TBK ▸ Madde 248

TBK 248. Madde

I. Örnek üzerine satışta kendisine örnek verilen taraf, elindeki örneğin kendisine verilmiş örnek olduğunu ispat yükü altında olmayıp, örneğin biçimi değişmiş olsa bile, bu değişiklik gözden geçirmenin zorunlu bir sonucu ise, alıcının iddiası doğru sayılır. Ancak, karşı tarafın her hâlde bunun aksini ispat hakkı vardır.

II. Örnek, alıcının elindeyken bozulmuş veya yok olmuşsa, kusuru olmasa bile, satılanın örneğe uygun olmadığını ispat yükü alıcıya düşer.

TBK 248. Madde Gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 218 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 247 nci maddesinde, örnek üzerine satışta ispat yükü düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 218 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “A. Nümune Üzerine Satım” şeklindeki ibare, içeriğiyle uyumlu olmadığı için, Tasarıda “II. İspat yükü” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 218 inci maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “…”satılanın nümuneye muvafakatini ispat” şeklindeki ibare, Tasarıda “satılanın örneğe uygun olmadığını ispat” şeklinde düzeltilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 218 inci maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “ispata mecbur olmayıp” şeklindeki ibare, ispatın bir yükümlülük değil yük niteliğinde olduğu göz ününde tutularak, Tasarının 247 nci maddesinin birinci cümlesinde “ispat yükü altında olmayıp” şeklinde düzeltilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 218 inci maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “aksini iddia eden” şeklindeki ibare gereksiz görülerek, Tasarının 247 nci maddesinin ikinci fıkrasına alınmamıştır.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 248. maddesi, örnek üzerine satışta ispat yükünün dağılımını düzenleyen teknik ama önemli bir hükümdür. Bu madde, örnek ile teslim edilen malın uyuşmazlığı durumunda hangi tarafın neyi ispat etmesi gerektiğini belirler. 818 sayılı Kanun’un 218. maddesini karşılamaktadır.

Maddenin birinci fıkrası karışık ama önemli bir ispat düzeni kurar: örnek üzerine satışta kendisine örnek verilen taraf, elindeki örneğin kendisine verilmiş örnek olduğunu ispat yükü altında olmayıp, örneğin biçimi değişmiş olsa bile, bu değişiklik gözden geçirmenin zorunlu bir sonucu ise, alıcının iddiası doğru sayılır.

Bu fıkra birkaç kademe içerir. İlk olarak, alıcı kendisine verilen örneği saklamışsa, bu örneğin gerçekten satıcı tarafından verilmiş örnek olduğunu kanıtlamak zorunda değildir. Örneğin sahipliği ve kimliği konusunda alıcı lehine bir karine vardır.

Bu ispat yükü tersine çevrilmesi önemlidir. Normal şartlarda iddia eden ispat etmelidir (TMK m. 6); ancak burada alıcı, elindeki örneğin satıcıdan geldiğini ispat etmek zorunda değildir. Bu, örnek üzerine satışın doğası gereği bir basitleştirmedir.

İkincisi, örneğin biçimi değişmiş olabilir. Örnek malzeme test edilmiş, incelenmiş, kesilmiş, dağılmış olabilir. Bu biçim değişikliklerinin varlığı, alıcının iddia ettiği örneğin gerçekten onun olmadığı anlamına gelmez.

"Gözden geçirmenin zorunlu bir sonucu" kriteri, biçim değişikliklerinin makul olup olmadığını değerlendirir. Eğer değişiklik, örneğin normal incelemesinin doğal sonucu ise (kumaş örneğinin kesilmiş olması, gıda örneğinden tadım yapılmış olması, kimyasal örneğin bir kısmının test amacıyla kullanılmış olması gibi) alıcının iddiası doğru kabul edilir.

Örneğin tekstil alıcısı, satıcıdan aldığı 1 metrekare kumaş örneğinin bir kısmını test için kullanmış, bir kısmını dikkatle saklamış olabilir. Bu durumda elindeki azalmış örneğin satıcının örneği olduğunu özel olarak ispat etmek zorunda değildir. Karinesi lehinedir.

Aynı fıkranın devamı bir istisna ekler: ancak, karşı tarafın her hâlde bunun aksini ispat hakkı vardır. Satıcı, alıcının örneğinin gerçek olmadığını, değiştirildiğini, başka bir örnekle karıştırıldığını ispat edebilir. Bu da adil bir düzenlemedir.

Örneğin satıcı, verdiği örneğin üzerinde özel bir etiket, mühür veya işaret olduğunu kanıtlayabilir ve alıcının elindeki örneğin bu işareti taşımadığını gösterebilir. Bu durumda karine çürütülür. Ancak ispat yükü satıcıda kalır; alıcı başlangıçta ispat yapmak zorunda değildir.

İkinci fıkra, örnek kayıp durumunu düzenler: örnek, alıcının elindeyken bozulmuş veya yok olmuşsa, kusuru olmasa bile, satılanın örneğe uygun olmadığını ispat yükü alıcıya düşer.

Bu hüküm, örneğin fiziksel varlığının korunması yükümlülüğünü alıcıya yükler. Eğer örnek bozulmuş veya yok olmuşsa, alıcı ile örnek arasındaki bağ kopmuştur. Bu durumda genel ispat kuralları devreye girer ve alıcı, satılanın örneğe uygun olmadığını ispat etmek zorundadır.

Kusurun önemi yoktur; alıcı kusursuz da olsa örnek kaybolmuşsa ispat yükü onda kalır. Örneğin yangın, sel, hırsızlık gibi nedenlerle örnek yok olsa bile, alıcı örnekle uyumsuzluğu kendisi ispat etmelidir. Bu, risk dağılımının bir ifadesidir; örneği saklama ve koruma yükümlülüğü alıcıda olduğundan, kayıp riskini de o üstlenmelidir.

Bu kural alıcıyı örneği güvenli biçimde saklamaya yönlendirir. Uygun koşullarda muhafaza, nemden/ısıdan koruma, güvenli yerde tutma, tekrar kullanımda dikkatli davranma gibi önlemler önemlidir. Örneği kaybeden alıcı, sonradan ayıp iddialarında zor duruma düşer.

Doktrinde bu madde, "örnek üzerine satışta ispat adaleti" olarak değerlendirilmektedir. Kural olarak alıcı lehine bir karine vardır; ancak örnek kaybolmuşsa genel ispat kurallarına dönülür. Yargıtay kararları, örneğin biçim değişikliklerinin makul olup olmadığını somut olayda değerlendirmekte; özellikle ticari teamülleri dikkate almaktadır.

Uygulamada bu madde, toptan ticarette ayıp uyuşmazlıklarında, uluslararası ticarette kalite uyumsuzluklarında, test numunesi alımlarında önemli sonuçlar doğurur. Laboratuvar test raporları, bilirkişi muayeneleri, karşılaştırmalı değerlendirmeler bu çerçevede değerlendirilir. Bu düzenleme, örnek üzerine satışın adil ve işlevsel biçimde uygulanmasını sağlayan pratik bir kuraldır.