TBK 201. Madde
I. Borca katılma, mevcut bir borca borçlunun yanında yer almak üzere, katılan ile alacaklı arasında yapılan ve katılanın, borçlu ile birlikte borçtan sorumlu olması sonucunu doğuran bir sözleşmedir.
II. Borca katılan ile borçlu, alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olurlar.
TBK 201. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “E. Borca katılma” kenar başlıklı yeni bir maddedir.
Tasarının iki fıkradan oluşan 200 üncü maddesinde, borca katılma düzenlenmektedir.
Borç ilişkilerinde, taraf değişikliği her zaman alacaklı veya borçlu tarafın değişmesi şeklinde gerçekleşmemekte, bunlar yanında mevcut bir borca borçlunun yanında yer almak üzere üçüncü bir kişinin de katılması şeklinde de ortaya çıkmaktadır.
Bilindiği gibi, borcun üstlenilmesi sonucunda eski borçlu borcundan kurtulmakta, onun yerini yeni borçlu almaktadır. Borca katılmada ise, borçlu borcundan kurtulmamakta, “katılan” da borçlu ile birlikte aynı borçtan müteselsilen sorumlu olmaktadır. Uygulamada sıkça karşılaşılan borca katılmanın, yasal bir düzenlemeye kavuşturulması yerinde görülmüştür.
Maddenin birinci fıkrasında, borca katılma tanımlanmaktadır.
Maddenin ikinci fıkrasında ise, borca katılan ile borçlunun, alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu oldukları belirtilmektedir.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 201. maddesi, 818 sayılı eski Kanun’da yer almayan ve uygulamada sıkça karşılaşılan "borca katılma" kurumunu Türk hukukuna yerleştiren yeni bir düzenlemedir. Borca katılma, mevcut bir borca üçüncü bir kişinin borçlu yanında yer alacak şekilde katılmasıdır ve borç üstlenilmesinden farklı olarak eski borçlu borcundan kurtulmaz. Bu yeni düzenleme, güvence hukukunun zenginleştirilmesi bakımından önemli bir adımdır.
Maddenin birinci fıkrasına göre borca katılma, mevcut bir borca borçlunun yanında yer almak üzere, katılan ile alacaklı arasında yapılan ve katılanın borçlu ile birlikte borçtan sorumlu olması sonucunu doğuran bir sözleşmedir. Bu tanım, borca katılmanın üç temel unsurunu ortaya koyar: mevcut bir borcun varlığı, katılan ile alacaklı arasında bir sözleşme yapılması, katılanın borçlu ile birlikte sorumlu olmasıdır.
Borca katılma, borcun üstlenilmesinden farklıdır. Üstlenmede eski borçlu borçtan kurtulur; katılmada ise kurtulmaz, sadece bir kişi daha aynı borçtan sorumlu hale gelir. Bu kurum, alacaklının güvencesini artırır; çünkü artık bir değil iki kişiye başvurma imkânı vardır. Alacaklının tahsil ihtimali artar, güvence genişler.
İkinci fıkra, borca katılma sonucunda doğan sorumluluk ilişkisini düzenler: borca katılan ile borçlu, alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olurlar. Bu müteselsil sorumluluk, alacaklıya önemli bir avantaj sağlar. Alacaklı, borcun tamamını isteyeceği kişiyi seçmekte özgürdür; dilediği takdirde borçluya, dilediği takdirde katılana, dilediği takdirde her ikisine birden başvurabilir.
Müteselsil sorumluluk, TBK m. 162-168 hükümlerinin uygulanmasına yol açar. Borçlulardan biri ödeme yaparsa diğerini de borçtan kurtarır; iç ilişkide paylaşım kuralları devreye girer; savunmaların kullanımı müteselsil borçluluk ilkelerine tâbidir. Tüm bu kurallar, katılmanın pratik işleyişini belirler.
Borca katılma, kefalet ile de farklıdır. Kefalette kefil asıl borçludan sonra sorumluluğa çağrılırken (önce asıl borçluya başvuru kuralı geçerli olabilir), borca katılmada katılan ile asıl borçlu aynı seviyede sorumludur; müteselsil bir ilişki vardır. Ayrıca kefalette şekli sıkılıklar (yazılı kefalet, el yazısı ile miktar gibi) uygulanırken, borca katılma için bu tür özel şekil kuralları yoktur (alacaklı ile katılan arasındaki sözleşmenin genel kuralları geçerlidir).
Doktrinde borca katılma, "pasif teselsül" veya "müteselsil borç genişlemesi" olarak değerlendirilmektedir. Alacaklının korunması, borçlunun borçtan kurtulmaması ve yeni bir kişinin sorumluluk kabul etmesi üç temel unsurdur. Bu kurum, modern ekonomik hayatın esnek güvence ihtiyaçlarına cevap verir.
Uygulamada borca katılma, özellikle şirket grupları arasında (ana şirketin bağlı şirket borcuna katılması), aile içi mali destek durumlarında (aile büyüklerinin gençlerin borçlarına katılması), ticari ortaklıklarda, banka kredi güvencelerinde önemli kullanım alanları bulur. Holding şirketleri, alt şirketlerin kredi borçlarına katılarak kredibilitelerini artırır; böylece daha uygun koşullarda kredi alınabilir. Aile içinde yaşlı ebeveynlerin, genç çocuklarının ev kredisi borçlarına katılması da tipik bir kullanım şeklidir. Bu düzenleme, güvence hukukuna esneklik getiren ve alacak ilişkilerinin çok boyutlu şekillendirilebilmesini sağlayan modern bir kurumdur.
