TBK ▸ Madde 206
Madde 205
MADDE 206

Sözleşmeye katılma

Madde Listesi
Madde 207

TBK 206. Madde

I. Sözleşmeye katılma, mevcut bir sözleşmeye taraflardan birinin yanında yer almak üzere, katılan ile bu sözleşmenin tarafları arasında yapılan ve katılanın, yanında yer aldığı tarafla birlikte, onun hak ve borçlarına sahip olması sonucunu doğuran bir anlaşmadır.

II. Anlaşmada aksi kararlaştırılmamışsa, sözleşmeye katılan ile yanında yer aldığı taraf, sözleşmenin diğer tarafına karşı müteselsilen alacaklı ve borçlu olurlar.

III. Sözleşmeye katılmanın geçerliliği, katılma konusu sözleşmenin şekline bağlıdır.

TBK 206. Madde Gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “B. Sözleşmeye katılma” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının üç fıkradan oluşan 205 inci maddesinde, sözleşmeye katılma düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında, sözleşmeye katılma, mevcut bir sözleşmeye taraflardan birinin yanında yer almak üzere katılan ile bu sözleşmenin tarafları arasında yapılan ve katılanın, yanında yer aldığı tarafla birlikte, onun hak ve borçlarına sahip olması sonucunu doğuran bir anlaşma olarak tanımlanmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasında, anlaşmada aksi kararlaştırılmamışsa, sözleşmeye katılan ile yanında yer alan tarafın, sözleşmenin diğer tarafına karşı müteselsilen alacaklı ve borçlu olduğu kabul edilmiştir. Ancak, emredici nitelikte olmadığı için, taraflarca bu hükmün aksi kararlaştırılabilir.

Maddenin üçüncü fıkrasında, sözleşmeye katılmanın geçerliliğinin, katılma konusu sözleşmenin şekline bağlı olduğu belirtilmektedir. İKİNCİ KISIM

Özel Borç İlişkileri

818 sayılı Borçlar Kanununda “İkinci Kısım / Akdin muhtelif nevileri” şeklindeki üst başlık, Tasarıda “İkinci Kısım / Özel Borç İlişkileri” şeklinde değiştirilmiştir.

BİRİNCİ BÖLÜM

Satış Sözleşmesi

818 sayılı Borçlar Kanununda “Altıncı Bap / Satım ve Trampa” şeklindeki üst başlık, Tasarıda “Birinci Bölüm / Satış Sözleşmesi” şeklinde değiştirilmiştir.

BİRİNCİ AYIRIM

Genel Hükümler

818 sayılı Borçlar Kanununun 182 nci maddesiyle başlayan “Birinci Fasıl / Umumî Hükümler” şeklindeki alt başlık, Tasarıda “Birinci Ayırım / Genel Hükümler” şeklinde değiştirilmiştir.

Tasarının İkinci Kısmında sözleşme niteliği taşımamakla birlikte, meselâ vekâletsiz işgörme ve havalenin de düzenlendiği göz önünde tutularak, bu Kısmın başlığında “Özel Borç İlişkileri” ibaresi kullanılmıştır.

“Satım” sözcüğünün, sözleşmenin her iki tarafını değil de, sadece satıcı tarafını ifade ettiği sanılarak, günlük dilde, hattâ 818 sayılı Borçlar Kanununun bazı hükümlerinde “alım satım”dan söz edildiği ve uygulamada da genellikle “satım” yerine “satış” sözcüğünün kullanıldığı göz önünde tutularak, Tasarıda “satış sözleşmesi” teriminin kullanılması tercih edilmiştir. Yine, ayrı bir sözleşme olan trampa, mal değişim sözleşmesi adı ile ayrı bir bölümde düzenlenmiştir. Bu nedenle, Tasarının İkinci Kısmının Birinci Bölüm başlığında 818 sayılı Borçlar Kanunundan farklı olarak, sadece “Satış Sözleşmesi” ibaresi kullanılmıştır.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 206. maddesi, 818 sayılı eski Kanun’da yer almayan "sözleşmeye katılma" kurumunu Türk hukukuna kazandıran önemli bir yeni düzenlemedir. Sözleşmeye katılma, sözleşmenin devrinden farklı olarak taraflardan birinin yerini almak değil, taraflardan birinin yanında yer almak üzere yapılır. Bu kurum, modern ticari hayatın çok taraflı işlem ihtiyaçlarına cevap verir.

Maddenin birinci fıkrasına göre sözleşmeye katılma, mevcut bir sözleşmeye taraflardan birinin yanında yer almak üzere, katılan ile bu sözleşmenin tarafları arasında yapılan ve katılanın, yanında yer aldığı tarafla birlikte onun hak ve borçlarına sahip olması sonucunu doğuran bir anlaşmadır. Bu tanım, sözleşmeye katılmanın temel özelliklerini ortaya koyar.

Katılma, sözleşmenin devrinden farklıdır. Devirde eski taraf sözleşmeden çekilir ve yerini yeni tarafa bırakır; katılmada ise eski taraf kalır, yeni bir taraf ona katılır. Sonuç olarak taraf sayısı artar. Bu, sözleşmenin yapısını genişletir ve güçlendirir.

Katılma işlemi de üç taraflı bir anlaşmadır: katılan ve sözleşmenin tarafları (hem yanında yer aldığı taraf, hem de diğer taraf). Sözleşmenin diğer tarafının da onayı gereklidir; çünkü yeni bir kişinin işleme girmesi, onun hukuki konumunu da etkiler.

İkinci fıkra, katılma sonrasında oluşan hukuki ilişkiyi düzenler: anlaşmada aksi kararlaştırılmamışsa, sözleşmeye katılan ile yanında yer aldığı taraf, sözleşmenin diğer tarafına karşı müteselsilen alacaklı ve borçlu olurlar. Bu hüküm, katılma sonrasında sözleşmede bir tarafın (örneğin alıcı) iki farklı kişiye (eski alıcı ve katılan) bölündüğünü ve bu iki kişinin karşı tarafa (satıcıya) karşı müteselsilen sorumlu olduğunu belirtir.

Müteselsil sorumluluk, hem aktif (alacaklı olarak) hem pasif (borçlu olarak) taraflar arasında geçerlidir. Örneğin satıcı, borcunu isterse eski alıcıdan isterse katılandan isteyebilir; iki taraf da tam ödeme yükümlülüğü altındadır. Aynı şekilde satıcı da borcunu (malı teslim etme) iki tarafa karşı da yerine getirmelidir; mal iki taraftan birine teslim edilince her ikisine de teslim edilmiş sayılır.

Ancak bu müteselsil ilişki emredici değildir. "Anlaşmada aksi kararlaştırılmamışsa" ifadesi, tarafların farklı bir düzenleme yapabileceğini gösterir. Örneğin katılan ve eski taraf arasında iç paylaşım belirlenebilir; belli bir oran üzerinden sorumluluk üstlenebilirler. Ancak bu iç paylaşım, sözleşmenin diğer tarafını (örneğin satıcıyı) bağlamaz; o iki taraftan dilediğini seçebilir.

Üçüncü fıkra, katılmanın şekli şartını düzenler: sözleşmeye katılmanın geçerliliği, katılma konusu sözleşmenin şekline bağlıdır. TBK m. 205’teki sözleşmenin devri kuralına paralel bir düzenlemedir. Eğer asıl sözleşme yazılı ise, katılma da yazılı olmalıdır; eğer resmi şekilde ise, katılma da resmi şekilde olmalıdır.

Bu şekil şartının ardında, katılmanın asıl sözleşmenin yapısını değiştirdiği ve bu değişikliğin aynı koruma seviyesine tâbi olması gerektiği düşüncesi yatar. Tapu devri gerektiren bir sözleşmeye katılma, aynı şekil şartlarıyla yapılmalıdır; bu şart, kanuni güvencelerin korunmasını sağlar.

Doktrinde sözleşmeye katılma, "sözleşme taraflarının çoğaltılması" olarak değerlendirilmektedir. Sözleşmenin yapısını genişleten bu kurum, risk paylaşımı, güvence artırma, finansman sağlama gibi çeşitli amaçlara hizmet eder. Yargıtay kararları, katılma sözleşmelerinin geçerliliği konusunda üç tarafın açık iradelerini ve şekli şartlara uyumu aramakta; tereddütlü durumlarda katılmanın kurulmamış sayılacağını vurgulamaktadır.

Uygulamada sözleşmeye katılma, aile şirketlerinde (ortakların katılması), banka kredilerinde (ek güvence olarak üçüncü kişilerin katılması), ortak girişimlerde (joint venture), projelerde (finansman katılımcıları), büyük inşaat sözleşmelerinde (alt yükleniciler) sıkça kullanılır. Özellikle büyük finansman projelerinde farklı finansör kuruluşların aynı kredi sözleşmesine katılması bu mekanizma ile gerçekleştirilir. Bu düzenleme, modern ticari hayatın çok taraflı ve esnek sözleşme ihtiyaçlarını karşılayan güçlü bir hukuki araçtır.

Madde 205
MADDE 206

Sözleşmeye katılma

Madde Listesi
Madde 207
Kaynak: https://mehmettokar.av.tr/tbk-madde/madde-206/ — © Tokar Hukuk Danışmanlık