TBK 291. Madde
I. Bağışlayan bağışlamasına yüklemeler koyabilir.
II. Bağışlayan, sözleşme gereğince bağışlanan tarafından kabul edilmiş olan yüklemelerin yerine getirilmesini isteyebilir.
III. Kamu yararına olarak bağışlamaya konulmuş olan bir yüklemenin yerine getirilmesini isteme yetkisi, bağışlayanın ölümünden sonra, ilgili kamu kurumuna geçer.
IV. Bağışlama konusunun değeri, yüklemenin yerine getirilmesi masraflarını karşılamaz ve aşan kısım kendisine ödenmezse bağışlanan, yüklemeyi yerine getirmekten kaçınabilir.
TBK 291. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununun 240 ıncı maddesinin birinci fıkrasını kısmen ve 241 inci maddesini karşılamaktadır.
Tasarının dört fıkradan oluşan 290 ıncı maddesinde, yüklemeli bağışlama düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 241 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Şartın icrası” şeklindeki ibare, Tasarının 290 ıncı maddesinde, “IV. Yüklemeli bağışlama” şeklinde değiştirilmiştir. Gerçekten, 818 sayılı Borçlar Kanununun 241 inci maddesinin kenar başlığında “şart” teriminin kullanılmasına karşın, madde metninde “mükellefiyet” teriminin kullanılması yanlış olduğu gibi, “yükleme” denilmesi gerekirken yükümlülük (mükellefiyet) denilmesi de hatalı olmuştur. Öte yandan, Türk Medenî Kanununun 515 inci maddesinde “mükellefiyet” yerine “yükleme” teriminin kullanıldığı göz önünde tutularak, Türk Medenî Kanunu ile Tasarı arasında terim birliği de sağlanmıştır.
Bağışlayan, sözleşmeye koyduğu yüklemelerle, belirli bir amaca ulaşmak için, bağışlanana verme borcunu da kapsayacak şekilde, geniş anlamda yapma veya yapmama borcu yükler. Yüklemeden yararlanacak olanlar, sadece bağışlanandan yüklemeye uygun davranmasını isteyebilirler. Yüklemeli bağışlama, yüklemeden yararlanacak olanlar lehinde bir alacak hakkı doğurmaz; bu sebeple, yüklemeye aykırı davranan bağışlanan, yüklemeden yararlanacak olanlara tazminat ödemekle yükümlü tutulamaz. Fakat bağışlayan, Tasarının 294 üncü maddesinin (3) numaralı bendine dayanarak, yüklemenin, haklı bir sebep olmaksızın, bağışlananca yerine getirilmemesi sebebiyle, yerine getirdiği bağışlama konusunu geri alabilir.
Üç fıkradan oluşan 818 sayılı Borçlar Kanununun 241 inci maddesi, aynı Kanunun 240 ıncı maddesinin birinci cümlesi, Tasarının 289 uncu maddesinin birinci fıkrasına kısmen alınarak, Tasarıda dört fıkra hâlinde düzenlenmiştir.
Maddenin birinci fıkrasına göre: “Bağışlayan, bağışlamasına yüklemeler koyabilir.”
818 sayılı Borçlar Kanununun 241 inci maddesinin ikinci fıkrasının sonunda kullanılan “ait olduğu mercie intikal eder.” şeklindeki ibare, Tasarıda “ilgili kamu kurumuna geçer.” şeklinde değiştirilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 241 inci maddesinin son fıkrasında kullanılan “Bağışlanılan şeyin kıymeti masrafını korumaz ve masraf fazlası kendisine tesviye edilmezse” şeklindeki ibare, Tasarıda “Bağışlama konusunun değeri, yüklemenin yerine getirilmesi masraflarını karşılamaz ve aşan kısım kendisine ödenmezse” şekline dönüştürülmüştür.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 291. maddesi, yüklemeli bağışlama kurumunu düzenleyen önemli bir hükümdür. Yüklemeli bağışlama, bağışlayanın bağışlanana belirli yükümlülükler koyduğu özel bir bağışlama türüdür. Bu madde, bağışlamanın karşılıksız niteliğine önemli bir esneklik getirir. 818 sayılı Kanun’un 242. maddesini karşılamaktadır.
Maddenin birinci fıkrası temel kuralı koyar: bağışlayan bağışlamasına yüklemeler koyabilir. Bu hüküm, bağışlayanın bağışlamayı belirli amaçlarla yapma iradesini koruyucu niteliktedir. Bağışlayan, bağışlanana "şunu yapacaksın" şeklinde yükümlülükler koyabilir.
Yükleme, koşul’dan farklıdır. Koşul, bağışlamanın geçerliliğini etkiler; yükleme ise geçerliliği etkilemez, sadece bağışlanan için ek bir yükümlülük oluşturur. Bağışlama geçerli olur ve etki doğurur; bağışlanan yüklemeyi yerine getirmek durumundadır.
Yüklemeli bağışlamanın örnekleri çoktur: "Bu kitaplığı bağışlıyorum, ancak sen küçük kardeşin okuması için muhafaza edeceksin", "Bu arsa sana bağışlanmıştır, üzerine bir okul yapman şartıyla", "Bu parayı sana bağışlıyorum, eğitimin için kullanacaksın". Her birinde bağışlayan belirli bir amacı gerçekleştirmeyi beklemektedir.
İkinci fıkra, yüklemenin icra edilebilirliğini düzenler: bağışlayan, sözleşme gereğince bağışlanan tarafından kabul edilmiş olan yüklemelerin yerine getirilmesini isteyebilir.
Bu hüküm, bağışlayana yüklemenin icrasını talep etme hakkı verir. Bağışlanan, kabul ettiği yüklemeyi yerine getirmek zorundadır; aksi halde bağışlayan hukuki yollara başvurabilir. Bu, yüklemeye icra edilebilir nitelik kazandırır.
Yükleme kabulü, bağışlama kabulü ile birlikte gerçekleşir. Bağışlanan, bağışlamayı kabul ederken yüklemeleri de kabul eder. Ayrı bir kabul gerekmez; genel bağışlama iradesi yüklemeleri de kapsar.
Üçüncü fıkra, kamu yararına yüklemelere özel düzenleme getirir: kamu yararına olarak bağışlamaya konulmuş olan bir yüklemenin yerine getirilmesini isteme yetkisi, bağışlayanın ölümünden sonra, ilgili kamu kurumuna geçer.
Bu hüküm, kamu yararına yapılan bağışlamaların sürdürülebilirliğini sağlar. Bağışlayan öldükten sonra da yüklemenin yerine getirilmesi gereklidir. Bu takip yetkisi, ilgili kamu kurumuna geçer. Örneğin bağışlayan, bir okula yapılan bağışlamaya "bu bağış sadece fakir öğrencilerin bursu için kullanılacak" şeklinde bir yükleme koymuşsa, bağışlayan öldükten sonra bu yüklemenin icrasını Milli Eğitim Bakanlığı veya valilik talep edebilir.
Bu hüküm, hayır ve kamu yararına bağışlamaların uzun vadeli etkinliğini korur. Bağışlayanın kişisel kontrolü ölümle sona erse bile, kamu menfaati sürmeye devam eder.
Dördüncü fıkra, bağışlanana bir savunma hakkı tanır: bağışlama konusunun değeri, yüklemenin yerine getirilmesi masraflarını karşılamaz ve aşan kısım kendisine ödenmezse bağışlanan, yüklemeyi yerine getirmekten kaçınabilir.
Bu hüküm, ekonomik dengeyi sağlar. Bağışlamanın değeri, yüklemenin yerine getirilmesi için gereken masrafları karşılamıyorsa, bağışlanan yüklemeyi yerine getirmek zorunda değildir. Aksi halde bağışlama gerçekten bir "bağış" olmaktan çıkar ve bağışlanan için zararlı bir işleme dönüşür.
Örneğin 100.000 TL’lik bir mülk bağışlanmış ve üzerine "bu mülk üzerine okul yapılacak" yüklemesi konulmuş. Okul inşaatı 500.000 TL tutuyor. Bu durumda bağışlanan, yüklemeyi yerine getirmek zorunda değildir; çünkü bağışlanan değer (100.000 TL) yükleme masraflarını (500.000 TL) karşılamıyor. Fark bağışlayandan tahsil edilmiyorsa, bağışlanan yüklemeyi reddedebilir.
Bu savunma hakkı, bağışlananı ekonomik zarardan korur. Bağışlama bir yarar sağlamalı, zarar doğurmamalıdır. Eğer yükleme maliyetleri değeri aşıyorsa, bağışlanan savunma hakkına sahiptir.
Doktrinde yüklemeli bağışlama, "amaç yönlendirmeli bağışlama" olarak değerlendirilmektedir. Bağışlayan sadece mal transfer etmez; belirli bir amacı gerçekleştirmek için bağışlama yapar. Yargıtay kararları, yüklemelerin açık ve belirli olmasını; ekonomik dengenin gözetilmesini aramaktadır.
Uygulamada bu madde, hayır amaçlı bağışlamalarda (vakıf, dernek bağışları), aile içi koşullu mal devirlerinde (eğitim şartıyla bağış), tarihi yapıların korunması için bağışlamalarda, kültürel etkinlikler için bağışlarda önemli sonuçlar doğurur. Bu düzenleme, bağışlamanın sosyal ve amaç yönlü kullanımını destekleyen kritik bir hükümdür.
