TBK 267. Madde
Ödeme süresi bir yıldan daha uzun veya belirsiz olan sözleşmelerde satış bedelinin, satılanın devri anında tamamen ödenmiş olması gerekir. Satılanın devredilmesini isteyen alıcı, hesabındaki bakiyeden, satış bedelinin en çok üçte birlik kısmını satıcı lehine serbest bırakabilir. Ancak, sözleşmenin kuruluşu sırasında buna ilişkin taahhütte bulunulamaz.
TBK 267. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “c. Satış bedelinin ödenmesi” kenar başlıklı yeni bir maddedir.
Tasarının tek fıkradan oluşan 266 ncı maddesinde, satış bedelinin ödenmesi düzenlenmektedir.
Maddenin birinci cümlesinde, ödeme süresi bir yıldan daha uzun veya belirsiz olan sözleşmelerde, satış bedelinin satılanın devri anında tamamen ödenmiş olması gerektiği; ikinci cümlesinde ise, satılanın devrini isteyen alıcının, banka hesabındaki bakiyeden, satış bedelinin en çok üçte birlik kısmını satıcı lehine serbest bırakabileceği; maddenin son cümlesinde ise, alıcının sözleşmenin kurulduğu sırada böyle bir serbest bırakma taahhüdünde bulunamayacağı öngörülmektedir.
Maddenin ikinci cümlesinde, satış bedelinin tamamını ödeyerek, satıcıdan, satılanın kendisine devrini isteyen alıcının, satılan kendisine devredilmedikçe, hesabındaki taksit ödemelerinin en çok üçte bir oranındaki kısmını, satıcı yararına serbest bırakılmasına rıza gösterebileceği öngörülmüş ve böylece alıcı, taksit borçlarını tamamen ödediği hâlde, henüz devralmadığı satılanın satış bedelinin bu oranı aşan kısmını kaybetmesi tehlikesine karşı hukukî koruma altına alınmıştır. Maddenin son cümlesi uyarınca, alıcının sözleşmenin kurulduğu sırada söz konusu hukukî korumayı ortadan kaldıran veya azaltan bir taahhüt geçersiz sayılmış, böylece satıcıların bu hükmün etkisinden kurtulmalarının önlenmesi amaçlanmıştır.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 267. maddesi, ön ödemeli taksitle satışta uzun vadeli sözleşmelerde satış bedelinin ödenmesi ve malın devri sırasındaki özel düzenlemeleri içeren hükümdür. Bu madde, alıcının uzun vadeli ödemeleri ile satıcının teslim yükümlülüğü arasında denge kurar.
Madde, ödeme süresi bir yıldan daha uzun veya belirsiz olan sözleşmelerde satış bedelinin, satılanın devri anında tamamen ödenmiş olması gerekir şeklinde temel kuralı koyar. Bu hüküm, uzun vadeli ön ödemeli satışların teslim koşulunu belirler.
Bu genel kural, ön ödemeli satışın mantığına uygundur. Alıcı uzun süre boyunca taksitler ödemiştir; bu birikim sonucunda satış bedeli tamamlandığı anda mal teslim edilir. Satıcı, bedel tam alınmadan teslim zorunda değildir.
"Bir yıldan daha uzun veya belirsiz" kriteri, uzun vadeli sözleşmeleri kapsar. Kısa vadeli sözleşmelerde bu özel düzenleme gerekli değildir; daha esnek bir yaklaşım uygulanabilir.
Madde devam eder ve önemli bir esneklik getirir: satılanın devredilmesini isteyen alıcı, hesabındaki bakiyeden, satış bedelinin en çok üçte birlik kısmını satıcı lehine serbest bırakabilir.
Bu hüküm, devir anında kısmi bakiye serbest bırakma imkânı sağlar. Normal şartlarda banka hesabındaki paralar tarafların ortak rızası ile serbest bırakılır (TBK m. 265/2). Ancak devir anında, alıcının tek taraflı rızası ile en fazla 1/3 oranında serbest bırakma mümkündür.
Bu esneklik pratik bir ihtiyacı karşılar. Alıcı, malı teslim alırken satıcıya bir miktar ödeme yapmak isteyebilir; ancak tam bedelin serbest bırakılması riskli olabilir. 1/3 sınırı, dengeli bir çözüm sunar: satıcıya hemen ödeme, alıcıya güvence.
Bu %33 oranı, alıcıyı korumak için belirlenmiştir. Eğer daha büyük miktar serbest bırakılabilseydi, alıcı malı tam teslim almadan önce paralarını kaybedebilir; satıcı kalan miktarı göndermekten kaçınabilirdi. %33 sınırı, bu riski sınırlandırır.
Madde devam eder: ancak, sözleşmenin kuruluşu sırasında buna ilişkin taahhütte bulunulamaz. Bu kritik hüküm, satıcıların alıcıya peşin rıza dayatmasını engeller.
Eğer satıcılar sözleşmeye "devir anında alıcı, bakiyenin tamamı serbest bırakmayı taahhüt eder" gibi hükümler koyabilseydi, korumanın anlamı kalmazdı. Bu yasak, alıcı iradesinin somut ve güncel olmasını zorunlu kılar.
Alıcı, devir anında durumu gözden geçirip karar verebilir. Eğer malın durumu memnun edici ise %33’e kadar serbest bırakabilir; değilse başka bir düzenleme yapabilir. Bu, alıcının karar esnekliğini korur.
Bu düzenlemenin pratik sonuçları büyüktür. Örneğin konut kooperatiflerinde alıcı, konutu teslim alırken eksiklikler veya kusurlar görebilir. Bu durumda hesabındaki paranın tamamını satıcıya bırakmak riskli olur. %33’e kadar serbest bırakma imkânı, makul bir çözüm sunar; kalan %67 ile alıcı, kusurların giderilmesini veya tazminat almayı garanti altında tutabilir.
Aynı şekilde araç ön ödemeli alımlarında, otomobil teslim alındığında beklenen özelliklere uygun olup olmadığı kontrol edilebilir. Uygun değilse, paranın tamamı serbest bırakılmadan inceleme ve anlaşma yapılabilir.
Bu hüküm, alıcının güçlü pazarlık pozisyonunu sağlar. Kalan %67, alıcının elinde bir "silah" olarak durur; satıcıyı yükümlülüklerini yerine getirmeye zorlar. Satıcı, bu parayı almak için alıcının taleplerini karşılamak zorunda kalır.
Serbest bırakma kararı, alıcının takdirinde olmakla birlikte bazı sınırlamaları vardır. Hakkaniyete uygun olmalıdır; alıcı, satıcıya tamamen ödeme yapmamak için kötü niyetli davranamaz. Makul bir teslim durumunda, alıcının da yükümlülüklerini yerine getirmesi beklenir.
Doktrinde bu madde, "pragmatik teslim ekonomisinin tüketici koruma çerçevesi" olarak değerlendirilmektedir. Modern ticaret hayatının gerçek ihtiyaçlarına uygun esnek bir düzenleme sunar. Yargıtay kararları, serbest bırakma sınırının aşılmaması; peşin taahhüt yasağının katı biçimde uygulanması gerektiğini vurgulamaktadır.
Uygulamada bu madde, konut kooperatifi satışlarında (özellikle teslim sırasındaki eksiklikler için), uzun vadeli ürün ön ödemelerinde, kompleks mal satışlarında önemli sonuçlar doğurur. Bu düzenleme, ön ödemeli taksitle satışın adil ve pratik biçimde sonlandırılmasını sağlayan kritik bir kuraldır.
