TBK 266. Madde
I. Alıcı satış bedelinin tamamını ödedikten sonra, her zaman malın kendisine devredilmesini isteyebilir. Ancak, satıcı malı başkasından sağlayarak devredecek ise alıcı, bunun için kendisine uygun bir süre tanımak zorundadır.
II. Satıcının malı alıcıya devredebilmesi için, taksitle satışa ilişkin koşullara uyulması gerekir.
III. Alıcı birden çok şey satın almış veya seçim hakkını saklı tutmuş ise, satılanın kısım kısım devredilmesini, ancak 256 ncı maddede öngörülen asgari peşinatı ödedikten sonra isteyebilir. Satılanın eşya topluluğu oluşturduğu hâllerde bu istemde bulunulamaz. Satış bedelinin tamamen ödenmemesi hâlinde, satıcıdan satılanı kısmen devretmesi, ancak geri kalan kısmın yüzde onunun kendisine güvence olarak bırakılması koşuluyla istenebilir.
TBK 266. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “b. Alıcının malın teslimini isteme hakkı” kenar başlıklı yeni bir maddedir.
Tasarının üç fıkradan oluşan 265 inci maddesinde, alıcının malın devrini isteme hakkı düzenlenmektedir.
Maddenin birinci ve ikinci fıkralarında, ön ödemeli taksitle satışta, alıcının istemesi hâlinde, satıcının hangi maddî veya şeklî koşullar altında, satılanı ona devretmekle yükümlü olduğu belirtilmektedir.
Son fıkrada, ön ödemeli taksitle satış sözleşmesinde alıcının, hangi durumlarda ve hangi koşulun gerçekleşmesiyle satılanın kısım kısım devredilmesini isteyebileceği; hangi durumda bu hakka sahip olmadığı düzenlenmektedir.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 266. maddesi, ön ödemeli taksitle satışta alıcının malın kendisine devredilmesini isteme hakkını ve bu hakkın koşullarını düzenleyen hükümdür. Bu madde, alıcının hem satış bedelini tamamen ödedikten sonra malı isteme hakkını hem de belirli durumlarda kısmi devir taleplerini düzenler.
Maddenin birinci fıkrası temel devir hakkını ortaya koyar: alıcı satış bedelinin tamamını ödedikten sonra, her zaman malın kendisine devredilmesini isteyebilir. Ancak, satıcı malı başkasından sağlayarak devredecek ise alıcı, bunun için kendisine uygun bir süre tanımak zorundadır.
Bu temel kural, ön ödemeli taksitle satışın doğası gereği nettir. Alıcı toplam bedeli taksitlerle ödedikten sonra, malı alma hakkı kazanır. Bu noktada satıcının mala teslim yükümlülüğü muaccel hale gelir.
"Her zaman" ifadesi önemlidir. Alıcı, bedeli tam ödedikten sonra beklemek zorunda değildir; istediği anda devir talebinde bulunabilir. Satıcı, bu talebe derhal yanıt vermek ve malı teslim etmek durumundadır.
Ancak bir istisna vardır: satıcı malı başkasından sağlayacaksa, alıcı uygun süre tanımak zorundadır. Bazı satışlarda satıcı, malı doğrudan üretmez; üreticiden veya toptan tedarikçiden alır. Bu durumda mal hazırlanması için zaman gereklidir. Alıcı, bu gerçekçi durumu dikkate alarak makul süre vermelidir.
"Uygun süre" somut olaya göre belirlenir. Normal ticari ürünler için birkaç hafta; özel yapım ürünler için aylarca; ithalat gerektiren ürünler için daha uzun süreler uygun olabilir. Bu süre, satıcının makul çabayla malı temin edebileceği süre olmalıdır.
İkinci fıkra, devir koşullarını düzenler: satıcının malı alıcıya devredebilmesi için, taksitle satışa ilişkin koşullara uyulması gerekir. Bu hüküm, devir anında taksitle satışın genel kurallarının geçerli olduğunu belirtir.
Özellikle alıcının ehliyet durumu (sınırlı ehliyetsizlik – TBK m. 254), sözleşmenin içerik şartları (TBK m. 253), cayma hakkı koşulları (TBK m. 255) gibi konular devirde de uygulanır. Mal teslim edildiğinde bu tüm koşulların yerine getirilmiş olması gerekir.
Üçüncü fıkra, çok önemli bir kısmi devir rejimi getirir: alıcı birden çok şey satın almış veya seçim hakkını saklı tutmuş ise, satılanın kısım kısım devredilmesini, ancak 256. maddede öngörülen asgari peşinatı ödedikten sonra isteyebilir.
Bu hüküm, çoklu mal satışlarında kısmi devir imkânı sağlar. Eğer alıcı birden fazla mal satın almışsa veya belirli bir sepetten seçme hakkı saklı tuttuğu bir sözleşme yapmışsa (TBK m. 268’deki tahsis kaydıyla satış), bazı malları erken teslim alabilir.
Ancak bu erken teslim hakkı bir koşula bağlıdır: asgari peşinat ödenmiş olmalıdır. TBK m. 256 uyarınca asgari peşinat, peşin satış bedelinin %10’udur. Bu peşinat olmadan kısmi teslim istenemez.
"Satılanın eşya topluluğu oluşturduğu hâllerde bu istemde bulunulamaz" ifadesi önemli bir sınırlamadır. Eğer satın alınan mallar ekonomik veya fonksiyonel olarak birbirine bağlıysa (takım, set, bütünleyici parçalar), kısmen teslim edilmesi mümkün değildir. Eşya topluluğu bir bütün olarak teslim edilmelidir.
Örneğin 12 parçalı bir yemek takımı satın alınmışsa, "önce 6 parçayı alayım" denemez; takımın bütünü bekletilmelidir. Ancak ayrı ayrı mobilya parçaları satın alınmışsa (yatak + dolap + masa), bunlar kısmi olarak teslim alınabilir.
Fıkranın son cümlesi, kısmi teslim için özel bir güvence sistemi getirir: satış bedelinin tamamen ödenmemesi hâlinde, satıcıdan satılanı kısmen devretmesi, ancak geri kalan kısmın yüzde onunun kendisine güvence olarak bırakılması koşuluyla istenebilir.
Bu hüküm, kısmi teslim durumunda satıcının çıkarını korur. Eğer alıcı bedel tamamını ödemeden malın bir kısmını istiyorsa, kalan bedel üzerinden %10 güvence bırakmak zorundadır. Bu %10, satıcıya kalan bedelin ödenmemesi durumunda tazminat sağlar.
Bu güvence sistemi, makul bir denge kurar. Alıcıya kısmi teslim imkânı tanınırken, satıcının da tam ödeme alamama riski minimize edilir. Güvence serbest bırakma veya tamamlama durumunda TBK m. 267 devreye girer.
Doktrinde bu madde, "ön ödemeli satışta esnek teslim düzeni" olarak değerlendirilmektedir. Modern ekonomik hayatın ihtiyaçlarına uyum sağlayan esnek bir yapı sunar. Yargıtay kararları, eşya topluluğu kavramının yorumunda fonksiyonel bütünlüğü dikkate almaktadır.
Uygulamada bu madde, mobilya ve ev eşyası ön ödemeli satışlarında, inşaat malzemesi alımlarında, kooperatif satışlarında önemli sonuçlar doğurur. Özellikle uzun süreli ödeme planlarında alıcıya kısmi teslim esnekliği sağlar. Bu düzenleme, ön ödemeli satışın pratik kullanımını kolaylaştıran önemli bir kuraldır.
