu düzenleme oldukça mühimdir.
Takas talebi, zamanaşımı def’i ve ödemezlik def’i gibi temel hukuki savunmalar bu kapsamda koruma altındadır. Borçlunun bu nitelikteki itirazlarını yeni alacaklıya yöneltebilmesi, hakkın devrinden etkilenmemesi için zorunlu bir uygulamadır.
Alacağın Temliki ve Bağlı Hakların Geçişi
Temlik işlemi sadece asli alacak hakkını değil, ona bağlı durumdaki diğer fer’i güvenceleri de devralana geçirir. TBK m. 189 uyarınca, alacağın devri ile devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı haklar da devralana geçer.
İşlemiş durumdaki faiz alacakları da asıl alacakla birleşik olarak devredilmiş kabul edilmektedir. Bunun istisnası olarak, taraflar kendi aralarında yapacakları sözleşmeyle faizin intikal etmeyeceğini açıkça kararlaştırabilirler.
Belge Teslim Yükümlülüğü
Eski alacaklı, hakkını üçüncü kişiye devrettikten sonra yeni alacaklının bu durumu borçluya karşı ileri sürebilmesi için yardımcı olmalıdır. TBK m. 190 hükmüne göre devreden, alacak senedi ile elinde bulunan ispatla ilgili diğer belgeleri devralana teslim eder. Devreden ayrıca, devralanın alacağını ileri sürebilmesi için gerekli bilgileri vermekle yükümlüdür.
Devralan taraf, borçlu hakkı inkar ettiğinde elindeki bu yazılı belgeleri ibraz ederek hak sahibi olduğunu kolayca ispatlayabilecektir. Senedin fiili devri, bu ispat sürecinin sorunsuz yürütülmesi bakımından mühim bir adım teşkil eder.
İnançlı Temlik İşleminin Temel Özellikleri
Ticari ve bireysel uygulamalarda alacağın temliki kurumu çok kez alacaklıya bir teminat sağlama amacıyla kullanılır. Söz konusu gayeyle gerçekleştirilen bu özel devirlere inançlı temlik adı verilmektedir. Güvence amacı sona erdiğinde, inanç anlaşmasının şartlarına göre devralanın alacağı devredene geri devretme yükümlülüğü doğar.
Teminat sağlamak amacıyla yapılan geçici bir işlem niteliğinde olan bu devirlerde hukuken geçerli bir temlik sözleşmesi kurulur. Ancak inanç anlaşması bağlamında devralan kişi, elde ettiği bu hakkı sadece teminat sınırları içinde kullanma yükümlülüğü altındadır.
Alacağın Temliki Kapsamı Dışında Kalan Alacaklar
Kural olarak hakların devredilebilirliği esas olmakla birlikte, yasal düzenlemeler, sözleşme veya işin doğası gereği bazı devirler yasaklanabilmektedir. Somut bir örnek vermek gerekirse, TMK m. 25 uyarınca manevi tazminat istemi karşı tarafça kabul edilmiş olmadıkça devredilemez. Yoksulluk nafakasının henüz muaccel olmayan kısmı kişiye sıkı sıkıya bağlı olduğundan devredilemez; birikmiş nafaka alacağının devri ise uygulamada kabul edilir.
Taraflar, aralarındaki asıl temel sözleşmeye özel bir devir yasağı maddesi de ekleyebilirler. Böyle bir yasak varsa alacak kural olarak geçerli biçimde devredilemez. Ancak TBK m. 183 uyarınca borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralan üçüncü kişiye karşı bu yasağı ileri süremez.
Alacağın Temliki ve Eski Alacaklının Garanti Sorumluluğu
TBK m. 191 uyarınca alacak bir edim karşılığında devredilmişse devreden, devir sırasında alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu garanti etmiş olur. Bedelsiz veya ivazsız devirlerde ise kanundan doğan böyle bir yasal garanti kural olarak uygulama alanı bulmaz.
TBK m. 191 güncel kanun metni →
İvazlı devirde devreden, TBK m. 191 uyarınca devir anındaki durumu garanti eder. Borçlunun devirden sonra ödeme gücünü yitirmesi ise bu sorumluluğu tek başına doğurmaz. TBK m. 193 uyarınca devralan; ifa ettiği karşı edimin faiziyle iadesini, devir giderlerini ve sonuçsuz girişim giderlerini isteyebilir. Devreden ancak diğer zararlar bakımından kusursuzluğunu ispat ederek sorumluluktan kurtulur.
Alacağın Temliki Davalarında Taraf Ehliyeti
Alacağın tamamı geçerli biçimde devredilmişse, tahsil davasında taraf sıfatı kural olarak devralana ait olur. Kısmi devirde devreden, devretmediği bölümün alacaklısı kalmaya devam eder. Dava sırasında yapılan devirde HMK m. 125 ayrıca uygulanır. Eski alacaklı hukuki ilişki dışına çıktığı için artık aktif husumet ehliyetine sahip bulunmamaktadır. Davalı sıfatı ise söz konusu borcu ödemekle yükümlü olan asıl borçluya ait olur.
İnançlı temlik işlemlerinde de dış hukuki ilişki bakımından asıl hak sahibi devralan kişi konumundadır. Borçlu, uyuşmazlığa konu hakkın inançlı temlik anlaşmasıyla devredilmiş olduğunu tek başına ileri sürerek borcu ifadan kaçınma hakkına kural olarak sahip değildir.
Alacağın Temliki İşleminde İspat Yükü
HMK m. 190 uyarınca ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Devralan alacağın kendisine geçtiğini, borçlu ise ödeme gibi borcu sona erdiren vakıaları ispatlar. Temlik sözleşmesi bakımından yazılı şekilde yapılma hususu bir geçerlilik şartı olduğu için, ispat aracı kural itibarıyla bu yazılı belgenin kendisidir.
Borçlunun savunmasını nasıl ispatlayacağı, savunmanın dayandığı vakıanın niteliğine göre belirlenir. HMK m. 200 senetle ispat kuralını getirir; m. 203 ise tanık dinlenebilecek hâlleri sayar.
Alacağın Temliki ve Zamanaşımı Süresi
Kanuni bir devir işleminin yapılması asıl alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresini değiştirmez yahut süreyi baştan başlatmaz. Eski alacaklı döneminde normal şekilde işlemeye başlayan yasal süre, yeni alacaklı döneminde de aynı koşullarda işlemeye devam eder.
Zamanaşımı def’i, borçlu tarafça hakkı devralana karşı da rahatlıkla ileri sürülebilecek yasal savunmalar arasında bulunmaktadır. Yeni alacaklı tarafından kanunda sayılan süreyi kesen bir işlem yapılmadığı müddetçe, zamanaşımı tehlikesi devam edecektir.
Alacağın Temliki ve İhtiyati Haciz Tedbiri
Yeni alacaklı sıfatına haiz olan kişi, vadesi gelmiş para borçları için mahkemeden talepte bulunabilir. Alacaklı, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para alacağı için İİK m. 257 uyarınca ihtiyati haciz isteyebilir. Belirtilen bu talep, devredilen alacak hakkının tehlikeye girmesini önlemek adına hukuki bir koruma sağlamaktadır.
Para alacağının tahsilini güvence altına almak için İİK m. 257 uyarınca ihtiyati haciz yoluna başvurulur. HMK m. 389’daki ihtiyati tedbir ise uyuşmazlık konusunun kendisini korur. Söz konusu geçici tedbirlerin hızlıca alınabilmesi için alacaklının mahkemeye yaklaşık ispat düzeyinde ikna edici delil sunması şarttır.
Alacağın Temliki Davasında Görevli Mahkeme
İlgili hukuki uyuşmazlıklarda hangi mahkemenin görevli olacağı, asıl alacak hakkının hukuki mahiyetine göre tayin edilmektedir. Şayet taraflar tacir sıfatına sahipse ve dava ticari nitelikteyse asliye ticaret mahkemesi; tüketici hukuku sınırlarında ise tüketici mahkemesi davaya bakar. Özel bir düzenleme mevcut değilse genel görevli merci asliye hukuk mahkemesidir.
Yetkili mahkeme tespiti ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca kural olarak davalının ikametgâhı adresindeki mahkemedir. Para borçları TBK m. 89 uyarınca alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. Bu nedenle HMK m. 10’a göre ifa yeri mahkemesinde de dava açılabilir. Devrin bu yetkiyi devralanın yerleşim yerine taşıyıp taşımadığı ise tartışmalıdır.
Alacağın Temliki ve Arabuluculuk Dava Şartı
TTK m. 5/A uyarınca ticari davalardan konusu bir miktar para olan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Bu kapsama alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları girer. TKHK m. 73/A uyarınca tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda da arabuluculuk dava şartıdır. Madde bu şartın dışında kalan beş hâli ayrıca sayar. Tüketici hakem heyetinin görev kapsamındaki uyuşmazlıklar ile hakem heyeti kararlarına itirazlar bunların başında gelir.
Arabulucuya hiç başvurulmadan dava açılırsa mahkeme, herhangi bir işlem yapmaksızın davayı usulden reddeder. Arabuluculuğa başvurulmuş ancak son tutanak dilekçeye eklenmemişse mahkeme önce bir haftalık kesin süre verir. Kanun, alacağın devrini arabuluculuk dava şartından ayrık tutan bir hüküm içermez. Ne TTK m. 5/A ne de TKHK m. 73/A’nın saydığı istisnalar arasında devir işlemi yer almaz.
Alacağın Temliki ve Borcun Üstlenilmesi Kurumu
İlk kurumda alacaklı sıfatını taşıyan taraf değişirken, ikinci bahsedilen kurumda borçlu sıfatına sahip olan taraf değişmektedir. Her iki hukuki mekanizma da mevcut borç ilişkisinin taraflarında değişiklik yaratan araçlardır ancak yasal sonuçları ve geçerlilik şartları oldukça farklıdır.
Borcun üçüncü kişi tarafından üstlenilmesinde alacaklının muvafakati kural olarak aranırken, devir işleminde kural olarak borçlunun onayına hiç gerek duyulmamaktadır. Borcun dış üstlenilmesinde amaç ek güvence sağlamak değildir. Alacaklının kabulüyle eski borçlu borçtan kurtulur ve üstlenen üçüncü kişi borçlu sıfatını kazanır.
Alacağın Temliki ve Havale Ayrımı
TBK m. 555 uyarınca havale eden, kendi hesabına para veya kıymetli evrakı alıcıya vermek üzere ödeyiciyi yetkili kılar. Havale eden aynı işlemle, bunları kendi adına kabul etmesi için alıcıyı da yetkilendirir. Havale kurumunda asıl alacak hakkı üçüncü kişiye geçmez, kural olarak tahsil yetkisi doğar.
Devir, alacağı tüm fer’ileriyle birlikte devralana geçirir. İnançlı temlikte dış ilişkide tam devir söz konusuyken, iç ilişkide inanç sözleşmesi geçerlidir. TBK m. 559 uyarınca havale eden, havale ödeyicisi kabulünü açıklamadığı sürece verdiği yetkiyi geri alabilir. Havale alıcısının alacağını elde etmesi amacıyla verilen yetki ise geri alınamaz. Geçerli kurulmuş bir devri eski alacaklı tek başına geri alamaz.
Alacağın Temliki Sürecinde Terditli Dava Yöntemi
Dava dilekçesi kurgulanırken terditli (kademeli) taleplerin ileri sürülmesi, alacak davalarında sıklıkla karşılaşılan bir usul hukukudur. Davacı, asıl talebinin reddi ihtimaline karşı fer’i bir talepte bulunabilir. HMK m. 111 uyarınca terditli davada talepler arasında asıl-fer’i ilişkisi kurulması zorunludur.
Hakim yargılamada öncelikle asıl alacak talebini tüm delilleriyle inceler ve sadece bu asıl talebin hukuken reddi halinde ikinci sıradaki talebi değerlendirmeye geçer. Bu yöntem usul ekonomisine hizmet eder.
Karşılaştırma Tablosu: Temlik Sözleşmesi ve İlişkili Kurumlar
| Özellik | Kural veya Sonuç | Dayanak |
|---|---|---|
| Şekil Şartı | Yazılı yapılmadıkça temlik sözleşmesi hukuken geçerli sayılmaz. | TBK m. 184. |
| İyiniyetli İfa | Usulüne uygun bildirim yapılmamışsa eski alacaklıya yapılan ifa borçluyu kurtarır. | TBK m. 186. |
| Bağlı Haklar | Kişiye sıkıca bağlı olmayanlar alacağın devri ile yeni alacaklıya intikal eder. | TBK m. 189. |
| İnançlı Temlik | Sadece teminat sağlamak gayesiyle inanç anlaşmasına dayalı devir yapılmasıdır. | TBK m. 183 (genel devir hükmü); inançlı temlik için kanunda özel düzenleme yoktur. |
Sonuç
Bütün bu açıklamalarımız ışığında alacağın temliki, yasa veya sözleşme hükmü engel olmadığı durumlarda hakkın borçlu onayı aranmadan devredilebilmesini sağlayan bir müessesedir. Bu devrin geçerli olabilmesi için kanun koyucu temlik sözleşmesi yapılmasını ve bunun yazılı şekilde kurulmasını aramaktadır. Borçlunun korunması ilkesi bağlamında, devir kendisine bildirilene kadar borçlunun eski alacaklıya yapacağı iyiniyetli ödemeler ifa sayılır. TBK m. 186 bildirim için özel bir şekil aramaz. Borçlu takas talebini ve zamanaşımı def’ini ileri sürebilir.
Devredilen hak ile birlikte kişiye sıkıca bağlı olmayan fer’i nitelikteki haklar da kural olarak devralana intikal eder. Eski alacaklı, hakkını devrederken sahip olduğu bilgi ve belgeleri yeni hak sahibine teslim etmekle yükümlü kılınmıştır. Devralan, alacağın kendisine geçtiğini ve talebinin dayandığı vakıaları ispatlar; bu nedenle devir evrakının ve senetlerin teslimi hak kayıplarını önler. Uygulamadaki inançlı temlik işlemleri de taraflar arasındaki iç ilişki haricinde aynı temel prensiplere tabi olarak işlem görecektir. Sürece uyum hukuki sorunları engeller. Bu tür işlemlerde, tarafların kanuni şartlara harfiyen uyması, sonradan çıkacak uyuşmazlıklarda ispat kolaylığı sağlayacak ve hak kayıplarını ciddi ölçüde engelleyecektir. Hukuki sürecin başından sonuna kadar bir avukat eşliğinde profesyonel destekle yürütülmesi, tarafların dengesini koruması adına tavsiye edilir. İleride yaşanabilecek mağduriyetler, iyi kurgulanmış yazılı sözleşmelerle kolayca engellenebilir. Bu bağlamda, her iki tarafın da haklarını güvence altına alacak detaylı bir sözleşme metni oluşturulması, yaşanabilecek mağduriyetleri önlemede kilit rol oynar.
Sık Sorulan Sorular
Alacağın temliki işleminde borçlunun açık rızası aranır mı?
Kural olarak ilgili işlem borçlunun rızasına tabi tutulmamıştır. Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını almadan alacağını üçüncü kişiye devredebilir.
Temlik sözleşmesi resmi şekilde noterde mi düzenlenmelidir?
Hayır, kanun düzenlemesi uyarınca sadece basit yazılı şekil şartı öngörülmüştür. TBK m. 184 uyarınca alacağın devri adi yazılı şekle tabidir. TBK m. 14 gereği yazılı şekil için devredenin imzası yeterlidir; noterde düzenleme aranmaz.
Uygulamada inançlı temlik ne anlama gelmektedir?
İnançlı temlik, inananın bir hakkını inanılana devrettiği, inanılanın da bunu inanç sözleşmesine uygun kullanmayı ve şartlar gerçekleşince iade etmeyi taahhüt ettiği işlemdir.
Alacağın devri yapıldığını henüz öğrenmeyen borçlu kime ifada bulunur?
Devir, devreden veya devralan tarafından kendisine bildirilmemişse borçlu, önceki alacaklıya iyiniyetle ifada bulunarak borcundan kurtulabilir.



