TBK 391. Madde
Ödünç alana, sözleşmede kararlaştırılan para yerine, kıymetli evrak veya ticari mallar verilirse, borcun tutarı, bunların teslim zamanı ve yerindeki borsa ya da piyasa değeri üzerinden hesaplanır; aksine yapılan sözleşme geçersizdir.
TBK 391. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununun 311 inci maddesini karşılamaktadır.
Tasarının tek fıkradan oluşan 390 ıncı maddesinde, ödünç alana para yerine verilen şeylerde, ödünç alanın ödünç konusunu geri verme borcunu hangi hesaplamaya göre ifa edeceği düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 311 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “C. Nakit Yerine Verilen Şeyler” şeklindeki ibare, Tasarıda “C. Para yerine verilen şeyler” şekline dönüştürülmüştür.
818 sayılı Borçlar Kanununun 311 inci maddesinde kullanılan “emtia” şeklindeki ibare, Tasarıda “ticarî mallar” şeklinde; “borsa rayicinden ve carî fiyattan ibaret olur; bunun hilâfına mukavele batıldır.” şeklindeki ibare ise, “borsa ya da piyasa değeri üzerinden hesaplanır. Bunun aksine yapılan sözleşme geçersizdir.” şeklinde ifade edilmiştir.
Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 391. maddesi, tüketim ödüncünde para yerine başka mallar verildiğinde borç tutarının nasıl hesaplanacağını düzenleyen pratik bir hükümdür.
Madde, ödünç alana, sözleşmede kararlaştırılan para yerine, kıymetli evrak veya ticari mallar verilirse, borcun tutarı, bunların teslim zamanı ve yerindeki borsa ya da piyasa değeri üzerinden hesaplanır; aksine yapılan sözleşme geçersizdir şeklinde düzenler.
Bu hüküm, para ödüncü sözleşmelerinde alternatif ödeme araçlarının nasıl değerleneceğini belirler. Para yerine kıymetli evrak (bono, çek) veya ticari mallar verildiğinde, teslim anındaki piyasa değeri esas alınır.
Bu kuralın mantığı: para ödüncü sözleşmesinde ödünç alanın ne kadar borçlu olduğu belirsiz olmamalıdır. Para yerine başka şey verilmişse, bu şeyin gerçek piyasa değeri borç miktarını belirler.
"Borsa ya da piyasa değeri" objektif bir ölçüttür. Kıymetli evrak için borsa değeri, ticari mallar için piyasa fiyatı uygulanır. Teslim zamanı ve yeri esas alınır.
"Aksine yapılan sözleşme geçersizdir" ifadesi emredicidir. Taraflar, piyasa değeri dışında bir hesaplama kararlaştıramazlar. Bu, ödünç alanı korumak için getirilmiş bir kuraldır.
Korumanın amacı: ödünç veren, piyasa değerinin üstünde bir değerleme dayatamaz. Örneğin piyasada 80.000 TL değerinde olan malları 100.000 TL’ye değerlendirip, ödünç alanı 100.000 TL borçlu saymak yasaktır.
Pratik örnek: bir kişi başka birinden 100.000 TL ödünç almak istedi. Ödünç veren "nakit param yok, ama 1000 gram altın verebilirim" dedi. Altın teslim edildiğinde piyasa değeri 80.000 TL. Ödünç alan, 100.000 TL değil, 80.000 TL borçlu olur (altın piyasa değerine göre).
Bu düzenleme, faizsiz olarak ödünç alanı koruyan önemli bir mekanizmadır. Ayni ödünçlerde ortaya çıkabilecek haksız değerlemeleri önler.
Kredi sözleşmelerinde uygulama: bankalar genellikle nakit kredi verir. Ancak bazı özel kredi türlerinde (altın, döviz kredisi) bu madde devreye girebilir. Teslim edilen varlığın piyasa değeri borç miktarını belirler.
