TBK 46. Madde
I. Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar.
II. Yetkisiz temsilcinin kendisiyle işlem yaptığı diğer taraf, temsil olunandan, uygun bir süre içinde bu hukuki işlemi onayıp onamayacağını bildirmesini isteyebilir. Bu süre içinde işlemin onanmaması durumunda, diğer taraf bu işlemle bağlı olmaktan kurtulur.
TBK 46. Madde Gerekçesi
Tasarının iki fıkradan oluşan 46 ncı maddesinde, yetkisiz temsilcinin yaptığı işlemi, adına sözleşme yapılan kişi tarafından onanması durumu düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 38 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Salâhiyetin fıkdanı / 1. İcazet” şeklindeki ibareler, Tasarının 46 ncı maddesinde, “II. Yetkisiz temsil / 1. Onama hâlinde” şeklinde değiştirilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununda tek fıkradan oluşan madde, Tasarıda iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 38 inci maddesinde kullanılan “alacaklı veya borçlu olmaz.” Şeklindeki ibare, burada yetkisiz temsilcinin yaptığı işlemin bağlayıcılığının söz konusu olduğu göz önünde tutularak, Tasarının 46 ncı maddesinin birinci fıkrasında “temsil olunanı bağlar.” şeklinde ifade edilmiştir.
Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
TBK md. 46, yetkisiz temsilcinin yaptığı hukuki işlemlerin akıbetini düzenleyen ve temsil olunana onama yetkisi tanıyan temel bir hükümdür. İki fıkradan oluşan madde, yetki olmaksızın yapılmış işlemin askıya alınmış geçersizlik rejimini ortaya koyar ve karşı tarafa belirsizlik süresinin sona erdirilmesi için bir mekanizma sunar. Düzenleme, iradelere saygı ile hukuki güvenlik arasında incelikli bir denge kurar.
Birinci fıkraya göre bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar. Bu kural yetkisiz temsil durumunda işlemin hukuki durumunu belirler. İşlem otomatik olarak geçersiz değil, "askıda geçersiz" (negotium claudicans) statüsündedir. Temsil olunanın onaması ile işlem geçerli hâle gelir; onamama durumunda ise kesin olarak geçersiz olur.
"Yetkisiz temsilci" kavramı üç durumu kapsar. Birincisi hiç yetkisiz temsilci; temsil yetkisi hiç verilmemiş olmasına rağmen temsil sıfatıyla hareket eden kişi. İkincisi yetkisini aşan temsilci; belirli sınırlar çerçevesinde yetkili olmasına rağmen bu sınırları aşan kişi. Üçüncüsü yetkisi sona ermiş temsilci; daha önce yetkili olmuş ancak yetkisi sona erdikten sonra işlem yapan kişi (madde 45’teki iyi niyet koşulu gerçekleşmemişse).
Her üç durumda da temsil olunanın onaması ile işlem yeniden canlandırılabilir. Onama, askıda geçersiz işleme geriye etkili olarak geçerlilik kazandıran tek taraflı bir hukuki işlemdir. Bu nedenle "ex tunc" (geriye dönük) etkilidir; işlem ilk yapıldığı andan itibaren geçerli sayılır.
Onama açık veya örtülü olabilir. Açık onama, temsil olunanın işlemi kabul ettiğine dair açık beyanıdır (sözlü veya yazılı). Örtülü onama ise temsil olunanın davranışlarıyla onamayı ortaya koymasıdır. Örneğin temsil olunan yetkisiz temsilci tarafından yapılan satım sözleşmesinden doğan bedeli kabul ederse, örtülü onama söz konusudur.
Onamanın şekli kural olarak serbestlik ilkesine tabidir. Ancak asıl işlem şekle tabi ise, onamanın da aynı şekle tabi olup olmayacağı tartışmalıdır. Doktrinde baskın görüş, onamanın sözleşmeyi değil mevcut işleme geçerlilik kazandıran bir beyan olduğu için şekil koşulunun aranmaması yönündedir.
İkinci fıkra karşı taraf için önemli bir hak tanır: yetkisiz temsilcinin kendisiyle işlem yaptığı diğer taraf, temsil olunandan, uygun bir süre içinde bu hukuki işlemi onayıp onamayacağını bildirmesini isteyebilir. Bu süre içinde işlemin onanmaması durumunda, diğer taraf bu işlemle bağlı olmaktan kurtulur.
Bu hüküm karşı tarafı belirsizlikten koruyan önemli bir mekanizmadır. Yetkisiz temsilcinin yaptığı işlem sonrası temsil olunanın tutumu bilinmemektedir; karşı taraf belirsizlik içinde kalır. Karşı taraf bu belirsizliğe son vermek için temsil olunana resmi bir sorma yönelterek onamasını veya onamamasını beklemesini istemek yerine, süre içinde cevap istemeye zorlar.
"Uygun süre" kavramı somut olaya göre belirlenir. İşlemin niteliği, aciliyeti, temsil olunanın karar alma süresi, piyasa koşulları gibi faktörler sürenin belirlenmesinde rol oynar. Genellikle ticari işlemlerde kısa (günler veya haftalar), şahsa bağlı işlemlerde daha uzun süreler tanınır.
Süre içinde onama gelmezse karşı taraf işlemle bağlı olmaktan kurtulur. Bu, tek taraflı bir kurtulma hakkıdır. Karşı taraf, bu süreyi beklemeden de işlemi sürdürmekten vazgeçebilir; ancak bu hakkını kullanmadan önce temsil olunanın onamasını bekleme zorunluluğu yoktur. Eğer karşı taraf süre belirleme yolunu tercih etmişse, süre içinde onama gelmesi hâlinde artık işlemden vazgeçemez.
Doktrinde madde 46, yetkisiz temsil rejiminin temel çözümü olarak değerlendirilir. Temsil olunanın iradesine saygı ile karşı tarafın belirsizlikten kurtulması arasında kurulan denge, hukuki güvenlik açısından önemlidir.
Yargıtay kararlarında özellikle şirket temsilcilerinin yetki sınırlarını aşarak yaptığı işlemler, ticari temsilcilerin vekâletsiz yürüttüğü faaliyetler, ana-babanın çocuk adına yetkisiz yaptığı işlemler madde 46 çerçevesinde değerlendirilmekte ve onama-onamama sonuçları titizlikle belirlenmektedir.
