TBK 228. Madde
I. Alıcıya ayıplı olarak devredilmiş olan satılanın ayıptan, beklenmedik hâlden veya mücbir sebepten dolayı yok olması veya ağır biçimde zarara uğraması, alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanmasını engellemez. Bu durumda alıcı, satılandan elinde ne kalmışsa onu geri vermekle yükümlüdür.
II. Satılan alıcıya yüklenebilen bir sebep yüzünden yok olmuşsa veya alıcı onu başkasına devretmişse ya da biçimini değiştirmişse alıcı, ancak değerindeki eksiklik karşılığının satış bedelinden indirilmesini isteyebilir.
TBK 228. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununun 204 üncü maddesini karşılamaktadır.
Tasarının iki fıkradan oluşan 227 nci maddesinde, ayıplı satılanın yok olmasının hukukî sonuçları düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 204 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “c. Satılanın ziyaı hâlinde satımın feshi” şeklindeki ibare, Tasarıda “c. Satılanın yok olması veya ağır biçimde zarara uğraması” şeklinde değiştirilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 204 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinden farklı olarak bu fıkrada sayılan hâllere mücbir sebep de eklenmiş, ayrıca, “satılanın…hasara uğraması” şeklindeki ibare, Tasarının 227 nci maddesinin birinci fıkrasında “satılanın…ağır biçimde zarara uğraması” şekline dönüştürülmüştür. Böylece, ayıplı satılanın beklenmedik hâl yanında, mücbir sebepten yok olması veya ağır biçimde zarara uğraması aynı hükmün kapsamına dahil edilmiştir. Fıkrada yapılan değişiklik uyarınca, ayıplı satılanın zarara uğradığı her durumda değil, ancak ağır biçimde zarara uğraması durumunda bu fıkra uygulanabilecektir.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 228. maddesi, alıcıya ayıplı olarak devredilmiş olan satılanın çeşitli nedenlerle yok olması veya ağır biçimde zarara uğraması durumunda alıcının sözleşmeden dönme hakkını ve bu hakkın kullanımının sonuçlarını düzenleyen hükümdür. Bu madde, alıcının korumasını ve satıcının menfaatlerini dengeli biçimde ele almaktadır. 818 sayılı Kanun’un 204. maddesini karşılamaktadır.
Maddenin birinci fıkrasına göre alıcıya ayıplı olarak devredilmiş olan satılanın ayıptan, beklenmedik hâlden veya mücbir sebepten dolayı yok olması veya ağır biçimde zarara uğraması, alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanmasını engellemez. Bu hüküm, ayıplı mal alıcısını koruyan önemli bir düzenlemedir.
Normal şartlarda sözleşmeden dönme hakkı kullanıldığında, alıcı malı geri vermek zorundadır. Ancak mal yok olmuş veya ağır zarar görmüşse, geri verme fiziksel olarak mümkün olmayabilir. Eski düzenleme bu durumda dönme hakkının kullanılamayacağını öngörürken, yeni TBK alıcının dönme hakkını kullanabileceğini kabul etmiştir.
Hükmün kapsamındaki üç durum – ayıptan dolayı yok olma, beklenmedik hâlden yok olma, mücbir sebepten yok olma – alıcının kusurundan kaynaklanmayan durumlardır. Bu kanun ifadesinde yeni olan "mücbir sebep" eklemesi önemlidir; eski düzenleme sadece beklenmedik hâli kapsıyordu. Ayrıca "zarara uğrama" ifadesi "ağır biçimde zarara uğrama" olarak değiştirilerek küçük zararların bu hükmü tetiklememesi sağlanmıştır.
Fıkranın son cümlesi iade yükümlülüğünü düzenler: bu durumda alıcı, satılandan elinde ne kalmışsa onu geri vermekle yükümlüdür. Yani tamamen yok olmuş malın iadesi istenmez; ancak kısmen kalmış malın (yıkıntılar, parçalar, artıklar) iadesi gereklidir. Bu, makul ve hakkaniyete uygun bir çözümdür.
Örneğin ayıplı bir makine satın alınmış ve ayıp nedeniyle bozulmuş; daha sonra yangın çıkmıştır. Alıcı sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir; yanıp kalan parçaları (motor parçaları, metal çerçeve) geri verir. Satıcı, bedeli iade etmek zorundadır.
İkinci fıkra, alıcıya yüklenebilen sebepleri düzenler: satılan alıcıya yüklenebilen bir sebep yüzünden yok olmuşsa veya alıcı onu başkasına devretmişse ya da biçimini değiştirmişse alıcı, ancak değerindeki eksiklik karşılığının satış bedelinden indirilmesini isteyebilir.
Bu hüküm, alıcının kendi davranışıyla durumu değiştirmiş olduğu hâlleri kapsar. Üç kategori durum öngörülmüştür: alıcıya yüklenebilen sebep (alıcının kusuru, ihmali), alıcının malı başkasına devretmesi (satış, bağış, trampa), alıcının malın biçimini değiştirmesi (dönüştürme, bozma, parçalama).
Bu durumlarda alıcı, sözleşmeden dönme hakkını kullanamaz; sadece satış bedelinde indirim talep edebilir. Bu indirim, ayıbın malın değerini ne kadar düşürdüğü ile orantılıdır. Dönme hakkının kullanılamaması, alıcının kendi davranışıyla malı geri veremez hâle getirmesi sonucudur.
Örneğin alıcı ayıplı araç satın almış; birkaç ay kullandıktan sonra kaza yaparak zarar vermiş. Artık sözleşmeden dönemez; çünkü araç artık farklı durumdadır. Ancak ayıp nedeniyle araç değerinin ne kadar düşük olduğuna göre indirim talep edebilir. Aynı şekilde ayıplı mal başkasına satılmışsa, alıcı sözleşmeden dönemez; ancak indirim talebi yapabilir.
"Biçim değiştirme" kavramı önemlidir. Malı parçalarına ayırmak, farklı bir ürüne dönüştürmek, üretim sürecinde kullanmak gibi davranışlar bu kapsamdadır. Örneğin ayıplı kumaş satın alınmış ve elbise yapılmak için kesilmişse, artık kumaş olarak iade edilemez; indirim talep edilebilir.
Doktrinde bu madde, "sözleşmeden dönme hakkının risk dağılımı kurallarıyla dengelenmesi" olarak değerlendirilmektedir. Yargıtay kararları, alıcıya yüklenebilen sebeplerin tespitini titizlikle yapmakta; iyi niyetli alıcıyı ağır yük altında bırakmamaya çalışmaktadır.
Uygulamada bu madde, otomobil satışlarında (alıcının kullanım sonrası kaza yapması), gıda satışlarında (alıcının işlem yapması), tekstil satışlarında (alıcının dönüştürmesi), makine satışlarında (kullanım nedeniyle yıpranma) önemli sonuçlar doğurur. Bu düzenleme, ayıp sorumluluğunun zaman boyutunda nasıl değerlendirileceğini belirleyen kritik bir kuraldır.
