TBK ▸ Madde 227

TBK 227. Madde

I. Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:

II. 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.

III. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.

IV. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.

V. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.

VI. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.

VII. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.

VIII. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.

IX. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir.

TBK 227. Madde Gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 202 nci ve 203 üncü maddelerini karşılamaktadır.

Tasarının beş fıkradan oluşan 226 ncı maddesinde, satıcının ayıptan sorumluluğu çerçevesinde, alıcının seçimlik hakları ve sınırları düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 202 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “7. Tekeffüle müstenit dâva / a. Satımın feshi yahut semenin tenzili” şeklindeki ibareler, Tasarıda “7. Alıcının seçimlik hakları / a. Genel olarak” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 203 üncü maddesinde düzenlenen satılanı değiştirme hakkına ve bunun sınırlarına da, alıcının diğer seçimlik haklarıyla, bütünlük sağlanması amacıyla, Tasarının 226 ncı maddesinde yer verilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 202 nci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen seçimlik haklara, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinden farklı olarak, alıcının bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere, satılanın onarılmasını isteme hakkını kullanabilmesi, bu onarımın “aşırı bir masraf gerektirmemesi” koşuluna bağlı olarak dördüncü bir seçimlik hak eklenmiştir. Çünkü, ayıplı satılan nedeniyle, tüketiciye karşı imalâtçı-üretici, satıcı, bayi, acente, ithalatçı ve belirli koşullar altında kredi kurumunun müteselsilen sorumluluklarının ve garanti belgesi ile satılması zorunlu olan sanayi malları bakımından servis sağlama borçlarının varlığı göz önünde tutulursa, satıcının ayıplı satılanı ücretsiz olarak onarma yükümlülüğüne tâbi tutulması uygun ve yerindedir. Buna karşılık, taraflardan birini tüketicinin oluşturmadığı diğer satışlarda, satıcının, aşırı bir masraf gerektirse bile, satılanı ücretsiz onarma yükümlülüğüne tâbi tutulması hakkaniyete uygun görülmemiştir.

Tasarının 226 ncı maddesinin birinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanunundan farklı olarak, alıcının tüm seçimlik hakları dört bent hâlinde sayılmıştır. Böylece, 818 sayılı Borçlar Kanununun 202 nci maddesinin birinci fıkrasında, alıcının kullanabileceği seçimlik haklar, sadece sözleşmeden dönme ve satış bedelinin indirilmesini isteme ve aynı Kanunun 203 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen değiştirme hakkından ibaret iken, bunlara yukarıda açıklanan onarım hakkı da eklenmiştir. Burada ayrıca, söz konusu seçimlik hakların kullanılabilme koşulları da her bir hak için ayrı ayrı düzenlenmiş olup, bu düzenleme 818 sayılı Borçlar Kanununa göre önemli farklılıklar taşımaktadır. Gerçekten, 818 sayılı Borçlar Kanununun 203 üncü maddesinin birinci fıkrasında değiştirme hakkı sadece çeşit satışları için kabul edildiği hâlde, Tasarıda, “imkân varsa” denilmek suretiyle, bu seçimlik hakkın kullanılabileceği durumlar genişletilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 202 nci maddesinde “fesih” teriminin kullanılması hatalı olduğu için, Tasarıda, bunun yerine “dönme” terimi kullanılmıştır.

Tasarının 226 ncı maddesinin ikinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununda açıkça düzenlenmemiş olmakla birlikte, öğreti ve uygulamada da kabul edildiği gibi, alıcının hangi seçimlik hakkı kullanmış olursa olsun, ayrıca satılanın ayıplı tesliminden dolayı uğradığı zararlar için genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı tutulduğu belirtilmektedir. Ancak, alıcının, satılanın ayıplı olması nedeniyle dönme hakkını kullanmasının sonuçlarının, Tasarının 228 inci maddesinde düzenlendiği göz önünde tutulursa, onun dönme dışındaki diğer seçimlik hakları ile birlikte, uğradığı zararının giderilmesini, genel hükümlere göre isteyebileceğinde bir duraksama yoktur.

Maddenin üçüncü fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 203 üncü maddesinin ikinci fıkrasından farklı olarak, “satılanın başka bir yerden gönderilmemesi” koşulu aranmaksızın, satıcıya, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararı da tamamen gidererek, alıcının seçimlik haklarını kullanmasını önleme olanağı tanınmıştır.

Maddenin dördüncü fıkrasında, hâkime verilen yetkinin kapsamı, satış bedelinin indirilmesi yanında, satılanın onarılmasına karar verme yetkisi de eklenerek, 818 sayılı Borçlar Kanununa göre genişletilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 202 nci maddesinin son fıkrasında kullanılan “müsavi ise” şeklindeki ibare, öğreti ve uygulama göz önünde tutularak, Tasarının 226 ncı maddesinin beşinci fıkrasında “çok yakın ise” şekline dönüştürülmüştür. Ayrıca, 818 sayılı Borçlar Kanununun 202 nci maddesinin son fıkrasından farklı olarak, Tasarının 226 ncı maddesinin son fıkrasında, bu durumda alıcının sözleşmeden dönme yanında satılanın ayıpsız benzeriyle değiştirilmesini isteme hakkını da kullanabileceği kabul edilmiştir.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 227. maddesi, satıcının ayıplı mal devretmesi hâlinde alıcıya tanınan seçimlik hakların kapsamını ve kullanım koşullarını düzenleyen merkezi bir hükümdür. Bu madde, alıcının ayıplı mal karşısında sahip olduğu tüm hukuki çözüm yollarını sistematik olarak sunar. 818 sayılı Kanun’un 202-203. maddelerini karşılamaktadır.

Maddenin birinci fıkrası, alıcıya dört seçimlik hak tanır. Birinci bent: satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. Bu, en radikal çözümdür; sözleşme ortadan kaldırılır ve taraflar karşılıklı iade yapar. Alıcı bedel geri alır, satıcı mal geri alır. Bu hak, özellikle ayıbın satılanın temel kullanım amacını önemli ölçüde zedelediği durumlarda kullanılır.

İkinci bent: satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. Bu, daha ılımlı bir çözümdür; alıcı malı elinde tutar ama ödediği bedelde indirim alır. İndirim oranı, ayıbın malın değerini ne kadar düşürdüğü ile orantılıdır. Bu seçenek, ayıplı malın hala kullanılabilir olduğu durumlarda tercih edilir.

Üçüncü bent: aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. Bu hak, 818 sayılı Kanun’da olmayan yeni bir düzenlemedir. Alıcı, malın tamir edilmesini ve bu tamirin tüm masraflarının satıcı tarafından karşılanmasını isteyebilir. Ancak tamir aşırı masraf gerektiriyorsa (örneğin malın değerini aşan) satıcı bu yükümlülükten kaçınabilir.

Dördüncü bent: imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. Alıcı, aynı tür veya benzeri nitelikteki ayıpsız bir mal ile değişim talep edebilir. Bu seçenek, özellikle seri üretim mallarda uygulanabilirdir; her bir mal aynı özelliktedir ve değiştirme kolaydır. Tekil ve eşi olmayan mallar için bu hak kullanılamaz.

İkinci fıkra önemli bir koruma sağlar: alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Alıcı, hangi seçimlik hakkı kullanırsa kullansın, ayrıca ayıplı satıcının yarattığı zararlar için genel hükümlere göre tazminat isteyebilir. Örneğin ayıplı araç nedeniyle kaza geçirmişse, aracı değiştirdikten sonra kaza zararları için de tazminat isteyebilir.

Üçüncü fıkra, satıcıya karşı-öneri hakkı tanır: satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Bu hüküm, satıcının iyi niyetli davranarak alıcının haklarını kullanmasını önleme imkânı verir.

Örneğin alıcı sözleşmeden dönme hakkını kullanmak istiyorsa, satıcı hemen ayıpsız benzer mal teslim ederek ve zararı tazmin ederek bu hakkın kullanılmasını engelleyebilir. Bu esneklik, sözleşme ilişkisinin korunmasını ve ticari ilişkinin sürdürülmesini sağlar.

Dördüncü fıkra, hakime takdir yetkisi verir: alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Hakim, sözleşmeden dönmenin aşırı bir çözüm olduğu durumlarda daha ılımlı çözümler (onarım veya indirim) önerebilir.

Bu takdir yetkisi, orantılılık ilkesinin uygulamasıdır. Küçük bir ayıp için sözleşmeden dönme talep etmek haksız zenginleşme olabilir. Hakim, durumun koşullarına göre en adil çözümü belirler.

Beşinci fıkra, aşırı büyük ayıplar için özel kural getirir: satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir. Yani malın değeri ayıp nedeniyle neredeyse sıfırsa, küçük ücret indirimi anlamsızdır; sözleşmeden dönme veya değişim gereklidir.

Doktrinde bu madde, "ayıp çözümlerinin sistematik kataloğu" olarak değerlendirilmektedir. Dört seçimlik hak ile orantılılık ilkesi birlikte, alıcıya esneklik ve adalet sağlar. Yargıtay kararları, seçimlik hakların kullanım koşullarını titizlikle değerlendirmekte; özellikle sözleşmeden dönme hakkının aşırı kullanımını engellemeye çalışmaktadır.

Uygulamada bu madde, her türlü satım uyuşmazlığında merkezi rol oynar. Otomobil, elektronik, mobilya, gıda, giyim, gayrimenkul satımlarında ayıp ortaya çıktığında alıcının seçimlik hakları bu madde çerçevesinde değerlendirilir. Tüketici mahkemelerinde bu madde en sık uygulanan hükümlerdendir. Bu düzenleme, satış hukukunda alıcının haklarının çerçevesini çizen temel bir kuraldır.

Kaynak: https://mehmettokar.av.tr/tbk-madde/madde-227/ — © Tokar Hukuk Danışmanlık