TBK 428. Madde
I. İşyerinin tamamı veya bir bölümü hukuki bir işlemle başkasına devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan hizmet sözleşmeleri, bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer.
II. İşçinin hizmet süresine bağlı hakları bakımından, onun devreden işveren yanında işe başladığı tarih esas alınır.
III. Yukarıdaki hükümlere göre devir hâlinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan, devreden ve devralan işveren müteselsilen sorumludurlar. Ancak, devreden işverenin bu yükümlülüklerden doğan sorumluluğu, devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır.
TBK 428. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “F. Hizmet ilişkisinin devri / I. İşyerinin tamamının veya bir bölümünün devri” kenar başlıklı yeni bir maddedir.
Tasarının üç fıkradan oluşan 427 nci maddesinde, işyerinin tamamının ya da bir bölümünün devrinin hizmet ilişkisine etkisi düzenlenmektedir.
Maddenin birinci fıkrasında, bir işletmenin kısmen ya da tamamen bir üçüncü kişiye devri hâlinde, hizmet ilişkisinin bütün hakları ve borçları ile birlikte devir tarihinden itibaren, kendiliğinden devralana geçeceği hükme bağlanmıştır. Benzer bir düzenleme, 4857 sayılı İş Kanununun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında da bulunmaktadır.
Maddenin ikinci fıkrasında, işçinin hizmet süresine bağlı hakları bakımından, işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihin esas alınacağı belirtilmektedir. Benzer bir düzenleme, 4857 sayılı İş Kanununun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasında da bulunmaktadır.
Maddenin son fıkrasına göre: “Yukarıdaki hükümlere göre devir hâlinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren müteselsilen sorumludurlar. Ancak, bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu, devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır.” Benzer bir düzenleme, 4857 sayılı İş Kanununun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında da bulunmaktadır. Fıkrada, Tasarının 201 inci maddesinden farklı olarak ilân zorunluluğu aranmamıştır. Çünkü, iş yerinin devrinde alacaklı konumundaki işçilerin kimler oldukları belirli olup, ayrıca ilân yapılması gereksiz görülmüştür.
Maddenin düzenlenmesinde kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 333 üncü maddesi göz önünde tutulmuştur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 428. maddesi, işyerinin devri hâlinde hizmet sözleşmelerinin akıbetini ve devrin tarafları arasında sorumluluğun nasıl paylaşılacağını düzenleyen, iş hukukunun en önemli koruyucu kurallarından birini oluşturur. Hükmün amacı, işletmesel bir yapının el değiştirmesi hâlinde işçinin iş güvencesi ve hizmet süresine bağlı haklarının zarar görmemesidir.
Birinci fıkra, işyerinin tamamı veya bir bölümü hukuki bir işlemle başkasına devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan hizmet sözleşmelerinin bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçeceğini düzenler. "Hukuki işlem" kavramı satış, kira, birleşme, bölünme, intifa kurulması, haciz sonucu ihale ve benzeri devir türlerini kapsar. "Tamamı veya bir bölümü" ifadesi, işletmenin bütününün devrini olduğu kadar, ekonomik bütünlük gösteren bir şube, bölüm veya üretim hattının devrini de içerir. Otomatik intikal kuralı gereği işçinin rızası aranmaksızın sözleşmeler devralana geçer; bu kural işçi lehine zorunlu olup, işverenler arası sözleşmeyle dışlanamaz.
İkinci fıkra, işçinin hizmet süresine bağlı hakları bakımından, onun devreden işveren yanında işe başladığı tarihin esas alınacağını öngörür. Böylece kıdem, yıllık izin, ihbar süresi gibi hizmet süresine bağlı tüm haklar devir sonrasında korunur; işçi adeta aynı işverenle çalışmış gibi muamele görür. Bu kural olmasaydı, işveren değişiklikleriyle işçinin kıdem sıfırlanabilir ve hakları kolaylıkla ortadan kaldırılabilirdi. Düzenleme, hakkın özüne yönelik bu riski baştan bertaraf eder.
Üçüncü fıkra, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ile devralanın müteselsil sorumlu olduğunu, ancak devreden işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlı olduğunu düzenler. Müteselsil sorumluluk, işçiye her iki işverenden dilediğine başvurma serbestisi verir; devreden işveren iki yıl boyunca birlikte sorumludur. İki yıl dolduktan sonra devralan işverenin tek başına sorumluluğu devam eder. Bu sınır, devreden işveren açısından belirsiz süreli sorumluluğu bertaraf eden ölçülü bir denge oluşturur.
"Devir tarihinde ödenmesi gereken borçlar" ücret, fazla çalışma, yıllık izin, hafta tatili, genel tatil ücretleri gibi doğmuş ve muaccel alacakları kapsar; devir sonrasında doğan alacaklar bakımından ise yalnızca devralan sorumludur.
Uygulamada işyeri devri kavramı, salt hukuki bir devirle sınırlı değildir; ekonomik bütünlüğün korunarak fiilî devir hâllerinde de bu kurallar işler. Yargıtay içtihatlarında "muvazaalı devir" durumları titizlikle incelenir; işçilik haklarını ortadan kaldırmaya yönelik görünüşte devirler geçersiz sayılır ve önceki işverenin sorumluluğu devam ettirilir. 4857 sayılı İş Kanunu m.6 ile paralel kurgulanan bu hüküm, İş Kanunu kapsamı dışındaki hizmet ilişkilerinde de aynı güvenceyi sağlar.
