TBK ▸ Madde 193

TBK 193. Madde

I. Devralan garanti ile yükümlü olan devredenden aşağıdaki istemlerde bulunabilir:

II. 1. İfa ettiği karşı edimin faizi ile birlikte geri verilmesini.

III. 2. Devrin sebep olduğu giderleri.

IV. 3. Borçluya karşı devraldığı alacağı elde etmek için yaptığı ve sonuçsuz girişimlerin yol açtığı giderleri.

V. 4. Devreden kusursuzluğunu ispat etmedikçe uğradığı diğer zararlarını.

TBK 193. Madde Gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 171 inci maddesinin birinci fıkrasını karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkraya bağlı dört bentten oluşan 192 nci maddesinde, alacağın devrinde, devredenin sorumluluğunun kapsamı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 171 inci maddesinde devredenin sorumluluğu tek fıkra olarak düzenlendiği hâlde, Tasarının 192 nci maddesinde dört bent hâlinde düzenlenmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 171 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “c. Zamânın şümulü” şeklindeki ibare, Tasarıda “3. Sorumluluğun kapsamı” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 171 inci maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “Temlik eden zamân ile mükellef ise” şeklindeki ibare, Tasarıda “Devralan garanti ile yükümlü olan devredenden” şekline; 818 sayılı Borçlar Kanununun 171 inci maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “resülmal ve faiz olarak almış olduğu miktar nispetinde” şeklindeki ibare ise, Tasarının 192 nci maddesinin (1) numaralı bendinde “İfa ettiği karşı edimin faizi ile birlikte geri verilmesini” şekline dönüştürülmüştür. 818 sayılı

Borçlar Kanununun 171 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, Tasarının 192 nci maddesinin (2) ve (3) numaralı bentlerinde ayrı ayrı düzenlenmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, Tasarının 192 nci maddesinin (4) numaralı bendi olarak eklenen yeni bir hükümle, devredenin kusursuzluğunu ispat edememesi durumunda, devralanın uğradığı ve maddede öngörülenleri aştığını ispat ettiği diğer zararlarını da gidermekle yükümlü olduğu kabul edilmiştir.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 193. maddesi, alacağın devrinde devredenin garanti sorumluluğunun kapsamını somutlaştıran ve devralanın ileri sürebileceği talepleri düzenleyen önemli bir hükümdür. TBK m. 191’de belirlenen temel garanti sorumluluğunun detaylı ekonomik sonuçlarını ortaya koyar. 818 sayılı Kanun’un 171. maddesinin birinci fıkrasını karşılamaktadır.

Madde, dört kategoride devralanın isteyebileceği tazminat kalemlerini sıralamaktadır. Birinci bent, ifa ettiği karşı edimin faizi ile birlikte geri verilmesini içerir. Bu hüküm, devralanın devir karşılığında verdiği bedelin (veya malın) aynen iadesini ve devirden itibaren işleyecek faizleri isteyebileceğini gösterir. Örneğin devralan 100 bin TL’lik alacağı 90 bin TL karşılığında almışsa, garanti sorumluluğu halinde bu 90 bin TL’yi ve bu paranın yasal faizini talep edebilir.

İkinci bent, devrin sebep olduğu giderleri kapsar. Devir işlemi için yapılmış tüm masraflar: noter ücretleri, damga vergisi, avukatlık ücretleri, müşavirlik giderleri, bildirim masrafları (noter ihtarnameleri), kayıt masrafları. Devralan, alacağın geçersizliği veya borçlunun ödeme gücüne sahip olmaması durumunda bu masrafların tamamının iadesini isteyebilir.

Üçüncü bent, borçluya karşı devraldığı alacağı elde etmek için yaptığı ve sonuçsuz girişimlerin yol açtığı giderleri içerir. Bu hüküm, devralanın alacağı tahsil etmek için yaptığı ancak sonuçsuz kalan çabaların maliyetlerini kapsar. Dava açma masrafları, icra takip giderleri, haciz masrafları, keşif ücretleri, bilirkişi ücretleri, avukatlık ücretleri, ihtarname masrafları gibi kalemler bu kapsamda değerlendirilir. Bu kalem, özellikle uzun süren ve başarısız tahsil çabalarında büyük meblağlara ulaşabilir.

Dördüncü bent, 818 sayılı Kanun’da yer almayan yeni bir hüküm olup önemli bir genişlemeyi temsil eder: devreden kusursuzluğunu ispat etmedikçe uğradığı diğer zararlarını. Bu hüküm, devralana genel bir zarar tazmini hakkı vermektedir. Devreden, kusursuzluğunu ispat etmedikçe, devralanın yukarıda sayılan kalemler dışında uğradığı tüm zararları tazmin etmek zorundadır.

Bu dördüncü bendin en önemli özelliği, "kusursuzluk ispatı yükü"nün devredene ait olmasıdır. Yani alacağın geçersiz olması veya borçlunun ödeme gücüne sahip olmaması durumunda devreden, bu durumu önceden bilmediğini ve bilmesi gereken bir durumda olmadığını kendisi ispat etmek zorundadır. Eğer bu ispatı yapamazsa, devralanın ek zararlarını da tazmin eder. Ek zarar kapsamında fırsat maliyeti kaybı, kâr kaybı, ticari itibar zedelenmesi, finansman maliyetleri gibi kalemler sayılabilir.

Bu düzenleme, devralanı güçlü biçimde koruyan bir güvence sistemi kurar. Devreden, devir anında alacağın gerçekliğinden ve borçlunun ödeme gücünden sorumlu olduğu gibi, bu konudaki ihmalinden de kapsamlı biçimde sorumludur. Sadece doğrudan masraflar değil, dolaylı zararlar da tazmin kapsamındadır.

Doktrinde bu madde, "alacak devrinin tam tazminat sistemi" olarak değerlendirilmektedir. Yargıtay kararları, özellikle dördüncü bent kapsamında ek zararın kapsamını belirlemede objektif kriterler kullanmakta; makul ekonomik zararları kapsam içine almaktadır.

Uygulamada bu madde factoring uyuşmazlıklarında, banka alacak devri sözleşmelerinde, ticari alacak ticaretinde, şirket devir işlemlerinde (iştirak ile gelen alacakların durumunda) önemli sonuçlar doğurur. Factoring şirketleri, devraldıkları alacağın gerçek olmaması halinde devredenden sadece parayı değil, tahsil girişim masraflarını, faizleri ve ek zararlarını talep ederler. Bu düzenleme, alacak ticaretinin güvenliğini sağlayan ve devralanı kapsamlı biçimde koruyan temel bir tazminat kuralıdır.